Ve İPod, 10 yaşında...

Ve İPod, 10 yaşında...
Ve İPod, 10 yaşında...
Müzikle ilgili hiçbir deneyimi olmayan Apple, 2001'de iPod'la birlikte taşınabilir müzik pazarına girdi. Müzik dinleme alışkanlıklarımızı toptan değiştiren bu yeni cihazla birlikte Apple, artık dünyanın en değerli şirketi
Haber: ÖZLEM KARAHAN - ozlem.karahan@radikal.com.tr / Arşivi

Son yıllarda iPhone ile teknoloji piyasasına damgasını vuran Apple, bundan 10 yıl önce düzenlediği bir etkinlikle yeni ürününü tanıttı ve o günden sonra bizim için müzik dinlemek asla eskisi gibi olmadı.
Öncesinde müzikle ilgili herhangi bir deneyime sahip olmayan Apple, 23 Ekim 2001’de, iPod adını verdiği bir mp3 player’ı tanıttı. Sekiz ay içinde piyasaya sürülen iPod, müzik dinleme alışkanlıklarımızı değiştirmekle kalmayacak, portatif müzikçalar pazarının liderlik tahtını da ele geçiriverecekti.
Apple’ın kıdemli endüstriyel tasarım bölümü başkan yardımcısı Jonathan Ive, aynı zamanda iPod’un kasasıyla ilgili çalışmaları yönetti. iPod’un üzerinde hiçbir açma/kapama düğmesi ya da şarj kapağı olmayacaktı. “Eğer öyle olmasını isteseydik, muz biçiminde de olabilirdi” diyen Ive, iPod için beyaz rengi seçmesinin nedenini ise şöyle açıklıyor: “Beyaz tarafsızdır; fakat cesur bir tarafsızlık. Şok edici bir tarafsızlık.” 

‘Senin iPod’un hangisi?’
Reklam kampanyalarıyla da desteklenen iPod’un ilk satışları iyiydi; ama mükemmel değildi. Şirketin reklam harcamaları görece küçüktü; çünkü daha güvendiği bir reklam modeli vardı: ağızdan ağza. iPod’un kulaklıkları da sonradan düşünülerek beyaz üretildi. Alışılmamış bir renk olarak bu kulaklıklar gösterişli bir reklam öğesi olarak sunulmuş, ama ürün çoğunlukla görünmeyen yerlerde taşındığından beklenen heyecan oluşmamıştı. Bu aşamada medya üzerine düşeni yaptı ve bu aleti terfi ettirerek modaya dönüştürdü. Birbirinden ünlü isimlerin ekranda “Senin iPod’un hangisi?” dedikleri reklamlarla birlikte bu soru ve iPod moda haline geldi.
Apple’ın 1985’teki bölünmesinden sonra görevinden bir süre uzak kalan ve 1996 yılında tekrar işinin başına geçen CEO’su Steve Jobs, “Neden müzik?” sorusuna “Hepimiz müziği severiz ve her zaman için sevilen şeyleri yapmak iyi bir şeydir” sözleriyle cevap veriyordu. Müziğin her şeye dokunan bir şey olduğunu savunan Jobs; “Bu, pazar için büyük bir hedef. Sınırı yok ve bu pazarın lideri yok. Halihazırda dijital müzik piyasası için bir çözüm bulunamadı” diyordu. 

iTunes sahneye çıkar
iPod, piyasadaki ne ilk, ne en ucuz ne de en geniş kapasiteli müzik çalardı. Sadece Mac’lerle uyumluydu ve insanların büyük çoğunluğu PC kullanıyordu. Üstelik ismi de blogger’ların hedef tahtası haline gelmişti. Teknoloji blogger’ları iPod’u ‘Idiots Price Our Devices’ın (aptallar, bizim ürünlerimizin fiyatını belirler) baş harflerine atfediyorlardı. Fakat beş yıl içinde, Apple’ın internetteki devasa müzik deposu olan iTunes aracılığıyla Apple, dünyanın bir numaralı müzik sağlayıcısı olacaktı. 2007’de iTunes Video’nun da devreye girmesiyle Apple, hızla en popüler video deposuna dönüşecekti. 2011’de ise Apple, pazarın lideri Exxon Mobil Corporation’ı geride bırakarak, dünyanın en değerli şirketine dönüşmüş durumda.
iPod’dan önce de mp3 çalarlar vardı, ama iPod’dan önce mp3, yasal değildi. Apple, dünyanın dev müzik şirketleriyle albümlerin mp3’lerini iTunes’a koyma konusunda anlaştı ve böylece mp3, iPod’la birlikte yasal bir şey haline geldi. 

“21. yüzyılın ikonu iPod’dur”
Sussex Üniversitesi’nde iPod üzerine verdiği dersler sayesinde ‘Profesör iPod’ lakabını alan Dr. Michael Bull, iPod’un 21. Yüzyıl’ın kültür ikonu olduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Bu, gerçek anlamda işleyen ilk mp3 player’dır. Daha önceki mp3 player’larda bir parça müzik dinleyebilmek için dizlerinizin üzerine çöküp dua etmeniz gerekirdi. iPod kentlerde, dolaşmayı seven insanların tarzını simgeler hale geldi. Roland Barthes, Ortaçağ’ın ikonunun katedraller olduğunu söyler. 1950’lerde Citroen ikon oldu. Ben de, bundan 50 yıl sonra iPod’u, tüm dünyanızı cebinize sığdırabileceğiniz bir ikon olarak görüyorum. iPod, 21. Yüzyıl’daki dönüm noktasını temsil ediyor.
Piyasaya sürüldüğü günü takip eden üç yıl içinde çok satmasa da iPod, 2004 ve 2005’te önemli satış rakamlarına ulaşmayı başardı. 2005’te 20 milyonu aşan satış rakamlarını 2006’ya gelindiğinde 40 milyona çıkaran iPod, 2007’den bu yana 50 milyonluk satışın altına düşmedi.
Bugün yaklaşık bin şarkı kapasiteli ilk nesil iPod’un aksine çok daha küçük formdaki iPod Nano, iki bin şarkı saklayabiliyor. iPod Touch da müzik deneyiminin yanı sıra bir mobil oyun konsolu ve sayısal bir asistan olarak vazgeçilmez cihazlar arasındaki yerini alıyor. Ancak ‘click-wheel’ özelliğiyle büyük talep gören klasik iPod’larda neredeyse hiçbir tasarım değişikliğine gidilmemesi de düşündürücü.
Apple, yıllar içinde teknoloji ve tasarım algımız, alışveriş biçimimiz, medya tüketimimiz ve interaktif ilişkilerimiz üzerinde değişime uğradı. iPod Touch, iPhone ve iPad yoluyla kapılarını hayatımıza sonuna kadar açtı. Bunların hiçbiri iPod’suz olamazdı.

Amazon’la müziklerimizi ‘bulut’ta saklayacağız
Amazon geçtiğimiz günlerde sessizce ‘Cloud Player’ı ABD’li müşterileri için piyasaya sürdü. Çok sayıda küçük şirket de halihazırda kendi küçük cloud player’larını, hızla gelişen bu pazara sürmüş durumda. Fakat Amazon’unki, bir teknoloji devinin ilk kez bu işe girmesi.
Harddisklerde depolanmak yerine ‘siberuzay’da depolanan müzik depoları olarak adlandırılan ‘cloud player’, şimdilerde dijital müzik endüstrisiini kutsal kasesi durumda. Özellikle de CD satışlarının yok olmaya yüz tuttuğu dünyada teknoloji şirketlerinin müşterileri ayartmaya çalıştığı ortamda...
‘Cloud Music Player’, kişilerin müziklerini uzaktan erişebilecekleri bir ‘dijital dolap’ta tutması olarak tarif edilebilir. Daha sonra, kullanıcılar, hızlı bir internet bağlantısı olan herhangi bir yerden, bu müzik depolarına erişebilecekler.
Bunun anlamı, müzikseverlerin yatak odalarında dinler gibi, kendilerine ait CD’leri istedikleri her yerde dinleyebilmeleri. Amazon’un şimdilik sadece ABD’de kullanılabilen bu hizmeti, başlangıç olarak müşterilerine 5 GB’lık (1000 şarkı) bir alan sağlıyor. Şirketin dijital müzik dükkaından bir albüm satın alanlara ilk yıl için 20 GB alan verilecek ve yıllık 20 dolara bu servis kullanılmaya devam edilebilecek.
Bundan sonra, müziklerinize herhangi bir bilgisayardan ya da android telefondan ulaşabileceksiniz. Amazon ve Apple arasındaki rekabetten dolayı da (iki şirket şu sıralar ‘App Store’ ifadesinin kullanam hakkının sahipliği üzerinde tartışma halindeler), iPhone üzerinden Amazon’un ‘cloud player’ına üyelik yapılamayacak.
Müzikseverler, internette müzik depolamak için şirkete para ödemek zorunda kalmayı biraz incitici bulabilirler, fakat TechCrunch teknoloji blogu Avrupa editörü Mike Butcher’e göre, herkesin bu şekilde müzik dinlemeye başlaması çok uzun sürmeyecek: “Harddisklerimiz bozulur ya da PC’miz çalınırsa, her şeyi kaybetme riski var. Fakat müziklerinizi bir ‘bulut’ üzerinde depolarsanız, her zaman ona ulaşma şansınız olacaktır.”
Öte yandan, sanal ortamdaki müzik depolarına müzik yüklemenin yasallığı hala belirsizliler içeriyor. Bir şarkıyı satın alan kişinin, onu dinleme hakkına sahip olması gerçeğine rağmen, aynı kişi satın aldığı şarkıyı tekrar paylaşma hakkına sahip olacak mı? Birçok plak şirketi bu belirsizliği görmezden gelse de, bazı şirketlere dava açılıyor.
Amazon, web tabanlı veri yedeklemekle cloud sisteminin farklı olmadığı üzerinden kendini savundu. Şirketin müzik direktörü Craig Pape, “Depolanmış müzik için lisansa ihtiyacımız yok, bunun işlevi taşınabilir bir harddikten farklı değildir.” diyor.