scorecardresearch.com

Türkiye için günde 48 saat çalışmış

Türkiye için günde 48 saat çalışmış
Fadik Sevin Atasoy, Kültür Bakanlığı tarafından 'sinema elçisi' olarak gönderildiği Los Angeles'taki görevini tamamladı. Kendisine sorduk, Hollywood -Yeşilçam bağlantısı şimdi nasıl? Ögrendik ki, 13 ortak yapım yolda...
Haber: ŞENAY AYDEMİR / Arşivi

Yaklaşık bir ay önce Kültür Bakanlığı tarafından bu yılın başlarında Hollywood ile Yeşilçam arasındaki bağları güçlendirmek üzere ‘ sinema elçisi’ olarak Los Angeles’a gönderilen Fadik Sevin Atasoy’un World Consumer Academy tarafından ‘Yılın En Kaliteli Oyuncusu’ ödülüne layık görüldüğü haberi geldi. Gerçi World Consumer Academy’nin sitesinin Türkçe olması bizi biraz şaşırttı ama Atasoy’a ulaşıp hem geride kalan altı ay boyunca yürüttüğü elçilik görevinde kat ettiği mesafeyi hem de bundan sonraki kariyerine dair planlarını öğrenmek istedik. Lakin Atasoy, halen ABD’de olduğu olduğu için mail yoluyla söyleşebildik.

Belki bir röportajın hacmini aşacak sayıda soru gönderdiğimiz için, belki Atasoy’un vakti olmadığı için bazı sorulara yanıt alamadık ama Türkiye ile Hollywood arasındaki ilişkilerin geldiği düzeyi, oyuncunun yakın bir tarihte yer alacağı büyük projeyi ve ‘Kırmızı Bavul’u ile kurduğu ilişkiyi öğrenme fırsatımız oldu. Daha fazlası için önden buyurun...

Kültür Bakanlığı tarafından Los Angeles’ta ‘Sinema Elçisi’ olma teklifi yapıldığında neler hissettiniz?
Ülke sinemamızın evrenselleşme sürecinde kamu ve özel sektörü adına bir şeyler yapabileceğim bir platformun sunulması beni son derece gururlandıran bir teklif oldu.

Seyirci hatta medya bile genelde sadece oyuncu yönümle beni tanır, lakin çok az dile getirilen akademik ve kamu hizmeti yönüm de var.
Akademik olarak Bilkent Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi’nde rahmetli hocamız Cüneyt Gökçer’in danışmanlığında araştırma görevlisi olarak çalıştım. Şef Gürer Aykal yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası ile ‘Anadolu Konserleri’ adı altında iki sene tüm Türkiye’yi karış karış gezerek, klasik müziği Türkiye’nin en ücra köşelerine taşıdık, sınavlar açarak yetenekli çocukların keşfedilmesinin ve burslu olarak eğitim almalarının sağlandığı bir yapının içinde yer aldım.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı kurumumda 5 seneyi aşkın memuriyet görevim var. Sonrasında ilk sinema filmim olan ‘O Şimdi Mahkûm’ ve beraberinde Altın Portakal’ı almam, daha geniş bir kitlenin beni tanımasını sağladı. Sinema hep hayalimdi. Kariyerim boyunca ekonomik olarak destek sağlayan televizyon dizilerinden kaçıp sinema filmi setlerinde risk almayı da bu yüzden tercih ettim. Bu görev sayesinde hem gelişmekte olan Türk sinema endüstrisi hem de daha önceden bağlantılar kurmuş olduğum Amerikan sinema endüstrisinde bir köprü görevini üstlendim.

Teklifi kabul ettikten sonra nasıl bir planlama yaptınız. Türkiye sinemasını Hollywood’a anlatabilmek için stratejiniz neler oldu?
Moda için Paris ne ise sinema için de Los Angeles öyle. Los Angeles’a gelir gelmez usulen ilk olarak turizm ve kültür müşavirimizle, sonrasında konsolos ve ticari ataşeyle hatta Türk Hava Yolları Genel Müdürü’müzle toplantı yaparak onların görüş ve değerlendirmelerini aldım. Bu hususta çok şanslıyım çünkü 6 aylık süreçte bana çok destek verdiler. Ardından Amerikan film sektöründeki tüm şahsi bağlantılarımı harekete geçirerek, Amerikalı yapımcı ve yatırımcılarla toplantılara başladım, Sinema genel müdürlüğümüzle koordineli olarak yürüttüğüm bu toplantılarda; gelişen Türk sinema endüstrisi; dizi sektörünün Ortadoğu, Balkanlar. Avrupa hatta Asya’da elde ettiği 600 milyon seyircilik pazar ve Türkiye coğrafyasının sinematografik anlamda bakir ve özgün oluşu en güçlü önermelerim oldu. Tabii bir de yeni çıkan teşvik yasası bunları destekledi. 6 aylık sürecin sonunda 13 Hollywood filminin Türkiye’de çekilmesi hususunda Amerikalı tarafları ikna ettim. Ayrıntısına giremeyeceğim ama U2’nun solisti Bono’nun da rol alacağı bir projeden tutun da ‘The Mummy: Tomb of the Dragon Emperor’ın yönetmeni Rob Cohen’in yöneteceği bir filme uzanan bir yelpaze söz konusu. Bu 13 projenin yapımcı, oyuncu ve yönetmenlerine konsolosluğumuzun ev sahipliğinde bir kahvaltı daveti gerçekleştirdik. Los Angeles’ta Los Angeles Türk Film Festivali’ni düzenledik. Southeastern Film Festivali’ne filmlerimizin başvuru yapmasını sağlayarak, ‘Unutma Beni İstanbul’ ve ‘Gelecek Uzun Sürer’in ödül almasının gururunu yaşadım Açıkçası 6 ay boyunca aradaki 10 saatlik zaman farkı da göz önüne alınacak olursa, gündüzleri Los Angeles, gece yarısı Türkiye için çalıştım. Her gün toplam 48 saat çalıştım diyebilirim! Şimdi ise görevimi layıkımla tamamlamış olmanın gururunu yaşıyorum. Benim için misyonum basarıyla gerçekleşmiştir.

Peki, Amerikalıların gelip ülkemizde film çekmelerinin bize ne faydası var?
Birincisi ekonomik. Ürün konumlandırma adını verdiğimiz sistem içerisinde bir filmin içinde gözüken bir ayakkabı kutusu bile bir hafta içerisinde o ürünün satışında patlama yapıyorsa bunu bir de ülke adına düşünün. Örnek olarak Woody Allen’ın Barselona ve Roma’da çektiği filmleri verebiliriz. Tüm bunların ötesinde ülkemizdeki dizi sektörünün gösterdiği gelişim sebebiyle yetişen genç teknik altyapı, Hollywood’un profesyonellerinin Türkiye’de çekim yaptıkları zaman çalışacakları ekip olacağı için, endüstriyel anlamda genç sinemacılar için de eğitim ortamını oluşturacaktır.

Memleket hasretini nasıl gideriyorsunuz?
Geçen gün canım kısır çekti ve buradaki etnik bakkaldan yapacak malzemeyi bulunca “Tamam” dedim, “Ben kendi Türkiyemi nereye gidersem gideyim yaşatabilmenin bir yolunu buluyorum.” Hedefim şimdi bir de tahin ve pekmez bulmak.

Yaşadığım apartmanda geçen gün hayatımda ikinci kez börek yapmayı başardım. Komşulara dağıttım, hayret beğendiler vallahi. Bir de arada bir cam silerken yemeni takıp türkü söylüyorum. Geçen tesadüfen penceremin önünden bir Türk aile geçiyormuş, beni görünce karşılıklı bastık kahkahayı.

BİR HOLLYWOOD FİLMİ İÇİN PRENSİPTE ANLAŞTIK
‘Alacakaranlık’ serisinin yönetmeni Catherine Hardwick’in yeni filmi için teklif aldığınız yazıldı. Hangi aşamada?
Catherine Hardwick’in yöneteceği bir filmde ana rollerden birinde oynamak üzere bir teklif aldığım doğru, prensipte anlaştık. Önümüzdeki sene çekilmesi planlanan filmle ilgili açıkçası set kurulur, kamera çalışır ve ben ‘kayıt’ sesini duymadan, emin olmam ve hiçbir şey söylemem. Aynı zamanda Kanada ortaklı bir Türk yapım firmasına da Los Angeles’tan danışmanlık yapma teklifi aldım ve kabul ettim. Öte yandan H. Wood Beauty kozmetik firmasının yüzü olma konusunda teklif aldım. Beni heyecanlandırdı, çünkü hem bir dünya markası hem de çay yaprağı esasından yapılan ürünler ve kurumun ana teması tamamen doğal güzellik üzerine kurulu. Her gün aldığım mail ve sosyal paylaşım sitesinden bana gönderilen mesajlar bana Türk seyircisinin beni özlediğini sık sık hatırlatıyor. Bu hasretliği buradan Türkiye’ye yapacağım bir proje ile de yakında sona erdirmeyi düşünüyoruz.

‘FADİK VE KIRMIZI BAVUL’UN KİTABI GELİYOR
Bundan sonra neler yapacaksınız?
Görevim sebebiyle, ihmal etmek zorunda kaldığım diğer yönlerimi tekrar harekete geçireceğim. Elçilik misyonu tamamlandı, ‘Fadik ve Kırmız Bavul’ geliyor. ‘Fadik ve Kırmızı Bavul’ adlı blog ’umun 50 bini aşkın okuyucusu olmasının bana verdiği heyecan ve motivasyonla Los Angeles’taki görevim süresince, UCLA Üniversitesi Yazarlık Bölümü’nde derse gittim, yazarlık öğretilmez lakin teknik yapıya vâkıf olmak gibi bir mükemmeliyetçi yapım var. Edgemar Center of Arts Sanat Okulu’ndan da metin inceleme ve senaryo yazarlığı konusunda burs kazandım, dolayısıyla şey beni, ‘Fadik ve Kırmızı Bavul’u kitap olarak yazmak adına yola çıkardı. Bloğumu geçici süre kapattım, sitem edenlere de sizin vesilenizle duyurmuş oluyorum. Çünkü ‘Fadik ve Kırmızı Bavul’ kitaba doğru bir yola cıktı. Üç dilde basılmak üzere teklif aldım. Kasım ayına kadar ilk draftı tamamlamam gerekiyor.

‘Fadik ve Kırmızı Bavul’un konsepti nedir?
Aşka inanmayan bir kadının hayatına giren sihirli bir bavul sayesinde önce aşkla karşılaşıp, sonra kaybedip ve tekrar ona kavuşmak için inancı ve kendisi arasında verdiği mücadelenin yol hikâyesidir.


http://www.radikal.com.tr/109663110966313

YORUMLAR
(3 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Kalitesizlik - seyhanarman

Ne kadar kalitesiz olduğumuz yapılan şu iki yorumdan belli. Kimmiş bu yıllarını sinemaya vermiş kişiler merak ettim doğrusu. Ayrıca yıllarını sinemaya verdiler diye elçilik yapabilecekleri anlamına gelmez. Ne güzel genç bir sinemacımız bizi temsil etmiş demeniz yeterli! 2. yoruma cevap vermeye bile değmez, bu poz onu rahatsız ettiğine göre...

skandinav olma yolunda - noname99

Memlekette kac yilini sinemaya televizyonu adamis adamlarin hepsi demekki bu teklifi reddetti ki bu hanim efendiye kismet olmus bu is. Ilginc. Oralarda bu hanimefendiyi 6 7 ay yasatmakta bol sifirli rakamlara takabul eder. Varsin olsun. Zaten bizim acta acikta insanimiz yok. Lakin ben bu hanimefendinin geri gelecegini pek sanmiyorum. Belki kendine bir holiwud yapiminda kucuk bir rol ayarlamayi basarir. Bizi de gururlandirir. Yanliz dikkat etmek lazim holiwud yer adami.

-.- - tikitikiu

"Sinema ELÇİSİ" 'ne bak. Elçilik mi yapıyordu bu pozları verirken?