Türkiye Mısır'ın gölgesinde mi kaldı?

Türkiye Mısır'ın gölgesinde mi kaldı?
Türkiye Mısır'ın gölgesinde mi kaldı?
İsrail'i saymazsak, ki savaş nedeniyle sayamayız, Gazze'ye sınırı olan tek ülke Mısır. Mısır'ın garantisi olmadan hiçbir anlaşmanın yürüme şansı yok...
Haber: YAVUZ OĞHAN / Arşivi

Gazze semalarında hâlâ uçaklar, füzeler, top mermileri kol geziyor. Ateşkes ha sağlandı ha sağlanacak derken insanlar ölmeye devam ediyor. Bu sıcak atmosferde Amerika Birleşik Devletlerinin Dışişleri Bakanı Hillary Clintonda bölgede. Clinton İsraillilerle ve Mahmud Abbas ile görüşüyor, Mısır’ın nabzını tutuyor. Ankara ’da ise bu trafiğin içinde Türkiye ’nin neden olmadığı tartışılıyor. Tartışmada üç kritik soru var.

Türkiye İsrail ile bozulan ilişkiler nedeniyle masadaki yerini Mısır’a mı kaptırdı?
Ateşkes görüşmelerinde Clinton’ın Ankara’ya uğramaması, Kahire ile dirsek dirseğe çalışması bunun göstergesi sayılabilir mi?

Ve belki de asıl soru. Türkiye bölgede önemli bir aktör olmak isterken kendisini oyunun dışında mı buldu?

Türkiye’nin menfaati…
Bu sorulara yanıt verirken Türkiye’nin Mısır’a ve Mısır’ın yeni yönetimine bakışını tahlil etmek gerekiyor. Tahrir devriminin ardından seçimlere giden süreçte Ankara hep sokaktan yana oldu. Seçimler sırasında da şu an cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Muhammed Mursi’yi destekledi, uzaktan destekle de kalmadı, seçim kampanyasında dolaylı da olsa fiilen yer aldı.

AK Parti hükümeti seçimde desteklediği Mursi’nin ekonomik anlamda nefes alabilmesi için 2 milyar dolar kredi açtı, hem de dünya ekonomik kriz ile boğuşurken. Ankara Mursi’nin ayakta kalmasını, devrik lider Mübarek yanlılarına karşı güç kazanmasını uzun vadeli menfaatleri açısından stratejik önemde buldu, bulmaya da devam ediyor.
Mısır’ı Arap Baharı’nın sembolü olarak görüyor, seçimle gelen yönetimin başarısının bölge ülkelerine örnek olacağına inanıyor.

Gazze için yürütülen ateşkes görüşmelerinde de bu stratejinin etkileri var. Çünkü Mursi’nin ilk uluslararası sınavdan başarı ile çıkması kendi ülkesindeki yerini de sağlamlaştıracak. Eski rejimin temsilcilerine karşı elini güçlendirecek.
Türkiye elindeki imkânları Mısır’ın başarısı için kullandı…

Türkiye Hamas üzerinde en etkili ülkelerden birisi. Bu etkisini, görüşmelerin başarısı ve ateşkesin sağlanabilmesi için Mursi ile diyalog halinde sonuna kadar kullandı. Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan Mısır ziyaretlerinde mesailerinin büyük bölümünü Meşal ve Mısırlı yetkililerle Gazze görüşmelerine ayırdılar. Kendileri Mısır’dan ayrılırken görüşmeleri sürdürmesi için MİT Müsteşarı’nı Kahire’de bıraktılar. Hatta ilgili diplomatlar Ankara ile Kahire arasında mekik dokudu. Bu baş döndüren trafiğe rağmen Türkiye vitrinde pek görünmedi. Ankara, “Rolünü Mısır’a kaptırdı” eleştirilerine rağmen bu durumdan hiç şikâyetçi de olmadı.

Bir de işin reel politik bölümü var. İsrail’i saymazsak, ki savaş nedeniyle sayamayız, Gazze’ye sınırı olan tek ülke Mısır. Mısır’ın garantisi olmadan hiçbir anlaşmanın yürüme şansı yok. Ayrıca Mısır Arap Birliği’nin de merkezi. Bu durumda Ankara’nın perde arkasında kalması doğal karşılanmasa bile Mısır’ın ön planda olması zaten pek şaşırtıcı değil.

Ankara’nın destek verdiği görüşmelerde neler oluyor?
Amerika Dışişleri Bakanı’nın ani bir kararla bölgeye gitmesi İsrail ile Hamas arasındaki görüşmelerde anlaşma sağlanacağının işareti olarak algılandı. O anlaşma sağlandı da. Önceki gece yarısından itibaren ateşkesin uygulanması kararlaştırıldı. Bunun üzerine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu resmi açıklama bile yaptı. Ancak gece yarısından sonra da füzeler ateşlendi, bombalar patladı. Yani anlaşmaya son nokta konulamadı.

Tarafların üç aylık bir ateşkes üzerinde mutabık kaldıkları belirtildi. Ancak ya detaylarda son anda bir sorun çıktı ya da taraflardan birisi zamanlamayı kendisi belirlemek istedi. Burada da oklar İsrail’i gösteriyor. Çünkü Hamas’ın masadaki anlaşmaya “Evet” dediği belirtiliyor.

Bütün olumsuzluklara rağmen süreci yakından takip edenler bir ateşkes beklentisinden vazgeçmedi. Bu beklentiyi güçlendiren olgu ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın bölgede olmasıydı. Uzmanlara göre ateşkes umudu olmasa Clinton’ın ziyareti zaten gerçekleşmezdi. Nitekim ateşkes dün akşam itibariyle sağlandı.