Yunanistan'ın yükselen yıldızları

Yunanistan'ın yükselen yıldızları
Yunanistan'ın yükselen yıldızları
Son Yunanistan seçimleri, hem aşırı sağın hem de radikal solun yükselişine sahne oldu. Sosyalist SYRIZA'nın ve Neo-Nazi Altın Şafak'ın yükselişi, kuşkusuz halkın kemer sıkma politikalarına tepkisinin bir sonucu.
Haber: NIKO STELYA / Arşivi

Yunanistan seçimlerinin iki galibinden biri sosyalist SYRIZA, dış basın ve Türkiye kamuoyu için tanımlanamayan çok bileşkeli bir denklem. Partinin oylarını son seçimlerden beri üçe katlaması, krizle yatıp kalkan Avrupa ’da esen sol rüzgârı daha da şiddetlendirdi. Irkçı Altın Şafak örgütü ise krizden bunalan Yunanların çözümü nasıl Nazilerin ideolojisinde aradığına çarpıcı bir örnek oldu. Yunanistan seçimleri memorandum tartışmaları nedeniyle düğüm oldu, ama bu iki partinin çıkışı seçimlere damgasını vurdu. 

Yunanistan ‘sol’unu arıyor 
1970’ler, Avrupa solu için büyük değişimin başlangıcıydı. 68 kuşağı Batı Avrupa siyasetinde ağırlığını hissettirmeye başlarken, sol-sosyalist güçler, Marksizmin geleceğini tartışmaya açtı. Serbest piyasa kurallarının hâkim olduğu bir Avrupa’da ‘sol’ siyaset sahnesinde hangi rolleri üstlenecek, sosyal devrimi nasıl gerçekleştirecekti? Deniz Gezmiş’lerin, İbrahim Kaypakkaya’ların Yunan yoldaşları, 70’lerin başında Yunan askeri cuntası henüz iktidarı elinde tutarken, Stalinist çizgideki Yunanistan Komünist Partisi (KKE) dışında solun geleceğini tartışmaya açtı.
1989’dan sonra Avrupa yanlısı sol, Stalinist silah arkadaşlarına başkaldırdı. Onların hülyaları insan ve emek haklarına değer veren, sınırların var olmadığı bir Avrupa’nın gökyüzünde süzülmekteydi. Oysa KKE yönetiminin bir bölümü, bu rüyayı Komünist hareketin üstüne çöken bir heyula olarak algılamaktaydı. Onlara göre çözüm, Komünist İhtilal’di. 1990’ların Avrupası ve Yunanistanı, 1917 Rusyası’nın yolundan yürümeliydi. Toplumsal isyan, kapitalist sistemin yok edilişi içindi, o sistemin tekrardan tanımlanıp yapılandırılması için değil... 

1991’de, Yunanistan’da KKE’nin ikiye bölünmesi kaçınılmazdı. Politbüro’nun yüzde 45’i, ‘değişim yanlılarının’ yanındaydı. O yıl Yunan Komünistlerinin bir kısmı, KKE ile yollarını ayırdı. Parçalanma süreci hızlı gelişti. Gençlik ve il örgütleriyle sendikal hareketin bir kısmı KKE’den ayrılıp yeni bir oluşumun başlangıcına katkı sağladı. 1991’de siyaset sahnesinde yeni bir parti belirdi: Sinaspismos, yani İttifak, değişim yanlısı sol güçlerin ittifakıydı.
Sinaspismos, 1993 genel seçimlerine katıldıysa da yüzde 2.94’lük oy oranıyla meclis dışında kaldı. Aslında Batı Trakya Türklerinin otonom siyasi hareketini meclis dışında tutmak için konulan yüzde 3’lük baraj, değişim yanlılarının hayallerini suya düşürdü. Ancak daha yolun başında pes etmek gibi bir niyetleri yoktu. Kısa sürede Sinaspismos’un oyları yüzde 6’nın üzerine çıktı ve parti meclise girdi.
2000’lerin başında Sinaspismos, Avrupa’daki son siyasi trendleri yakından takip etti ve çevrecilere, eşcinsellere, anarşistlere, mülteci hakları savunucularına işbirliği elini uzattı. 2004’te, yeni bir sol blokun kuruluşuna öncülük etti. O yıl sol–sosyalist güçlerin konfederal yapısı SYRIZA (Radikal Sol İttifak) kuruldu. Bu konfederal yapının kapıları eski tüfek komünistlere, Troçkistlere ve Maoculara sonuna kadar açıldı. Genç neslin ittifaka katılımına büyük önem arz edildi. Sol ittifak, üniversite kampüslerine ve liselere girdi, genç kesimi kazanmaya çalıştı. Birkaç yıl evvel Avrupa Parlamentosu’na giren SYRIZA, artık Yunan siyaset sahnesinde azımsanmayacak ölçüde genç ve enerjik bir nüfusa sahipti. 

İsyanda büyüyen güç 
2008’de kahpe bir polis kurşununun hedefi olup can veren lise öğrencisi Aleksis’in arkadaşlarının yanı başında, genç Aleksis Tsipras’ın SYRİZA’sı yer aldı. Yunan gençliğinin öfkesinin sokaklara taştığı bir dönemde, Yunan solu yüzünü Tsipras’a döndü. Ekonomik krizin derinleşmesi ve iflasa dönüşmesiyle birlikte SYRIZA’nın oylarında patlama yaşandı. Ve en nihayetinde geçen pazar gerçekleşen erken seçimlerde SYRIZA, Yunanistan’ın ikinci büyük partisi konumuna erişti. Ancak SYRIZA’nın önünde büyük sorunlar var. Marksizmin yeniden tanımlanması bağlamında ortaya çıkan ideolojik ve yapısal birçok sorun, sol ittifakın işini zorlaştırmakta. Burjuva kesimlere sesleniş bağlamında dillendirilen yeni ‘milliyetçi’ lügat, birçok soru işareti doğurmakta. Sözün özü, SYRIZA’nın esas büyük serüveni şimdi başlıyor... 

Sağın güvenlik örgütü 
Aşırı milliyetçilerin ‘varoş’ keşfi: Nedir bu Altın Şafak Örgütü? ‘Milli Halkçı Hareket–Xrisi Avgi (Altın Şafak), Niko Mihaloliakos tarafından 1985’te kuruldu. Altın Şafak, 90’ların ortalarında, Makedonya’nın tamamının Yunanistan’a ait olduğunu öne süren marjinal bir parti olarak Yunan siyaset sahnesinde yer aldı. Aynı dönemde paramiliter bir örgütlenme sürecine girdi. Eski bir ajan olduğu iddia edilen Mihaloliakos, küçük partisini bir ordu tugayı gibi örgütledi. Alman Nasyonal Sosyalistlerin dillendirdiği ‘führer prensip’, Altın Şafak’ın de prensibi oldu: ‘Her şey liderin emrettiği gibi, her şey lider için...’ Bosna katliamının dünya gündemini sarstığı bir dönemde Altın Şafak, Sırp, Ortodoks ve Slav ‘ırktaşlarının’ yanında yer aldı. Birçok örgüt üyesi, Sırbistan’a geçip Sırp milliyetçilerin safında Bosnalılarla ve Hırvatlarla çatıştı.
90’ların sonlarında, Kardak Krizi’nin Yunanistan ve Türkiye’yi savaşın eşiğine getirdiği dönemde Altın Şafak, milliyetçi cephenin ön saflarında yer aldı. Aynı tarihlerde merkez sağın temsilcilerinin onayı ve desteğiyle, Altın Şafak bir nevi ’özel güvenlik şirketine’ dönüşüp sağcı siyasetçilere ve firma sahiplerine ’özel güvenlik hizmetleri’ sundu. Yunan polisine göre o tarihlerde parti, yasadışı yollardan birçok silaha sahip oldu ve Yunan ordusunun üst rütbeli subaylarıyla ilişkilerini pekiştirdi. Altın Şafak, 2007’de ‘Avrupa açılımı’ gerçekleştirip Almanya’da Nazi hareketinin devamı olan NPD’yle ilişkiler kurdu. Altın Şafak’ın marjinal kimliğinden sıyrılıp halk tabakalarına açılması, 2009’dan sonra ekonomik krizin derinleşmesiyle başladı. Yabancı–mülteci karşıtlığı üzerinden geniş halk kesimlerinin desteği sağlandı. Yunanistan varoşlarına girerek, ’korumasız’ ve güvencesiz halk kesimlerine çeşitli ‘hizmetler’ sundu. Bunun dışında şiddet yoluyla birçok kent merkezinde mültecileri Yunanların yaşadığı mahallelerden uzaklaştırdı.
Altın Şafak’ın oyları, ilk kez 2010 yerel seçimlerinde yükselişe geçti. 2012 seçimlerinde ise partinin oyları yüzde 7’leri buldu ve 21 milletvekiliyle Yunan Meclisi’ne girdi. Milliyetçi ‘mücahit’ Mihaloliakos’un hülyası bu şekilde gerçeğe dönüştü.