Yerli dizilerdeki 25 klişe

Yerli dizilerdeki 25 klişe
Yerli dizilerdeki 25 klişe
Kimi bir tanesine kafayı takmış, kimi her gece çifte vardiya yapıyor. Geçtiği zaman, coğrafya ve dertleri farklı olsa da, televizyon ekranlarını işgal eden yerli dizilerin hepsinin buluştuğu klişelere baktık

1. Kritik suskunluk
Biri birini bir şeyle suçluyordur ve haksız bir suçlamadır bu. “Ya yok öyle değil” dese iş anında çözülecek. Ama hayır, karakterimiz sadece kemküm eder. Niyeyse çözülmek için beş altı sahne sonrasını bekler. Bekler ki işler iyice karışsın.

2. Güzelleşme harekatı
Yeşilçam sineması da bayılır buna. Özellikle kadın karakterimiz erkeğe ders verme maksadıyla kendini güzelleşmeye adar. Saçtan, baştan, kilodan başlayarak bir “Beni baştan yarat” sürecine girilir.

3. İntikam şart
Bütün hikayenin akışını bir intikam üzerine kurmak sıkça karşılaşılan bir durumdur. Hayat gerçekten bu kadar intikam üzerinden mi akar? Ama yok, içinde irili ufaklı bir intikam olmayan dizi tutmaz.

4. Hatırlama sahneleri
Bir olayı tam olarak nasıl hatırlarız? Ruh ve sinir biliminin açıklayacağı bir durum. Fakat dizilerde, iki üç bölüm önce olan olayı kahramanımız tam da öyle hatırlar. Zaten gerçek sahnelerin çekimi tekrar kullanılıyordur, zaten de diziyi kısa yoldan uzatmak gerekir.

5. şarkı-türkü katkısı
Müzik normal koşullarda zaten bir dizinin önemli bir parçası olabilir. Fakat son yıllarda özellikle şarkı sonradan YouTube’a falan düşsün diye klibimsi eklentiler yapılıyor. Dokunaklı bir türkü dizinin önüne geçer, iyidir.

6. Zengin- fakir ikilemi
Tüm popüler senaryo tarihinin yaslandığı klişedir. ıki ayrı dünyanın çatışması hele bir de aşk üzerinden olursa tadından yenmez. Üzerine başka bir şey eklenmese bile olur.

7. Hatalı direksiyon
Eğer insanlar dizilerdeki gibi araba kullansaydı yanmıştık. Tamam bunun bir dizi olduğunun farkındayız, ama el direksiyondayken öyle sağa sola duygulu bakışlar atmalar, o düşünceli haller... Biraz gerçekçi araba kullanma sahnesi olamaz mı? Aynaya sadece arkadaki oyuncuyla konuşmak için mi bakılır?

8. Kendi kendine konuşma
Siz hiç sesli bir şekilde “Bana bunu yaptığın için pişman olacaksın” ya da “X’in Y’ye ne dediğini duydum. Bundan haberim olmadığını sanıyorlar” şeklinde konuşan birini gördünüz mü? Bazı şeylerin hızlı geçmesi gerekir, oyunculuk becerisiyle ortaya çıkamayacak karakter dönüşümleri yaşanır. Sonra ortalık deli gibi kendi kendine konuşan insanlarla dolar.

9. Çocuk meselesi
Türk filmlerinden dizilere miras bir klişe daha... Kadın kimselere söylemeden çok aşık olduğu adamın çocuğunu doğurmuştur, çocuk da adamla bir şekilde tanıştığında adamı pek çok pek çok sever, tabii adam da kan çektiği için çocuğa bayılır ama kadın durumu açıklamamak için sündürür de sündürür.

10. Hastalık krizi
Tam işler sarpa sarınca dizinin büyüklerinden biri kesinlikle kalp krizi geçirir. Hatta senaristler bir şey bulamadığı için 10-15 kere kalp krizi geçiren zavallı aile büyükleri vardır ve ne hikmetse bir türlü ölmezler. Onun dışında ani gelişen ve iyileşen hastalık boldur.

11. Eski sevgili kötü kadın
Yahu bir tane bile iyi eski sevgili yok mudur? Adamla kadın birbirine çok aşıktır, tam da bu sırada eski sevgili (genellikle kadın olur bunlar) pat diye ortaya çıkar ve zavallı iyi kızımıza ve adama yapmadığını bırakmaz. Aşık çift kötü kadının marifetiyle bir güzel ayrılır, ağlamalar, zırlamalar, intiharlar vs. gırla gider.

12. Cadı kaynana
Eğer aşık esas oğlanla esas kız evlendiyse, işin içine mutlaka bir cadı kaynana girmelidir, girmezse tadı olmaz, gazı kaçar. Kötü kaynana çifti ayırmak için büyüler de dahil her türlü şeytanlığa, yalana, dolana, entrikaya başvurur. Bu diziyi epey ayakta tutar ama sonuç nedir: Sevenler mutlaka bir gün kavuşur.

13. Sevişme sahnesi
Bu, dizileri olduğu kadar filmleri de pazarlamanın bir yolu. Bir sevişme sahnesi ekleyip sonra da onu basına sızdırıyorsunuz. Basın zaten ‘Cüretkâr sahneler’ başlığını atmaya hazır. Son dönemin tecavüz temalı reklam olaylarına girmeyelim, ağız bozmak gerekebilir.

14. Yalan yemeler
Bir yemek sahnesi var diye oyuncuların illa yemesi gerekmiyor ama bir bezelye ağza atıp iki saat çiğnemek de olmuyor. Oyunculuksa bu da oyunculuk. Ağlamayı bildiğiniz gibi gerçekçi yemeyi de öğrenin!

15. Doğuştan makyajlı
Kadın yataktan uyanıyor dudakta ruj, yanaklar al al… Hastane, postane, yatakhane… Olay nerede, hangi saatte, hangi koşullarda geçerse geçsin, Türk kadın dizi oyuncusu bakımlıdır. Yataktan fönü bozulmadan kalkar.

16. Terlik yasak mı?
şu hayatımızda bir sürü eve girip çıkıyoruz, ayakkabıyla girilen evlerin sayısı tek elin parmağını geçmez. Türkiye ’de insanlar eve gelince ayakkabılarını çıkarır, bu kadar. Fakat dizilere bakarsanız kimse terlik giymiyor. Bir de iğne topukla kahvaltı sahneleri var ki, amanın aman…

17. Başrolde kılık kıyafet
Dönem dizileri zaten bu işe etraflıca el atmayı gerektiriyor. Ama bugünde geçen dizilerde de kılık kıyafeti, izleyicide bir moda dergisine bakar duygusu yaratmak üzere kullanmak bir taşla iki kuş vurmaktır. Bu yüzden bu işlere ayrı ekip bakar.

18. Bütün nişanlar sürmanşet
Bu da Yeşilçam’dan… ıçinde gazete görünen her dizide, senaryoya dahil olması beklenen her haber illa ki ilk sayfada olur. En uyduruk sosyete nişanı haberi bile sürmanşetten görülür. Ya ne olur adama iki sayfa çevirtseler…

19. Kimse televizyon izlemiyor mu?
Memlekette yüzlerce dizi var, herkes en azından birini, ikisini mutlaka seyrediyor. Ama ne hikmetse bu yerli dizilerde kimse dizi seyretmiyor. Hatta televizyon seyreden çok az. Bu nasıl bir halktan kopukluk?

20. Sıfır köy bilinci
Köy coğrafyasında geçen dizilerde şehirli dizi ekibinin çuvallama riski artar. Manikürlü, kaşları alınmış, rimelli köy güzelleri sıra sıra dizilir. Zaten köy yaşamına dair sahneler de ilkokul hayat bilgisi kitabındakilere benzer.

21. Başarısız oyuncu ölür
Pırıltısı tutmayan, izleyicinin sevmediği karakter ölür. Bu ölümlerin bazen oyuncunun huysuzluğu,
parasına zam istemesi filan gibi sebeplerden de kaynaklandığı görülmüştür. Kimse fazla üzülmez, ardından yas tutmaz, dizideki hayat hiçbir şey yokmuş gibi devam eder.

22. Bir aylık bebek sorunsalı
Senaryo icabı bebek doğar, tamam. Ama kimse hayatında yeni doğmuş bebek görmedi mi? Dizilerde hepsi yıkanmış, şampuanlı, tertemiz çıkıyor içerden. Üstelik kiloda da sorun var. Bir aylık bebekleri yeni doğmuş diye yutturmaya çalışıyorsunuz, anlıyoruz.

23. Sansasyon katkısı
Başrol oyuncularının dizinin başladığı dönemlerde özel hayatının hareketlenmesi, en azından bunun basına yansıması artık dizilere dair bir klişeye dönmüş durumda. Kimse bunu garipsemiyor, tatlı tatlı magazinine bakıyor.

24. Melanet mıknatısı
Tamam diziye hareket lazım ama bir ailenin başına gelebilecek felaket sayısında da bir ayar olması lazım. Sadece doğal afet ve hastalıkla dizi yürümez. ıçi şişiyor insanın.

25. Yerli dizi yersiz uzun
ınsanlar kendilerini yırtıyorlar dertlerini anlatabilmek için. Fakat uzun reklam kuşakları için bir film boyutunda dizailer çekiliyor son yıllarda. Sektörde çalışanların, özellikle de bol sıfırlı paralar kazanmayanların en fazla canını acıtan klişe de bu...