Radikal-çevrimiçi / Cumartesi / Gisele'den daha güzel!
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  29 Ağustos 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Hayatı sürdüren üç şey vardır; Kendine saygı, kendine bilgi, kendine egemenlik.
Tennyson
Tarihte Bugün
Takvimler 29 ağustos tarihini gösterdiği zaman...

1929 yılında,
Türkiye ile Fransa arasında ticaret antlaşması imzalandı.
1938 yılında,
Askeri Mahkeme, Nazım Hikmet’i (Ran) orduyu kışkırttığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum etti.
1977 yılında,
Çeşitli gıda maddelerine yüzde 50, kolonya fiyatlarına yüzde 30-60 arası zam yapıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Cumartesi 


Gisele'den daha güzel!

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
Yeni dizisi başladı, yarışma programı yolda. Berrak Tüzünataç, oyunculukta ısrarlı. Bu alanda eğitim meselesininse yapay bir tartışma konusu olduğunu düşünüyor

17/03/2007 (1658 defa okundu)

MELİKE KARAKARTAL (E-mektup | Arşivi)

'Hiçbir yetenek işinde eğitim sorgulanmaz!'
Üç yıl önce dergilerin dedikodu sütunlarında minik fotoğrafları vardı Berrak Tüzünataç'ın. Sonra bir gün o 'kainat güzeli' havalı yüzünü Elele dergisinin kapağında gördük, 'Türkiye'nin Gisele Bündchen'i mi geliyor' dedik. O tarihten sonra hiç eksik olmadı magazin dağarcığımızdan. Seçtiği mesleğin ilk yıllarını kazasız belasız geçirmeye çalışan, kendini fazla anlatmak istemeyen bir oyuncu o. İyi okullarda okumuş, çalışkan, güzel mi güzel... 22 yaşında, iki yıllık mazisinde iki filmde göründü, iki reklam filminde ve bir dizide oynadı, bir yarışma programı sundu. Şimdi ikinci yarışma programı yolda, ikinci dizisi 'Affedilmeyen' ekranlarda...
Bir keşfedilme hikâyeniz var...
Zeynel Abidin Ağgül, Bodrum'da bir sunucu arkadaşımın fotoğraflarını çekiyordu. Yanlarındaydım, bir-iki kare de beni çekti. Bilgisayarına wallpaper yapmış, Elele dergisinden görüp çok beğenmişler, benimle çekim yapmak istemişler. Hiç düşünmediğim bir şeyi rastlantı sonucu yapmış değilim. Bir başlangıç oldu o çekim.
Çok çalışkan bir öğrenciymişsiniz, lisede böyle hayalleriniz var mıydı?
O zamanlar kendi kararlarımı verme özgürlüğüne sahip değildim. Hayatımı rahat götürmek için iyi not getirmek zorundaydım eve. Ailem çok çalışmam konusunda üzerime düşmeseydi de çalışkan olur muydum acaba, açıkçası bunu sorguluyorum. E tabii zararlı mı oldu? Hayır. İlkokuldan sonra Koç Özel Lisesi'ne girdim, sonra İngilizce İşletme okudum...
Güzel, düzgün bir rol modelisiniz aslında. Çoğunlukla magazin haberleriyle gündeme gelmek sıkmıyor mu sizi?
Bence kişisel bir şey aramamak lazım. Magazin basınında ortak bir üslup var herkese karşı. O haberleri yapanlar kendileri bir şeyleri ayırt etmemeyi tercih ediyorlar, bununla savaşamam, değiştiremem de. Kulaklarımı kapamaya çalışıyorum çünkü başka yapılacak şey bulamıyorum. Bazen röportajlarda kendimi ifade etme şansı buluyorum. Sonra okuyunca da 'Ya tüh, ne yapmışım, bu kadar da anlatmaya gerek yokmuş' diyorum kendi kendime, utanıyorum. Manasızca kendini anlatmaya hevesli gibi görünmek istemiyorum. İnsanın kendini anlatması çok şık durmuyor, okuyunca 'Ayyy ne çirkin durmuş yahu' gibi hissediyorum.
Size olan ilgiyi fazla buluyor musunuz?
Öyle sokaklarda yürüyememe gibi bir durum yok ama bu, bir şekilde yüzü tanınan herkesin başına geliyor. Fotoğrafın kullanılmak isteniyorsa, öyle ya da böyle kullanıyorlar ama dediğim gibi, bana özel bir durum değil. Kendi kendime bazı şeyleri sorguluyorum. 'Hakikaten bu sorular merak ediliyor mu?' diye. Bunların kendiliğinden konuşulacağı vakit gelecektir bence. İstiyorum ki ben ortaya koymayayım. Bıraksanız çook konuşurum, sadece kendi hakkımda değil, her şey hakkında, bayılırım da, ama işte sürekli 'Ben öyle değilim aslında'ya varıyor konuşma ve ben sürekli kendini ifade etme, ispatlama sıkıntısı içinde görünmek istemiyorum.
Dizide, film ve reklamda oynadınız, hayatınızı neyle devam ettireceksiniz?
Benim niyetim ve isteğim oyunculukla ilgili bir şeyler yapmak, beni mutlu eden bu.
Ailenize kalsa başka bir meslek seçecektiniz belki, şimdiki seçimleriniz onlara karşı bir başkaldırı niteliği taşıyor mu?
Annem bana kızacak, her röportajda 'Annem öyle yaptı annem böyle yaptı' diyorum. Bunun hayatımın şu döneminde analizini yapamıyorum açıkçası. Tetikleyen unsurlardan biri midir bilmiyorum ama çocukluğumdan beri aileme yapmak istediğimi söylediğim işi yapıyorum.
Oyunculukla ilgili bir eğitim alma isteğiniz, derdiniz var mı?
Bu konuyla ilgili ahkâm kesip kimseyi kızdırmak istemiyorum. Eğitim tabii ki yeteneği parlatır, ben de üstüme düşeni elimden geldikçe yapıyorum, kafamı bu konuda yoruyorum, heyecan duyuyorum ama ben hiçbir yetenek üzerine kurulu meslekte eğitimin bu kadar sorgulandığını görmedim. Mesela yazarlık: Eğitimini aldın mı? Almadın. Tüüü sana! Aşçılık: Okudun mı? Hayır. Hayır mı? Git buradan... Böyle bir yaklaşım gördünüz mü hiç? İlla ki her meslekte eğitim almış olmak artı bir durum, çok şey katar ama ben bunun abartılmasını, kızılmasını saçma buluyorum. Bir sürü meslek sayabilirim size, kimse yakanıza yapışıp 'Eğitimini aldın mı?' diye sormuyor. Oyunculuk konusunda heyecan duyan ve bu konuya odaklanmış biri olarak kendimi geliştirmek konusunda teşhir edilmeyi gerektirmeyen planlarım var tabii. Zaten bu eğitim, yapay bir tartışma konusu medya tarafından yaratılan. Benim oynadığım dizilerde, filmlerde hiçbir konservatuvar mezunu oyuncu gelip bana kızmıyor, 'Neee, sen konservatuarda okumadın mı?' diye...
Yeni diziden bahsedelim biraz: 'Affedilmeyen'. Duygu karakteri nasıl biri?
Hem diziyi hem de Duygu'yu çok sevdim çünkü her karakterin bir hikâyesi var. Hepsinin altı çok dolu. Laf olsun diye bir karakter yok. Duygu'nun da hikâyesi dümdüz bir hikâye değil. O yüzden seviyorum. Sadece zengin bir ailenin kızı değil Duygu. O zengin ailenin içinde kendi hayalini kurma, kendi yolunu çizme gayreti var. Aslında babasının belirlediği sınırları var fakat 'Bir santim daha açar mıyım?' çabasında bir kız. Agresifliği ve şımarık olarak adlandırılan davranışlarının sebebi de şu aslında: Babasının belirlediği sınır çizgisine kadar koşuyor, genişletebilir miyim diye zorluyor ama duvara tosluyor. Bu durum onu hırçınlaştırıyor. Yaratıcı bir kız, yaratıcılığın bütün arızalarını bünyesinde barındırıyor. Keyifli bir tip. Mıy mıy bir kız değil, bir duruşu var.

* * * * * * * * * *

"Hrant Dink de bir 'Boyalı Kuş'tu"
Neler okursunuz?
Bu aralar o kadar çok şey okudum ki... Okumamış olmaktan utandığım kitapları çıkardım piyasaya. Mesela Dostoyevski'nin 'Yeraltından Notlar'ını bitirdim. Sonra Trevanian'ın 'Şibumi'sini okudum, bayıldım. Kosinski'nin 'Boyalı Kuş'unu okuyacaktım uzun zamandır, Hrant Dink cinayeti olduğu zaman 'Tamam' dedim, 'Şimdi okumalıyım'. Çünkü bence o da bir 'Boyalı Kuş'tu. Azınlık olma durumu. Şimdi Kosinski'nin 'Boşluk'una geçtim. Verimli bir dönem geçiriyorum.
Peki, neler dinlersiniz?
Yanımdan ayırmadığım bir Pink Floyd vardır. Evde yapsaydık röportajı görecektiniz, dağ gibi albümleri durur rafımda. Syd Barrett'ın hikâyesinden çok etkileniyorum. Çok yaratıcı bir adam, hikâyesini bilince dinlemek daha keyifli, takip edebiliyorsunuz şarkıları. Syd Barrett 'kahraman' diyebileceğim yaratıcı tiplerden...

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • alakasiz  (Yazan: zümrüt ekinci)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 5 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    4

     'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
    » Bize gereken 'halk' seçimi - KÜÇÜK İSKENDER
    » Siz Çankaya'da kimi görmek isterdiniz? - AYŞEGÜL OĞUZ
    » Son moda hareketler - MELİKE KARAKARTAL
    » 'Seksten bile iyi' ayakkabı geldi - GÖKÇE ACAR
    » Saflaştırabildiklerimizden misiniz? - FEM GÜÇLÜTÜRK
    » Şeyhim bu pop-art - KEZBAN ARCA BATIBEKİ
    » 'Bir Ajda boyu yol' - MURAT MERİÇ
    » 'Turşu antibiyotiktir' - PINAR ÖĞÜNÇ
    » Uzayda geçen Brezilya dizisi istiyoruz - PINAR ÖĞÜNÇ
    » Demode olmayan destanlar - KUTLUKHAN KUTLU
    » 'Adrian!.. Tamamladım' - KUTLUKHAN KUTLU
    » Beyaz rock'a siyah eller değdiğinde... - MERVE EROL
    » Armut gerçekten dibine düşmüş - SEVİN OKYAY

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #163
    "Hızır Tüzel:"Gökhan Bey, neden şöhreti yakalayamıyorsunuz, gazetelerde filan 'Gökhan Arsoy son sevgilisiyle görüldü' başlıklı bir haberinizi hiç göremiyorum.
    Gökhan Arsoy: "Ben Gökhan Arsoy'un son aşkını kimse görmesin istiyorum. Benim de problemim burad"
    Üstüne söylenecek söz yok!

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.