Jagger Jagger'dır

Jagger Jagger'dır
Jagger Jagger'dır
Kardeşi gelecek sanıyorduk, ablası çıktı. Işıklı aynanın önünde kendi ojesini süren Elizabeth Jagger'la babası hakkında konuşamasak da bir defileye nasıl hazırlandığını izleme fırsatımız oldu
Haber: MUHSİN AKGÜN - muhsin.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Gelen talimat üzerine Mick Jagger’ın kızı Georgia May Jagger’ı çekmek üzere İstanbul Fashion Week’in yolunu tuttum. Sonuçta bir ‘Jagger fotoğrafı’ çekecek olmak fena fikir değildi. Zeynep Arkök’ü arayıp Georgia May Jagger’ın bana özel poz vermesini istedim. Önce imkânsız görünüyordu ama neyse ki sonra hallettiler ve ben defileden bir buçuk saat önce kuliste dolanmaya başladım.


Benim için de değişik bir tecrübe oldu tabii. Konserlerde kulislere çok girmişliğim vardır ama moda camiası bilmediğim sular; insanda ‘her an boğulabilirim’ endişesi oluşuyor. Baştaki çekingenliğimi Pro İletişim’den Feride Edige gibi dostların varlığıyla üzerimden biraz atabildim. Rahatlayınca ortamı keşfetmeye, olayların nasıl geliştiğini anlamaya çalıştım. Küçük bir beklemenin ardından bir sürü upuzun kız geldi, ışıklı aynalarla kaplı masalara oturdu. Onlar saç-makyaj olayına girişti, ben de Georgia May Jagger’ı tespite... Elimdeki telefon ekranında kızımızın fotoğrafı, tek tek mankenleri kesiyor, en kötü ihtimal Georgia’yı aralık dişlerinden tespit edeceğimi düşünüyorum. Bütün aynaları geçip sona geldiğimde, o sarışın dişleri aralık kızı hâlâ bulamamıştım... Görevli olduğunu düşündüğüm kişilere sormaya başladım ama baktım kimse adını bile bilmiyor. En sonunda “Mick Jagger’ın kızı nerede?” deyince doğru sorunun bu olduğunu ve defileye gelenin, abla Elizabeth Jagger olduğunu anladım.


Meğer gazetemizin moda elçisi Aslı Barış’a bilgiyi veren medya sorumlusu, Georgia deyip geçmiş... Neyse, sonuçta elimizde Jaggergillerden Elizabeth vardı ve ben de ‘Jagger Jagger’dır deyip fotoğraf makinesini elime aldım. Bana özel poz vermesini bekliyordum ama olayların kuliste öyle gelişmediğini anlamam uzun sürmedi. Bir yandan röportaj yaparken, iki fotoğrafçıya (biri ben – diğeri Vogue) poz veriyor. Diğer yandan iki kişi saçlarını yapıyor ve bütün bunlar olurken ojesini kendisi sürüyor. Tam bir kâbus, çünkü ben hiç değilse babasıyla ilgili iki soru sorarım hesabındaydım. Neyse ki bir ara Atıl Kutoğlu elinde şampanyayla geldi, Elizabeth ile kadeh tokuşturup bize poz verdiler. Herşey 10 dakika içerisinde olup bitmişti.