Radikal-çevrimiçi / Cumartesi / 68'in ruhu aramızda mı?
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  3 Eylül 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Gerçek duyguları gizlemek, duygulu görünmeye çalışmaktan daha zordur.
La Rocheoucauld
Tarihte Bugün
Takvimler 03 eylül tarihini gösterdiği zaman...

1939 yılında,
İngiltere ve Fransa, Almanya'ya savaş açtı.
1943 yılında,
II.Dünya Savaşı sırasında mütefiklerin istilası üzerine İtalya, koşulsuz teslim oldu.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Cumartesi 


68'in ruhu aramızda mı?

68'in ruhu aramızda mı?
KOLAJ: MERT GÜRELİ
1968'de Paris'ten yükselen 'başka bir dünya' talebi dört yanda yankı bulmuştu. 68 olaylarının 40'ıncı yıldönümünde taze toplumsal muhalefette 'o' ruhu sorguladık, 'Başka bir 68 mümkün mü?' diye sorduk

26/04/2008 (355 defa okundu)

EKİN KADİR SELÇUK (Arşivi)

1968'de bahar, ateşiyle birlikte gelmişti. 68 ruhu Paris'te üniversite koridorlarından tüm dünyaya yayılan bir isyandı. Kapitalizme, savaşa, Sovyet sosyalizmine, yerleşik kurallara karşı radikal ve kökten bir karşı çıkış. Bu ruh gittiği her ülkede farklı şekillere bürünüyordu belki, bölgenin yerel renkleriyle harmanlanıyordu. Lakin her yerde gençti, devrimciydi, radikaldi, kendiliğindendi. Kısa vadeli politik kazançlar peşinde değildi. Aradan geçen 40 yılda neler olmadı ki! Sovyet sosyalizminin çözülüşü, savaşlar, genetik ve teknolojik devrimler... 'Tarihin sonu geldi mi?' diye soruldu. Başka bir dünya tasavvur edenler 'ebedi savaşta' nihai yenilgiyi mi almıştı? Bu soruların yanıtı çok gecikmedi. Sistem hiçbir zaman aradığı barışı, huzuru bulamadı. Porto Alegre'de düzenlenen Dünya Sosyal Forumu'nda buluşanlar alternatif bir küreselleşmenin bayraktarlığını üstlendi. Irak'ın işgaliyle barış hareketi kitlesel eylemler gerçekleştirdi. Küresel kapitalizmin azdırdığı küresel ısınma sorununa çevrecilerin önderliğinde güçlü karşı çıkışlar başgösterdi. Neo-liberal küreselleşmeye, savaşa, ırkçılığa, militarizme, etnik, cinsel, dini ayrımcılıklara karşı 'başka bir dünya' tasavvuru olanlar, tarihin motorunun durmadığını gösterdi bir bakıma. Bu hareketler evrensel bir kalkışmaya evrilebilecek mi? Kapitalizmin yeni krizleri dünya çapında muhalefete vesile olurken, oluşan bu ruh ne kadar 68'i andırıyor? 68'in ruhu yoksa aramızda mı? Sorduk, soruşturduk.

'68'liler yenisine dudak bükecek'
Ömer Laçiner/ Yazar
Biz bilgisayar diye bir şey bilmezdik. Genetikte böyle gelişmelerin olacağı aklımıza bile gelmezdi. Bunlar çok devrimci değişiklikler, dolayısıyla bunlarla büyüyen insanların zihinleri çok farklı düşünceler üretecek. 68 ruhu yeniden ortaya çıkacak belki ama biz 1968'li olanlar, onu tanıyamayacağız bile, hatta belki dudak bükeceğiz 'Böyle devrim mi olur' diye. Dünyanın karşı karşıya olduğu en kaotik dönemi yaşıyoruz. İnsan aklını, tahayyül gücünü, sorunları kavrama ufkunu olağanüstü zenginleştiren gelişmeler oldu. İnternet diye bir şey var. Biz insanların belli bir yaştan sonra zihninin köreleceğini, yeteneklerini yitireceğini biliyorduk. Şimdiki insan bunun olmayabileceğini düşünüyor. Bu çok farklı bir şey, onların hayat tasarımıyla bizimki bir olur mu! Geçmişte sistematik; dünyayı, insan ilişkilerini kapsayan bir genel düşünceye çok daha kolay inanabilirdik. Bir sürü sabitlerimiz vardı her şeye rağmen. Şimdi sabitler çok azaldı, her şey çok hızlı değişiyor. Bu fırtınanın içinde doğan nesiller şaşkınlık içinde; apolitiklik diye yorumladığımız şey işte bu şaşkınlık durumu. 68 diye bir şeyden bahsediyorsak, temel nedeni onun evrensel mesajındandır. Çok güçlü bir eşitlik talebi vardır. Yeni bir 68, insanlığın ebedi eşitlik arayışını mutlaka içermek zorunda. Devrimci olması, bir ateş, yayılma enerjisi taşıması buna bağlı.

'Artık yeter diyenler...'
Oya Baydar/ Yazar
40. yılında, 68'in yeniden gündeme oturması, yaşadığımız bunalımlı ve karanlık dönemde o umutlu, heyecanlı, devrimci başkaldırıya duyulan özlemden kaynaklanıyor sanırım. 68 ruhu, gerek Batı dünyasında gerekse Türkiye'de dönemin özgün koşul ve atmosferinin ürünüydü. Batı'daki, kapitalizme ve onun dayattığı tüketimci ve konformist yaşam biçimine karşı bir isyan olduğu kadar, geleneksel statükocu yapı ve anlayışlara karşı da bir meydan okumaydı. Ama bundan ibaret değildi; insanın özgürlüğünü kısıtlayan bütün yapıların ve sol adına da olsa dogmatizmin reddiydi. Süreç içinde sapmalar ve farklılıklar göstererek ilerlese de 68 ruhu, özgür ve yeni bir yaşam özleminin devrimci yansımasıydı; merkezlerden bağımsız, kendiliğinden bir hareketti. Türkiye'nin farklı sosyo-ekonomik koşullarında daha farklı yaşandı, ancak düzene başkaldıran bir gençlik hareketi olarak devrimci ruh aynıydı. Günümüzün çok farklı dünya ve Türkiye koşullarında, 68'in tekrarlanacağını düşünmüyorum. Ama 'Başka bir dünya mümkün' diyerek günümüzün vahşi savaş ve sömürü dünyasına karşı çıkanlar, bir gün mutlaka kendi 68'lerini yaratacaklar, çünkü insanlar yaşadıkça daha iyi bir dünya umudu ve düzene isyan olacaktır. Ben bu başkaldırıyı iktidarın eril özünü kavramış olan kadın ve barış hareketlerinden bekliyorum. Onlar düzenin ve statükonun mümkün olduğunca dışındalar ve 'Artık yeter' demeye en yatkın olanlar.

'Mikro 68'ler yolda'
Tan Morgül/ Gazeteci, aktivist
1968'i tek cümlede özetlersek: İyi bir yıldı! Mahsulü de iyi oldu! Onca melun kontrataklara rağmen sonrasında gelen her kuşağın hafızasına, vicdanına çentik atmış, atmaya da devam eden bir dönem... Bir kere kaç sene geçerse geçsin, hiç yaşlanmayacak bir yıl. Çünkü tüm o 'devrimci yaygarayı koparanlar', tüm o yüzyılın kasvetli havasını bozanlar gencecik insanlardı. Nasıl olmasın! 68'den sadece dokuz sene önce Küba'da gerçekleşen devrimin tepesinde bile 33 ve 31 yaşında iki genç poz veriyordu. Ben diğer tüm yan anlamlarının yanında, 68'in en baskın rengi olarak bu özelliğini görüyorum. 'Yeniden 68 mümkün mü?' sualinin, hali pürmelali de bu olsa gerek! Şimdi veya sonra, adalet ve özgürlük için sokakları dolduracak yığınsal bir gençlikle muhatap olacak mıyız? Olmanın imkânları nelerdir? Ve tabii en önemlisi, kapitalizm yeni bir 68'le muhatap olmamak için ne tür melanetler planlıyor, planlayacak? Üzerinde düşünmek gerek... Yakın zamanda makro bir 68'den ziyade, mikro 68'lerle muhatap olacağız gibi gözüküyor. Bu 'nokta atışı' hareketler de 68'in sosyal-kültürel içeriğiden farklı olarak, çevre yıkımından kaynaklı su, barınma, gıda, sağlık gibi temel ihtiyaçların gerdiği ortamlarda patlayacak gibi geliyor. İşte yeni 68'ler, bu kadar 'yaşamsal konularla' temas eden topluluklarla tüm kültürel ve sosyal farklılığına rağmen, ki fark gitgide açılıyor, temas etmeyi, bu sıkıntılardan enerji çıkartmayı becerebilecek mi, göreceğiz! 68'in sloganlarından biri şuydu: 'Sıkıntı karşı-devrimcidir'. Hal böyle olunca, gençliğin tez zamanda kendisini esir eden sıkıntıyı dağıtmasında fayda var. Sadece kendi keyfi için değil, tüm gezegenin 'keyfi' için! Malum, sıkıntı karşı devrimci ise, keyif devrimcidir!

'Krizden önceki Arjantin'e benziyoruz'
Metin Yeğin/ Belgeselci, aktivist
İngiltere'de çalıştığımız yerin sahibi eski 68'li bir Yahudi'ydi. Bize o dönemden bazı arkadaşlarını gösterip "Bunlar hâlâ devrimci, dünyanın değişeceğine inanıyorlar" dedi, sanki ender rastlanan canlılardan bahsediyor... Bu, genel umutsuzluk havasını yansıtıyor ama ben öyle düşünmüyorum. Son isyanlar sırasında Mısır'daydık. 30 yıldan sonra bir isyan çıktı. 68 esasen bir öğrenci hareketiydi; fakat işçiler de destek verdi. Şimdiyse işçiler ve özellikle köylüler başı çekiyor. Çünkü global hegemonya bugüne kadar görülmemiş bir biçimde yaygınlaştı; temel yaşam kaynaklarına, suya ve tohuma müdahale ediyor. Buğday, pirinç ve diğer tüm tarım ürünleri dünyadaki beş-altı tekel tarafından ele geçirildi. Mısır'daki isyanların herhangi bir siyasi hareketle doğrudan bağı yoktu; ne Müslüman Kardeşler'le ne solla. Ama insanlar kendilerinden komiteler oluşturup grevler örgütleyerek devam ediyor. Türkiye'den de umutluyum; Maraş'ın Narlı köyünde çimento fabrikalarına karşı mücadele ediyorlar, Antakya'da topraklarının TOKİ aracılığıyla gasp edilmesine karşı çıkanlar var. Koordineli olarak yürütülmeyen önemli muhalefet hareketleri var. Bunu Arjantin'deki büyük krizden önceki tepkilere benzetiyorum.

'Güney'de hareketlilikler var'
Ayşe Berktay/ Çevirmen, Barış Girişimi Üyesi
68, Batı'da yükselen bir hareketti, şimdi dünya ölçeğinde yaygınlaşmış bir potansiyel var ve zaman zaman yüzünü gösteriyor da. Güney tabir edilen, bir zamanın sömürge ülkelerinde çok büyük hareketlilikler oluyor ve bunlar birbirleriyle dirsek teması içinde olmaya gayret ediyor. Kadın hareketi 68'e kıyasla çok daha etkin. Müslüman ülkelerde kadınlar kendi sorunlarını ön plana çıkarabiliyor. Batı'da kadınların verdiği mücadeleyi ve yaşadıkları sorunları şimdi onlar veriyor ve yaşıyor. Türkiye'de 68 Batı'dan farklı yaşandı. Devletle ciddi bir kapışma halinde olmaya çalıştı ve sonra çok ağır darbe yedi. 68 Türkiyesi'nde kadınlar çok etkindi ama kadın sorunu diye bir tartışmadan bahsetmek zor. O dönemde Kürt meselesi de, Ermeni sorunu da tartışılmıyordu pek; fakat verilen mücadelelerle bu konular da muhalefetin alanı içine girdi. Kadınlar kendi sorunlarının gündeme gelmesi konusunda büyük mücadele verdi, veriyor.

'O dil yaşıyor'
Ferhat Kentel/ Akademisyen
68 bir sembol. Hayatı başka bir şekilde yaşamanın mümkün olduğunu düşünenlerin verdiği mücadelenin sembolü. Bunu mümkün kılmak için hayal kurabilen, imkânsız gibi görünen arzuları dile getiren insanların yaşadıklarının sembolü. 1968 Mayıs'ında Paris'te sokağa inen gençler, etraflarını saran kalıpların, her şey yolundaymış gibi gösteren kurumların, ders veren hocaların ötesine geçtiler. Bütün öğrendiklerinin yeniden sorgulanabileceğini dile getirdiler. Onlar bambaşka bir dünya kurmadılar; ama modernliğin içine girdiği krizde, başka dünyalar kurulabileceğini hayal edenlerin önlerini açtılar. Herkesi aynılaştıracak uzun vadeli ütopik bir toplum projesi kurmak yerine, içinde bulundukları günü değiştirmeyi düşündüler. Yaşadıkları bir tecrübeydi; tecrübeyi zenginlik olarak gördüler ve geriye olağanüstü bir dil bıraktılar. Bu dil 'şiir'di; hayatın kendisiydi. Asık suratlı bir dünyaya karşı güleryüzü, mizahı öne çıkarmıştı. Kan ve barut kokan ideolojilere ve sistemlere karşı yaşama sevincini anlatmıştı. Hayatın sadece savaş olmadığını, insanların ta derinlerinde yatan yaşama ve barış arzularının varlığını göstermişti. Bu dil bugün yaşıyor. Bütün reel politik, askeri planlara, stratejilere, komplolara karşı barış isteyen insanlar bu dili yaşatıyor. Bütün mecburiyet, çaresizlik söylemlerine, kâbus gibi çöken savaş diline karşı barış dili yaşıyor. Ve 'sözü ele geçirmek' gerekiyor. Sadece değiştirmek için değil. Sorumluluğumuz da var. Çünkü herkesin, her zaman, birine, bir şeye karşı verilecek bir hesabı var. Hesap verilecek mahkemenin adı ne olursa olsun: Eleştirel akıl, ahlaki bilinç, toplumsal dayanışma ya da ahiret günü...

Okuyucu yorumları
Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 1 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9

 'Cumartesi' ekimizdeki diğer haberler
» Beyninizi keşfe hazır mısınız?.. - BAHAR ÇUHADAR
» HAFAKAN RUHU - PINAR ÖĞÜNÇ
» Kumbara 80 yaşında - AYŞEGÜL OĞUZ
» 'Tuzla ne istisnai ne adli bir vaka' - PINAR ÖĞÜNÇ
» Ödüllü yeme-içme öyküleri - SEDA NİĞBOLU
» Böyle erkeklik olmaz olsun - AYŞEGÜL OĞUZ
» Bir çıngırak olarak davul - A.SELEN AKINER
» Çocuklar için perde beşinci kez açılıyor

Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

ÖZLÜ SÖZ #277
"Yönetmeliğe uyan, dışarıdaki hippiler gibi davranmayan öğrencilerimize dediğimiz bir şey yok. Şekli şemaili düzgün olmayan öğrencileri okula sokmamaya çalışıyoruz. Düzelttiriyoruz, ondan sonra alıyoruz."
Saçları jöleli olan öğrencileri 'hippi' oldukları gerekçesiyle okula almayan Rize Tevfik İleri Lisesi Müdür Yardımcısı... İşlem basit: Hippiyi düzelttiriyor, alıyor.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.