Radikal-çevrimiçi / Cumartesi / "Benim hayatım dizi film olur"
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  8 Ağustos 2005 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Ödül için kötü insanları övmek, iyilerini anlatan güzel şiirlerin altına sürülmüş bir lekedir.
William Shakespeare
Tarihte Bugün
Takvimler 08 ağustos tarihini gösterdiği zaman...

1964 yılında,
Türk jetleri Kıbrıs'ı bombaladılar; Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, uçağı ile düşerek şehit oldu.
1988 yılında,
İran-Irak savaşında ateşkes yapıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Cumartesi 


"Benim hayatım dizi film olur"

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
Cihangir Gaffari beni görür görmez evlenme teklif etti. Kabul ettim, evlendik, Tahran'a yerleştik. Feci bir kayınvalide çıktı karşıma. Cihangir, Semra Hanım'ın oğlu Ata gibi bir şeydi.

05/03/2005 (4700 defa okundu)

ŞULE ÇİZMECİ (Arşivi)

Aşkları oyunculuğunu gölgede bıraktı
Gülsüm Kamu adı ,gençler için pek bir şey ifade etmeyebilir. Oysa orta yaş eşiğinden geçenler, Hayat ve Ses dergisiyle büyüyenler, onu yakından tanır. 60'lı yıllarda Yeşilçam'ın güzel yıldızlarından biriydi Gülsüm Kamu. İyi bir oyuncuydu, ama oyunculuğundan çok, yaşadığı fırtınalı aşklar, yaptığı sürpriz evliliklerle anılırdı. Çalkantılı aşk hayatı mazbut ev hanımlarının kabul günlerinde hararetle konuşulurdu. Show TV'de yayınlanan Sensiz Olmuyor dizisindeki anne rolü sayesinde çeyrek asırlık bir moladan sonra kamera önüne geçti.
Setlere dönüşünü kutlamak için telefon ederken, gözümün önünden iki kare geçip gidiyor. İlk kare hastane odasından; dönemin yakışıklı aktörü Fikret Hakan'a duyduğu aşk yüzünden intihara kalkışmış, yüzü yastığa gömülü, çok mutsuz ve mahçup duruyor. Diğer kare düğününden; İranlı aktör Cihangir Gaffari ile dans ederken çok mutlu; prensese benziyor. Telefondaki ses heyecanını ele veriyor, yeniden aranıldığı için mutlu. Bostancı'daki evine davet ediyor. İki gün sonra yalnız yaşadığı lüks apartman katındayız. Yıllar sonra evinde gazeteci ağırlamanın keyfini yaşıyor. Doğal, samimi. Ve hâlâ güzel. 60'ında olduğuna inanmak zor. Kalın, tok bir sesi var. "Güçlü bir kadınım, yıkılmam," dercesine bakıyor insana. Hayata meydan okumuş biri.

Annesiz, babasız büyümüş
"Hayatım hadiselerle doludur," diyor. Bu yüzden bir süre önce hayatını yazmaya başlamış. Epey yol almış. Amacı yazdıklarından bir dizi film çıkarmak. "Yaşadıklarım öğreticiydi. Her anın değerini biliyorum artık. Açlığı da yaşadım, zenginliği de. Mutluluğu da yaşadım, acıyı da. Her olaya daha kolay intibak ediyorum. Biraz dayanıklıyım. Her olayda gün doğmadan neler doğar diye düşünürüm."
Trabzon'un ünlü Kefeli ailesinden. 1944'te İstanbul'da doğmuş. Kaderini belirleyen anne ve babasının ayrılığı. "18 yaşımda tanıdım annemi. Ben iki yaşındayken Amerika'ya gitmiş. Hayatım boyunca iki kere gördüm onu. Beni niye bıraktığını bilemiyorum. Babam da evlendi, bir üvey anne olayı yaşadım, aman! Amcamın evinde büyüdüm. Annem hâlâ Amerika'da, emlak komisyoncusu, ondan iki kardeşim var, büyük olan seneler önce kayboldu. Diğer kardeşim bir kere beni ziyarete geldi. Babamdan iki kardeşim var, onlarla da görüşmüyorum. Kardeş olarak amcamın kızı Beral'i (Madra) biliyorum. Anne lafını benim ağzımdan kimse duymamıştır. Bu bir eksiklik mi? Çocuk da istemedim. Belki de yalnız kalmasından korktum."
Kuzeniyle aynı okula gitmişler, birlikte piyano çalmayı öğrenmişler. Kuzen ne kadar çalışkansa, Gülsüm o kadar tembel. Aklı fikri oyunda. Notre Dame de Lourdes'da orta üçe kadar okuyabilmiş ancak. 14'üne geldiğinde Kenter Tiyatrosu'nda boy göstermiş. Yıldız Kenter, hiçbir deneyimi olmayan doğuştan yetenekli bu genç kıza Nalınlar'da başrol vermiş. Bir müzikalde rolünü Ayla Algan'a kaptırınca öfkeden gözü dönmüş, kendini bir anda Gülriz Sururi'nin sahnesinde bulmuş.
Kefeli gibi bir ailenin kızı olup da sahneye çıkmak olacak şey mi? Elbette kıyametler kopmuş ailede. Görmediği babası sahneye çıkmasını yasaklamış. Kafasının dikine gitmiş, herkese sırt çevirerek 16'sında Cihangir'de tek başına ev tutmuş. Geçimini tiyatrodan sağlıyormuş. Aynı yıl yıl Hürrem Erman'dan bir film teklifi almış, ilk filmi Afilli Delikanlı. Rol arkadaşları İzzet Günay, Kenan Pars ve Sadri Alışık. 36 filmde rol aldığı halde internette Gülsüm Kamu'nun biyografisini bulamadık, sadece bir kartpostallar sitesinde bikinili cüretkâr bir pozuna rastladık. Oysa Türker İnanoğlu, Hasan Kazankaya gibi ünlü isimlerle çalışmış, Yılmaz Güney ile birkaç filmde rol almış bir oyuncu. O da dönemin modasına uyup gazinolarda, gece kulüplerinde şarkı söylemeye başlamış.
Yaşadığı aşklar yüzünden oyunculuk yaşamı zikzaklı. Örneğin, zirveye çıktığı bir dönemde (1969) İranlı aktör Cihangir Gaffari ile ani bir kararla evlenip Tahran'a gitmesine ne demeli? "Cihangir, film çekimi için İstanbul'a gelmişti. Türkiye'de bütün kadınlar ayağa kalkmıştı o zaman. Bir partide tanıştık. Cihangir görür görmez evlenme teklif etti, anında kabul ettim. Gençtim ayol, ne olduğunu biliyor muyum? Gözüm kapalı dalardım her şeye. Büyük bir ailenin içine düştüm, yedi kardeş, kocaları, karıları, kayınvalide, herkes aynı evde. Feci bir kayınvalide çıktı karşıma, her şeye karışan, oğlunun kazancını elinden alıp harçlık veren... Cihangir iyi bir adamdı, Semra Hanım'ın oğlu Ata gibi bir şeydi. Ayrı eve çıktık, ama oraya da yetişti annesi. Ben de 'ailemi özledim' diyerek bir valizle İstanbul'a geldim. Mücevherlerim, fotoğraf arşivim orada kaldı."

Gerçek aşkı Müşfik Kenter
Söz aşktan açılmışken devam etmeli. "Bir aşk uğruna intihara kalkışmıştınız?" sorusuna "Fikret Hakan'dan söz ediyorsunuz. O benim gençlik aşkım. Flört ediyorduk. Bir sabah gazetede evlendiğini okudum, yıkılmıştım. İlaç içtim, komaya girmişim. Beni Rauf Tamer hastaneye kaldırmış. Gazeteciler hastaneyi bastı, skandal oldu," yanıtını veriyor. Ama asıl aşkının Müşfik Kenter olduğunu hatırlatınca, başıyla "Evet," diyor. Ama bu aşk hikâyesinden önce kaldığımız yere dönüyoruz. Kamu, evlendikten iki yıl sonra İstanbul'da... Sıfırı tüketmiş, ne yapacağını bilmez bir haldeyken çocukluk arkadaşı Gönül Yazar imdadına yetişmiş. İsviçre'ye doğum yapmak için giden Yazar'ın "Atla gel," çağrısını sevinçle kabul etmiş. Yazar'ın sevgisi sayesinde altı ayda toparlanmış. İstanbul'a dönüşte kararlı, yine tiyatro yapacak. 1971'de Beyoğlu'nda Kamu Tiyatrosu'nu açmış. Sahneye koydukları Kahvaltı adlı oyun çok iyi iş yapıyormuş. Şans işte, her şey bir anda yine ters yüz olmuş. "Bir gece askerler tiyatroyu bastı. Yılmaz Güney, sol bir örgüte para yardımı yapıyormuş, bizim oyunda oynayan Mustafa Alabora da ona aracılık ediyormuş. Alabora, bir anda ortadan kayboldu. Ondan sonraki günler askerlerle sürekli muhatap olmak zorunda kaldım, epey başım ağrıdı. Hesaplarımız kontrol edildi. Tiyatro işinden çok para kaybettim." Bir süre Nişantaşı'nda bir butik açmış, tam işler yolunda giderken Kenterler'den teklif alınca yine tiyatroya koşmuş. Yıl 1976. Birkaç ay sonra da Müşfik Kenter'le nikâh masasında. "Katır Tırnağı'nda birlikte oynuyorduk. Sonra turneye gittik. Bir akşam dans ederken Müşfik evlenme teklif etti, hemen kabul ettim. Zaten yıllar önce flört etmiştik, Müşfik çok iyi bir insandır, ama olmadı. Çok içiyordu. Bazı hikâyeler de oldu. Üç ay sürdü evliliğimiz. Biraz da mecburî bir ayrılıktı. Valizimi alıp evden çıktım," diyor. Sonrası mı? O günden beri Müşfik Kenter'i görmemiş. Gözleri yaşarıyor. Havayı dağıtmak için pasta ikram ediyor. Kısa bir esten sonra ünlü terzi Übeyde'nin yanında çalıştığı günlere dönüyoruz. Zengin kızı olsa da elinden her iş geliyor. Örgü, dikiş, nakış, yemek... "Ben aç kalmam," diyor.
Terzilik yaptığı günlerde yeni bir aşka yakalanmış. Beşiktaşlı futbolcu Yusuf. Onu da çok sevmiş. Aralarına giren kara kedi ise üçüncü kocası Orhan bey. "Beşiktaş Kulubü Yusuf'un benimle olmasını istemiyordu. Kocam bizi zorla ayırdı, bana deli gibi âşıktı. Yusuf'a tehditler savurdu. 1983'te Orhan Giray ile evlendim. Bu evlilik 15 yıl sürdü. Evliliğim süresince boş durmadım, antika restoratörlüğü yaptım, kendi kendime öğrendiğim iş para kazandırdı. Kocam sigortacıydı, iflâs edince bunalıma girdi. Aramızda sorunlar çıkınca boşandık. 2001'de vefat etti. Kadın ruhundan anlayan efendi bir adamdı. Hayatıma epey adam girdi, ama hiçbiri bana göre değildi." Üç saatlik sohbet sona erdiğinde akşam olduğunu, karanlığın içeriye hücum ettiğini fark ediyoruz. Geçmişi hatırlamak yorucuydu. Sıkıntıyı kovalayan bir kahkaha atıyor Gülsüm Kamu, "Ne dersiniz benim hayatımdan bir dizi çıkmaz mı?"

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Gerçek Hayat Dizisi  (Yazan: Suna Doğanay)
  • herkesin bir hikayesi vardır..  (Yazan: ÜMİT GÜL)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 2 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    10

     'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
    » Zamanı alt etmek mümkün - MELİS DABAĞOĞLU
    » Ekranın gizli yıldızı - DONAT BAYER
    » Pazartesi Pazartesi - MELİS DABAĞOĞLU
    » Türkler MTV'de - MELİS DANİŞMEND
    » Başkentte festival var!
    » Fotoğrafçıdan fotoğrafçıya - MUHSİN AKGÜN
    » GECE KUŞLARI UYUMAZ...
    » HAFTA SONU REHBERİ
    » diskotek - Hakan Tamar
    » ÖZLÜ SÖZLER
    » İstanbul-Avrupa 'çizgi'si
    » Ortalık 'komünist' doldu - HAKAN GÜLSEVEN
    » Çalışanlar bu yaz ışıldıyor - Melis Dabağoğlu
    » Yanyalı Fehmi'ye duacıyız - SEVİN OKYAY
    » Yakınlaştıkça uzaklaşanların hikâyesi
    » Erimiş, bitmiş, hem de ustalaşmış
    » Dört ülke, farklı kulvarlarda dört film

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #329
    "Bak şuraya çiziyorum..."
    Biz Evleniyoruz'daki gelin adaylarından biri yazmaya çalışıyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.