Vergi hesapları ve müzik iç içe...

Vergi hesapları ve müzik iç içe...
Vergi hesapları ve müzik iç içe...

NAİM DİLMENER Müzik eleştirmeni, DJ

Burası bir mali müşavirlik ofisi. Ama aynı zamanda müzik eleştirmeni ve DJ Naim Dilmener'in 'yazı evi'... Tüm yazıları; dev arşivinin bir kısmı ve müzik kitaplarıyla, afişlerle dolu Beyazıt'taki bu ofisten çıkıyor
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Yazılarınızı da bu ofiste mi yazıyorsunuz?
Yüzde 99’unu burada yazarım. Mali müşavirlik işimle ilgili bütün ağa bağlı bir makinem var. Yazı çizi işleri ayrı bir makinede oluyor. 

Dışarıda da çalışır mısınız?
Hiç. Bazen dışarıdayken hemen yazı istediklerinde elim ayağıma dolaşıyor. Kısa yazıları iPhone ile becermeye çalışıyorum. Ama Radikal İki’ye, Milliyet Sanat’a yazamam dışarıda. 

Mali müşavirlik işi de yürürken ofisteki hareketlilik rahatsız etmez mi?
Fark etmiyorum bile. Öyle törensel şeylerim de yoktur yazı yazarken. 

Müzik olur mu daima arkada?
Sabah ilk açtığım, CD player’ın düğmesidir. Dinlemekten hiç vazgeçmediğim üç, beş isim var. Bir yandan da görev icabı dinlememiz gereken şeyler geliyor. Kendime kalan zamanda Haris Alexiou dinlerim, devamlı. Selda, Yıldız Osmanova, devamlı. Obsesif bir insan olduğum için USB’li player’ımda sırf Yıldız Osmanova var. Lübnanlı Feyruz ve İranlı Googoosh’u da sürekli dinlerim. 

Etrafta ne olmalı?
Onlarsız hakikaten hiç bir şey yapamam: Nijat Özön’ün yazım klavuzu. Bir Türkçe sözlük, bir Osmanlıca - Türkçe sözlük. Bir de Google. Yeter. 

DJ’lik yaparken ne olmalı yanınızda?
CD Case’imi alıyorum, gidiyorum. Genelde Babylon’da çaldığım için bir zamandır sound check bile yapmıyorum. Babylon’un ses düzeni pırıl pırıldır. 

Dışarıya plak, kitap verir misiniz?
Eskiden vermezdim. Gazete Pazar’da yazmaya başladıktan sonra, kaynağın önemini anladım. Bir zaman isteyenlere, “Gelin burada bakın” demekte direttim. Size normal görünen durum, dışarıya deli saçması gibi yansıyor. Sonra vermeye başladım, arada gelmeyen de oldu… 2003’te ‘Hafif Türk Pop Tarihi’ni yayımlattıktan sonra malzemenin bir kısmı o kadar batmaya başladı ki… Bunları topladın ve bin şükür çok güzel bir kitap çıktı, şimdi ne yapacaksın bu çöpü? Tek tek başladım dağıtmaya. Çünkü biliyorum herkesin ilgi alanını. “Abi delirdin mi? Niye bana veriyorsun?” derlerdi. Böyle bir ferahladım, ferahlamış hali bu. 

Asla elden çıkarmayacağınız plaklar, kitaplar hangileri?
Hümeyra’nın plaklarından tutun Ajda Pekkan’lara, Timur Selçuk’lara, Mazhar Fuat Özkan’ın yurtdışı plaklarına… Murat Belge’nin ‘Tarihten Güncelliğe’. Benim kutsal kitabım. 

İlk ne zaman müzik yazarak para kazanmaya başladınız?
95’te radyoya başlamıştım. 97’de Gazete Pazar’da başladım. Murat Çelikkan arayıp, “Programını ben de Neyyire Özkan da çok seviyoruz. Programları gazete yazısına döker misiniz?” dedi. 

Nasıl hatırlanmak istersiniz?
Bilmiyorum… Herhalde böyle hatırlanacağım; ‘Ajda Pekkan’ın hayranı’. 

İdolünüz Ajda mı?
Yok. Hatta kitabını yazdıktan sonra mahkemelerde süründürdü ya beni. Ajda Pekkan dediğimde eskisi gibi “Ah benim tanrıçam” gibi şeyler geçmiyor aklımdan. Hâlâ “Bu kadından iyi şarkı söyleyen yok” diyorum ama idolüm değil. İdolüm… Belki Murat Belge. Gerçi ona ‘peygamberim’ demeyi tercih ediyorum. 

Sizinle aynı işi yapan isimlerden kim var beğendiğiniz?
Murat Meriç. Çok, çok iyi. Ve şükür ki çok iyi dostuz. Ama yazarlığını, eleştirisini yere göğe koyamadığım birden fazla insan var. Bütün Roll taifesini böyle görürüm. Gökhan Pamuk’undan Merve Erol’una, Derya Bengi’sinden Yücel Göktürk’üne kadar. Deniz Durukan, Cumhuriyet’te yazar.
Ve hepimizin profesörü saydığımız Orhan Kahyaoğlu.