TOÇEV'le hayatları değişiyor

TOÇEV'le hayatları değişiyor
TOÇEV'le hayatları değişiyor
Okuma istekli çocuklara dokunan TOÇEV, küçük dokunuşlarla büyük değişiklikler amaçlıyor. Yeni çağrı ise "Haydi siz de dokunun!"

17 yıldır okuma istekli çocukların hayatına dokunan TOÇEV, “Farkında mısınız? Dokunuyoruz!” kampanyasıyla herkesin sorunları, sosyal sorumluluk anlamında neler yaptığını gözden geçirmesini ve sorunlara çözüm üretebileceğini fark etmesini amaçlıyor.
Çocukların hayatında küçük dokunuşlarla büyük değişiklikler oluşturulabileceğini fark etmeyi amaçlayan kampanyada TOÇEV, “Biz doğru dokunmayı başardık ve hayatları değiştirdik. Siz de bizimle dokunmaya başlayın ve birlikte hayatları değiştirelim” diyor.
Bugün TOÇEV gibi başkalarının hayatına dokunan, Hülya Yalçın, Yusuf Ahmet Kulca ve Sualp Tansan’ın hikâyelerini paylaşıyoruz.
Kampanyaya destek olmak için TOCEV yazıp 5944’e göndereceğiniz her 5 TL’lik SMS çocukların hayatlarına bir dokunuş olacak.


Türkiye ’de hayvan hakları en zayıf halka

Hukukçu Hülya Yalçın, Türkiye’nin önde gelen hayvan hakları savunucularından. İstanbul Barosu’nda 2006’da kurulan Hayvan Hakları Komisyonu’nun öncülerinden olan Yalçın, hayvan haklarını “en zayıf halka” olarak niteliyor ve bu halka güçlendirilirse insan haklarının da daha kolay savunulabileceğini düşünüyor.

İstanbul Barosu’nda hayvan hakları ile ilgili ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Hayvanların hakkı gülmece konusu olarak ele alınan, çok da fazla önemsenmeyen bir başlık. Biz buna en zayıf halka diyoruz. Bir toplumda hak savaşı yapacaksak en zayıf halkayı güçlendirmeliyiz ki diğer halkalara doğru da başarılı bir mücadele verelim. İstanbul Barosu’nda Hayvan Hakları ve Hukuk dersleri veriliyor.

Hayvan hakları konusunda neredeyiz?

Hayvanlarla birlikte yaşamak dersek evet, geliştik. Fakat bu, cins hayvanları alıp mobilya gibi kullanmak oldu. Sıkılınca bu hayvan sokağa bırakılıyor. Sokak popülasyonu bu şekilde arttı. Avrupa’da da hayvan haklarının çok istenen seviyede olmadığını görüyoruz.
Fakat hayvan hakları ihlallerine verilen cezalar kamuoyunu tatmin edecek seviyede. Petshop’larda canlı hayvan satımı en büyük sorunlardan.

Yani “az gittik, uz gittik bir arpa boyu yol gittik” diyorsunuz…
Maalesef. Ama bilinçlenen insan sayısı çok daha fazla. İnsanlarda ne yapacağını bilmeme sorunu var. Bir de şu var: Hayvan hakları savunusu ile birlikte bizde hayvansever camiası oluştu. Ama sorunlar büyük.

Başkasının hayatına dokunduğunuz anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Üsküdar’da sahilde ölü bir kedi gördük. Boylu boyunca uzanmış ve üzerine kar yağıyor. Ölüsü orada çöp gibi kalmasın diye sarıp sarmaladık ve kıpırdamaya başladı. Meğer ölü değilmiş. Açlıktan ya da yediği bir tekmeden o hale gelmiş. Yaşadı ve çok güzel bir kedi oldu.

TOÇEV spesifik olarak hangi alanlarda çalışma yapmalı? Beklentim çocuklara sorgulamayı öğreten bir yaklaşımda bulunması. Sorgulayan bir çocuk sorgulayan bir yetişkin olur. Sorgulayan bir yetişkin haklarını arayan bir yetişkin olur.
Sorumluluklarının da bilincinde olan ve bunu kabul eden bir yetişkin olur. Sonuçta sorgulamayı öğrenerek büyüyen bir çocuk da mutlu büyüyen bir çocuk olur.

İlgilendiğiniz alanlar dışında sizce Türkiye’nin en önemli sorunu nedir? Çocuk tacizcileri ve aile içi ensest. Çocuk tacizi çok ciddi bir sorun. Bu sorunlarla yetişen çocuklar travmaları nedeniyle hastalıklı bireyler oluyorlar.

Hayvan hakları ile ilgili yapılması gereken yasanın ana hatları neler olmalı?
Kanun, hayvanların yaşam hakkını ihlal eden her şeye karşı korumalıdır.


Farkındalık yarattık

Sokakta yaşayan çocuklara duyulan önyargıyı gidermek için çalışan Yusuf Ahmet Kulca, Umut Çocukları Derneği’ni kurduğu zamandan bu yana hayli yol almış. “İlk başlarda kaçan çocuk sayısı yüzde 40’tı” diyen Kulca, karşılıklı beklentilerin anlaşılmasıyla bu rakamın 7-8’e kadar düştüğünü söylüyor.

Proje nasıl başladı, neler yaptınız?

12 sene Çocuk Esirgeme Kurumu’nda kaldım. 18 yaşımı doldurduğumda, üniversiteyi de kazanamadığım için sokakla tanıştım. 1987 yılında Aksaray, Laleli ve Beyazıt’taki çocuklarla tanıştım. Bir grup arkadaşımla birlikte iki bekâr evi tuttum. Yatacak yer, problemi çözer sandık. Hiç öyle olmadı. Psikolojik sorunları, giyim ihtiyaçları, elektrik-su paraları, yiyecek-içecek… 14 Temmuz 1992’de derneği kurduk. İsmi de Barınacak Yeri Olmayan Çocuk ve Gençleri Koruma ve Geliştirme Derneği oldu. Bir yıl sonra ‘Sokak Çocukları Derneği’ dedik.

Neler yaptınız?
Sokak çocukları için farkındalık yarattık. Bu çocukların kurtulabileceğini anlattık. Bunların aileleriyle problem yaşadıkları için evlerinden kaçarak sokakta yaşamaya çalışan çocuklar olduğu ortaya çıktı. Onları ikna etmeye çalışıyorduk. Sokak çalışmalarıyla birebir güvene dayalı diyaloglar oluşturduk. Kalacak yer sorunlarını çözdük.

Çocukların eve dönmesi için neler yaptınız?
Bir bölümü defalarca dönmüş, problemler devam etmiş. Biz bayram, yılbaşı, doğum günü veya bir kardeş dünyaya gelmişse, bu bahanelerle
aile ve çocuk arasında köprü kurmaya çalıştık.

Bir başkasının hayatına dokunduğunuz ve fark yarattığınız önemli bir anınızı bizimle paylaşır mısınız? Bir gece yarısı Aksaray’da ayağı sargılarla sarılı 14-15 yaşlarında bir çocuk gördüm. Ayağı yanmış. 10 gündür hiç hastaneye gitmemiş. Çapa Acil’e götürdüm. Sargıları açtıklarında binlerce kurt vardı. Her gün iki kere pansuman olması gerektiğini, pansuman olmazsa ayağının kesileceğini söylediler. Her sabah işe gitmeden önce çocuğu bulup Haseki Hastanesi’ne götürüyordum. Bir gün kardeşimle birlikte hastaneye gittik. Bir hasta bakıcı demiş ki, “Kim bilir bu adam bu çocukların üzerinden ne kadar para kazandı?” Kardeşim bunu duyunca kavga başlamış. Bu çocuk şu anda evli ve bir çocuğu var. TOÇEV’in kampanyası farkındalık yaratıyor.


Yalnız hastaya değil ailesine de dokunuyoruz
Onkoloji uzmanı Sualp Tansan, “Onkolog olmak ve bu konuda çalışmak emisyon olarak çok zor bir durum” diyor. Tansan, mesleğinde yalnızca hasta değil hasta yakınlarına da dokunduklarını anlatıyor ve “Aile de ekip çalışmasına dahil olduğu zaman hem hasta için hem de aile için daha iyi oluyor” diye konuşuyor.

Dokunduğunuz hayatlarda neler değiştirdiniz?

Kanser tedavisi eskiden çok ağır, insanları çok hırpalayan bir tedaviydi. Şimdi amacımız bir yandan hastayı tedavi ederken bir yandan hastanın aldığı ilaçlara bağlı sıkıntı yaşamalarını en aza indirmek.

Dokunduğunuz hayatlardaki değişimler sizi nasıl besliyor?

Son 15-20 senedeki gelişmelerle iyileşen hasta sayısı çok arttığı için iyileşen hastaları görmek de beni çok mutlu ediyor.

Hasta yakınlarının hayatlarına nasıl dokunuyorsunuz?

En önemli şey durumu aile fertlerine detaylı olarak anlatabilmek ve onlarla haberleşme kanallarını açık tutabilmek. İnsanlar anladıkları zaman durumu, kendileri açısından çok daha iyi oluyor, durumu kabul etmeleri daha kolay oluyor.

Kanser eğitimle yaşam şansının arttığı bir hastalık mı?

İstatistiklere göre daha eğitimli insanlarda kanser daha az ölüme neden oluyor. Duygusal sebepler tek başına kansere yol açmaz. Ama bir insanda kanser gelişecekse eğer, duygusal sebeplerin bunu hızlandırabileceğini düşünüyorum.