Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Cumartesi 


Tijen İnaltong Kekik kokulu dağda bir gün

24/07/2004 (2138 defa okundu)

Tijen İnaltong

Yaz, belki de sere serpe özgürlükler yaşadığımız, günebakanlar gibi yüzümüzü güneşe çevirdiğimiz, uçarı lezzetler tattığımız için bu kadar özlemle beklediğimiz bir mevsim. Yazın dağlara, denize, ya da bilinmeyen uzak noktalara yaptığımız yolculuklar, ardında hep bir renk bırakır. Kekik kokusu, bir avuç deniz kabuğu, lezzet kavanozları, şarap şişeleri ve bağbozumundan arta kalan birkaç salkım üzümle doldurduğumuz sepeti kış boyu yaşamımızın tam ortasına koyar, bir sonraki yazın hayallerine ilham versin isteriz.
Bugün size Alime-Bahri Kılıç'la yaptığımız ve kucak dolusu sevinçle döndüğümüz günübirlik yolculuğu anlatacağım. Bahri Kılıç, Beşiktaş Çarşısı'ndaki Kırkambar'ın sahibi. Alime Hanım'la birlikte Türkiye'nin çeşitli yörelerinden gelen şaşırtıcı gerçeklikteki tatları buluşturan Bahri Bey, hazırladığı bitki karışımlarını tüm isteyenlere sunan ve doğayı en iyi tanıyan dostlarımdan biri.
Hasret gidererek başladığımız günün ilk durağı Havran'dı. Cumaları kurulan Havran Pazarı, Edremit Körfezi'nin en geleneksel pazarlarından biridir. Pazar öncesi onları yeni bir tatla tanıştırmak istedim. Geçen yıl sevgili Erhan'dan öğrendiğim bu lezzet, 'Fırınlanmış Höşmerim'di. Havran'da sadece Hacı Ahmet Mandırası'nda yapılan bu höşmerimin yanına yaklaşabilecek fazla tatlı bilmiyorum! Hacı Ahmet Bey, tam 50 yıldır yörenin en iyi höşmerimini satıyor. Tuzsuz, günlük koyun peyniri, şeker ve irmikle yapılan ve sürekli dönen bir karıştırıcıyla, üç saat boyunca sürekli karıştırılarak pişen höşmerimi bir kez tadan mutlaka geri dönüyor.
Edremit üzerinden Çanakkale'nin Yenice İlçesi'ne doğru tırmanırken, bir yandan da meraklı çamlar, hayatımda gördüğüm en iri kestane ağaçları, pırnal meşeleri ve asırlık çınarlarla birbirimizi seyrediyorduk. Yeni birilerini tanımaktan duydukları mutluluğu, yanıbaşlarındaki hayratlardan akan buz gibi sularda dile getirdiler; dupduru, sessiz ve dingin. Devasa bir çınarın altında içilen çay, yalaktan su içen keçilerin sesleri, tepede, çam ağaçlarının diplerinden topladığımız kekik ve adaçaylarıyla örülen desen, hafifçe esen rüzgârın sesiyle gelen müzikle harmanlanıp sonsuz bir şölene dönüştü.
Pikniğimiz Alime Hanım'ın becerikli ellerinden çıkan biber dolması, taratorlu börülce, zeytinyağlı barbunya, peynirli sirken otu ve Hacı Ahmet Bey'den aldığımız kelle peyniriyle pek zengindi. Bu sefer akan bir derenin sesiyle yıkadık dimağımızı. Kentin gürültüsünden arınan bedenlerimiz doğanın kokularına açtı hücrelerini, dirildi. Yol kenarlarındaki çiçek açmış böğürtlenlerle, arkalara saklanmış hafiften utangaç ahududu çalıları yoldan geçen arabalara el sallayan, yüzü gözü toz içinde kalmış köylü çocukları kadar masum ve meraklıydılar.
Yol üzerinde mola verdiğimiz İliada Otel'in manzarasında kanatlanıp Toskana'ya uçuverdik. Bir sonraki durak Kalkım El Sanatları'nın yöresel kilimlerle dolu salonuydu. Çayımızı yudumlarken Şevket Tokuç'tan Avşar kilimleriyle ilgili bilgi aldık. Dönüş yolunun sürprizi ise Gülsüm Hanım'ın çam ağaçlarının gölgesinde açtığı gözlemelerdi. Bahçeden toplanan hoşkıran (Bir Ot Masalı'nda yer verdiğim bu ota yörede 'susam otu' da deniyor), arapsaçı, dereotu ve peynirli çıtır çıtır gözlemelerimizi yerken, bir yaz boyu yetecek serinliği içimize çekiverdik. Hiç duraklamadan, ciğerlerimizi doldura doldura. Böyle günleri daha çok yaşarsak, yaşama daha sıkı sarılır, doğayı, dünyayı daha çok severiz gibi geliyor bana. İnsan topraktan gelen tatları, kokuları tanıdığında, kentin suni lezzetlerinden uzaklaşıp yaşamın gerçeğini yakalıyor. Bu gezilerde gözlerimize, kulaklarımıza ve damağımıza dolan her türlü tat ise bu gerçeğin en canlı kanıtı.


Okuyucu yorumları
Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 35 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
6

 'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
» Bakalım 'us'lanmışlar mı? - DONAT BAYER
» Starların gölgesindeki kardeşler
» 'Ben daha özgürüm'
» Sunuculuktan bunaldı - AYÇA ŞEN
» Salsa'dan yayılan neşe - DENİZ ALAYAT
» İstiklâl'de performans cümbüşü - MELİS DABAĞOĞLU
» İki tekerlekli bilmece - YEŞİM KASAP AKSU
» Mehtap ve 'yıldız'lar
» Solar Beach bu akşam pespembe
» KONSERLER-PARTİLER
» Özlü Sözler
» HAFTA SONU REHBERİ
» Nükleer deryasında bir damlayız
» Artık internette bir Türk sineması arşivi var!
» diskotek
» Yazlık, hafif, ferahlatıcı, leziz
» Yeni punk manifestosu - DONAT BAYER
» KISA HABERLER....
» SEÇENEKLER
» Uzaydan 'okunan' hikâyeler - SEVGİ YÜKSEL
» Argento'dan ölüm oyunu - ELVAN UYSAL / Roma
» HAFTANIN YENİLERİ
» İstasyonda buluşan yalnızlar
» Seri üreten 'aranjör' - YEŞİM TABAK

Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

ÖZLÜ SÖZ #464
"Dünyanın gelmiş geçmiş en veciz şahsiyetlerinden Oscar Wilde der ki: 'Evlilik, hayal gücünün zekâya karşı zaferidir. İkinci evlilik ise umudun tecrübeye karşı zaferidir.'
Bana sorarsanız evlilik, sevişmek için belediyeden icazet almak, bir sürü daraltıcı formaliteyle uğraşmak, eşşek yükü masraf yaptığın halde misafirlerin kusur bulabildiği ve arkandan dedikodunu yapabildiği bir düğünde bir sürü insanı yalapşap öpmek zorunda kalmak, yanılıp da bir adamı sevdin diye çoğu zaman haddinden fazla mütecessis koca bir sülaleyle birlikte yatağa girmek, sonunda da yine büyük bir ihtimalle hayal kırıklığına uğramak ve sıkılmak, sıkılmak, sıkılmaktır."
Ebru Çapa...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.