Radikal-çevrimiçi / Cumartesi / Milli Tarih
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  2 Ağustos 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Düzeltilmesi gereken bir yanlışlık, doğruluktan daha ağır bir yüktür.
Dag HAMMARSKJÖLK
Tarihte Bugün
Takvimler 02 ağustos tarihini gösterdiği zaman...

1958 yılında,
Cumhuriyet tarihinin en yüksek orandaki devalüasyonu yapılarak 1 Dolar 2.80 liradan 9 liraya çıkarıldı. Devalüasyon oranının yüzde 221'i bulduğu açıklandı.
1975 yılında,
İstanbul Taksim'de yaptırılan Sheraton Oteli Başbakan Demirel tarafından açıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Cumartesi 


Milli Tarih

07/07/2007 (467 defa okundu)

Murat Toklucu (Arşivi)

'Sır gibi bir intihar'
9 Temmuz 1946'da 'Cumhurbaşkanı İnönü'nün has adamı' Ankara Valisi Nevzat Tandoğan intihar etti. Tandoğan, Atatürk Bulvarı'na şalvarlı ve kasketli adam sokmamak, sarhoşları kamyonlara doldurtup şehrin 10 kilometre dışına bıraktırmak gibi icraatlarıyla ünlüydü.
Gazetelerin 'sır gibi' dediği intihar, 16 Ekim 1945'te başkentin ünlü doktorlarından Naci Arzan'ın öldürülmesiyle bağlantılıdır. Cinayet zanlısı olarak Reşit Mercan adlı, dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay'ın oğlu Haşmet Orbay'ın arkadaşı bir genç yakalanır. İkili Robert Kolej'de tanışmışlar; Haşmet okulu bitirirken, Reşit maddi nedenlerle ortaokuldan ayrılmıştır. 1943'te Reşit askerliğini Ankara'da yaparken eski arkadaşından yardım istemiş ve kalan süreyi Haşmet'in gece alemleriyle meşhur evinde tamamlamıştır.
Cinayeti aslında Haşmet'in işlediği ve suçu Reşit'in üstlendiğini gösteren delillere rağmen Reşit Mercan cinayetten 20 yıla, Haşmet Orbay silah temininden bir yıla mahkum olur. Yargıtay'ın kararı iptal etmesi üzerine dava yeniden görülür.
Reşit bu kez katilin Haşmet olduğunu söyler. "Savcı ve polisler beni kim olduğunu söylemekten korktuğum devlet görevlisinin yanına çıkardılar. O devlet büyüğünün tehditleri karşısında her şeyi kabul ettim" diyen Reşit can güvenliği garantisi üzerine bu devlet büyüğünün vali olduğunu söyler. Polisiye yazarı Agatha Christie'nin de ilgisini çeken davanın sonraki duruşmasına çağrılan Tandoğan, Reşit'le görüştüğünü kabul eder, ama görüşme sebebi Haşmet'i kurtarmak değil vazifesi icabıdır. Avukatların 'Siz her suçun failiyle görüşür müsünüz?' sorusuna verdiği 'Evet' yanıtı da gülüşmelere sebep olur. Haşmet'i kurtarmak için 'yukarıdan' emir aldığı iddialarını reddeden Tandoğan ertesi sabah karısına 'mahkeme nedeniyle çok moralsiz olduğunu' söyledikten sonra intihar eder.
Bu arada mahkeme sonucunda Haşmet cinayetten 18 yıl, Reşit de adaleti aldatmaktan 8 yıl ceza alır. Cinayetin nedeni ortaya çıkmamıştır. 1950 affında serbest kalan Haşmet Orbay, olayda adı geçenlerin hepsi öldükten sonra Avni Özgürel'e verdiği röportajında (Erkekçe, Mart 1986) "Ben emirleri doğrudan İnönü ve Vali Tandoğan'dan alan bir MİT mensubuydum. Benim bu olayla ilgili sırlarım mezara kadar benimle gidecektir, ama bir şey yaptıysam bilin ki vatan için yaptım" diyecektir.

* * * * *

Kapalıçarşı Fox'a karşı
İstanbul'da çekilen Fox Company'nin 'Beş Parmak' adlı filminin Kapalıçarşı'daki setinde Amerikalı filmcilerin isteği ve polis zoruyla figüranlık yaptırılan esnaf 'Ticaretimize mâni oluyorsunuz, işimiz gücümüz var' diye isyan edince önce kavga çıkmış, ardından 'dükkâncılara bir miktar tazminat ödenmesi' sonucu anlaşma sağlanmış. Yönetmen, 5 Ağustos'ta Paris'te gazetecilere 'Türk polisinin parasız kolunu bile kıpırdatmadığını' söyleyecek, Emniyet Müdürü iddiayı yalanlayacaktır.
(10 Temmuz 1951 - Vatan)

* * * * *

Kahvesiz olmaz
Akhisar'ın Sarılar köyünden Ali isimli vatandaş, Mustafa ve Fehmi adlı arkadaşlarına 40 kiloluk koçu bir oturuşta yedikleri takdirde 10 dönümlük arazisini vermeyi taahhüt etmiş. Koçu yiyemezlerse 1000 lira ödemeyi kabul eden iki arkadaş dört saat 20 dakikada koçtan başka beş kilo domates, dört köy ekmeği yiyip 10 litre de su içmişler. Normalde çatlamaları gereken Mustafa ve Fehmi 'bilâhare yemek üzerine içtikleri birer sade kahveden sonra muamele için tapu dairesine gitmişlerdir.'
(8 Temmuz 1955 - Cumhuriyet)

* * * * *

Eğitim yuvası
Tahtakale'de dilencilik eğitimi verilen bir hana yapılan baskında 35 kişi yakalanmış. Takma kol ve bacaklar, bastonlar, 'kırmızı renkte kanlı hissi veren kirli bezler' ve 100 tane yamalı elbisenin bulunduğu dershanedeki eğitimcilerden birinin öğrencilere 'kör numarası yapmayı', diğerinin 'topal ve felçli numarası' öğrettiği anlaşılmış. 35 dilenci ve dilenci adayı belediye kamyonuyla Bolu'ya bırakılmış, ancak 'derhal otobüslere binip belediyenin kamyonundan önce İstanbul'a dönmüşlerdir'.
(9 Temmuz 1962 - Yeni Sabah)

* * * * *

Evlerden uzak
Oğlunun İngiltere'de tanışıp evlenmeye karar verdiği Japon Junko Nagohori'yi 'büyütüp mühendis yaptığım oğluma alacağım gelin el değmemiş olmalı' deyip bekâret kontrolüne götüren Nilüfer S., 'Bu Japonlardan çok terörist çıkıyor' diyerek Emniyet Müdürlüğü'ne de gitti ve Nagohori'nin siyasi bir suçu olup olmadığını araştırdı. Müstakbel gelinin 'her iki kontrolden de temiz çıktığını' yazan gazeteye göre kayınvalide gelini 'bunlar Türkiye'deki normal evlilik formaliteleri' diye kandırmış.
(10 Temmuz 1986 - Günaydın)

* * * * *

'Bırakın şamatayı'
Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi yönetimi için 'Korku bokuna böyle yapıyorlar, kıçlarının üzerine oturdular'; muhalefet partilerine 'Siz beni bırakın da küçük Turgut'la uğraşın'; icraatlarını anlamayanlara 'Ahmaklar, budalalar, şom ağızlı yaygaracılar' diyen Başbakan Turgut Özal, tepkilerin artması üzerine yaptığı açıklamada "Gazetelerdeki bazı âllâmeler bizim kullandığımız kelimeleri sevmiyor. Ağzımızı bozduysak Rumlara bozduk kardeşim, size ne oluyor? Bırakın şamatayı" demiş.
(12 Temmuz 1986 - Bulvar)

Bu haber için okuyucularımızın yorumları
Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Değişmemenin belgeleri.  (Yazan: )
  • Tandoğan  (Yazan: Faruk Göloğlu)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 2 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    10

     'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
    » Cannes'ın güzel gözlü sürprizi - YONCA CİNGÖZ
    » İki hafta kala şarkılı seçim tarihi - MURAT MERİÇ
    » Huzurunuzda Miyazaki - SEVİN OKYAY
    » Hem Avrupalı hem de sazlı - MELİKE KARAKARTAL
    » Meğer asayiş berkemalmiş - ŞULE ÇİZMECİ
    » Bisikletçilerin itibar savaşı - AYDAN ÇELİK
    » Şan'ı Antony şenlendiriyor - GÖKHAN AKÇURA
    » 'Şahsen orta kola severim' - PINAR ÖĞÜNÇ
    » Kılıcı çiçekten bir 'Donna Kişot' - AYÇA ŞEN
    » Gençlerin 'Radar'ına takılanlar

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #328
    "Bir yılbaşı günü babam eve, elinde Kibariye'nin korsan kaseti ile geldi. O zamanlar korsan kasetin ne olduğunu bilmezdim. Kibariye kasetini hazırlarken birinin gizlice onun sesini kaydettiğini sandım. Tabii sonra benim başıma geldiğinde ne olduğunu çok iyi anladım. O günün benim için çok büyük önemi vardı."
    Emre Altuğ "Okuyucularımıza bir yılbaşı anınızı anlatabilir misiniz?" sorusunu yanıtlıyor. Yılbaşı anısını mı anlatıyor, 'korsan kötüdür' mesajı mı veriyor belli değil.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.