Günün Sözü
Bütün dehamý, bütün eserlerimi, akþam yemeðine geç ya da erken gelmemle candan ilgilenen bir kadýn uðruna feda etmeye razýyým. Turgenyev
Tarihte Bugün
Takvimler 25 mayýs tarihini gösterdiði zaman...1935 yýlýnda, I. Türk Basýn Kongresi toplandý 1942 yýlýnda, Ereðli ve çevresinde yaþayan erkekler için konulan 'kömür madenlerinde çalýþma zorunluluðu' kaldýrýldý. 1983 yýlýnda, Þair, yazar, gazeteci ve fikir adamý Necip Fazýl Kýsakürek Ýstanbul'da vefat etti.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satýþ tarihinden iki gün sonra internete aktarýlmaktadýr. |
Mütereddit bir erotizm
'Gözyaþý Sarayý' Alev Croutier'nin çocukken büyükannesinden dinlediði bir Doðulu ile bir Batýlý arasýndaki aþk hikâyesini anlatýyor
28/06/2002 (312 defa okundu)
PHILLIPPA SCOTT (ArÅŸivi) GÖZYAÞI SARAYI
Alev Lytle Croutier, çeviren: Ayþen Anadol, Oðlak Yayýnlarý, 2002, 168 sayfa, 6 milyon lira.
Kitaplarýný okuduktan sonra Alev Croutier ile tanýþmak insana deja vu duygusu veriyor. Afacanlýk ve gülümseme izleri taþýyan deniz yeþili iri gözleri, yumuþak sesi ve zarif tavýrlarýyla sanki kitaplarý 'Harem: The World Behind the Veil' ile 'Gözyaþý Sarayý'nýn sayfalarýndan süzülüp gelmiþ gibi. 'Gözyaþý Sarayý' ise bir masal, bir düþ. Böyle okunup böyle kabul edilmeli. Leylak, zambak ve yasemin kokularý arasýnda minderle çevrili bir þadýrvanda, þýrýltýlarýný duyabileceðiniz bir suyun yakýnýnda. Hatta elinizde gül þerbeti ya da þampanya dolu eski Venedik iþi güzel bir kadeh bulunsaydý daha da iyi olurdu. Böyle son derece romantik bir hikâye yazmak cesaret ister. Özellikle de entrikalar, sinsi hamleler, bitmek bilmeyen tarihsel roman dizilerinin cirit attýðý edebiyat dünyasýnda böyle bir roman ortaya koymak. Oysa 'Gözyaþý Sarayý' Alessandro Baricco'nun
Ýpek'inin, Flaubert, Nerval ve Loti'nin kitaplarýnýn ya da Nãzým'ýn eserlerinin durduðu bir rafa yakýþýr nitelikte. Alev, Ýzmir doðumlu, Robert Kolej'de eðitim gördükten sonra onu Türkiye'den ABD'ye getiren kendi kaderini izledi.
'Gözyaþý Sarayý'nýn belkemiðini Alev'in çocukken büyükannesinden dinlediði bir Doðulu
ile bir Batýlý arasýndaki aþk hikâyesi oluþturuyor. 19. yüzyýlýn ortalarýnda genç bir Fransýz Ýstanbul'a gelir ve haremden bir kadýna âþýk olur. Kadýnýn kalbini kazanmak için her þeyden, ailesinden, servetinden, ülkesinden, dilinden, dininden vazgeçer ve Müslüman bir Türk olur. Birlikte Makedonya'ya
giderler, kadýn bir sürü çocuk doðurur, adam da þarap yerine barut imalatçýsý olur. Bundan sonra da zengin ve mutlu bir yaþamlarý olur.
Bu hikâye Alev için yýllarca çözülmeyi bekleyen bir bilmece olarak kaldý. Bu ikisi nasýl karþýlaþmýþlardý? O dönemde bir kadýnýn
kendi ailesinin dýþýnda bir erkekle, karþýlaþmasý neredeyse imkansýzdý. Gerçeði asla öðrenemedi ama onun buna getirdiði kurgusal yorum 'Gözyaþý Sarayý'nda yer alýyor.
Hikâye 1868 yýlýnda Avrupa'nýn Doðu'dan gelen her þeye karþý çýlgýnlýk duyduðu dönemde baþlýyor. Casimir, Fransa'nýn Chateauneuf du Pape bölgesindeki bir mülkün 35 yaþýndaki mirasçýsýdýr. Taþradaki hayatýndan sýkýlmýþ, macera aramaktadýr. Þarabýný satmak için Paris'e gelince kulüp ve salonlarýn eðlencelerine ve metresinin kollarýna atýlýr. Bir gün, metresinin kemerli giriþinin üstünde oturduðu Palais Royal'e giderken bir dükkan vitrinine takýlýp kalýr. Vitrinin boþluðu çok etkileyicidir, yalnýzca siyah bir kadife perde vardýr, üstünde de 'Þark Sýrlarý' yazmaktadýr. Aklý çelinen Casimir içeri girer. Dükkanýn içinde tabaklanmamýþ derinin keskin kokusu gülyaðýyla karýþmýþtýr, Þark iþi ývýr zývýr, nargile, sarýk hançer, tef darmadaðýnýk durmaktadýr. Minyatür portre koleksiyonunu incelerken bir gözü mavi, bir gözü sarý genç bir kadýnýn portresiyle büyülenir adeta. Kadýn altýn laleler iþlenmiþ
yeþil bir kaftan giymiþtir, yaldýzlý çerçevenin kenarýna þu kelime yazýlmýþtýr: La Poupee (Kukla). Minyatürü satýn alýr ve nereden geldiðini sorar. Satýcý minyatürü Avare adlý bir ressamdan aldýðýný söyler ama ne portre ne de ressam hakkýnda baþka bir þey bilmemektedir. O gece Casimir rüyasýnda, kubbeler ve incecik minarelerle kaplý bir þehirde dolaþýr. Zar atýlmýþtýr. Týpký Fransýz genç adam gibi okur da tuzaða düþmüþ,
büyülenmiþtir, yol onu çaðýrmaktadýr.
Ýstanbul'da, Doðu'yla Batý'nýn buluþtuðu þehirde, bir gözü mavi bir gözü sarý Doðulu kadýnla Batýlý adam kader ve rüyalarýn yarattýðý bir aþký yaþayacaktýr.
Yazarýn sinema ve yayýncýlýk geçmiþi güçlü bir anlatým ve erotik imgeler taþýyan bu kitapta kendini belli ediyor. Aslýnda kitap da uzun metrajlý bir film gibi kurulmuþ. Yazarýn diðer kitaplarý gibi 'Gözyaþý Sarayý' da çizimleri ve güzel sunumuyla dikkat çekiyor. Bu kitabýn iyi bir þarap eþliðinde yavaþ yavaþ sindire sindire okunmak
için tasarlandýðýný düþünüyorum. Yüksek sesle okunduðunda yazarýn ritmi tatlý tatlý salýnýyor. Bir dansçýnýn insaný çaðýran kol hareketleri ve inip çýkan kalçalarý kadar büyüleyici. Satýr aralarýnda mütereddit bir erotizm bir kedinin yasak bir hedefe uzanan sinsi patisi gibi süzülüp geçiyor.
Cornucopia'dan alýndý.
|
| Okuyucu yorumlarý |
| Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamýþ. Ýlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen týklayýn ve tüm okurlarýmýzla paylaþýn!
|
Þu ana kadar deðerlendirmeye katýlan 23 üyemizin puan ortalamasýný yanda görebilirsiniz. Puan verme iþleminden yalnýzca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 7 |
'Kitap' ekimizdeki diðer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #47
 "Savaþ Ay: Müthiþ bir þey var, bir hoþgörü, bir detant!
Kemal Derviþ: Aynen.
SA: Bu, mahalledeki çocuklarýn oyunlarýna bile yansýdý.
KD: Ýnþallah.
SA: Gerçekten okullardaki çocuklarýn iliþkilerine bile yansýdý
KD: Öyle olmasý gerek.
SA: Erozyona ediy" Bu röportajdan anladýðýmýz, Savaþ Ay, Kemal Derviþ'i Meclis bahçesinde yakalamýþ, 'Erozyona' ediyor.
Haber Arama
Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.
|