'O İş de biraz mayhoş'

'O İş de biraz mayhoş'
'O İş de biraz mayhoş'

Şarkı sözlerinin tamamına yakınını Esen in yazdığı albüm, Babajim Records tan çıktı.

Karşımızda hayatta hakikaten istediğini yapan bir insan var. 'Mayhoş' adlı ilk albümü vesile oldu, oyuncu Timuçin Esen'le müzikten, hayattan, o geceden, hem tatlı hem ekşi olanlardan konuştuk
Haber: PINAR ÖĞÜNÇ - pinar.ogunc@radikal.com.tr / Arşivi

Bu albümün mutfak faaliyetleri sırasında gelen bir sürü oyunculuk teklifini geri çevirmiş; karşımızda hayatta hakikaten istediğini yapan bir insan var. Bir kere sadece bu çok sık görülmüyor. Yahut bir insanın hakikaten istediği, senaryosunu okumaya dahi içinin dayanmadığı dizilerde oynamak oluyor. Akar o taraftan…
Oyuncu olarak ismi bilinen Timuçin Esen, son iki yılını ‘Mayhoş’ adını verdiği albüme adamış, mayhoş bir ruh hali rock kılığına girmiş. Bunu hayatında bir milat olarak görmüyor, canı çekerse yine oyunculuğa döneceğini söylüyor. ıkinci albümü düşünmeye çoktan başlamış.
Söyleşilerde, o hayatta her şeyden emin görünen modelden değil. Düşünerek, tereddüt ederek konuşuyor hep. ıki yıl önce magazin kameraları önünde yaşadığı o tatsız hadise tek başına yeter zaten bu temkin için.
15 Mart’ta ıstanbul, Babylon’da bir konseri olacak, bunu da duyurmuş olalım… 

Sabah buraya gelmeden önce ne dinlediniz?
Ne dinledim? Tam çıkmadan önce Jeff Buckley, ‘Hallelujah’… 

Sabah kalkar kalkmaz eli müziğe giden, günün fon müziğini dikkatle seçenlerden misiniz?
Hem de çok fazla… Kalkınca, uyumadan önce, hatta uyurken… Bazen doğru müziği bulamazsam 15 dakika ararım, o işe öyle başlarım. 

Timuçin Esen’in hayatında en fazla dinlediği beş şarkı istatistiği yapılsa, kimler olur bu listede?
Bilmem ki. Değişik dönemlerim oluyor. Bir ara çok caz dinledim mesela. Çocukluk, ilk gençlik yıllarında daha sert müzikler dinliyordum. Öyle bir liste yapılsa, Bruce Springsteen olabilir üst sıralarda ya da Bob Dylan. Miles Davis de çok dinlemişimdir. 

Kendi albümünüzü koyup dinler misiniz? Evde pijamalı, kahve içerken, bir yabancının albümü gibi…
Yeni çıktığı için, o kadar yabancılaşamadım. Ama bir kez ofiste çalıyormuş, 10 dakika sonra fark ettim. şaşırmıştım.
Oyunculuğunuza dair bir takdir mi gururunuzu okşar, müziğinize dair iltifatlar mı?
Bilemiyorum. ıyi eleştiri her durumda insanın hoşuna gider. Önemli olan, insanın o eleştirileri nasıl eleştirdiği, kendine nasıl baktığı… Gerçekten bir seçim yapamıyorum ikisi arasında. Ama “ıyi bir albüm yapmışsın” denmesi hoşuma gider, çünkü albüm bütününde yer aldığım bir iş; senaryosunu yazıp, yönetmişim, oynamışım gibi… 

İlk gençlik zamanlarınızda hayatına, haline tavrına, havasına özendiğiniz kim vardı?
Genelde müzisyendi bunlar. Oyunculuk sonra girdi hayatıma. Çok farklı dönemler olsa da Bon Jovi’ye hayran olduğum bir dönem var. Konserler, turneler, uzun saçlar… Özeniyorduk galiba. Başka aklıma gelmiyor, ben de merak ettim şimdi. Eve gidince düşüneceğim bunun üzerine. 

İçten içe hayatta yaptığınız bütün işleri beğendirmeye çalıştığınız, fikrini merak ettiğiniz birisi, birileri var mı?
Var tabii. Ama isim söylemeyeyim. Aile içinden de var, arkadaş da var, çok yakın olmayan arkadaşlar da var. Neyse ki onların sınavından geçti albüm. 

Sizinle ilgili üç beş tane ‘Timuçin Esen rock’’çı oldu’ haberi çıkmış. ınsanın hayatta bir tane mesleği olur, aynı anda iki-üç farklı şeye ilgi duyamaz algısı yüzünden mi bu acaba?
Bilemiyorum, öncelikle onları yazanlara sormak lazım. Biraz basite indirgeme var tabii. Ama kimse sokakta yanıma gelip “Abi rockçı olmuşsun” demedi. Ben katılmasam da öyle bir algı da olabilir insanlarda. 

Bu albüm beğenilmezse çok mu üzülürsünüz?
ıyi eleştiri nasıl insanın hoşuna gidiyorsa, kötü eleştiri de içerlerde bir yerde kırar. Ama çok da etkilemez. Popüler işlerde oyunculuk yapmak böyle bir kas geliştirmenize neden oluyor. ınsanlar bazen çok kırıcı olabiliyor. Benim hayatta kimseye söyleyemeyeceğim şeyleri söyleyenler çıkıyor; sadece kırmak için... Zamanla alışıyorsunuz bunlara. 

‘Mayhoş’ çok şahane bir kelime… şimdi verdiğiniz cevaplara bakınca, hiçbir şey net değil, ne tam olarak tatlı, ne tam olarak ekşi… Bu sıfatın mizacınıza uyduğunu düşünüyor musunuz?
Hiç öyle bakmamıştım. Kesin cevaplar çok veremem, o yüzden röportajlarda zorlanırım. Bence hayat öyle bir şey değil. Ben de hem anlamını, hem sesini çok seviyorum ‘mayhoş’un. Belki de gerçekten hayatta hiçbir şeyin o kadar net olmadığına inanmamdandır. 

Sözlerin hepsi size ait değil, ama o iki taneyi de sahiplendiğinizi varsayarak soruyorum, albümün genelinde bir topluluk içinde birey, sürünün parçası olmaya dair bir dert var. Bu, hayattaki temel meseleniz mi?
Albümü bu kadar derinlemesine yorumlayan olmamıştı daha. Enteresan… şarkıları yorumlamayı çok sevmiyorum ama dediğiniz doğru olabilir. Birileri için yazıldı gibi de algılanmamalı. Kendime de getirdiğim eleştiriler olabilir. Toplulukta yaşamayla ilgili bir dert muhakkak var tabii ya… 

Bir gün sessiz sakin bir kasaba, köy hayali kuranlardan mısınız?
ışte o iş de mayhoş… Hem var öyle bir şey var, bir yandan da kalabalığı seviyorum. Ben Beyoğlu’nda Galatasaray ’da oturuyorum, çıkar çıkmaz kalabalığa girmek hoşuma gider. Ama diğerini de seviyorum; doğal bir güzellik, illa ağaç olması da gerekmiyor, sessiz sakin… Kendimi biraz biliyorsam, çok uzun yapamam gibi hissediyorum onu da. Büyük bir şehirde yaşamak bazen ağır gelebiliyor. Bir ara kışın Adalar’da yaşamayı düşünmüştüm mesela. 

Türkiye dışında bir yerde yaşamayı, buralardan kaçmayı düşündünüz mü hiç?
Altı-yedi sene Amerika’da yaşadım, bir sene de ıtalya’da. Bir yerde çok uzun kalamıyorum galiba. Hiç bilmediğim yerlerde yaşamayı seviyorum. 

Buradan çıktıktan sonra ne dinleyeceksiniz?
Provaya gideceğim, kendi şarkılarımızı çalacağız.

‘Hiç yaşanmamış gibi olur mu?’
Son günlerde, aylarda elinize bir gazete aldığınızda, haberlere baktığınızda tepenizi en fazla attıran şey ne oluyor?
Düşünmem lazım… O kadar çok şey var ki… şunu söyleyebilirim. Habere bakmaya bile gerek yok. ıstanbul’un sokaklarında dolaşmak bile insanın tepesini attırmaya yeter. Belediyelerin nasıl çalışmadığını görürsünüz. ıstiklal Caddesi tam ıstanbul’un vitrini diyebileceğimiz bir caddedir. Buranın taşlarının bir türlü yapılamaması yetiyor. Daha kaldırım yapmayı bile bilmiyoruz, üstünde yürüyecek yolumuz yok. 

Haber izlerken küfür eder misiniz?
Dönem dönem olabiliyor öyle şeyler tabii. 

Üzerine çok fazla konuşmak istemediğinizi biliyorum, ama paparazzilerle yaşadığınız o tatsız hadise sonra sizi nasıl değiştirdi? Bir güven problemi yaşadınız mı, yeni savunma mekanizmaları geliştirdiniz mi, hayatınızı değiştirdiniz mi o olaydan sonra?
Bu konuya girmeyi gerçekten istemiyorum. Belki vakti geldiğinde konuşulur. şimdi müzik ve albüm konuşalım.
Son iki senedir üzerinde çalıştığınız bu albüm, bütün bu sorduklarımdan, o ruh halinden bağımsız olabilir mi?
Bilmiyorum, o sizin yorumunuz. Ruh hali bana dair bir şey, dışarıdan pek bilinemez. 

Daha önce de bu konuda hiç konuşmadınız. Albümün önüne geçmesinden mi çekiniyorsunuz? Yoksa zaten hiç yaşanmamış saymak niyetinde misiniz?
Yok canım, hiç yaşanmamış gibi olur mu? Neden öyle olsun? Başka platformlarda konuşuyorum da… 

Nasıl platformlar?
Arkadaşınla konuşursun, bunun mahkemesi vardır, davası vardır, şudur, budur…