Günün Sözü
Gerçeğe yardım ediniz. Gerçek size yardım etmekte gecikmeyecektir. H. Newman
Tarihte Bugün
Takvimler 09 eylül tarihini gösterdiği zaman...1936 yılında, İzmir Fuarı ilk kez Irak, İngiltere ve Sovyetler Birliği'nin katılımıyla uluslararası bir nitelik kazandı. 1948 yılında, Kuzey Kore, bağımsızlığını ilan etti.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır. |
En insani göç haritası
|
Soldan sağa; Thaer Zuabi, Roberto Cavallini ve Daniele Rugo'nun 'Leaving Room' isimli sergisi, 15 Aralık'a kadar Asmalımescit'teki Apartment Project'te ziyaret edilebilir.
FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
|
İtalyan sanatçılar Daniele Rugo, Roberto Cavallini ve Filistinli Thaer Zuabi, göç meselesini küresel ve bireysel düzeyde ele alan sergileriyle çağımızın yarasına dokunuyor
10/11/2007 (1378 defa okundu)
SİNAN SEYHUN (E-mektup | Arşivi) Son senelerde gazetelerde çıkan göçmenlerle ilgili haberlere göz atınca, insan nasıl bir dünyada yaşadığını daha iyi anlıyor. Tıkış tıkış dolduruldukları küçük balıkçı teknesi dengesini kaybedip alabora olunca, Avrupa hayalleriyle çıktıkları yolda Yemen'e bile varamadan Kızıldeniz sularına gömülen 40 Somalili'nin hikâyesini geçti bu hafta haber ajansları. Bindikleri teknede soğuğa ve açlığa dayanamayarak İspanya yolunda can veren Senegalliler, Orta Asya'dan gelip Akdeniz'e gömülen Afganlar, tekneleri batsa da hayatta kalmalarına rağmen kimsenin bulup kurtarmak istemediği göçmenler çağdaş uygarlığımızın ürünü olan ülke, millet, yerli, yabancı, göçmen gibi aidiyet kavramlarının kurbanı oluyorlar. 'Avrupa Kalesi'ne izinsiz giriş yapmanın böyle bir bedeli var.
Asmalımescit'teki Şehbender Sokak'ta yer alan Apartment Project adlı mekân, bugünlerde üç genç sanatçının 'Leaving Room' (Yola çıkış odası) isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. 15 Aralık'a kadar ziyaret edilebilecek olan sergi, Kuzey Afrika ve Ortadoğu sahillerinde bindikleri teknelerle Akdeniz üzerinden Avrupa'ya doğru yollanan göçmenlerin yaşadıkları tecrübeyi yansıtmaya çalışıyor.
İtalyan sanatçılar Daniele Rugo, Roberto Cavallini ve Filistinli Thaer Zuabi tarafından gerçekleştirilen proje, ilk olarak Haziran ayında 52. Venedik Bienali kapsamında sergilenmiş. Mekâna göre değişen düzenlemelerle ziyaretçilerin karşısına çıkan sergi, İstanbul'da göç olgusunu küresel ve insani yönleriyle ele alan iki aşamadan oluşuyor. Bir yandan Akdeniz'de son 15 yılda neredeyse dokuz bin kişinin ölümüne yol açan göç olgusunu küresel bir perspektiften sunma çabasındayken, aynı zamanda insani yönüne, yani bireysel hikâyelere ışık tutmayı amaçlıyor.
Sergi alanına girdiğinizde sizi, Avrupa yollarında hayatını kaybetmiş göçmenlerin izlediği rotaların kırmızı çizgilerle işaretlendiği bir Akdeniz haritası karşılıyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının her sene yayınladığı ruhsuz istatistikleri görsel olarak önünüze getiren haritadaki her bir çizgi, bir yaşamın sona erişini temsil ediyor. Haritanın üzerine yansıtılan ve son 15 senede Akdeniz'de hayatını kaybeden göçmenlerin kaderini betimleyen yazılar, arka planda çalan ve Matteo Corda isimli müzisyenin sergi için bestelediği parça eşliğinde sürekli yenileniyor.
Sergide göçün bireysel, yani 'göçmen'in hikâyesiyle ilgili olan düzeyiyse Said Taci Faruki'nin 'I See The Stars At Noon' isimli filmiyle ortaya konuyor. İspanya kıyılarına varmaya çalışan Faslı bir göçmenin anlatıldığı belgesel filmde, istatistikler ve artık dikkat bile çekmeyen haber başlıklarından gayri pek tanımadığımız bu konunun insani yönü ele alınıyor.
'Leaving room' projesinin yaratıcıları olan üç Akdenizli sanatçı, serginin açılışı için İstanbul'daydılar. İngiltere'deki Goldsmith College Sanat Okulu'nda doktora yapan ve kurdukları BiS adlı bağımsız görsel sanat grubuyla çeşitli projelere imza atmış olan sanatçıları, Asmalımescit'te yakalamışken 'leaving room' ve göçmenler üzerine sohbet ettik:
'Leaving room' (Yola çıkış odası) başlığı nasıl ortaya çıktı?
Daniele Rugo: Bu aslında bir kelime oyunu. İngilizce'de oturma odası anlamına gelen 'living room'a benzerliğinden yola çıkarak koyduk bu başlığı. Sergiyi planlarken mekânın oturma odası büyüklüğünde olmasına karar verdik. Bunun sebebi, sevdiklerimizi ağırlamak, yemek yemek, hoş vakit geçirmek için kullandığımız, aynı zamanda da bir küçük burjuva kavramı olan 'oturma odası'yla göçmenlerin daha iyi bir yaşam için yola çıkışlarını simgeleyen 'yola çıkış odası'nın bir tezat oluşturmasıydı.
Göçmenler ve günümüzdeki göç olgusu bize içinde yaşadığımız çağdaş medeniyetle ilgili neler anlatıyor sizce?
Roberto Cavallini: Esasında göç, kültürlerin hareket halinde olması, birbirleriyle etkileşim içine girmeleri ve evrensel uygarlığı birbirimizden öğrenerek ileriye götürebilmemiz açısından çok önemli potansiyele sahip. Bu haliyle, medeniyetimizi farklılıklara karşı nasıl bir tepki vereceği konusunda sınayan bir olgu. Fakat biz, kibar bir çokkültürlülük kisvesi altında esasında 'Bütün farklar aynıdır' diyerek farklılıkları homojenleştiriyor, böylelikle farklılıklardan bir şey öğrenememenin, değişip gelişememenin yolunu buluyoruz. Bu da tutucu bir uygarlığa sahip olduğumuzu gösteriyor.
Thaer Zuabi: Göç olgusunu ele alış biçimimiz de çok şey ortaya koyuyor. Konuyu hem küresel düzeyde hem de insani düzeyde ele almak lazım. Küresel düzeyde baktığımızda göçmenlerle ilgili istatistikler çok vahim. Bireysel düzeyde baktığımızdaysa o istatistikleri oluşturan kaza, ölüm, hastalık gibi olayların ve bunların yaşayan göçmenlerin her birinin ayrı bir öyküsü olduğunu görüyoruz. Bu olay iki yönüyle de medyada hakkıyla ele alınmıyor.
D.R.: Günümüzdeki göç fenomeni, yerleşmiş hatta köhneleşmiş politik kavramlara da meydan okuyor. Sorun dünya üzerinde dolaşan bir grup insanın göçmen, bu insanların yolculuklarının göç olarak tanımlanmasından kaynaklanıyor. Bu tanımlarla Avrupa'nın göç sorununu çözmesi, ne küresel ne de bireysel düzeyde anlamlandırabilmesi mümkün değil.
Serginiz haziranda Venedik Bienali'nde sergilendi. 'Göçmen'lerin hedef kıtası Avrupa'da nasıl tepkiler aldınız, Türkiye'de farklı bir tepki bekliyor musunuz?
D.R.: Avrupa'da genel olarak sol eğilimli, zengin, 'şık radikaller' olarak adlandırılabilecek bir insan grubu sergimize ilgi gösterdi. 'Genç sanatçıların böyle önemli bir konuyla ilgilenmesi çok hoş' tarzında tepkiler aldık ama bunun, bırakın göç sorununu çözme adına bir etkisi olacağını, sanatçıyı motive eden bir tepki olduğunu bile düşünmüyorum. Ziyaretçilerden destek gördük belki, ama ilham aldığımızı söyleyemem. Yine de, Avrupa'da sosyal içerikli sanatın bir ilerleme içinde olduğunu, insanların politik sanat eserleriyle giderek daha fazla ilgilendiğini söylemek yanlış olmaz. Türkiye'deki ziyaretçilerin daha somut tepkiler vermeleri, gözlem ve söylemden çok eylemle ilgilenmeleri, bu konuda bizi zorlamaları beni şaşırtmaz.
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 1 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 10 |
'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #194
"Elbette bakireydim. O bozdu. Ama almadı beni... Değildim tabii! Yılmaz sevgilimden ayrıldığımda omzunda ağladığım adamdı. Birbirimizin her şeyini biliriz. Bakire olmadığımı da biliyordu yani!"" "Bakire kız bulsam hemen evlenirim," kılıklı bir laf eden Yılmaz Erdoğan'ın eski sevgilisi Sinem Güven "Siz Yılmaz Erdoğan'la birlikte olduğunuzda bakire miydiniz?" sorusunu yanıtlayarak bu mühim konuda Türk milletini bilgilendiriyor.
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|