Bir kuşak Ekşisözlük'te yetişti

Bir kuşak Ekşisözlük'te yetişti
Bir kuşak Ekşisözlük'te yetişti
30 bin kullanıcı, yüz binlerce takipçi ve ayda 7 milyon 'tık'lık trafik. Geçen hafta 12 yaşını geride bırakan, sanal dünyadaki küçük Türkiye Ekşisözlük'ü, en çok takip edilen beş yazarı anlatıyor
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

Hemşerilik, taraftarlık gibi bir olgu sözlük yazarlığı. Birbirini tanımayan bir sürü insan aynı paydada buluşabiliyor.
Deckard: Sözlükçülük kimliği diye bir şey var. İnsanlar birbirine çok güveniyor sözlük’te. Ben mesela, defalarca şehir dışına çıktığımda, sözlükten tanıştığım insanların evinde kaldım. 
Düşünen hayvanın önde gideni (Dhög): 30 bin adam bir araya gelebiliyor bazen. Fatih Altaylı sözlük’e laf ettiğinde 25 bini sözlük’ün arkasında durabiliyor mesela.
İtaatsiz: Yazarların, ekşisözlük’ü savunma hareketine geçtikleri anda gösterdikleri tepkiler tam olarak kabile tepkisi ama! Acayip agresif bir savunma mekanizması devreye giriyor. 

Nasıl girdi hayatınıza ekşisözlük?
Otisabi: Sedat’ın (ssg) yakın çevresinden oluşan bir sıfırıncı nesil var, 20 kişilik bir ekip. Sonra gelen birinci nesildenim ben. O zamanlar ‘kimler online’ diye bir eklenti vardı, bütün sözlük’te bir başıma dolaştığım oldu. (Gülüyor)
Mortifera: Ben aslında birinci nesildim ama atılmıştım ilk girdiğimde. Zaten lisedeydim! (“Liseli detected” deyip gülüyoruz bir süre)
Otisabi: Sözlük’ten ilk atılan kişi ağabeyimdir. Birlikte girmiştik ama o guru’ya laf etti diye atmışlardı sözlükten. O zaman Okan Bayülgen Zaga’da milleti uçururdu, sözlük’ten uçurma kavramı da oradan gelmedir hatta. Ondan önce sözlük’ün twitter’dan farkı yoktu, herkes istediğini yazıyordu. “Ah nerede o eski kalitemiz” diyor ya millet, öyle bir şey yok yani.
Dhög: İlk girdiğimde okuldaki hocalarımdan bir tanesi hakkında epey bir sallamıştım, hakaret derecesinde ama; şimdi düşünüyorum da dava bile açabilirdi adam. O yüzden atılmıştım, sonra bir ara bir arkadaşımın hesabından girip zirve fotoğraflarına filan bakarken, baktım zirvelere kızlar filan da gidiyor, tekrar yazar alımı açıldığında hemen girdim altıncı nesil olarak.
Otisabi: O zirvelerde çok bulundum ama, sen nasıl gördün o kızları hayret!
Dhög: Öyle altın yılları vardı sözlük’ün, sonra birden kayboldu bütün kızlar. (Gülüyorlar)
Deckard: Ben dokuzuncu nesilim, 2004’te haberim oldu sözlük’ten. Bir arkadaşım anlattığında konsept inanılmaz saçma gelmişti. Ama baktım tüm arkadaşlarım çılgın atıyor, dedim buraya üye olmanın vakti gelmiş!
İtaatsiz: Ben dördüncü nesilim, 2002’de girmiştim. Okul dergisinde komik bir yazı okudum bölüm başkanıyla ilgili, yazının altında da ekşisözlük’ten alınmıştır yazıyordu. Hemen girdim, tesadüf yazar alımları da açıkmış. “Ben de” diye bir buton vardı, yazar oldum çat diye. 

Uzun zamandır sözlük’ün içindesiniz, neler değişti bu süreç içinde?
Dhög: Acayip muhafazakâr bir adamdım sözlük’e girdiğimde. Her şeyin arkasında İsrail ’in olduğunu düşünen biriydim. Öyle aptal argümanlar savunan bir adamken bu hale geldim ve bunda sözlüğün payı çok büyüktür.
Otisabi: Sözlük 12. yılını kutluyor ve sözlükten yetişen bir nesil var şu anda. Biz Sedat’larla toplanıp en başlarda, ‘Gelecek nasıl olacak acaba?’ diye geyik çevirirdik ama sözlükten bir kuşağın yetişeceğini de öngörmüştük ve yetişti de. Sözlük de aynı o kuşak gibi yetişti tabii bu arada. 

Artık ‘kanaat yaratıcı’ bir sosyal medya alanı ve aynı zamanda bir ‘küçük Türkiye ’, değil mi?
Otisabi: Siyaseten çok dolu bir yer sözlük. İlk zamanlar bana çok ‘görünmez’di çünkü bizdik sözlük denen şey. Dışardan bakınca fark ettim ki, insanlar oradan aldığı kanaati ortaya geri atıyor. O zaman ben hiçbir şey yapamaz hale geldim. Çünkü kanaat üretebilecek kadar kendimi yetkin göremez oldum. Bir yerden sonra dahil olduğun grubun adamı olmaya başlıyorsun. O grubun içinde bir otokontrol var ve sana baskı uyguluyor.
Dhög: 2006’da filan ‘İslamcı’ gibi bakıyorlardı bana. Sonra AKP’yi eleştirmeye başlayınca ‘Abi ulusalcı mı oldun sen?’ diye mesajlar gelmeye başladı. Sonra da dışladılar zaten. Bir gruplaşma var sözlükte.
Otisabi: Şöyle de bir durum var ama, Emre Kongar demişti ya, “İslamcılar orada örgütleniyor” diye. Zaten adam örgütlü, oraya girince birbirini tanımıyor gibi mi yapacak?
Dhög: Emre Kongar’a göre ulusalcıların yazdıkları o kadar normal ki, farklı bir şey gördüğü zaman ”Bunlar burayı ele geçirmiş” diye bakıyor ona. 

Bir de kuşak meselesi var sözlükte, yeni kuşaklar ne yapsa beğenilmiyor...
Dhög: İlk kuşaklar sözlüğün dilini, internet dilini oturtan kuşaklardır. Ardından gelen kuşak öncekiler kadar ayrıksı olmayan ama kafası çalışan, bir şeylerle uğraşan kuşak, sonuncularsa hürriyet.com.tr yorumcuları. Ve onlar tabanda çok geniş yer kaplıyor, o yüzden yavaş yavaş o dil hakim olmaya başladı sözlüğe. İlk kuşaklardan adapte olamayanlar çekilmek durumunda kaldı.
Mortifera: Beş yıl önce yazdıklarımı okuyamıyorum. En kötü entry’ler başlığına birkaç entry girmişim, hepsi kendi entry’lerim. Bir başkasına baktığımda o kadar “kötü” şeyler göremiyorum. 

Uzun soluklu yazarlar için bir nevi günlük görevi de görüyor sözlük.
İtaatsiz: Sözlükteki geriye dönük okumanın güzelliği orada zaten. Sözlüğün kitlesi değişiyor, siyasi söylem değişiyor, Türkiye’deki temel tartışmalar değişiyor vs. Her şey değiştikçe sözlüğün dili de bizim dilimiz de değişiyor. 2002’de sözlüğe ilk girdiğimde daha muhafazakârken şimdi enikonu solda bir duruş sergiliyorum. Bu aradaki geniş makası sözlükteki entry’lerimden takip edebiliyorum. Kırılma anlarım nerede görebiliyorum. 

Sözlüğün marka değerini artıran yazarlardan olduğunuza şüphe yok. Bunun size ne gibi getirileri var?
Otisabi: Sözlük yazarları, söylediği şeyler ‘değer’e dönüşebilen kişiler ama bu değerin sözlükte değil kişilerde birikmesi gerekiyor aslında. Çünkü senin datanın bir değeri vardır ve sen datanı istediğin yere hareket ettirerek karşılığını alırsın. Sözlükteki sakatlıksa oradan okunmadığı sürece okunamayacak olman. Sözlük aslında bizim hayatımızı kaydırdı diyebiliriz. Oraya harcadığın mesaiyi hesap edemezsin. Emekliliğimiz geldi geçti. Bu kadar yoğun bir mesai veren insanın cebine para da girmesi lazım. (Gülüyor) 

Hiç artısı olmadı mı sözlüğün size?
Dhög: Sözlük sayesinde çok iş bulmuşluğum var. Son işimi de İtaatsiz bulmuştur bana.
Otisabi: Sedat çok açık ve hakikatli bir şey söylüyor bu konuda. “Ben bu parayı nasıl bölüştüreceğim?” diyor. Benim de söylemeye çalıştığım şu zaten, paranın bölüşmesi filan gerekmiyor. Olması gereken; birimin kendi değerini yaratması.