TOÇEV: Sizde dokunmaya başlayın

TOÇEV: Sizde dokunmaya başlayın
TOÇEV: Sizde dokunmaya başlayın
"Siz de bizimle birlikte, okumak isteyen çocukların hayatlarına dokunmaya başlayın" çağrısı yapan TOÇEV'in sözcülerinden, fark yaratan hikâyeler...

17 yıldır okuma istekli çocukların hayatına dokunan TOÇEV, “Farkında mısınız? Dokunuyoruz!” kampanyasıyla herkesin sorunları, sosyal sorumluluk anlamında neler yaptığını gözden geçirmesini ve sorunlara çözüm üretebileceğini fark etmesini amaçlıyor. Çocukların hayatında küçük dokunuşlarla büyük değişiklikler oluşturulabileceğini fark etmeyi amaçlayan kampanyada TOÇEV, “Biz doğru dokunmayı başardık ve hayatları değiştirdik. Siz de bizimle dokunmaya başlayın ve birlikte hayatları değiştirelim” diyor. Bugün TOÇEV’in kampanya sözcüsü Nasuh Mahruki ve Mim Kemal Öke ile Saruhan Singen’in Türkiye ’de başkalarının hayatına dokunan hikâyelerini paylaşıyoruz.
Kampanyaya destek olmak için TOCEV yazıp 5944’e göndereceğiniz her 5 TL’lik sms çocukların hayatlarına bir dokunuş olacak.

EĞİTİM HER ENGELİ AŞAR
MİM KEMAL ÖKE:
Kampanya Türkiye’de 8.5 milyon engelli vatandaşa ulaşmak, eğiterek hem sosyal, hem iş hayatında yer edinmelerini amaçlıyor. ‘Eğitim Her Engeli Aşar’ projesiyle Türkiye’yi gezen Mim Kemal Öke hedefini ‘sıradışı çocukların kendisiyle barışmasını sağlamak’ olarak özetliyor. Öke’ye göre rehabilitasyon merkezi tek başına yeterli değil, içindeki eğitimin de STK’larca desteklenmesi gerek.

Kızınızın engelli olarak doğduğunu öğrendiğinizde neler oldu? Nazlı’nın down sendromlu olduğu söylendiği vakit Türkiye’de ulaştığımız bilgiler hem yetersiz hem iç karartıcıydı. İnternete girdik. Çağdaş bilgileri öğrendik. Yurtdışındaki merkezleri ziyaret ettik. 

‘Eğitim Her Engeli Aşar’ konferanslarında ne anlatıyorsunuz? Nazlı’da başarısını gördüğümüz bilgileri ailelerle paylaştık. Nazlı’yla birlikte Düşler Akademisi’nde özel gençlere ritim ve dans dersleri vermeye başladık. 

Fark yarattığınız bir anınızı paylaşır mısınız? Bir Tuana’m vardı benim, otistik bir kızdı. Ona rehabilitasyon merkezinde dans dersleri veriyordum. Bir sene yerinden kımıldamadı. Hatta kulaklarını tıkadı. Bir gün kalktı yanıma geldi. Gözlerimin içine baktı. İlk defa birebir temas kuruyorduk. “Tuvalete mi gitmek istiyorsun” dedim, “Hayır seninle dans etmek istiyorum” dedi. Milli Piyango’dan trilyon çıksaydı bu kadar sevinmezdim. O dans unutulmazdı.

BİR ÇOCUĞUN HAYATINI DEĞİŞTİRMEYE BU KAFEDA BİR ÇAY-KAHVE İÇEREK BAŞLAYABİLİRSİNİZ: DOWN CAFE 
İZEV ( İstanbul Zihinsel Engelliler İçin Eğitim ve Dayanışma Vakfı ) çocukları zihinsel engelli ebebeynler tarafından kuruldu. 0-25 yaş zihin engelli çocuklara rehabilitasyon, terapi, ilköğretim ve mesleki eğitim vermeyi hedefleyen vakıf, Saadet İlköğretim Okulu ve Mesleki Eğitim Merkezi’nin kurucusu ve destekçisi oldu. Down Cafe Türkiye’de down sendromlu çocukların da hayatın içinde yer alabileceğini gösteren bir ilk gerçekleştirdi. Down Cafe’nin açılmasına ön ayak olan İZEV Genel Sekreteri Saruhan Singen için en önemli sorun önyargı. 

Down sendromlu çocuklar için bir kafe açmaya nasıl karar verdiniz? Çok uzun zamandır aklımızda bu tür bir kafeterya vardı. Çünkü rehabilitasyon 7-18, 18-35 ve 35 yaş üzeri olarak ayrılıyor. Biz rehabilitasyona devam ediyoruz ama olay belli bir noktada takılıp kalıyor. Çocukları öğleden sonra okulda rehabilitasyona tabi tutuyoruz. Kabiliyetlerini geliştirmeye uğraşıyoruz ama hiçbir şekilde toplumla iç içe olamıyorlar. Rehabilitasyondaki en büyük kusur bu. Şişli Belediyesi Başkan Yardımcısı Kahraman Eroğlu’na fikrimi açtım. Çok hoşuna gitti. Beni Başkan Mustafa Sarıgül’e götürdü. O da tam destek verdi. Mesleğim mimarlık olduğu için kafeteryanın tasarımını da ben yaptım. Yaklaşık 16 aydır buradayız.

Tepkiler nasıl? İlk birkaç ay insanlar bir bakıp çıktılar veya hiç bakmadan geçtiler. Sonra çocuklarımızı halkın içine karışsın diye dışarı çıkardık. Ondan sonra işler gelişti. Şu anda halkla o kadar bağdaştık ki kafeterya hem çocuklarımızda hem de kamuoyunda çok büyük bir farkındalık yarattı. Burayı çocuklarımızla birlikte açan gönüllü annelerdir. Onlar Alternatif Yaşamı Destekleme Derneği (ADER) kurdular. Çocuklarımız buraya gelmeden üç-dört ay garsonluk eğitimi aldılar. Halkla diyalog kurmaları çocuklarımızı çok büyük çapta geliştirdi.

Kafeteryayı açarken hedefleriniz nelerdi? Hedefimiz kafe sayısını arttırmaktı. Özellikle İstanbul’da. Bizim daha önce Saadet Okulu’nun altında yaptığımız ve Milli Eğitim Bakanlığı ’na bağışladığımız okulun altında çok güzel bir çamaşırhanemiz var. Çocuklarımız burada da çalışıyorlar. Pastane, belki fırın, üst katında bir rehabilitasyon merkezi, daha üst katında bir sanat evi ve en mühimi misafirhane yapacağız.

Neden bu kadar önemli? Ailelerin gerektiğinde çocuklarımızı bırakabilecekleri bir yer yok. Bu misafirhaneyi gönüllü anneler işletecek. Seyahate çıkmak isteyenler en çok dört günlüğüne, cüzi paraya çocuklarını bırakabilecekler.

MAHRUKİ'YLE FARK YARATAN AKUT SERÜVENİ 
Önemi özellikle 17 Ağustos Marmara depremiyle anlaşılan arama kurtarma faaliyetlerinin Türkiye’deki öncüsü AKUT (Arama Kurtarma Derneği) oldu. Derneğin 200 kadar gönüllü üyesi bulunuyor. AKUT’un kurucularından Nasuh Mahruki’ye göre, Türkiye’de afet konusunda önemli bir yol alındı.

Şu anda Türkiye’de depremle yüzleşmeyi nasıl buluyorsunuz? Türkiye’de depremle yüzleştiğimizi pek zannetmiyorum. Evet, depremden korkuyoruz ama çok etkili ve sonucu değiştirecek çalışmalar yapmıyoruz. 2004’te ve 2008’de iki kez TIR’larımızla Türkiye’nin tamamını dolaştık. Son üç yıldır ilçeleri dolaşıyoruz. Türkiye’nin bütün ilçelerini dolaşacağız. Bu seferki TIR’ımızda deprem simülatörü var. Bir tarafta sabitlenmemiş eşya, bir tarafta sabitlenmiş eşya var. Eşya sabitlemenin önemini gösteriyoruz.

Bir başkasının hayatına dokunup fark yarattığınız önemli bir anınızı paylaşır mısınız? AKUT’un kurtarılmasına vesile olduğu insan sayısı 1540 kişi. Aktif katıldığım operasyonlarda birebir benim kurtarılmasına vesile olduğum insan sayısı 100-150.

STK’ların çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
Ben devletin STK’lara yeteri kadar eşit ve adil davranmadığını düşünüyorum. Hayat kurtarmak için mücadele ediyoruz. Buna rağmen operasyonlarda hayat kurtarmak için kullandığımız 40 kadar aracımıza, 300’den fazla telsizimize vergi ödüyoruz. Bundan son derece şikâyetçiyim.