Uzlaşamadıklarında uzlaştılar

Uzlaşamadıklarında uzlaştılar
Uzlaşamadıklarında uzlaştılar
G20'de Obama ile Suriye'yi görüşen Putin, sadece görüş alışverişi yaptıklarını belirtip "Aynı fikirde değiliz. Ancak birbirimizi dinledik" dedi. Obama ise "Suriye'ye karşı uluslararası düzeyde eyleme geçmeyi tercih ederim" dese de "BM Güvenlik Konseyi felce uğramıştır. Bir ülke kimyasal silah kullanıyorsa bedelini ödemelidir" diyerek BM'siz harekete geçebileceğini ima etti...

Rusya’nın St. Petersburg kentindeki G20 liderler zirvesinde Suriye’ye olası müdahale için yoğun bir diplomatik görüşme trafiği yaşansa da taraflar birbirlerini ikna edemedi. ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 20 dakikalık bir görüşme yaparken, deyim yerindeyse ‘uzlaşamadıklarında uzlaştı.’
Görüşme sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Putin, “Obama benimle aynı fikirde değil. Ben Obama ile aynı fikirde değilim. Ancak birbirimizi dinledik” ifadelerini kullandı. Putin, hem kendisinin hem Obama’nın ortak amacının uluslararası barışın sağlanması olduğunu ancak görüşmelerde sadece fikir alışverişi yaptıklarını, kimsenin kendi fikrinden taviz vermediğini ve ikna olan taraf olmadığını söyledi. Rus lider, ABD, Türkiye , Fransa ve Britanya liderlerinin Suriye’ye operasyon yapılması için çağrıda bulunduklarını ancak bu ülkelerin halklarının büyük çoğunluğunun buna karşı çıktığına dikkat çekti. Putin, operasyonun dünya ekonomisine ağır bedeli olacağını da vurgularken, ‘kimyasal saldırıyı muhaliflerin yaptığını ve onları destekleyen ülkelerin bu durumu provoke ettiğini’ öne sürdü.

Putin: Yardımı sürdüreceğiz

Putin, muhaliflerin bu yolla dış müdahalenin yolunu açmayı hedeflediklerini iddia ederken, “Saldırı durumunda da Suriye’ye yardım edecek misiniz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Yardım edeceğiz, şimdi ettiğimiz gibi. Silah teslimatı yapıyoruz, ekonomik ilişkilerimiz var. Umarım yaşananlardan dolayı mağdur olan halka insani yardımlarımız artarak sürecek.”
Putin, BM’den karar çıkmadığını hatırlatıp Suriye’ye dair karar verilecek yerin St. Petersburg olmadığını ve G20’nin de böyle bir özelliği bulunmadığının altını çizip “Buna rağmen bir operasyon uluslararası yasalara aykırı olur” savunmasını da yineledi.
Farklı bir açıdan da olsa Putin gibi Obama da ‘uluslararası kurallar’ uyarısı yaptı. Obama, basın toplantısında ‘Suriye’nin kimyasal silah kullanmasına tepki göstermemenin uluslararası normları ihlal etmenin cezasız kalacağı’ mesajını vereceğini söyledi. Obama, “Suriye’ye karşı uluslararası düzeyde eyleme geçmeyi tercih ederim” ifadelerini kullansa da dile getirdiği eleştiriler BM’siz harekete geçebileceğini düşündürdü: “BM Güvenlik Konseyi, Suriye’ye karşı alınacak tepki konusunda felce uğramıştır. Bir ülke kimyasal silah kullanıyorsa bunun bedelini ödemelidir. Bu bizim uydurduğumuz bir şey değil. Bunu askeri müdahale için bir bahane olarak kullanmıyoruz. Biz savaşları sonlandırmak için göreve geldik. Askeri güce bağımlılığımızı azaltmaya çalıştım. Ama bazı zamanlar, zor kararlar vermek zorunda kalırsınız. Ve bu dönem de o dönemlerden biri. Harekete geçmemek ne mesaj içeriyor. Bir başka kınama açıklaması ne işe yarayacak? Bu gibi durumlarda gözler daima ABD’ye çevrilir ve niye bir şey yapmıyorsunuz denir. Ama sorumluluk alma zamanı geldiğinde uluslararası toplum hazır olmadığını söylüyor.” Obama, Putin ile görüşmesini ise şöyle değerlendirdi: “Görüşmemiz oldukça samimi ve yapıcı geçti. Suriye’yi ele aldık, anlaşma beklentim yoktu. Putin’e bana katılmasını beklemediğimi söyledim.” ABD Başkanı ayrıca, “BM denetçilerinin raporundan sonra Putin’in bu tutumunu devam ettirmesi zor olacaktır” umudunu da dile getirdi. 

Obama salı günü konuşacak

Obama, salı günü ABD halkına yönelik Suriye konusunda bir konuşma yapacağını da söyledi.


“Ortak operasyon kararı henüz yok”

Başbakan Tayyip Erdoğan, G20 zirvesindeki basın toplantısında,”Suriye’yi bekleyen en büyük tehlike mezhep savaşıdır” uyarısı yapıp olası müdahaleye yönelik görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başbakan Erdoğan, “Şu anda buradan umutlu veya umutsuz ayrılmak gibi bir şeyi konuşmak yanlış olur. Sadece süreci bizim dikkatli bir şekilde takip etmemiz ve gereğini de yapmamız gerekir diye düşünüyorum” ifadesini kullandı. Erdoğan, Suriye’ye şu anda henüz ortak operasyon kararı olmadığını belirtip Rusya’yı eleştirdi: “Suriye rejiminin halkına yönelik katliamı, zirveye katılan hemen her lider tarafından dikkatle izleniyor ve Şam’a operasyonun son derece gerekli olduğunu liderler de ifade ediyor. Tabii bunun nasılı, niçini, zamanlaması, BM’nin raporunu vermesi ve buna dayalı olarak adım atılmasının önemli olduğu noktasında bir yaklaşım var. Burada şu andaki görüntü BM Güvenlik Konseyi kararı olmadığına göre zaten ortak bir operasyon olmaz. Ancak oluşturulabilecek bir koalisyon gücünün ortak operasyonu olur. Bu koalisyon, 3 ülke olur, 5 ülke olur, velhasıl ancak böyle bir şey olabilir. Rusya ve Çin ile de diyaloglarımız sürüyor, sürecek. Onların, özellikle Rusya’nın takıldığı konu kimyasal silah noktasında bir belgeler, iki kimin kullandığı konusu. Rusya hâlâ bunu rejimin kullandığını kabullenmiyor.”
Erdoğan, “Suriye’ye operasyonu desteklememiz, kimilerince özellikle de muhalefet tarafından ifade edildiği gibi asla savaş çığırtkanlığı değildir, savaş heveslisi olmak değildir” vurgusu da yaptı. 

“Savaş heveslisi değiliz”
Erdoğan, “Yaptığımızı savaş çığırtkanlığı diye nitelemek doğrudan doğruya Şam’a destek vermektir. Operasyona karşı olmak hem de bunu sanki bir savaş karşıtlığı gibi sunmak, şu anda 106 bin insanın ölümüne, bundan sonra ölecek masumlara göz yummak, katilleri teşvik etmektir” dedi. 

“Belki küçük bir adayız ama...”

Suriye’ye müdahale önergesini meclisten geçiremeyen ve bu ‘yenilginin’ tüm sorumluluğunu üstlenen Britanya Başbakanı David Cameron, önceki gün başlayan G20 zirvesinde ABD tarafından ‘görmezden gelinirken’ Rusya’nın da alaylarına maruz kaldı. Cameron, Britanya Gizli Servisi M6 tarafından kimyasal saldırının yapıldığı Doğu Guta’dan toplanan ve Porton Down laboratuvarında tahlil ettirilen toprak numuneleri ve kurbanlara ait kıyafetlerde sarin gazı saptandığını açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov ise basın toplantısında kendisine bu açıklamanın sorulması üzerine “Britanya, Chelsea futbol kulübünü satın alan Rus oligarklar hariç kimsenin kaale almadığı küçük bir ada” yakıştırması yaptı. Peskov sonra sözleri sarf etmediğini savunsa da Cameron cevap vermekte gecikmedi. “Britanya küçük bir ada olabilir ama dünya üzerinde bu kadar şanlı bir tarihi olan, yüce gönüllü ve dirençli bir ülke daha yok” diyen Cameron Britanya’nın ‘maharetlerini’ sıralamayı unutmadı: “Britanya Avrupa’nın faşizmden ve kölelikten kurtulmasına yardım etti. Spor, edebiyat ve müzik adına icat edilmesi gereken her şeyi biz icat ettik. Ayrıca 6. büyük ekonomiyiz. Küçük bir ada olarak yaptıklarımızla gurur duyuyoruz.” BBC’ye konuşan Maliye Bakanı George Osborne da “Küçük bir adasınız diyorlar ama zirvede gündemi biz belirliyoruz” diyerek ülkesini savundu.
Bu arada Rusya-ABD atışması da yaşandı. Putin “Kimyasal saldırıda Kaide’nin parmağı yok” diyen ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’i ‘yalancılıkla’ suçlamıştı. Bakanlık sözcüsü Jen Psaki ise “Hepinizin bildiği gibi Kerry Vietnam’da savaştı. Bu sözlerden daha çok söyleyecek sözü var. Zaten Putin’in bu saçma sözlerinin Kerry’nin uykularını kaçırdığı yok” dedi.

“Türkiye yürekten konuştu”

Britanya Maliye Bakanı George Osborne, önceki akşamki zirve yemeğinde Türkiye’nin ‘çok çarpıcı’ konuştuğunu söyledi. Osborne, “Ben katılmadım ama duyduğum kadarıyla, örneğin Türkler, kimyasal silah kullanımına karşı dünyanın nasıl bir tepki vermesi gerektiğine dair fikirlerini masada çok güçlü ifade etmişler. Çok tutkulu ve yürekten çağrıda bulunmuşlar” dedi. Suriye’ye dair fikir ayrılıklarının şaşırtıcı olmadığını savunan Osborne “Ancak liderler barış görüşmelerini yeniden başlatmanın en iyi çözüm yolu olduğu konusunda hemfikir” diye konuştu.

Beyaz Saray: Görüşme verimli geçti

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Ben Rhodes, Obama’nın, Erdoğan ile görüşmesinde Suriye’nin ele alındığını belirtti. Rhodes, Türkiye’nin Esad rejiminin kimyasal silah kullanımından sorumlu tutulması gerektiğinin kuvvetli bir savunucusu olduğunu ifade etti. Suriye muhalefetine destekte Türkiye ile çok sıkı işbirliğinin yürütüldüğünü belirten Rhodes, bunun sürdürüleceğini vurguladı. Rhodes, Obama ve Erdoğan’ın Suriye konulu görüşmesinin verimli geçtiğini ve ABD’nin bu konuya yaklaşımının Türkiye’ninkiyle oldukça yakın olduğunu kaydetti.