Kötü adamı oynamak için çok geç

Kötü adamı oynamak için çok geç
Kötü adamı oynamak için çok geç
Marilyn Manson'ın son albümlerinde bulunan sentetik ve yavan tat 'Born Villain'ı da tanımlıyor aslında
Haber: SEDA NİĞBOLU / Arşivi

İlletleri gizlemektense daha da görünür kılan boyalarının yerini sahne makyajı, eğretiliğinin parçası korsesinin yerini Jean Paul Gaultier tasarımları ve bilumum vücut sıvıları üzerine kurulu tacizkâr sahne performansının yerini rengârenk dumanlar aldığından beri Marilyn Manson’ın müziği üzerine söylenecekler de tükendi.
2003 tarihli ‘The Golden Age of Grotesque’in grotesk olamayacak kadar dönemin video estetiğine uygun burlesk-gotik karmasından bu yana bir türlü gelmeyen bir sona doğru ilerliyoruz sanki. Son albümlerde bulunan sentetik ve yavan tat, ‘Born Villain’ı da tanımlıyor. Halen arada bir (bir nevi kâşifi olan) NIN’den miras etkileyici bir synth melodisi baş gösterebiliyor ya da ‘Children of Cain’ gibi eskilere göndermeli bir parça, ama onun dışında elinizde kalan çıkış noktasında ters şekilde cilalanmış, sivri köşeleri olmayan bir davul-distorsiyon birlikteliği. 

İlk dönemlerinde kâbuslara giren tasvirleri yüklenen ürkütücü vokalse artık dümdüz, ya ancak kendi yorgunluğunu taşıyor ya da ‘Mechanical Animals’ zamanında edinilmiş bir glam seksapelini. Ama o dönemin provokatif enerjisinden azade şekilde. Tabii ki yaş faktörünü atlamak çokça düşülen bir hata ve büyük bir acımasızlık ama, izlediğimiz bir olgunlaşma ya da acının evrimi değil. Karşımızdaki adam hâlâ kötü olmak için doğduğunu iddia edip videolarında seksi kadınları kan revan içinde bırakıyor çünkü. Fark artık tiksinç olanın yerini görsel bir lezzetin almasında. Sorun göründüğünden çok daha acıklı ve kişisel aslında.
Evet, 2000 sonrasının popüler müziğinde korku sadece görsel ya da atmosferik bir öğre zaten, küçük şeytanlar her yerden hayatımıza girse de tehdit yaratacak kadar makrolaşan bir şey yok. Ama bugünün ehliliği değil mesele, 90’lardan kalan kalelerin de bir bir yıkılması. Bilmeyen ya da yadsıyanlar hep oldu ama Manson’ın ilk zamanlarında solucandan insana evrimini anlattığı hikâyeler müthiş bir acı, zekâ ve hayalgücünün birleşimiydi. Bugün karaoke barlarda pop parçalarına yaptığı cover’lar söylenecek kadar (ki cover’ları hep müthiş oldu, hakkını yememeli) ürkütmeyen bir figüre dönüşmesini izlemek ana akıma kadar ulaşabilen bir outsider daha silinip gittiği için hüzün verici. Belki gerçeklik algısı farklı Y kuşağı buna zaten ihtiyaç duymuyor ama 90’lar kuşağından birilerinin olduğu kesin. 

Ne yazık ki Lana Del Rey’in ‘Born To Die’ının hüznü ne kadar fotojenik, Lady Gaga’nın ‘Born This Way’inin azınlık yandaşlığı ne kadar sınırlıysa, ‘Born Villain’in tehditkârlığı da o kadar sönük. Bir şey olmak için doğduğunu iddia etmek esas kimlikleri altında var olamayıp edinilmiş kimlikleri altında da ezilenlerin başvurduğu son çare.