Efsanevi Beatles'ı tahtından eden adam

Efsanevi Beatles'ı tahtından eden adam
Efsanevi Beatles'ı tahtından eden adam
Haber: DERYA BENGİ / Arşivi

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, İngiliz Krallığı’nda, Beatles, Rolling Stones gibi dağınık saçlı, haydut kılıklı gençlerin kaba saba şarkılarla eski müziğin köküne kibrit suyu döktüğü günlerde, mintanı kolalı, potinleri boyalı, Engelbert Humperdinck isminde bir adam peydah olmuş. Sayesinde aşk baladları birdenbire hortlamış. John Lennon’ın “Biz İsa’dan daha popüleriz” lafından fena gıcık alan muhafazakârlar, Humperdinck’in pürüzsüz sesinden medet ummuş, sazında sözünde hikmet bulmuş. Yirmi yıllık ‘Release Me’nin Humperdinck yorumu, o gazla, 1 milyon 350 bin satıp listede 1 numaraya çıkarken, Beatles’ın ‘Penny Lane’ciği 2 numarada boynu bükük kalakalmış!
Öyle bir geçer zaman ki, bu masal aynıyla vaki. Tam 45 yıl önce, 1967’de, müzik tarihine ‘Beatles’ı tahtından eden adam’ olarak ismi yazılan Humperdinck, onca suskun yılın ardından, 76 yaşının sonbaharında yeniden kanatlanıp uçmaya hazırlanıyor. 

Dedem Eurovision’a katılıyor
İngiliz subayı bir baba ve Hintli bir anneden 1936’da, Hindistan’ın Madras kentinde, kalabalık bir aileye doğdu. Dokuz kardeşin arasında büyüdü. Bugün dokuz torunu var: 26 Mayıs akşamı, Eurovision finalinde, İngiltere’yi temsilen ‘Love Will Set You Free’ şarkısıyla yarışan dedelerini ekran başında heyecanla alkışlayacaklar.
Gerçek ismi bu olsaydı, derhal değiştirmesi beklenirdi. Oysa o tersini yaptı. Sahnelere çıkmaya başladığında Gerry Dorsey’di, kulağa uydurmasyon bir tekerleme gibi gelen Engelbert Humperdinck ise, 19. yüzyılda ‘Hansel ve Gretel’ operasıyla tanınan bir Alman kompozitöre aitti. Uyanık menejerinin ısrarıyla bu zor ismi zimmetine geçirdi. Esas Humperdinck’in oğlu Wolfram, 1969’un gazetelerinde “Babamın kemiklerini daha fazla sızlatma, yoksa seni mahkemeye veririm” diye bar bar bağırdıysa da atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Oğlan, yeterince sus payıyla ödüllendirilmiş olmalı ki, haberin ardı arkası kesildi. Yıllar sonra, ‘Bu ismi seçtiği gün Gerry Dorsey’in yanında olmak isterdim’ diye kafa bulan komedyen Eddie Izzard, alternatifleri şöylece sıralayacaktı: Yingybert Dambleban, Wengelbert Humptyback, Zangelbert Bingeldack!..
60’ların ikinci yarısında Tom Jones ve Engelbert Humperdinck, biri maço, diğeri beyefendi, bir elmanın iki yarısı gibiydiler, rakipten ziyade adeta birbirlerinin yedeğiydiler. Zaten ikisinin de menajeri aynıydı, Gordon Mills’in bir dediğini iki etmiyorlardı. Humperdinck ‘The Last Waltz’, ‘The Way It Used To Be’, ‘Les Bicyclettes de Belsize’, ‘A Man Without Love’, ‘Am I That Easy To Forget’ gibi hitlerini sıraladıkça, Türkiye ’de de epey hayran edindi. Tülay German, Selçuk Ural, Alpay, Zümrüt, Tayfun Karatekin bu şarkıların Türkçe versiyonlarını plağa okudu. 

Süpermarket şarkıları
70’lerde düşüş alametleri belirdi, ama o altın çağın dev birikimi Humperdinck’i, İngiliz vergi müfettişlerinden uzakta, Los Angeles’ta, bir zamanlar Jayne Mansfield’ın oturduğu, banyosunda kalp şeklinde küveti, bahçesinde yine kalp şeklinde yüzme havuzu bulunan pembe köşkte yıllarca lüks içinde yaşatmaya yetti. ‘Asansör müziği’ ya da ‘süpermarket müziği’ kategorisine razı oldu, nostaljik turnelerle sık sık kendini hatırlattı. Hoş, kimsenin onu unutacak hali yoktu: 2005 tarihli ‘Romance & Cigarettes’ filminde, ‘A Man Without Love’ eşliğinde James Gandolfini ile çöpçülerin dans sahnesi, bunun en güzel ispatı.
Pulp topluluğundan Jarvis Cocker, 80’lerin başına denk düşen 19-20 yaşlarında, yeni çıkan plaklara el süremeyecek kadar meteliksizken, mecburen indirim reyonundaki Engelbert Humperdinck’lerle idare etmiş. Bu mecburiyet, zamanla izleri Pulp’a da yansıyan bir hayranlığa dönüşmüş. Kısacası, bu yaz İstanbul ’da ağırlayacağımız Pulp’ın harcı böyle karılmış: Engelbert Humperdinck esintili, kolay dinlenen, cilalı, ışıltılı pop melodilerinin üstüne Jarvis Cocker imzalı, karanlık, nevrotik, realist şiirler…
Jarvis Cocker, birkaç yıl önce yarı şaka yarı ciddi Eurovision’a katılmak istediğini deklare etmemiş miydi? Sonuçta bu şerefe kendisi değil, ‘ustası’ nail oldu. Tam isabet. Bakü şehrinde çevrilecek bu ‘pulp fiction’a, Jarvis Cocker’dan, Bonomo’dan, ondan, bundan çok Engelbert Humperdinck yakışıyor.