Radikal-çevrimiçi / Cumartesi / Temiz deniz istiyoruz!
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  27 Ağustos 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Meşe gölgesinde filizlenen yosunlar, çık kez kendilerini meşe fidanı sanırlar.
Cenap Şehabettin
Tarihte Bugün
Takvimler 27 ağustos tarihini gösterdiği zaman...

1934 yılında,
Tire-Aydın demiryolu ulaşıma açıldı.
1956 yılında,
Başbakanlığa bağlı olarak Atom Enerjisi Komisyonu kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Cumartesi 


Temiz deniz istiyoruz!

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
Bugün Dünya Kıyıları Temizleme Günü...Türkiye'nin dört bir yanından gönüllüler kıyı ve denizlerdeki çöpleri topluyorlar. Halkın bilinçlenmesi yolunda atılan bu adım, ne yazık ki alarm veren denizleri kurtarmaya yetmiyor. Çünkü sorunlar çok büyük

18/09/2004 (1958 defa okundu)

YEŞİM KASAP AKSU (E-mektup | Arşivi)

Deniz Temiz Derneği/TURMEPA'nın düzenlediği 2004 Deniz ve Kıyı Temizliği Kampanyası şu saatlerde tüm hızıyla sürüyor. Kampanya kapsamında Finike'den Fatsa'ya, İstanbul'dan Hopa'ya 70'den fazla merkezde çöp toplama faaliyetleri gerçekleştiriliyor. İzmaritten poşete, pet şişeden teneke kutuya kadar deniz ve kıyılarda çöp adına ne varsa gönüllüler tarafından toplanıyor. Geçen yıl 21 bin kişi, 49 bin 501 kilo çöp topladı. Bu yıl katılım 30 binin üzerinde. Günün sonunda merkezi ABD'de olan ICC'ye (Uluslararası Kıyı Temizleme) rakamlar bildirilecek.
Deniz Temiz Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Eşref Cerrahoğlu, derneğin 1994'de 26 işadamı, sanayici ve denizciyle kurulduğunu, BM Çevre Programı (UNEP), Dünya Bankası Çevre Komisyonu gibi kuruluşların desteğini alarak faaliyete geçtiğini söylüyor. Şu anda derneğin 33 bin üyesi var. Üyelerin yüzde 15'i, sponsorluğu da üstlenen tüzel kişlikler. Tabii derneğin yüzde 15'lik dilimini oluşturan çocukları da unutmamalı. "Hedefimiz 35 yıl içerisinde Türkiye'de deniz ve kıyıların temizlenmesini sağlamak. Elbette çevre bilincini oluşturmak için eğitime çok önem veriyoruz," diyen Cerrahoğlu'na göre Türkiye'de en büyük sorun altı yapı eksikliği. "3 bin 215 belediyemizden ancak 43'ünde kanalizasyon sistemi tamamlanmış durumda. Irmaklarımızın yüzde 78'i arıtılmadan denizlere akıyor."
Deniz Temiz Derneği'nin deniz ve kıyı temizleme kampanyasını fırsat bilerek Türkiye'deki denizlerin durumu üzerine yetkili ağızlarla söyleştik...

Mavi Bayrak'lar çoğaltılmalı
Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Hasan Z. Sarıkaya, denizlerin genel durumunu anlattı.
Dünya ile karşılaştırıldığında Türkiye'deki denizler temiz mi?
Türkiye denizleri genel olarak temiz denilebilir. Bunun en iyi göstergesi Mavi Bayrak Kampanyası. Çevre Eğitim Vakfı (FEE) koordinatörlüğünde Çevre ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca yürütülen Mavi Bayrak Kampanyası'na ülkemiz 1994'ten bu yana katılıyor. Mavi Bayrak verilmesinde plajlar için 27 ve marinalar için 16 kriter aranıyor. Bu kriterler bölgenin alt yapısı ve su analizlerini kapsıyor.
Türkiye'de en kirli ve en temiz neresi?
Kirlenme daha çok hızlı kentleşme ve sanayileşmenin görüldüğü bölgeler etrafında yoğunlaşıyor. Kara kökenli kirleticiler ve ötrofikasyon (bakterilerce sudaki oksijenin tüketilmesi) nedeniyle Karadeniz ve Marmara Denizi'nin kirliliği Ege ve Akdeniz'e oranla daha fazla. Yüzme suyu kalitesi açısından Akdeniz Bölgesi'nde 72, Ege Bölgesi'nde 79 toplam 151 adet plaj ile 12 marina Mavi Bayrak Ödülü aldı.
Denizi neler kirletiyor?
Günümüzde büyük boyutlara ulaşan deniz kirlenmesinin kaynağı büyük oranda kara kökenli kirleticiler (evsel, endüstriyel, tarımsal atıklar ve deniz araçlarından kaynaklanan kirlilik) olmakla beraber deniz taşımacılığından kaynaklanan sorunlar toplam kirliliğin yüzde 10-20'sini oluşturuyor.
Bu alanda uluslararası işbirlikleri var mı?
Türkiye çeşitli uluslararası anlaşmalara taraf. Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması (Barselona) Sözleşmesi... MARPOL 73 / 78 Sözleşmesi... Amaç, denizlerin petrol, zehirli sıvılar, ambalajlı zararlı maddeler, pis sular ve çöpler ile kasıtlı kirletilmesinin önlenmesi, gemilerin neden olduğu kaza sonucunda doğabilecek deniz kirlenmesinin en aza indirilmesi. Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi'nde de imzamız var.
Denizlerin temizliği ile dünyada örnek gösterilebilecek bir ülke var mı?
Haiti Denizi dünyada örnek gösterilebilecek temizlikte bir deniz. ABD'nin batısındaki denizler de en temiz denizler.

"En temiz deniz Tuzla'da"
Türkiye'nin 'kalbi' İstanbul'un 'damarları'ndan sorumlu İSKİ Genel Müdürü Dursun Ali Çodur, denizlerin temiz tutulmasında kent sakinlerine de görev düştüğünü söylüyor.
Marmara'yı neler kirletiyor?
En çok evsel ve sanayi atıkları kirletiyor. Sanayicilerin arıtma tesisleriyle zararlı atık sularını evsel atık su düzeyine ulaşacak kadar arıtmaları gerek. Sonraki kısım İSKİ'ye ait. İkinci kirletici unsur, Tuna Nehri'nin Karadeniz'de dökülen kirli sularını Marmara'ya taşıyan üst akıntı. Üçüncüsü kıyıdan denize atılan katı atıklar. Dördüncü etken ise deniz araçları. Güncel olarak İskenderun Körfezi'nde yaşadığımız facia var. Yabancı ülkeler zararlı atıklarını tankere doldurup ülkemize gönderiyor, sonra da batırıyorlar.
Marmara'yı nasıl temizliyorsunuz?
Pis sular borulardan akarak arıtma tesislerine ulaşıyor. İstanbul'da iki tip arıtma uygulanıyor: Birincisi ön arıtma. Su ızgaralardan geçiriliyor, katı atıklar tutuluyor. Kumlar dibe çöktürülüyor. Yağ ve köpük ayrıştırılıyor. Başka bir temizlik yapmadan bunlar Boğaz'ın dip akıntısına veriliyor. Boğaz'ın dibinde Karadeniz'e doğru bir akıntı var. Atık sularımızın yüzde 95'i böylece Karadeniz'in derin ve ölü bölgesine boşaltılıyor. Marmara Denizi'ne verdiğimiz atık suları genelde biyolojik arıtmadan geçirmeye çalışıyoruz. Biyolojik arıtmada, su içinde kirletici ve oksijen tüketen karbonu sudan ayırıyoruz. Ama azot ve fosfor gibi oksijen tüketen bazı bileşenler hâlâ suda kalıyor. Üçüncüsü de ileri biyolojik arıtma. Bu arıtmada su fosfor ve azottan da temizleniyor. Hedefimiz, Marmara'ya deşarj ettiğimiz suları ileri biyolojik arıtmadan geçirmek. Karadeniz'e gitmesi için Boğaz'a verdiğimiz suları da biyolojik veya ileri biyolojik arıtmadan geçirmeyi hedefliyoruz.
İstanbul'da 78 noktada denize girilebileceğine halk pek itibar etmedi...
Eski alışkanlıkları yıkmak kolay değil. Ama dikkat ederseniz İstanbul halkı kentin birçok noktasında rahat rahat denize girdi. Halk bize, verdiğimiz değerlerin doğruluğuna güveniyor.
Denize girilebileceği söylenen yerlerdeki sular biyolojik arıtmadan geçmiş mi?
O noktalara kirli su gelmiyor. Oraların atık suları Boğaz'a veriliyor ya da biyolojik arıtmadan geçiriliyor. 15 günde bir tahlil yapıyoruz.
İstanbullular gönül rahatlığıyla bu noktalardan denize girebilirler mi?
Evet tabii ki. Zaten su temizse her zaman temiz çıkıyor.
İstanbul'da en temiz bölge neresi?
Tuzla ve civarı.
Haliç'in son durumu ne?
Haliç yeniden kirlenme riskiyle karşı karşıyaydı. Birkaç nedeni var. Birincisi kanalizasyonlarımıza yağmur suları hatlarının bağlanmış olması. Yağmur suları boruları doldurup kapasiteyi azaltıyor. Borudan taşan kısımlar Haliç'e gidiyor. İkincisi, vidanjörle çekilen atıklar Haliç'e akan Alibeyköy Deresi'ne boşaltılıyor. Yeniden Haliç'in tabanı, Alibeyköy Deresi ve tıkalı kollektörlerin temizlenmesi işlemine başladık.
İSKİ'nin yeni projeleri neler?
Eksik üç arıtma tesisimiz var. Ataköy'deki ileri biyolojik arıtma, Ayamama Deresi'nin sularını arıtacak. İstanbul'un en kirli noktası şu anda orası. Ambarlı'da bir ileri biyolojik arıtma tesisinin inşası söz konusu. Beykoz'da ilk etapta bir ön arıtma tesisi kurmayı hedefliyoruz. Vatandaşlara nasıl bir görev düşüyor? Kanalizasyonları iyi kullanmalılar. Tıkayan bir sürü şey atıyorlar kanalizasyonlara. Kuzey Haliç kollektörünün içinden buzdolabı kapağı çıktı! Koltuk, yatak da çıktı. Bunlar tabii ki kanalları tıkıyor.

Çevre Bakanlığı diyor ki
Çevre ve Orman Bakanlığı Müşteşarı Prof. Dr. Hasan Z. Sarıkaya, denizlerin temizliği konusundaki yetki ve sorumlulukların paylaşıldığını söylüyor. Çevre ve Orman Bakanlığı: Yönetmeliklerin uygulanması, su kaynaklarının kirliliğinin önlenmesi, çevresel standartlar, izin ve denetim, ÇED Prosedürü'nün uygulanması.
Tarım ve Köy işleri Bakanlığı: Balıkçılık ve su ürünleri sahalarının kalitesini belirleme.
Kültür ve Turizm Bakanlığı: Turistik bölgelerde atık su arıtım ve alt yapının yapımı.
Sağlık Bakanlığı: Yüzme suları kalitesi.
Devlet Su İşleri: Su kaynakları araştırması, nehir havzası geliştirme, planlama.
İller Bankası: Su ve atık su tesisinin planlanması, finansı ve yapımı.
DPT: Su kaynakları yatırımlarının genel planlanması.
Belediyeler: Endüstriyel ve evsel atık su tesislerinin yapım, işletim ve denetimi.
Kirlilikle mücadelede politika oluşturmakla görevli kurumlar Çevre ve Orman Bakanlığı ile Denizcilik Müsteşarlığı. Bakanlık, çevre politikalarının tespiti, Müsteşarlık, kirlenmeyi önleyecek tedbirleri almakla, Sahil Güvenlik Komutanlığı, büyükşehir belediye başkanlıkları, mülki idare amirlikleri kirletenleri cezalandırmak, kıyı emniyeti ve gemi kurtarma işletmeleri seyir güvenliğini sağlamak, kaza halinde müdahalede bulunmak, liman işletmeleri atık kabul tesislerini işletmekle görevli.

"Marmara İstanbul'u kaldırmıyor"
Turgut Noyan (Naviga Dergisi kurucusu): "Türkiye'de sivil toplum örgütü olarak önemli işlevleri olan birkaç kurumdan biri de TURMEPA. Derneğin işlevi hızlı kirlenmeyi durdurabilmek. Sahil Güvenlik Teşkilatı'nın yaptığı bir araştırma var, denizlerdeki kirlenmenin çok büyük bir bölümü yerel yönetimlerden kaynaklanıyor. İkinci problem, turistik tesislerin ya hiç arıtmadan ya da tam arıtmadan deşarjlarını denize vermesi. Tesisi kurmak için milyon dolarlar harcıyor, ama herhangi bir filtre sistemi kurmaktan kaçıyorlar. Bunun yanı sıra İstanbul'da çok büyük sistemler yapıldı. İstanbul'un atık suları denize verilmiyor, toplanıyor. Bu kadar büyük miktarda toplanan atık suyun arıtabileceğine inanmıyor, eninde sonunda denize deşarj etmelerinden korkuyorum. 12 milyonluk bu şehrin atığını can çekişen Marmara kaldıramaz."

"İstanbul'da denize girmem"
Boğaziçi Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Yenigün'le Türkiye denizlerinin kirlilik haritasını konuştuk:
Denizlerin kirlilik durumu nasıl?
Gerek Karadeniz'in, gerekse Akdeniz'in kirliliğinden komşu ülkeler de sorumlu. Kirlilikte bir eşiğin üzerine çıktıktan sonra kirliliğin çözümlenmesi zorlaşıyor. Marmara'da asıl kirletici Susurluk ve Nilüfer çayları. Sürekli sefer yapan tekneler, evsel atıklar, dereler (Kurbağalı Dere, Göksu Deresi) sorun yaratıyor. Petrol taşıyan gemiler atıklarını Marmara'ya döküyorlar. Ege ve Akdeniz'de kentsel atıklar problemi var. Tatil beldelerinin arıtma tesisleri sayesinde atıklar denize deşarj edilmiyor. İzmir ve Edremit'te zeytinyağı üretiminden kaynaklanan arıtılması zor atıklar sorunu yaşanıyor. Tüm kıyı kentlerde katı atıklar da ayrı bir sorun. Çok az depoloma alanları var. Zirai mücadele ilaçlarının kalıntıları problem. Yat limanlarının kirliliğine çözüm, arıtma tesisleri. Atina ve Girit'te AB fonlarıyla arıtma tesisi kurmuşlar.
Denizi kirletenlerle mücadele yolu ?
Helikopterle izleyip ceza yazılmalı. Bunun için ABD'deki gibi teçhizat ve uluslararası standartlarda laboratuvarınız olmalı. Yasa koyabilir, 'Kirleten öder' prensibini hayata geçirebiliriz. Taraf olduğumuz anlaşmalarda bu var. Tabii mahkeme bu tür sorunları çözüyor. Ama kanıtlarınızın sağlam olması lazım. Yani yine kaynaklar meselesi!
Biz değil, ama Batılılar çevre sorunlarımızı ele aldılar. Dünya Yatırım Bankası'nın Marmara Denizi ve havzası için yatırım stratejisi ve master çevre projesi var. Haziran'da çağrı yapıldı. Danimarka, Hollanda, Almanya, İngiltere'de çevre araştırmaları, yatırımları yapan kuruluşlar Ekim'de bir konsorsiyum oluşturacak, yedi konsorsiyum teklif verecekler. Marmara'nın geniş çapta kirlilik envanteri çıkartılacak. Denizde fosfor, azot gibi kirletici maddelerin dökümü yapılacak. Bir yıllık ölçümden sonra matematiksel model oluşturulacak. Çevre yönetim stratejisi geliştirilecek. 2 milyon 650 bin euroluk bir proje. Türkiye'nin imkânlarıyla olmuyor.
İstanbul'da denize girer misiniz?
İstanbul'da mavi bayrak da asılsa denize girmem. Ölçümlere güvenmiyorum. Bilim adamları da imzalamış olabilir. Yeterince ciddi yapıldığına inanmıyorum. Akreditasyon lazım; A'dan Z'ye kadar her şey yöntemine göre yapılmalı. Laboratuvarınızdaki cihazların kalibrasyonu uygun değilse, bakım yapılmamışsa sonuçlara güvenilmez. Girecek kadar temiz denizin kriterleri var. Baktığınızda deniz suyu berraktır, koli basili miktarı azdır, ama içinde ağır metaller civa, kurşun gibi zehirli kimyasallar olabilir.

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Denizlerimize girebilsek  (Yazan: zeynep meltem Aktaş)
  • Göstermelik  (Yazan: buket durmuş)
  • DENİZ VE BOĞAZLARIMIZ 1  (Yazan: Sevil İrengü)
  • DENİZ VE BOĞAZLARIMIZ 2  (Yazan: Sevil İrengü)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    7

     'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
    » Hayatının kitabı - MELİS DANİŞMEND
    » Bu konser kaçmaz - DONAT BAYER
    » Dedektif gibi dalgıç - MELİS DABAĞOĞLU
    » SEÇENEKLER
    » Kolej modası dönüyor
    » Özlü Sözler
    » Bir bağbozumu rüyası
    » KONSERLER-PARTİLER
    » HAFTA SONU REHBERİ
    » Tüm dünyadan 'sosyetik' çiftçiler - Esra Güngör
    » Pardon, dedeniz odun muydu? - HAKAN GÜLSEVEN
    » Türk yemeklerine yeni makyaj - ÇAĞ ÇALIŞKUR
    » Yemekte son moda... - MELİS DABAĞOĞLU
    » "Gişe kaygım yok"
    » Özlediğimiz yüzler
    » 70'lere hoşgeldiniz

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #417
    "Ya bir gün hayranlarınız "Bu şopardan şiir mi dinlenir?" deyip sizi terke ederlerse?"
    "Yok o biraz ağır oldu."
    Hürriyet'ten Sibel Arna soruyor, İbrahim Sadri cevaplıyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.