Ya islami ya askeri faşizm

Ya islami ya askeri faşizm
Ya islami ya askeri faşizm

Sandıktan 3. çıkan Karame lideri Hamdin Sabbahi, 16-18 Mayıs taki ilk turun sonuçlarına itiraz etti.

Haber: AMR ŞALAKANİ / Arşivi

ANALİZ

Yarına kadar kesin seçim sonuçları belli olmayacak. Ancak gayri resim sonuçlara kesin sonucu belli etti. Devrim sonrası Mısır’ın ilk başkanlık seçimine katılım çok düşük oldu. Kayıtlı seçmenlerin aşağı yukarı yarısı oy kullandı. Seçmenlerin %25’i Müslüman Kardeşler’in adayı Muhammed Mursi’ye, %24’ü Mübarek’in son başbakanı emekli General Ahmet Şefik’e, %21’i de gevşek bir sol koalisyonun adayı Hamdin Sabbahi’ye oy verdi. Kalan oylarsa eski Arap Birliği genel sekreteri Amr Musa, Müslüman Kardeşler’den ayrıldıktan sonra seçime giren Abdulmunim Abulfutuh ve diğer 9 aday arasında dağıldı.
Mısır şu anda Fransa tarzı bir ikinci tur başkanlık seçimine kilitlendi. Mursi ve Şefik arasında geçecek yarış üç hafta sürecek ve haziranda sonuçlanacak. Devrimciler ve eylemciler için korkunç bir sonuç bu. İki gün önce bir arkadaşımla konuşurken boşuna ‘aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık’ demedi. Kötüler arasında bir seçim yapmak zorunda kalan bir Mısır Devrimi’nden bahsediyoruz. Sakal Mursi! Hüsnü Mübarek’in cumhurbaşkanlığına hazırlamaya çalıştığı oğlu Cemal Mübarek’in korkunç neo-liberal politikalarının aynısını savunuyor. Nerdeyse Mübarek’ten fotokopi bir programla seçime girdi. Bunun yanına yolsuzlukla mücadele gibi müphem laflar ekledi. Dikkat edelim, Kardeşler adayından bahsediyoruz, Mübarek rejiminin adayından değil.Bıyık ise Şefik. Eski rejimin adayı. Mübarek’in son sağ kolu. O da Mursi gibi piyasa merkezli bir ekonomi kuracağının sözünü verdi. Onun vurgusu da ‘düzen’ üzerineydi. Ülkede düzeni sağlayacak, devlete olan saygıyı tesis edecek ve elbette orduya bağlı biri olarak, Mısır’ın çocuklarının malını mülkünü ‘ordu güvencesine’ alacaktı. Ne demek olduğunu anlamışsınızdır. 

Değişim zaman alacak
Aslında Mısır’ın çocukları iktisadi olarak neo-liberalizme bağlı olduğu iki seçim arasında kaldı. Ya İslami faşizm, ya askeri faşizm! Biri ahlakçı diğeri elitist... Biraz depresif bir durum değil mi? Elbette. Ama hala iyimser olmak için bir iki neden var. Sabbahi’nin üçüncü geleceğini kimse beklemiyordu. Sosyal adalet ve insanlık onuru üzerinden bir kampanya örgütleyen solcu liderin bu kadar oy alacağını kendisi dahil kimse beklemiyordu. Devrim bir şeyler başarmış... Siyasi İslamcı oylar da ikiye bölündü. Abulfutuh Müslüman Kardeşler’in ‘ben bütün Mısırı temsil ederim’ tarzı kibrini sineye çekmedi ve ayrıldı. Sonuç olarak Kardeşler’in oyları bölündü. Meclis seçimlerindeki gibi bir başarıya ulaşamadılar. Seçmenlerin sandıkları boş bırakması da adalet vurgusuna sahip olmayan adayların kaybedeceğinin göstergesi.
60 yıldır doğru dürüst politika yapılmadı, politika konuşulmadı. Herkes siyaseti yeniden öğreniyor, ona göre oy kullanıyor ya da kullanmıyor. Devrimcilerin daha güçlü bir koalisyon kurup kendilerini toplamaları için yeterli zaman var. İkinci tur seçiminden sonra gerçekleşecek yerel seçimler bunun için bir fırsat. Gerçek değişim devrimlerden sonra olur. Devrim oldu, şimdi değişme, değiştirme zamanı...