Canlandırma sineması 'Arabalar'la uçuyor
|
Cars (Arabalar)
|
Pixar-Dreamworks rekabetiyle yükselen ve bilgisayar çağının yenilikleriyle körüklenen canlandırma sineması, popüler sinema kültürünün önemli bir bölümünü oluşturuyor artık...
16/09/2006 (2924 defa okundu)
KUTLUKHAN KUTLU (Arşivi)
Çizgi dünyasının ağır topları
90'ların ortalarından itibaren birbiri ardına göz alıcı yeni üç boyutlu animasyonların gösterime girmesiyle birlikte, zaten Disney'nin yeniden doğuşu ve Japon 'anime'lerinin yükselişi sayesinde sinema kültüründe kendine önemli bir yer açmaya başlamış canlandırma sineması, giderek daha çok seyirci çekmeye ve daha çok ürün vermeye başladı. Bugün çizgi filmler, sinemaseverin diyetinin sabit bir parçası haline gelmiş durumda. Artık Disney'nin geleneksel çizgisinin çok ötesinde, yeni nesil bir çizgi dünya var sinemada, öyle ki Disney bile bu yeni dünyaya tutunabilmek için avucundan kayıp gitmekte olan Pixar'ı satın almakta buldu çareyi. Amerikan canlandırma sinemasının bu hayli 'faal' döneminde, yeni çizgi dünyasının ağır toplarını bir gözden geçirelim (kendi başına bir okyanus olan 'anime'yi bu yazının konusu dışında tutuyoruz):
Pixar
Üç boyutlu, neredeyse aşırı dozda şirin, genelde parlak görünen canlandırma dünyasından tanıyabilirsiniz Pixar'ı. Uzun metraj işine Disney ile yaptıkları anlaşmayla giren bu animasyon evi, gerek göz alıcı görüntüleri, gerekse Disney'nin geleneğindeki sevimlilik ve aile odaklı temaları taze bir 'yaramaz çocuk dokunuşu' ile donatmadaki becerisiyle, sinemaseverlerin iyi bildiği bir etiket haline geldi. 'Toy Story', bilgisayarda yaratılmış üç boyutlu animasyonun cazip bir sinema filmi üretme aracı olabileceği yönündeki en ikna edici örneklerden biriydi. Ancak daha bu filmde bile Pixar'ın tek odağının teknoloji olmadığı, etkileyici öyküler anlatmalya ve çarpıcı 'an'lar oluşturmaya çalıştıkları açıktı. Karınca Flik'in öyküsü 'A Bug's Life', DreamWorks yapımı 'karınca öyküsü' 'AntZ' ile aynı yıl gösterime girerek yıllarca sürecek o tuhaf rekabeti başlattı. Çocuk odalarındaki dolapların içinden bizim dünyamıza sızan 'paralel dünya canavarları'nın öyküsü 'Monsters Inc.' (Sevimli Canavarlar) Pixar'ın 'canlı oyuncak' hissi veren animasyonlar yapmadaki başarısının örneğiydi. Küçük okyanus sakini Nemo'yla babasının öyküsü 'Finding Nemo' (Kayıp Balık Nemo) ve 'emekli' süper kahraman çiftin çocuklarıyla birlikte faaliyete dönüşünü anlatan 'The Incredibles' (İnanılmaz Aile) ile Pixar, iki yıl üst üste En İyi Uzun Metraj Canlandırma Filmi Oscar'ını aldı. Son filmleri 'Cars' (Arabalar) şu anda gösterimde olan şirket, uzun anlaşmazlıklar sonucunda Disney ile yollarını ayırmış görünüyordu ki, kendi bünyesinde yaptığı çizgi filmlerde istediği başarıyı bir türlü yakalayamayan Disney, Pixar'ı aldı.
Dreamworks Animation SKG
Kurucularından Jeffrey Katzenberg'ün eskiden Disney animasyon bölümünün başında olduğu düşünülürse, Dreamworks'ün çizgi sinemaya özel bir ilgi göstermesi şaşırtıcı değil. Stüdyonun uzun metraj animasyonlar üreten kolu olan Dreamworks Animation SKG, bir yandan 1998 yapımı 'Prince of Egypt'le temsil edilen geleneksel görünümdeki çizgi filmlere imza atıyor... Bir yandan da Pixar misali bilgisayarda gerçekleştirilmiş üç boyutlu çizgi filmleri yapıyor: Woody Allen'ın kimlik bunalımına girmiş bir karıncayı seslendirdiği 'AntZ', prensese âşık olan çirkin devin öyküsünü anlatan 'Shrek'ler ve hayli 'egzotik' bir macera yaşayan hayvanların öyküsü 'Madagascar. Ayrıca kil animasyoncu Nick Park'ın iki uzun metrajı, 'Chicken Run' (Tavuklar Firarda) ve 'Wallace and Gromit: Curse of the Were-Rabbit' de Dreamworks Aardman Animations ortak yapımları. Dreamworks çizgi filmleri, Disney'nin ve Pixar'ın filmlerinden kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Dreamworks filmleri mizahıyla, alt metinleriyle, türlü türlü göndermeleriyle ve kimi karanlık temalarıyla daha çok yetişkinlere yönelik. Ayrıca, Disney'nin 'mutlu çekirdek aile' modeliyle dalga geçmekten, Disney klişelerini tersyüz etmekten de zevk alıyormuş gibi görünüyor bu filmler. Özellikle de 'Shrek', baştan aşağı Disney geleneğinin bir parodisi hissi veriyor.
Blue Sky Studios
Fındığını koyacak güvenli bir yer ararken başına gelmedik kalmayan, dahası dünyanın dengesini altüst eden o garip yaratığı kim unutabilir ki? 'Scrat' denen bu hayali kılıç dişli buz devri sincabı/faresi, inanılmaz talihsizlikler ve sakarlıklarla donatılmış o tamamen harekete dayalı komedinin birinci sınıf örneklerinde başrol oynuyordu. Kendisini bu yıl 'Ice Age 2: The Meltdown'da (Buz Devri 2: Erime Başlıyor) izledik. Artık Roadrunner ve Wile E. Coyote ya da Tom ve Jerry tarzı, fiziksel evrene tabi olmamanın ayrıcalığından güç alan, aşırılıklarla dolu fiziksel komedinin bir üstadı edasıyla şovunu yapıyordu yine 'Scrat'. Ana öyküde ise, ilk filmde bir Eskimo bebeği ailesine ulaştırmaya çalışan mamut, tembel hayvan ve kılıç dişli kaplan yine uzun bir yolculuğa çıkıyorlardı. Blue Sky'ın bir diğer uzun metraj çizgi filmiyse, genç bir mucit robotun hikâyesini anlatan 'Robots'.
Nick Park
Muhtemelen günümüzün en popüler kil animasyoncusu. İngiliz animasyon şirketi Aaardman Animations bünyesinde yaptığı 'Creature Comforts' kısa filmiyle Oscar alarak dikkatleri çeken Nick Park, daha sonra tipik İngiliz Wallace ile onun sessiz ve hayat kurtarıcı köpeği Gromit'in kısa maceralarıyla animasyon düşkünleri arasında bir tür kült haline geldi. Ama daha zoru kısa metrajda yakaladığı dokuyu ve ritmi uzun metrajlarında bozmamasıydı ve Nick Park bunu başardı: Bir grup tavuğun organize olup kirişi kırma çabalarını anlatan 'Chicken Run' (Tavuklar Firarda) ve Wallace ile Gromit'in tuhaf, gotik, grotesk ve elbette çok komik yeni macerası 'Wallace and Gromit: The Curse of the Were-Rabbit' (Wallace ve Gromit Yaramaz Tavşana Karşı) adlı uzun metraj filmleriyle, daha ziyade animasyon severlerin bildiği bir cevher olmaktan çıkıp, her sinema izleyicisinin keyfini çıkardığı bir sinemacı canlandırma sinemacısı haline geldi.
Tim Burton
Aslında bu alanda (yani uzun metraj animasyon alanında) çok fazla işi yok, ama yine de Tim Burton'dan söz etmemek olmaz. 'Stop-motion' animasyon deyince muhtemelen çoğu kişinin ilk aklına gelen uzun metraj film, yani 'A Nightmare Before Christmas', o Gotik / masalsı tuhaf atmosferiyle tipik bir Burton eseri olmasına rağmen, sinemacının adı filmin künyesinde yapımcı olarak geçiyor. Filmin yönetmen Henry Selick. Burton ayrıca, yine 'stop-motion' animasyon tekniğiyle gerçekleştirilen Roald Dahl uyarlaması 'James and the Giant Peach'te de Henry Selick'in prodüktörlüğünü yapmıştı. Geçtiğimiz sezon gösterilen 'Corpse Bride' (Ölü Gelin) filmini ise, bu iki filmde çalışmış olan Mike Johnson ile birlikte yönetti. Canlılar dünyasından ölüler dünyasına (ve geriye) uzanan bu gotik yolculuk, Tim Burton'ın karanlık hayal dünyasıyla 'stop-motion' animasyonun ürperticiliği arasındaki o tuhaf uyumun yeni bir örneğiydi.
Uzun metraj çizgi film Oscarları
2002'den önce çizgi yapımlar sadece kısa metrajda kendilerine ait bir kategoriye sahipti: 'En İyi Kısa Film, Canlandırma' olarak geçiyordu bu ödül kategorisi. Uzun metraj çizgi filmler ise kendilerine ait bir ödül kategorisi olmadığından ancak 'En İyi Film' dalında aday gösterilebiliyordu. 2002'den beri Oscar'larda artık 'En İyi Uzun Metraj Canlandırma Film' ödülü de veriliyor. İşte 2002'den bu yana bu dalda verilen ödüller:
2002: Shrek
2003: Spirited Away (Ruhların Kaçışı)
2004: Finding Nemo (Kayıp Balık Nemo)
2005: The Incredibles (İnanılmaz Aile)
2006: Wallace and Gromit: The Curse of the Were-Rabbit (Wallace ve Gromit Yaramaz Tavşana Karşı)