'Hipster' olmak isteyenlere dev hizmet!

'Hipster' olmak isteyenlere dev hizmet!
'Hipster' olmak isteyenlere dev hizmet!
Şu ara en yaygın akım hipster'lık, malum. Ortalık camsız kemik çerçeveli gözlüklü, daracık pantolonlar içinde, en üst düğmeye kadar iliklenmiş gömlekleriyle dolaşan hipster gençlerden geçilmiyor. Evveliyatı 40'lara giden akım memlekete biraz geç girdi ama olsun... Geç olsun güç olmasın; indie müzikle bütünleşen hipster salgınını yakalamaya geç kalanlara hizmet niteliğinde: Nasıl hipster olursunuz?
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

1. Her şeyi reddedin
Hipster olmanın en önemli özelliği ‘mainstream’ olan her şeyi reddetmekle başlıyor. Mainstream denilen olgu ‘ana akım’, ‘piyasa’ ya da ‘yaygın’ manalarında kullanılabilir. Hipsterlığın temel kuralı mainstream olmamak! Ama buna karşı olan hipsterlar da var. Sözleri de şu: “Mainstream’i seviyorum. Çünkü mainstreamden nefret etmek çok mainstream!”

2. Türkçe de nesi?
Hal ve tavırlarınızdaki değişikliklerin dilinize de sirayet etmesi şart. Hipster olmak istiyorsanız, Ajda Pekkan Türkçesi olarak terminolojiye dahil olan ‘dil seçeneği’ni kullanmanız gerekiyor. Yani Türkçe konuşurken, cümleleriniz içerisinde İngilizce kelimeler kullanmalısınız. For example; bu akşamki parti çok ‘lame’ olacak.

3. Çekmişsin dar pantolonu...
Bu akıma katılmak için fiziksel olarak da ‘fit’ olmanız gerekiyor. Bir tanıma göre hipster kategorisine dahil olabilmek için yağ oranınız yüzde 3 civarında olmalı. Hem zaten o kadar ince olmazsanız ‘skinny’ tabir edilen vücuda yapışan ve ancak ameliyatla çıkarılabilecek gibi duran rengarenk pantolonlardan giyemezsiniz. Bu pantolon bu işin olmazsa olmazı olduğu için önce bir diyet de yapabilirsiniz.

4. ‘İsa’nın çilesi’nde oynarmışçasına görünün
Özellikle erkekler için bu görüntüyü sağlamak elzem. Bir kaç aylık sakal ya da ‘şekilli’ bir (mümkünse ince, uçları kıvrık) bıyık “İşte budur” dedirtir. Yani öyle oluyormuş...

5. Retro gardrop edinmek
Her şeyi reddetmeniz gerektiğini tekrar hatırlatmayayım ama siz de bunu aklınızdan çıkarmayın. En önemlisi kılık kıyafet. Mutlaka ‘vintage’ kıyafetler bulun buluşturun. Gardrobunuzda mutlaka birkaç fötr şapka bulundurun. ‘Retro’yu ihmal etmeyin. Unutmayın giydiğiniz hiç bir şey uyumlu olmak zorunda değil.

6. Bit pazarına nur yağdırın 
Artık tedavülden kalkmış kimi araç gereçleri kullanmalısınız. Aklınıza gelebilecek her şey olabilir. Mesela artık kullanılmayan bir ‘gameboy’u alıp boynunuza asabilirsiniz. Sizin her şeyi yapmaya hakkınız olduğu için kimse dönüp size bir şey demeyecektir. Artık fi tarihinde kalmış bir saat modeli mi olur, rozet mi olur size kalmış. Eski bir analog makine bulun kendinize. Fotoğraf filmi kullanın, eski fotoğraflar çekin. Hatırlatayım, ‘Hipsterlık ayrıntıda gizlidir.’

7. Kemik gözlük ama renkli
Bahsettiğimiz Marcello Mastroianni’nin estetik şaheseri gözlüğü değil. Çok bilinen gözlük markasının güneş gözlüğünün son dönemlerde farklı bir amaçla kullanılan modeli. Unutmayın bu gözlüğü takmak için gözlerinizin bozuk olmasına gerek yok. Numarasız camla da pekala kullanılabilir. Ama siyah renk şart değil. Farklı renk çerçeveler sadece gördüklerinizi değil görüntünüzü de renklendirecek.

8. Herkes saçınıza baksınS

aç modeli çok önemli. Kimsenin aklına gelmeyecek şeyler denemelisiniz. Herkesin yaptığı şeyler size yakışmayacağı için yenilikler ve absürtlükler peşinde koşun.

9. Espadril giymediniz mi yoksa?
Ayakkabı konusuna da eğilmek gerekiyor. Cennet vatana gelen hipster türünde pek revaçta olan ayakkabı, espadril. Almadıysanız ‘eksik bir şey var’ demektir. Unutmayınız.

10. Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi...
Normal olanı reddedeceğiniz için bakkal ya da tekel bayiine gidip ‘paket sigara’ almak size yakışmaz. Tütününüzü, kâğıdınızı alıp, sigaranızı kendiniz hazırlayacaksınız. Burada bir not; her tütün saran hipster’dır diye bir kaide yok. Ama hipster olma durumu bir pastaysa bu tütün de onun kreması oluyor.

11. Telefonunuzun aklı çalışsın 
Mutlaka çok işlevli bir telefonunuz olsun. Sosyal medyaya uzak kalmayın ama farkınızı hissettirin. Instagram’da kimsenin aklına gelmeyecek fotoğraflar çekip yayımlayın.

12. O sanatçıyı bir tek siz bilin
Müzik tarzınız da merak uyandırsın. Kimsenin tanımadığı, fazla bilinmeyen, kapalı kapılar ardından sizin çekip çıkardığınız gruplar olmalı. Tarz konusunu söylemeye bile gerek yok: Indie! (Memlekete gelen indie grupların konserlerine diğer hipster arkadaşlarınızla boy göstermeniz elbette şart.)

13. Tişört sıkıntısı
Giyeceğiniz tişörtler bazı özel desen baskılara sahip olmalı. Özellikle uzaya dair figürler, unicornlar, bıyık desenleri öncelikli tercih etmeniz gerekenler. Bunları ancak Galata-Çukurcuma hattındaki butik dükkanlardan edinebilirsiniz. (Yalnız unutmayın, bir ‘tasarım’ asla ucuz değildir!)

14. Kareli gömlek giymeden asla
Tişört giymediğiniz durumlar için dolabınızda mutlaka kareli bir gömlek bulunsun. Onun yarattığı rahatlık diğer aksesuarlarınızı daha rahat sergilemenize vesile oluyormuş. Gömlekler muhakkak ama muhakkak en üst düğmeye kadar iliklenmeli. (Zaten hipster olmayı hak edecek kadar ‘skinny’ olacağınız için, bu durumdan rahatsız olmayacaksınızdır...)

15. Farklı yollarla gezin
Ana akım olan şeyleri kullanmamanız gerektiği için bu tavrı toplu taşımada da sürdürün. Arabaymış, otobüsmüş, minibüsmüş sizi ilgilendirmesin. Binin bisikletinize onunla gezin. Bir elinizde Starbucks kahvesi eksik olmasın...

İllüstrasyon: ÜMİT ATALAY
Hipster nedir, kime denir?
Kelimenin geçmişi tartışmalı olsa da ‘hipster’ (veya ‘hepcat’) lakabının 1940’larda Amerikalı siyahi caz sanatçılarının etrafındakileri, özellikle de swing meraklılarının tarzını tarif etmek için kullanıldığı biliniyor. 50’lerdeyse ‘hipster’ kelimesi yine Amerika’da klasik sosyal ilişkilerden soyutlanmış bir tarzı benimseyenleri anlatıyor. Bugün toplumda çokça görülen şeylerden hal ve tavır olarak ayrılma olarak tezahür ediyor. Burada en önemli kavram ana akım anlamına gelen ‘mainstream’. Ne yaparsanız yapın, hipster olacaksanız ‘mainstream’in dışında kalmalısınız. Tanım olarak ise acımasız nitelemeler var. En bilineni, sadece tüketen kimseler oldukları. Üretime katkılarının olmaması onları ‘baba parası yiyen’ insan klasmanına soksa da çoğunun buna aldırış ettiği söylenemez. Haklarında ‘yaban eller’de yapılan yorumların Türkiye karşılığı ise sabit: “Şuna bak tam dayaklık!” Benim görüşüm değil, sokaktan duyduğumu yazıyorum. Edirne’den girişi zaten geciken bu akıma kapılmadıysanız, ancak böyle bir amacınız var ise 15 maddelik listeye göz atınız...