3. Mimari ve Kentsel Restorasyon Bienali

3. Mimari ve Kentsel Restorasyon Bienali
3. Mimari ve Kentsel Restorasyon Bienali
- Edirne Valisi Şahin: - "Yerleşim yerleri suların kenarına inşa edilmiş sular büyüdükçe şehirlerde büyümüştür, insanlık suya değer verdiği sürece değer kazanmıştır" -Edirne Belediye BaşkanI Gürkan: -"(Nehir taşkınlarıyla ilgili) Türkiye tarafında, bir taraftan baypas kanalı çalışmaları, bir taraftan Meriç Nehrini temizleme çalışmaları gibi büyük gelişmeler yaşanıyor. Bu sorunların çözümü için Bulgaristan'ın da bu sürece dahil olması gerekiyor"

EDİRNE (AA) - 3. Mimari ve Kentsel Restorasyon Bienali, "Kültüler ve Doğal Mirasın Bir Parçası Olarak Peyzaj" teması ile Trakya Üniversitesi'nde düzenlendi.

Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde bienalin açılışında yaptığı konuşmada, Balkanlar ve medeniyetlerin başkenti Edirne'nin yüzyıllar boyu her zaman önemli bir kent olduğunu söyledi.

Su kenarlarının medeniyetler için her zaman önemli yerler olduğunu Edirne'nin de bir su kenarında kurulduğunu anımsatan Vali Şahin, şunları kaydetti:

"Edirne'de 3 nehrin buluştuğu bir noktadadır.  Bizler suyla başlayan, gelişen, sudan mahrum kalınca da hayatı sona eren canlılarız. Su iyiliktir, medeniyettir. Su medeniyetler içinde belirleyicidir. Yerleşim yerleri suların kenarına inşa edilmiş sular büyüdükçe şehirlerde büyümüştür, insanlık suya değer verdiği sürece değer kazanmıştır.

Köprüler, nehirlerin vazgeçilmezidir, zamana ve mevsimlere meydan okuyan paha biçilemez taş köprüler insanları karşı kıyıya ulaştırdığı gibi tarihide günümüze taşır, bu nedenle Edirne'de Osmanlı'dan kalan 10 yakın Roma'dan kalma 3 köprü mevcuttur. Bu köprülerimizden Meriç ve tunca köprüleri dekoratif aydınlatma yapılmış ve şehre bir değer ve canlılık sağlanmıştır. Sonuç olarak nehirler,  ticaret için ulaşım da kullanılmış köprüler adeta şehirleri süslemiştir"

-"Taşkınlar Edirne'yi yoruyor"

Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan da, nehir taşkınlarının son bulması için Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye'nin el ele vermesi gerektiğine vurgu yaptı.

Edirne'de bilinen en eski taşkının 1509 yılında gerçekleştiğini ifade eden Gürkan, "1509 yılında 1800'lü yıllara kadar 60- 70 yıllık, bazen de 90 yıllık periyotlarla taşkın yaşanmıştır. 1800'lerin sonunda özellikle 1890'larda taşkın periyodları 2 yıl 3 yıla kadar düşmüştür. 1950-1960 yılları arasında DSİ tarafından taşkın seddeleri yapılana kadar ciddi anlamda Edirne taşkınlardan zarar görmüştür" diye konuştu.

Geçen yıl 4 kez Edirne'de taşkın yaşandığını anımsatan Gürkan, şöyle devam etti:

"Seddeler nedeniyle yerleşim yerleri çok fazla zarar görmüyor, ama ekili alanlar taşkından çok fazla zarar görüyor. Taşkının yarattığı fiziki tahribatın ötesinde birde yarattığı psikolojik tahribat var. Edirne'yi ve Edirneliler'i,  taşkının verdiği fiziki tahribattan öte belki de psikolojik boyutu yormaya başladı.  Bunla ilgili çözümler geliştirilmeye çalışılıyor. Karaağaç bölgesinde baypas kanalı yapılıyor, diğer taraftan Meriç Nehri temizlenmeye çalışılıyor. Ama şu da bir gerçek ki bu taşkını Edirne'nin tek başına çözmesi mümkün değil.

Bu sorunun çözümüne Bulgaristan'ın ve Yunanistan'ın da ortak olması gerekiyor. Geçtiğimiz yıl bu taşkınlarda en çok zarar gören Edirne ve Evros bölgesiydi. Evros bölgesinde de binlerce kilometre kare tarım alanı sular altında kaldı. Yunanistan'la bir toplantı yaptık. Kendi hükümetlerimize, kendi isteklerimizi anlatan ortak bir deklarasyon yayınladık.  Türkiye tarafında, bir taraftan baypas kanalı çalışmaları, bir taraftan Meriç Nehri'ni temizleme çalışmaları gibi büyük gelişmeler yaşanıyor.  Bu sorunların çözümü için Bulgaristan'ın da bu sürece dahil olması gerekiyor."

Edirne gibi insanlığın ortak geçmişi olan şehirlerin sadece o şehirde yaşayan insanların şehirleri olmadığına dikkat çeken Gürkan, şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan 15 somut eserinden biri olan Selimiye Camii'nden, bir Edirneli'nin, bir Türkün mutlaka hakkı var, ama aynı şekilde bir Edirneli'nin bir Türk'ün  Atina'daki Akropolis'te de hakkı var. Selimiye'yi korumak ne kadar bir Türk'ün, bir Edirneli'nin göreviyse bir Yunanlının da görevi, Atina'daki Acropolis'i de korumak  nasıl bir Yunanistanlının göreviyse bir Türk'ün bir Bulgar vatandaşının da görevidir. Aynı şey Bulgaristan'daki kültür varlıkları için de geçerli. O yüzden bu sorunu 3 ülkenin de el ele vererek çözmesi gerekmektedir."

Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yener Yörük'ün de katıldığı bienal panellerle devam etti.