Uygurlara Ramazan'da 'yemek' baskısı

Uygurlara Ramazan'da 'yemek' baskısı
Uygurlara Ramazan'da 'yemek' baskısı
Sincan'ın güneyinde yer alan Aksu kentindeki yayımlanan emirde,'Dini faaliyetlere öğretmen ve öğrenciler katılmamalıdır' denildi.

Sadi KAYMAZ

Taklamakan Çölü’nün kuzeyinde yer alan ve nüfusun tamamına yakınını Uygurların oluşturduğu Aksu, etnik gerilimin en yüksek olduğu şehirlerden biri durumunda bulunuyor. Tarihi Kaşgar kentinin Zonglang kasabası tarafından yayımlanan yönetmelikte de, ’Emekliler dahil olmak üzere memurlar ve öğrencilerin herhangi bir dini aktiviteye katılmaması’ gerektiği bildirildi.

ÇİN BASINI: ÇOCUKLARIN SAĞLIĞI İÇİN
Bölgenin güneyinde yer alan başka bir Uygur şehri olan Hotan’da eğitimden sorumlu yetkililerin, okulları ziyaret ederek ’Öğrencilerin yeterli beslenip beslenmediğini kontrol etmesinin’ istendiği belirtiliyor. Çin basını ise, bunun çocukların sağlığına ilişkin endişelerden kaynaklandığını ve kimsenin yemek yemeye zorlanmadığını savunuyor. Sincan’ın merkezi Urumçi’de 2009 yılında meydana gelen olaylardan sonra güvenlik bütçesini arttıran Çin yönetiminin, özelikle Uygurların çoğunlukta bulunduğu bölgenin güneyinde gözetleme ve takip faaliyetlerini yoğunlaştırdığı biliniyor.

Öte yandan, bazı belediyelerin nakdi sosyal yardımlar karşılığında kadınları türban ya da peçeden vazgeçirmeye çalıştığı, özellikle dar gelirli ailelerin yardım karşılığında bir form imzaladığı ifade ediliyor.

‘BASKI’NIN TARİHİ
Çin topraklarının altıda birini oluşturan ve zengin yeraltı kaynaklarını barındıran Sincan’da özellikle Kültür Devrimi sırasında dini ve etnik zulüm had safhaya ulaşmıştı. Müslümanlığın tamamen yasaklandığı bu dönemde, 1976’ya kadar öğrencilere ramazan ayında zorla şeker yedirilmesi ya da camilerin yıkılması gibi eylemler hafızalardan çıkmadı.

Aydınların işkenceye tabi tutulduğu ve din adamlarının cezalandırıldığı dönemde özellikle Uygur ve Tibet kültürleri son derece ciddi zarar gördü.

Mao Zedong’un ölümü ve Deng Xiaoping’in başlattığı reformlara bağlı olarak 80’li yıllarda hissedilen nispi gevşeme, 1989’da başkent Pekin’i sallayan ve Komünist Parti ’yi ipin ucuna kadar götüren öğrenci olaylarının ardından tersine döndü. Olayları tanklarla bastıran ve sonrasında ’sosyal istikrar’ saplantısına kapılan Çin Komünist Partisinin getirdiği baskıcı politikalar, 1993 yılında Sincan’a atanan Parti Sekreteri Wang Lequan döneminde yeniden ağırlaştı.

Bölgeyi güvenlik odaklı bir anlayışla 16 yıl derebeyi gibi yöneten Wang’ın politikalarının yarattığı gerilim, 2009 yılında doruğa ulaşarak şiddet olaylarına dönüştü. 5 Temmuz 2009’da en az 195 kişinin öldüğü olayları faturasının çıkarıldığı Wang Lequan, Pekin yönetimi tarafından takip eden aylarda görevinden alındı. Wang’ın yerine atanan Zhang Chunxian’in bir önceki görev yeri olan Hunan’da uyguladığı hoşgörülü yönetim tarzı, Pekin yönetiminin baskıcı politikalarını terk edeceği şeklinde yorumlanmıştı.

Çin’in twitterı olarak bilinen weibo’yu aktif olarak kullanan en üst düzey Çin Komünist Partisi yetkilisi olan Zhang ise, ekonomik gelişme odaklı bir yönetim anlayışı uygulamaya koydu.

Uygurların yaşam standartlarının yükseltilmesini öne çıkaran Zhang döneminde, bölgeye yapılan yatırımlarda belirgin bir yükseliş gözleniyor. Ancak, Zhang’ın din ve kültür özgürlükleri alanında gözle görülür bir değişim getirmemesi Uygurlar arasında sıkıntıların sürmesine yol açıyor. (dha)