TV ekranında kadınlar için 35 yaş sınırı!

TV ekranında kadınlar için 35 yaş sınırı!
TV ekranında kadınlar için 35 yaş sınırı!

Gillian Taylforth, Beverley Callard, Sherrie Hewson ve Andrea McLean (soldan sağa) Best Magazine e verdikleri pozla, yaşlarına rağmen vücutlarından utanmadıklarını ve kariyerlerine devam edebilecekleri mesajını verdi.

Ekrana çıkan kadınlara yönelik 'yaş sınırı' baskısı İngiliz oyuncu ve sunuculara çıplak poz verdirdi. Güzellik ve gençlik takıntısının tavan yaptığı çağda, durumu Türkiye'nin tanınan ekran yüzleri değerlendirdi
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Sherrie Hewson, Andrea McLean, Beverley Callard ve Gillian Taylforth. İsimleri ilk anda bize pek aşina gelmeyecek, İngiltere’den dört ekran yüzü. Hewson ve McLean ITV kanalında yayımlanan güncel söyleşi programının sunucuları, Callard popüler televizyon dizisi Coronation Street’in, Gillian Taylforth bol ödüllü pembe dizi EastEnders’ın oyuncusu. Bu dört kadın önceki gün çıplak pozlarıyla çeşitli gazetelerin web sayfalarındaydı. Hayır, bildiğiniz türden bir ‘Arka sayfa güzeli’ olmak üzere değil, sektörün ‘gençlik – güzellik takıntısına’ akılda kalıcı bir yanıt verebilmek için.
Zira dördü de televizyon ekranlarının ve beyazperdenin kadınlar için uygun gördüğü, söze belki hiç dökülmeyen ama varlığı bilinen ‘yaş haddini’ aşmış durumda. Yaşlarının ne olduğunun, işlerini yaparken bir önemi olmadığı mesajını vermek için de ‘Best Magazine’in kapağına kurulmuş durumdalar.
Mevzu son derece net: Hollywood başta olmak üzere, sinema sektöründe, yanı sıra ekranlardaki haber programı gibi ciddi yapımlarda - seyircinin gözleri şenlensin diye olsa gerek! – ‘kadının güzeli, genci, seksisi’ makbuldür. Bu özellikleri ortadan kalktığında da hemen vazgeçilirler...
Sharon Stone’u ya da Julia Roberts’ı ortalıklarda göreniniz var mı misal? Televizyonda haber sunan kaç tane 50 yaş üstü kadın sayabiliriz? Annenin bile gencini tercih eden dizilerde anne-kızı oynayan kadınlar arasındaki yaş farkı bazen komik derecede az olmuyor mu sizce de? 

Artık 50 değil, 35 yaşlı...
Geçtiğimiz sene bu vakitler görüştüğüm Hollywood oyuncusu, Türkiyeli seyircilerin ‘Lost’un Fransız’ı olarak tanıdığı Mira Furlan, durumu pek güzel özetlemişti: ‘Önemli olan yaptığınız iş değil, görünümünüz oluyor. Hollywood’da kadınların son kullanma tarihi var sanki! Artık erkekler ve kızları yaşındaki kadınları bile değil, erkekler ve torunları yaşındaki kadınları bize çift olarak izlettiriyorlar! Oyunculuğu en iyi olabileceğiniz zamanda dışarıda bırakılıyorsunuz.”
Hollywood’un tek taraflı olarak, kadınlar açısından işleyen ‘gençlik saplantısını’ ele alan, Rosanna Arquette imzalı ‘Searching for Debra Winger’ (Kayıp Aranıyor: Debra Winger) adlı belgesel de bu konuya odaklanmıştı. Filmde, yıllarca gözde olup, yaşlandıkça gözden düşen kadın oyuncular sistemi tartışıyordu. Sinema tarihine geçmiş oyuncular Sharon Stone, Meg Ryan, Jane Fonda, Melanie Griffith ve Whoopi Goldberg Hollywood’un rekabetçi ortamında kadın oyuncu olarak nasıl zorluk çektiklerini ama yaşları ilerledikçe de nelerle karşılaştıklarını anlatıyordu.
Hewson, McLean, Callard ve Taylforth’un “Bedenlerimizden utanmıyoruz” mesajını vücutlarını sergileyerek vermesi de bir yönüyle tartışılabilir elbet. Ama bir vakitler 50’den sonra başlayan ‘yaşlılık algısının’ önce 40’lara şimdilerde de 35’e düşmüş olduğunu söylemeleri, bu gizli baskı yüzünden içinde bulundukları yaşların tadını çıkaramadıkları, erkeklerde yaş sınırı sorunu yokken kendilerinin kenara konulması gibi serzenişlerini ciddiye almakta fayda var. Öyle yaptık, mevzuyu yerele taşıyıp memleket sınırlarındaki durumu, tartışmanın taraflarına sorduk…

Güzellikten daha büyük engeller var
Ayşenur Arslan
CNNTürk

Ben 61 yaşında ekrandayım. Dolayısıyla benim durumum kendi başına, ‘60’ından sonra ekranda kadın olur mu, olmaz mı?’ sorusuna çok genelleme yapmaya imkân vermiyor. Elbette kadının daha güzel, daha genç, daha çekici olması neredeyse bir ideolojiye dönüşmüş durumda. Ama o ideolojinin de tüketimin çok hayati önem taşıdığı birkaç alan dışında yer yer zayıfladığını görüyorum.
Şu anda medyada ya da diğer alanlarda kadınların karşısında varlığı konusunda, doğrusu gençlik ya da güzellikten daha çok muhafazakarlaşmanın bir engel olabileceği kanaatindeyim. Kadının yerinin evi olduğu, asli görevini; en az üç çocuk doğurarak yerine getirmesi gibi kodlar söz konusu artık.
Ben kendi adıma dikkati çekmek için bir şey yapmak zorunda kalmadım. İngiltere’deki kadınlar bir bakıma haklıdırlar ama Türkiye ’de bizim tartışmamız gereken başka şeyler var.
‘Debra Winger’ı Aramak’ diye bir film vardır, müthiş müthiş… Sharon Stone mesela, bir kenardfa duruyor şu anda. Neticede bütün bunlar dünyanın genelinde ağzımıza bir parça tat getirecek tartışmalar. Yoksa kadının hem dünyada, hem Türkiye’de çok daha önemli sorunları olduğunu düşünüyorum.
Ben ekrana sonradan çıkmaya başladım. Belki de 59 yaşımda ilk başladığımda duyardım bu kaygıyı ama bu saatten sonra katiyen böyle bir kaygım yok. Medya yolculuğumun bu durağında denk geldi televizyon. Ama ekrana çıkmayacak olsam, artık her gün makyaj yapmak, her gün giyinmek gibi bir sorunum olmayacağı için daha iyi bile hissedebilirim!

Artık seyirci de analizi, birikimi görmek istiyor
Şirin Payzın CNNTürk
Bu konuda şahsi bir kaygım yok. Türkiye’deki özel televizyonlar, nereden bakarsanız yirmi senelerini doldurdular. O dönem başlayanlar olgunluk çağına geldi. Dolayısıyla önümüzde sağlıklı bir örnek yok henüz. Biraz da biz örnek teşkil edeceğiz. Benim jenerasyonumdan kadın televizyon gazetecilerinin duruşu, belirleyecek şartları. Israrcı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Sinema sektöründe de benzer bir durum var ama bir de Merly Streep örneği var; her zaman birikimini öne çıkardı, uzun vadeli bir şekilde devam ediyor.
Bir gecede meşhur olanlar çabuk elimine olabiliyor. Bunu bir maraton olarak görüyorum; bazen yavaşlıyorsunuz, bazen çok bahsediliyor sizden, bazen daha az. Maraton gibi gördüğüm zaman, daha uzun vadede koşabileceğimi düşünüyorum. Kendi adıma endişe duymuyorum.
Ama piyasanın buna zorlayan tarafları var. Türkiye çok çabuk tüketen bir toplum. Ama Ayşenur Arslan mesela, müthiş bir iş yapıyor, kadınlar açısından işin seyrini değiştirdi. Israrcı olduğumuz müddetçe, bu oyunun şartlarını belirleyebileceğimizi düşünüyorum. Haber işi güzellik işi, saçının başının nasıl olduğu değildir. Evet, televizyon görsel bir mecra sonuçta, elinizin yüzünüzün düzgün görünmesi gerekir ama deneyim ve birikim önemlidir.
Bakın Mehmet Ali Birand ve Uğur Dündar tepeden inme getirilen insanlar değil, yirmi yaşında güzellik yarışmasını kazandığı için gelmediler. Onları hâlâ orada tutan şey, deneyimleri, birikimleri. Biz kadınlar arasında hiç öyle olmadı. Çünkü Ana Haber Bültenleri’ne oturtulanlar hep mankenler oldu. Şimdi şimdi haberciler geliyor. Zaten seyirci de bunu istiyor. Bir dönem sadece sunucu güzel olduğu için reyting alıyorsunuz, bir zaman sonra, seyirci analizi yorumu tecrübeyi görmek istiyor. Türkiye’nin anayasa değişikliğini kimse 22 yaşından birinden dinlemek istemiyor...

Kadın hikâyeleri çoğalmalı
Bennu Yıldırımlar Oyuncu
Kendi adıma değil ama genel olarak değerlendireyim durumu: Birebir yüzünüze böyle bir şey söylenmiyor tabii ki de ama teklif edilen roller kısıtlanıyor. Kadın hikâyelerine daha çok ağırlık verildikçe, bu durum da ortadan kalkacaktır diye düşünüyorum. Ya da kadınların sektörü ele geçirmesi lazım. Debra Winger ile ilgili bir film yapmışlardı, Hollywood’da yaşını başını aldıkça, kadınlara ihtiyaç duyulmamasıyla ilgili... Yaşadığınız toplum ve şartlar sizi de etkiliyor elbette ama bunlar ölümcül şeyler değil. Hayatınıza devam ediyorsunuz. Tiyatroda bu kadar ağır bir durum olmaz mesela.

Ekranda ne kadar çok çirkin erkek var!
Çiğdem Anad NTV
Televizyon ekranında iş yapan kişilerde ortalama bir güzellik mutlaka aranır ve bu doğadır. Bilginin yeteneğin, becerinin, tecrübenin yanında ortalama bir güzellik de televizyon için olmazsa olmaz kriterlerdendir. Ancak ‘35 yaş altı güzeldir, 35 yaş üstü güzel değildir’ anlayışı sadece gelişmemiş estetik anlayışa sahip ülkelerde geçerlidir. Türkiye gibi. Ayrıca Türkiye televizyonlarında büyük bir tezat göze çarpıyor. Kadınlar güzel, erkekler çirkin. TV ekranlarına çıkan çirkin erkek sayısındaki artışın farkında mısınız? Ne kadar çok çirkin erkek var! Üstelik seyircilerin yarısı kadın. Herhalde kadınlar da ekranlarda yakışıklı erkekleri görmek ister. Ama ekrana çıkan o çirkin erkekleri seçen televizyon yöneticileri, kadın seyircilerin isteğini hiç hesaba katmıyorlar nedense. Mevzu kadın sunucu olunca ise televizyon yöneticilerinin seçimi tamamen değişiyor.
Genellikle erkek ve 40 yaşın üzerinde olan televizyon yöneticileri, erken andropoza girdiklerinden midir nedir, 40 yaşın üzerindeki güzel kadınları güzelden saymıyorlar, 35 yaşın altındaki çok güzel kadınlar arasından sunucu seçiyorlar. Bu tipik bir 40 yaşı geçkin erkek tavrı.
40 yaşını geçtiyse; güzel olması yetmiyor, kadının mutlaka mesleğinde mükemmel, yeri doldurulamaz olması gerekiyor. Genç ve güzel kadınlarınsa mesleki yetersizlikleri kolayca tolere ediliyor. Burada kriter; maalesef seyircinin tercihi değil, televizyonun erkek yöneticilerinin şahsi beğenileri.