Yeni ittifak: ABD, Rusya ve İran

Tüm oyun planını Esad'ın düşeceği üzerine kuran Türkiye bu büyük resme bakıp kartlarını yeniden karacak. Hem de çok acele, zira oyun hızla ilerliyor.
Haber: VERDA ÖZER / Arşivi

Son iki hafta içinde Başkan Obama’nın maruz kaldığı diplomatik travmaların haddi hesabı yok. Suriye’ye askeri müdahaleye onay almak için başvurduğu Kongre’den karın ağrılarıyla yanıt beklerken, önce ansızın Rusya, sonra İran’ın yaptığı diplomatik ataklar Obama’ya rahat bir nefes aldırdı. Ancak bu atakların tesadüf eseri birbiri ardına geldiğini söylemek oldukça zor.
Önce geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Putin New York Times’a bir yazı yazarak Suriye müdahalesine karşı çıktı ve kullandığı barışçıl üslupla ‘küresel barış elçisi’ imajı çizdi. Hemen akabinde Obama, Putin’in Suriye’nin kimyasal silahlarını uluslararası denetime açmasını ve imha etmesini öneren anlaşmasını kabul etti, imzaladı ve iki lider bu planı birlikte yürürlüğe soktu. Bu hafta ise Putin’in, Obama’nın Suriye konusunda büyük insani ve siyasi cesaret gösterdiğini söyleyen övgü dolu konuşmasını dinledik.
Yine aynı günlerde, İran’ın yeni seçilmiş Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani büyük bir diplomatik atak yaptı, bu günlerin en ‘in’ faaliyetinde bulunarak bir Amerikan gazetesine (Washington Post), son derece barışçıl bir makale yazdı. Ruhani, uluslararası sistemin artık sıfır toplamlı bir oyun olmadığını söyleyerek, muadillerini kendisiyle yapıcı bir diyalog kurmaya çağırdı. Bu da yetmedi, Suriye’de rejimle muhalefet arasında arabuluculuk yapmayı teklif etti. Daha bir haftadır Putin’i bir barış elçisi olarak kabullenmeye çalışan Obama için bu ikinci atılım daha az travmatik oldu zira Ruhani seçildiği ağustos ayından bu yana ABD ’ye yönelik bir dizi iyi niyet adımı atmıştı. Obama’yla Suriye ve nükleer kriz konularındaki karşılıklı mektuplaşmalarından sonra Ruhani, geçen hafta Amerikan NBC kanalına verdiği mülakatta, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmadığını ve olmayacağını teyit etti. Böylelikle Ruhani de Putin gibi, kendisini Batı ile yumuşama peşindeki bir ‘akil adam’ ve arabulucu olarak resmetmiş oldu.
Ruhani, Obama ile çarşamba günü New York’ta gerçekleşecek olan BM Genel Kurulu Toplantısı sırasında yüz yüze görüşebilir; ki bu, 35 sene önce gerçekleşen İran Devrimi’nden bu yana Amerikan ve İran başkanları için bir ilk olur. Ruhani bu bakımdan selefi Mahmut Ahmedinecad’la büyük bir tezat oluşturuyor zira Ahmedinecad ABD ve İsrail’i sürekli kınamakla kalmıyordu; artık her yıl eylül ayında BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmadan sonra ABD’li ve İsrailli yetkililerin salonu terk etmeleri olağan bir ritüel haline gelmişti. Yine, Yahudi Soykırımı’nı reddeden Ahmedinecad’ın aksine, Ruhani 2 hafta önce attığı bir tweet’le tüm dünya Yahudilerinin yeni yılını kutlayarak kendini selefinden kalın çizgilerle ayırdı.
Ruhani’nin dünyayla ama özellikle ABD ile yapıcı diyaloğa gireceği vaadinde bulunması, İran’ın yeni pragmatik ve barışçıl halka ilişkiler atağının altını dolduruyor. Bu eşi bulunmaz fırsatı Obama, nükleer krizin çözümü ve İran’la ilişkilerin düzeltilmesi için vakit kaybetmeden değerlendirmeli. Ancak bunun da ötesinde, Tahran’ın bu diplomatik atılımı, perde arkasında oynayacağı çok önemli uluslararası bir role işaret ediyor olabilir. Rusya Esad’a karşı tutumunu gittikçe sertleştirirken ve Kremlin’den daha yeni “Esad’ın hile yaptığına inanırsak tutumumuz değişir” uyarısı gelmişken, Tahran’ın da bu işbirliğine katılması şaşırtıcı olmaz. Zira ABD ve Rusya gibi, Tahran’ın da Suriye’deki radikal İslamcıların yükselişinden ödü kopuyor. Bu üçlü için şu anda Esad rejiminin ayakta kalması, en az hasarlı görünen senaryo. Bu nedenle Esad üzerinde baskıyı arttırmak üzere böyle bir trio’nun kurulmakta olduğu beklentisi gerçeklikten hiç de uzak değil.
Bugüne kadar tüm oyun planını Esad’ın düşeceği üzerine kuran Türkiye ise bu büyük resme bakarak kartlarını yeniden karmak zorunda kalacak. Hem de çok acele zira oyun hızla ilerliyor. Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in pazar günü İran’da Ruhani ile görüşmesi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çarşamba günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı ile baş başa görüşecek olması, bu yönde gelen işaretler. İzlemeye devam…