25 yıl önceki kadar genç ve enerjik!

25 yıl önceki kadar genç ve enerjik!
25 yıl önceki kadar genç ve enerjik!
Benzerleri bir bir kapanırken Blue Jean 25. yaşına girdi. Derginin ilk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Y. Yılmaz başarının sırrını, derginin genç kalmasına bağlıyor.

1987 yılının şubat ayından beri aralıksız bir şekilde yayın hayatına devam eden, Türkiye ’nin tek müzik dergisi Blue Jean bu ay 25. yılını kutluyor. Bu süre zarfında birçok müzik dergisi çıksa da ayakta kalmayı başarabilen bir tek Blue Jean oldu. Türkiye’de yabancı popüler müziğin yaygınlaşmasında ve Türkçe pop / rock ve hip hop’ın gelişmesinde büyük rolü olan dergi geride kalan yıllarda en çok satan dergilerden biri olmayı sürdürdü.

Özel sayı hazırlandı
Şimdi Blue Jean, aynı zamanda derginin 300. sayısı olan 25.yıl özel sayısında özel bir sayıyı piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Özel koleksiyon sayısının kapak yıldızını ilk defa okurlar seçti. İnternet üzerinden yapılan oylamayla son zamanların sevilen grubu Model kapakta yer aldı. Dergide ayrıca 25. yıla özel birçok dosya konusu yer alıyor. 25 yılın en iyi albümleri, en iyi filmleri, kaybettiğimiz yıldızlar gibi dosya konularının dışında Gökçe, Can Bonomo gibi isimlerle röportajlar, Nicki Minaj, Lana Del Rey, Bruno Mars hakkında yazılar var. Dergiyle birlikte verilen rock-metal eki Headbang’de ise Opeth, Lamb of God, Lacuna Coil ve Orphaned Land röportajları dikkat çekiyor.

İlk sayı öğlen Tükendİ
MEHMET Y. YILMAZ
(Dergİnİn kurucusu ve İlk genel yayın yönetmenİ)
Blue Jean gibi bir dergi yayımlama fikri nasıl ortaya çıktı?
O yıllarda Türkiye’de çok fazla sayıda dergi yayımlanmıyordu ve gençlere hitap edecek, son müzik haberlerini verecek bir dergiye ihtiyaç vardı. Televizyon renkli yayına geçmişti ve tek kanallı televizyonda arada sırada yayımlanan video kliplerin gördüğü ilgi karşısında böyle bir derginin gençlerin önemli bir eksikliğini tamamlayacağını düşünmüştüm.

Blue Jean’in ismi bir anketle bulunmuştu. Gelen yüzlerce isim arasından Blue Jean ismini nasıl ve neden seçmiştiniz?
Dergiye isim ararken en iyi yolun dergiyi okuyacak olan gençlerden öneri toplamak olduğunu düşündük ve bir kampanya ile bunu duyurduk. Çuvallarla mektup geldi. Ahmet Erçalık, Kurthan Fişek ve ben oturup hepsine tek tek baktık. Dergiyi çıkarmak üzere bizimle birlikte çalışmaya başlayan ve hepsi o yıllarda gazetecilik okulu öğrencisi olan arkadaşlarla da yaptığımız seçimi tartışınca Blue Jean isminin gençliğin enerjisini ve ruhunu taşıyacak bir isim olduğuna karar verdik.

Blue Jean’in genel yayın yönetmeni olduğunuz sürede unutamadığınız bir anınız var mı? Anlatır mısınız?
Unutamayacağım çok anı var. Ama hiç unutamadığım şey, derginin ilk sayısının piyasaya çıktığı ilk gün öğlen saatlerinde tükenmiş olmasıydı.

Blue Jean 25 yıldır var olmayı başarmış nadir dergilerden biri. Sizce Blue Jean’in sırrı ne?
Blue Jean’in tek sırrı genç olması ve genç kalmayı başarabilmesidir. Bunca yıldır kendini yeni tutması, bu dergiye emek veren gelmiş geçmiş ve bugün çalışan arkadaşların da kendilerini derginin okuyucusu olarak hissetmeleridir.

İKİ KUŞAK BİRLİKTE OKUYOR
DOĞU YÜCEL - (Yazı İşleri Müdürü)
Blue Jean’e 2001’de muhabir olarak girdim. Blue Jean bizim nesil için bir fenomendi. Bize sadece popüler batı müziğini öğretmedi, aynı zamanda benim gibi birçok insana dergiciliği/gazeteciliği aşıladı. Şimdi görüyorum ki; Blue Jean sadece bizim için bir fenomen değil, her gelen genç nesil için bir fenomen olmayı sürdürüyor. Dergiye ilk girdiğimde bana gelen okur mektuplarının olduğu dolabı göstermişlerdi, gözlerime inanamamıştım. E-mail icat edildiği halde Türkiye’nin dört bir yanından mektuplar gelmeye devam ediyordu. Dergiyi en başından beri almayı sürdürenler de var, şimdi çocuklarıyla birlikte okumaya devam ediyorlar. Bir okurumuzun e-mail’ını asla unutamam. Genç yaşta kanser olan okurumuz evden sadece Blue Jean almak için çıktığını anlatıyordu. Saçları döküldüğü için dışarı çıkarken bere takıyormuş. Geçen süre zarfında Blue Jean onun hayata tutunmasına neden olmuş ve hastalığını yenmiş. Mektubunun sonunda “simdi saçlarıma jöle sürüp Blue Jean almaya gidiyorum” diye yazmıştı. İşte böyle mektuplardan sonra okurlar için daha iyi bir dergi yapmak için daha fazla gayret ediyoruz.

Gücünü okurlarla bağından alıyor
ÇAĞLAN TEKİL (Yayın Yönetmeni)
Hedef kitlenizi nasıl tanımlarsınız?
10 yaşından 40 yaşına kadar geniş bir yelpazeye yayılmış okuyucu kitlemiz var. Bu insanlar kulakları duydukça müzik dinleyen ve aynı zamanda müziği okumaktan da oldukça zevk alan insanlar. Blue Jean ana dergimiz, iki de ek dergimiz var. Teenege pop müzik ve sinema yıldızlarına yer veren Pop Up ve rock / metal türevlerine yer veren Headbang.

Derginin her ayki içeriği nasıl belirleniyor?
Her ay başında çekirdek yazı işleri kadrosu olarak konu toplantıları yapıyoruz. Müzikteki güncel gelişmeleri takip ediyor, yerli/yabancı albüm çıkaran sanatçı ve gruplara röportaj taleplerinde bulunuyor, röportaj olmazsa da haklarında yazılar yazıyoruz.

Dergi nasıl hazırlanıyor?
Ayın başındaki konu toplantısında yazılar paylaşıldıktan sonra herkes sorumlu olduğu yazılar hakkında araştırmalara girişiyor. Çekirdek yazı işleri kadromuz ben, Doğu ve Sadi’den oluşuyor. Bu 3 kişi tüm yazıları toparlıyor, görsel malzemelerini buluyor ve sayfaları çizilmeye hazır hâle getiriyor. Bu süreç ayın ilk iki haftasını kapsıyor. Üçüncü haftasında ise sayfaların çizilme ve baskıya yollanma sürecine geçiliyor. Görsel yönetmenimiz Mazhar önce kapakları çiziyor, ardından sayfaların çizimine başlıyor.

25 yıl ayakta duran Blue Jean’in sırrı nedir?
Her zaman müziğe iş olarak bakan değil, tutkuyla bağlı ekipler tarafından çıkarılmış olması sanırım. Blue Jean sonrası yayımlanan tüm müzik dergileri Blue Jean’in başarısına ve satış rakamlarına gıpta ederek bu işe soyundular ama kendilerini ‘müzik yazarı’ olarak okuyucudan farklı bir yerde konumlandırdılar. Blue Jean’i yayımlayan ekipler ise hep müziğin tutkulu dinleyicileri ve takipçileri oldular, müziği hayatlarının en baş köşesine yerleştirdiler, okuyucuya hiçbir zaman yukarıdan bakmadılar ve kendi doğruları kadar, okuyucuların taleplerine de yer verdiler. Böylece okuyucu, Blue Jean yazarlarıyla özdeşleşti, onları arkadaşları gibi gördü.

En çok kapak olan isim kim?
Yabancı Michael Jackson, yerli maNga.

Yakın ve güvenilir bir arkadaş gibi
maNga
Nice yıllara! Birlikte yeni rekorlara! Kapağında yer aldığımız ve 3 baskı yaptığınız sayı hâlâ duvarlarımızda. Blue Jean bu istikrarını devam ettirirse bizce Türkiye’nin kültür miraslarından bir tanesi olacaktır.

CAN BONOMO
Blue Jean, yıllardan beri Türkiye’de müzikle ilgili akla gelen ilk şey bence. Posterimi verdiğiniz zaman o kadar mutlu olmuştum ki, benim için tarif edilemez bir duyguydu.

ŞEBNEM FERAH
Bir okur olarak Blue Jean’in 25 yıldır hayatımızda olması belki de en çok ihtiyacımız olan şeylerin başında gelen ‘istikrar’ adına beni hep gülümsetti. Yakın ve güvenilir bir arkadaşın varlığını hissetmek gibiydi... Beni heyecanlandıran bir diğer tarafı da şu: Bundan yıllar sonra da Blue Jean’in her bir sayısı yazarıyla, müzisyeniyle ve okuruyla hepimiz için çok güzel hatıralar barındıracak.

CEZA
Müzik hayatımdaki ilk yazılı röportajımı 15 yıl önce Blue Jean ile yapmıştım. Bu yüzden Blue Jean dergisinin hayatımda önemli bir yeri var. Yıllardır bana ve müziğime verdiği destek için çok teşekkür ederim. Daha nice çeyrek asırlar yayında olması dileğiyle tüm Blue Jean emekçilerine ve okuyucularına saygı ve sevgilerimle...

GÖKHAN ÖZOĞUZ (ATHENA)
Blue Jean benim için aynı Metallica gibi... Yıllardır aynı yerden el sallayan bir dost...

YOLU BLUE JEAN’DEN GEÇEN YAZARLAR
Tolga Akyıldız, Kutlu Özmakinacı, Tunç Dindaş, Güven Erkin Erkal, Zarife Öztürk, Özlem Gürel, Ayhan Abayhan, İpek Atcan, Süreyya İzgi, Özlem Kumrular, Aysın Önen, Kerem Arsal, Ceyhun Canbazoğlu, Hülya Çebi…