Yine eskisi gibi...

Yine eskisi gibi...
Yine eskisi gibi...

Hayal Kahvesi nin açılış tarihi 1992. Bu hesapla 19 yıldır Hayal leyiz.Hayal Kahvesi ni hayata geçirme fikri bir sene evvel başladığından, bu sene 20. yılını kutluyor Beyoğlu Hayal.

Kerim Çaplı, Yavuz Çetin gibi rock şehitlerinin gelip geçtiği canlı müziğin mabedi Beyoğlu Hayal Kahvesi, 20 yılı devirdi. 90'lardan bugüne cazın türküye, türkünün tangoya, rock'un popa karışabildiği Hayal Kahvesi, aynı sokakta, yine eskisi gibi...
Haber: BERRİN KARAKAŞ - berrin.karakas@radikal.com.tr / Arşivi

Yapımcı ve de yönetmen Fehmi Yaşar, senarist Cemal Şan, yönetmen yardımcıları Serdar Temizkan ve Hakan Akgülün’ün 1992’de açtığı Hayal Kahvesi’nin o dönemki yeri ve önemini anlamak için arşivleri karıştırırken 11 Mart tarihli Tempo dergisinde bir habere rastladım. Hayal Kahvesi’nin sokağı Büyükparmakkapı, “Bitirim Sokak” olarak tariflenmiş haberde. O dönem Hayal Kahvesi gibi mekanlara çok rastlanmadığından söz konusu yeniliğin heyecanıyla olsa gerek, biraz da abartarak anlatmış muhabir açılışı. Sırtına ceketi atan “bitirim” adamlar, “bir pişpirik oynayıp çıkacaktık” şeklinde içeri girmeye çalışıyorlarmış. Kılık değiştirip deneyen bile varmış. Durum o kadar kötü olmalı ki “Eskiden kitapçı Pandora’ya kadar gidip geri dönenler, artık daha ilerilere yürüyebilecekler” diye yazıyor muhabir. Fehmi Yaşar’ın anlattıkları da çok farklı değil esasen. Pavyonlarla dolu sokaktan 90’ların başlarında her babayiğidin geçemediğini söylüyor o da. Mafya-polis- gece hayatı üçgeninin bir nevi Bermuda şeytan üçgeni olduğu yılları hatırlatarak “Rock Tanrısı’nın sopası değdi bize, şansımız yaver gitti. Küçük desteklerle idare ettik “ diyor. 2000’ler itibariyle Rock Tanrısı’nın sopası pek bir yerlere değmese de, Hayal Kahvesi hâlâ aynı. Hayal’in 20. yılı sebebiyle yapılan gecede her anlamda sıkı hayalci Engin Günaydın’ın söylediği gibi “Normalin kalmadığı zamanlarda Hayal Kahvesi hâlâ normal.” Ve ortaklar değişse de, aradan yıllar geçse de, Fehmi Yaşar’ın sözleriyle “Hayal Kahvesi’nin kalbi ilk gün gibi atıyor”. “90’larda umut hala vardı. Rock da bu umudun parçasıydı. Terminolojiden arınmış bir isyan kültürü. Son büyük toplumsal heyecan” diyor Fehmi Yaşar. Hayal kahvesi değişmese de, eski Hayalcilerle yenileri kıyasladığında değişenleri anlatıyor sonra: “İnsanlar birer köle olduklarını ifade etmeseler de bir moralsizliğin hakim olduğunu gözlemleyebiliyorsunuz. O eski fiyaka yok. Eskiden genç, farklı olmanın bir fiyakası vardı ve bunun bir fiyatı yoktu” 

Kuşaklar boyu güvenle…
Hayal Kahvesi 20 yıl boyunca minicik sahnesinde kocaman müzisyenler ağırladı. İlk açıldığında müzik ekstra bir olayken, her yanında gitarı olanın gitarı kapıp sahneye çıkabileceği bir mekanken, açıldıktan kısa zaman sonra işler değişti. Hayal’de sahneye çıkan ilk müzik grubu Tahsin Ünüvar Quartet’ten bugüne, Ben Harper’den Otis Grand’a, Yıldız İbrahimova’dan Yavuz Çetin’e kimler gelip kimler geçmedi ki. Bir değişmez müdavim Nejat İşler’in dediği gibi kısaca “90’larda düzgün rock dinlediğin mekandı Hayal Kahvesi”. O dönemden bugüne üç kuşak devirdi Beyoğlu Hayal. Bir zamanlar Hayal’de sahneye çıkanların çocukları da aynı sahneden dinleyicileri selamladılar. Örneğin 90’ların güzide rock tayfasından Blue Blues Band’ın kurucusu Batuhan Mutlugil ve Duman’ın gitaristi oğlu Batuhan Mutlugil. “ 14 yaşından itibaren hayal görmeye başladık biz . 18 olunca da Hayal’e girelim dedik” diyor baba Mutlugil. Rock bitmiş mertlik bozulmuş , dünyadan intihar ederek gitmeyi tercih etmiş Yavuz Çetin’le çaldıkları Hayal gecelerini anlatıyor; Jimi Hendrix’ten Joe Cocker’a Beatles’tan Zeppelin’e 70’lerden seslerle geçen zamanları. “70’lerde kimler var ise dinlediğimiz, Hayal Kahvesi’nin ruhu odur” diyor. Bir süre sonra Hayal’in karşısına Mojo’yu açsa da, Hayal’de çalmaya devam ediyor Mutlugil o dönem. Hâlâ ‘Sevgili Nejat’ı ( Yavaşoğulları) dinlemeye gidiyor ama “Placebo çaldı mı beni bulamazsınız orada” diyor. Çarşambaların neşesi Ankara insanı Özge Fışkın’a göre de Hayal Kahvesi bir nevi Ankara rock ruhunun temsili. Ve 90’ların rüzgarı Hayal’de esmeye devam ediyor. 93’te izleyici olarak gittiği Hayal Kahvesi’nin artık sahneden seslenen müdavimi Fışkın için Hayal Kahvesi demek “İyi müzik, samimiyet, sıcak ortam, enerji ve istikrar” demek. Konuştuğum tüm müzisyenlerin de paylaştığı gibi düzgün bir performans mekanı bulmanın kolay olmadığı İstanbul’da ses sistemi ve disipliniyle değerli bir mekan Hayal Kahvesi. Fehmi Yaşar’ın tabiriyle “Yaşlanmayan Vintage” Nejat Yavaşoğulları’na göre de bu böyle. Hele de daha önce konser vermemiş genç gruplar için iyi bir talim yeri. “Bulutsuzluk Bulutsuzluk olduğundan beri Hayal’den hiç eksik olmadı. Hayal’in etkisi o kadar büyüktü ki Anadolu’da gittiğimiz konserlerde bile Hayal’de çıkıyor musunuz?’ diye sorarlardı” diyor Nejat Yavaşoğulları ve dönemin benzer mekanlarını anlatıyor. Bedri Baykam’ın çalıştırdığı Ortaköy’deki Bukalemun, Star 88, Kemancı gibi mekanlar arasında Hayal Kahvesi’nin yerinin her zaman ayrı olduğunun altını çiziyor… Yavaşoğulları’nın Hayal anıları arasında en değerlilerinden biri Bob Geldof’un Hayal’e gelip Bulutsuzluk dinlemesi. “Bakanlar bile zaman zaman gelirdi” diyor Yavaşoğulları ve en son eski Kültür Bakanı Erkan Mumcu’yu gördüğünü söylüyor. “ Bir zamanlar müzisyenlerin bile içeriye zorla girdiği, kapısında kuyruklar oluşturulan Hayal sahnesi kimi geceler hâlâ aynı durumda. Mesela Cem Adrian geceleri. Üçüncü kuşak Hayal müzisyeni olarak tarif edebileceğimiz Cem Adrian için de Hayal’in yeri ayrı. “Yeni açılıp atmosfer yaratmaya çalışan yerlere kıyasla kült mekan Hayal Kahvesi’nin o küçücük sahnesi seyircilerle, Hayal’in ruhuyla büyüyor. Bir yer yaparsınız, kusursuz olur ama içinde ruhu olmaz. Hayal Kahvesi 20 yıl daha bir değişiklik yapmasa da o ruhu korur. Bozulmamış haliyle Hard Rock Cafe ne ise, Hayal Kahvesi de o “ diyor Adrian. 

Yeni Hayaller
Hayal’in eski ortaklarından Serdar Temizkan “1992 yılında Fehmi Yaşar ile birlikte hayalini kurduğumuz bir düşü gerçekleştirmek için yola çıktık. Kentin tarihi ruhuyla modern hayatın ruhunun birlikte nefes aldığı, değişik renklerin, seslerin bir arada olduğu farklı bir yaşama alanı olarak Hayal Kahvesi.” diye anlatıyor yola çıkışlarını. Fehmi Yaşar cüzdanların, statünün, kariyerin, bütün kimliklerin kapıda bırakılıp girildiği bir mekanın derdinde olduklarını söylüyor. Ve Hayal’in varlığıyla birlikte Büyükparmakkapı yavaş yavaş değişiyor. Bulutsuzluk Özlemi’nin menajeri Eyüp İblağ’ın sözleriyle “Hayal Kahvesi’nin açılışı bir kelebek dalgası yaratıyor o dönem. İstanbul’dan öte Türkiye ’de canlı rock eğlence dünyasını derinden etkileyerek yüzlerce benzerinin önünü açıyor, Türk rock müzik pazarının gidişatını doğrudan etkiliyor. Bu yüzden de İblağ için Londra’da efsane Marquee Club neyse, İstanbul’da da Hayal Kahvesi o… Tek farkla “Hayal” hâlâ rockin. Kuşkusuz Hayal Kahvesi artık bir marka. Hayal bistrolardan Boğaz mekanları tadındaki Çubuklu’ Hayal’e senelerle birlikte değişip dönüşüyor Hayal’ler. Lakin Uğur Yücel’den Nejat İşler’e pek çok sürpriz ismi sahnede görebileceğiniz Beyoğlu Hayal’de değişen çok da bir şey yok.

Müdavimler anlatıyor

Mirkelam
Hayal Kahvesi benim için Beatles’ın Liverpool’da çıktığı mekan gibi. Ben 1987’den beri Beyoğlu’ndayım. O zamanlar Beyoğlu’nda böyle bir mekan yoktu. Hep hayal ederdik. Sonunda 1992’de hayallerimiz gerçekleşti. Ve Hayal Kahvesi açıldı, çok sevindik. Bir de gece orada şarkı söylemek insana müzisyen olduğunu hissettiriyor. Kısacası Hayal Kahvesi bizim kahvemiz.”

Şebnem Ferah
Hayal Kahvesi; Beyoğlu’nda oturmamama rağmen benim için mahallemde olan bir bar gibi. Bilirim ki her gittiğimde sevdiğim arkadaşlarımla karşılaşacağım ve güzel müzik dinleyeceğim. Amatörce müzik yaptığım yıllarda sahne aldığımız bir yer değildi, ancak albüm çıkardıktan sonra pek çok kez sahne de aldık. Hâlâ gittiğimde kendimi tutamayıp 1-2 parça için sahnedeki arkadaşlarıma katıldığım da oluyor. Elbette orada geçirdiğim ve unutulmaz anılarım, çok eğlendiğimiz, gülmekten yanaklarımın acıdığı , hatırladığımda hep gülümsediğim zamanlar var... Ama her şeyden önemlisi, orada herkes, yalnız bile gitmiş olsa, kendini güvende hissedip müzik dinleyebilir...

Teoman
Demek 20 yıl olmuş! öncelikle şunu belirteyim; Hayal Kahvesi’nde ilk çalan kişilerden biriyim. O zamanlar iki akustik gitar ile “cover”lar söylüyorduk arkadaşım, şarkıcı Nev ile birlikte. Birkaç sene Yavuz Çetin ile birlikte de çaldık . Ben albüm çıkardıktan sonra da, hatta bu sene de çalarız büyük ihtimal. Sahipleri, işletenleri, barmenler, garsonlar ya zaten arkadaşlarımızdı, ya da sonradan arkadaş olduk. “Hayal” bizim için ayrı bir yerdedir yani. Aynı “Kemancı” gibi. Sözlerime , Hayal Kahvecilere anlatmayı pek sevdiğim bir hikaye ile son vermek istiyorum; Hayal Kahvesi açılmıştır, ilk günümüzdür, mekanı beğenmiş, sevinmişizdir. Ben ve Nev iki akustik gitarla çalar, söyleriz, ben ara sıra armonika da çalarım. İlk yarının sonunda sahiplerinden S.(!) yanıma gelir, “ Teoman, abi ikinci yarı çalmayın, çok gürültülüsünüz, millet rahatsız oluyor” der , ama paramızı da tam olarak verir , Allah için. Bir süre , pek telefon almayız “Hayal”den!