7. Uluslararası Balkan Forumu'nun ardından

7. Uluslararası Balkan Forumu'nun ardından
7. Uluslararası Balkan Forumu'nun ardından
- Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezince düzenlenen forumun sonuç deklarasyonunu yayımladı - Deklarasyonda, Edirne'nin sağlık turizminde "Balkan başkenti" konseptiyle vizyon çalışmaları yapılması önerildi

EDİRNE (AA) - Edirne'de geçen hafta Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından düzenlenen 7. Uluslararası Balkan Forumu'nun sonuç deklarasyonu yayımlandı.

TASAM tarafından 6-7 Kasım tarihlerinde Sağlık Bakanlığı işbirliği ile Edirne Valiliği ev sahipliğinde düzenlenen forumda "Sağlık Diplomasisi ve Turizm" ana teması üzerine odaklanıldı. Foruma Balkanlar ve  Avrupa ile  Türkiye 'den devlet ve siyaset adamları, ilgili bakanlıklardan bürokrat, diplomatik, diplomatik misyon, düşünce ve sivil toplum kuruluşu, sağlık ve turizm alanından özel sektör temsilcileri ile akademisyenler ve medya temsilcileri katıldı.

Forumda "Uluslararası Sağlık Perspektifi" (Ahlaki Etik Değerler, Sağlık Hukuku), "Sağlık Diplomasisinin Temel Faktörleri" (Uluslararası Devlet Yatırımları, Özel Sektör, Kızılay ve Kızılhaç Örgütleri, Sivil Toplum Kuruluşları), "Sağlık Sektöründeki Başarılar ve Sağlık Turizmi" (Kabul Görmüş Tedavi Merkezleri, Alternatif Sağlık Merkezleri, Sağlık Eğitimi, Yeni Buluşlar), "Sağlık Turizminde İkili ve Çok Taraflı İşbirlikleri" (Devlet Destek ve Eylemleri, Karşılıklı Anlaşmalar, Uluslararası Örgütlerdeki Ortak Hareket Alanları), "Turizmde Devlet Dışı Aktörler: Proaktif Öneriler" (Yerel Yönetimler, Sivil Toplum, Özel Sektör, Medya) başlıklı oturumlar düzenlendi.

Forumla ilgili yayımlanan deklarasyonda, "Sağlık turizminde yeni terminoloji geliştirmek üzere Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü ve Dünya Turizm ve Faaliyet Konseyi'nin tanım ve çalışmaları gözden geçirilmelidir. Yaklaşık 400 yıllık ortak tarihe sahip olduğumuz Balkan ülkeleri ile turizmde sağlanacak derinleşme, ekonomiden çok birbirimizi anlama ve tanımada rol alacak ve kültürel derinleşme sağlayacaktır. Türkiye'de Edirne için oluşturulacak 'Balkan Başkenti' konsepti, sağlık turizminin geliştirilmesi çalışmalarına da vizyon anlamında çıkış noktası teşkil edecektir" ifadesi kullanıldı.

Sağlık turizmi hizmetinin doğru şekilde sunulması için Amerika, İngiltere ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu 12 ülke ile Dünya Sağlık Turizmi Geliştirme Konseyinin kurulduğu hatırlatılan deklarasyonda, şu görüşlere yer verildi:

"Önümüzdeki dönemlerde tıp turizminin geride kalacağı, Wellness ve 3. Yaş Turizmi'nin öne çıkacağı değerlendirilmektedir. Dikey ve yatay kümeleme ile Türkiye ve Balkanlar benzer projelerde başarılı sonuçlara ulaşabilir. Yaşlılara hizmet veren 3. Yaş Turizmi'nin ve sağlık turizminin gelişmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Bu anlamda büyüme artırılmalı, tıbbi uzmanlık ile seyahat uzmanlığı bir araya getirilmeli ve çevre dostu turistik hizmetler sunulmalıdır. Her ülke kapasitesini, imkanlarını, artılarını ve eksilerini değerlendirmeli ve birbirinin tecrübesinden istifade etmelidir. Bilgi ve tecrübe konularında olduğu gibi delegasyon alışverişleri de yapılmalı, kuruluşlar arasında doğrudan temaslar gerçekleşmelidir. Böylelikle Balkan ülkeleri arasında derinleşen bir birliktelik oluşturulabilir."

Balkan ülkeleri arasında bireysel dolaşımı engelleyen vize engellerinin ekonominin diğer alanlarında olduğu gibi sağlık turizmi alanında da entegrasyon, büyüme ve gelişmeyi kısıtladığına dikkati çekilen deklarasyonda, Balkan ülkeleri arasında işbirliğini artırmak üzere vize engellerinin kaldırılması önerildi.

Bölgesel kalkınma açısından kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının eşgüdüm içinde çalışmasının zorunlu olduğu ve sağlık destinasyonu için kümelenme çalışmaları gerektiği vurgulanan deklarasyonda, şunlar kaydedildi:

"Hastanelerin bir kısmında bulunan yabancı dil bilenlerin sayısı artırılmalı, uluslararası hasta servislerinin sayısı artırılmalı ve özel hastaneler de bu yönde teşvik edilmelidir. Gerek Balkan ülkeleri gerek Türkiye, 2023 Vizyonu paralelinde sağlık alanında etkin araştırmalar yapmalı, kendi özgün kaynaklarını tespit edip değerlendirerek güçlü markalar yaratmalı ve karşılıklı bağımlılık temelinde sektörel ve finansal derinleşmeye öncelik vermelidir. Büyük ülkelerin yaşlılar için harcadığı bütçelerin çok yüksek rakamlar olması, genç nüfus oranının artabilmesi için doğurganlığın da artırılmak zorunda olması, tüp bebek yöntemi için ülkelerindeki yasal engeller nedeni ile çok sayıda kişinin her yıl farklı ülkelere seyahat etmesi gibi örneklerin her biri, bu anlamda birer ilham kaynağı olma potansiyeline sahiptir."