Radikal-çevrimiçi / Kitap / Aydın Doğan'ın öyküsü
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  31 Ekim 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Plansız çalışan bir kimse, ülke ülke dolaşıp hazine arayan bir insana benzer.
Descartes
Tarihte Bugün
Takvimler 31 ekim tarihini gösterdiği zaman...

1922 yılında,
Bakanlar Kurulu’nun Lozan Konferansı delegesi adaylarını belirlemesi: İsmet Paşa, Rıza Nur, Hasan Hüsnü.
1961 yılında,
Türkiye ile Almanya arasında "Türk İşgücü Anlaşması'' imzalandı

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Aydın Doğan'ın öyküsü

Aydın Doğan'ın (sol başta) gençlik yılları.
Emin Karaca'nın kaleme aldığı Plazaların Efendisi, Aydın Doğan'ın gençlik yıllarının ve aile hayatının anlatıldığı bölümlerde yakaladığı ilginçliği, medya rekabetlerine yoğunlaşılan bölümlerde yitiriyor

21/11/2003 (8610 defa okundu)

TUNA GÖNEN (Arşivi)

  • PLAZALARIN EFENDİSİ
    Emin Karaca, Karakutu Yayınları, 2003, 197 sayfa, 8 milyon 500 bin lira.
    En çok okunan gazetelerin, en çok izlenen televizyon ve dinlenen radyo kanallarının sahibi Aydın Doğan, medya dünyasının en güçlü kişilerinden biri. Bu kadar tanınmış ve güçlü herkes gibi onun da yaşamı merak ediliyor, hakkında efsaneler, söylentiler çıkıyor. Tüm bu söylentiler, Aydın Doğan hakkındaki merakları daha da kamçılıyor; oysa bu merakı dindirecek derli toplu bir biyografi yok.
    Araştırmacı Emin Karaca, biraz da bu eksikliği tamamlamak üzere, elindeki kaynakları değerlendirmiş, Aydın Doğan'la ek görüşmeler yapmış ve bir biyografi yazmış: Plazaların Efendisi Aydın Doğan. 'Bir Medya İmparatorunun
    Öyküsü' alt başlığını taşıyan kitap Aydın Doğan'ın medya patronluğuna odaklanıyor. Yedi bölümden oluşan kitabı aslında iki ana bölüme ayırmak da mümkün. Birinci bölümde Aydın Doğan'ın çocukluk yılları, İstanbul'daki öğrencilik dönemi, ticarete atılması ve başarılı bir işadamı olması anlatılıyor. İkinci bölümse Aydın Doğan'ın Milliyet ve Hürriyet Gazeteleri'ni alması, Doğan Holding'in kurulması, Milliyet'in Korkmaz Yiğit'e satılıp geri alınması gibi konuları anlatıyor. Bu bölümde kamuoyuna yansıyan, Aydın Doğan'ın diğer medya patronlarıyla çatışmalarına da önemli bir yer ayrılıyor.
    Aydın Doğan, 1936'da Gümüşhane'nin Kelkit ilçesinde etkili bir ailenin sekiz çocuğundan biri olarak dünyaya gelmiş. Aile CHP'li, 1948'e kadar uzun yıllar boyunca önce Aydın Doğan'ın babası, ardından da amcası ilçenin belediye başkanlığını yapmışlar. Ailesi ticaret ve tarımla uğraşan Aydın Doğan, okula düşkün bir öğrenci olmamış hiç. Gönlü daha çok aile işleriyle ilgilenmekte, ticaret ya da tarımla uğraşmaktaymış.
    Aydın Doğan, ortaokulu bitirdikten sonra İstanbul Haydarpaşa Lisesi'ne yazdırılır ama burada okumak istemez, önce Trabzon, sonra Erzincan Lisesi'ne geçer ve buradan mezun olur.
    Ortaokuldayken ailesinin işleriyle ilgilenir, hesaplara bakar; ama en çok çiftçilikten hoşlanır. O zamanlar ziraat mühendisi olup, çiftliğin başına geçmek güçlü atlar yetiştirmek gibi hayaller kurar. Ama liseyi bitirdiğinde İstanbul'a gelip Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi'ne yazılır. Aydın Doğan dört yıl okuyacağı bu okulu bitirmez, ama daha ilk yıllardan itibaren ecza deposu işletmek, nakliyecilik gibi işler yapar. 1958'de işleri kötü gidince babası İrfani Bey, Almanya'ya gidip eğitimini orada sürdürmesini önerir. Aydın Doğan, 'hayır, ben para kazanacağım, gerekirse okulu bırakırım' deyince bir kez daha yardım eder ve 'artık benden bir daha para isteme der'.
    Aydın Doğan'ın 'Babam, zengin varlıklı adam. Anadolu'nun o zamanki varlılıklıları gibi daha çok toprak zengini' diye söz ettiği İrfani Bey'i, eşi Semra Hanım şöyle anlatıyor: "Aydın'ın babası İrfani Bey, o bölgenin, Kelkit'in eşrafı, ağasıydı; ama tabii ki Doğu ve Güneydoğu'daki ağalar gibi değil. O bölgede zaten öylesi bir ağalık düzeni yoktu... Mahkemeyle, hükümetle, kaymakamlıkla işi olan, kızı kocaya kaçan, oğluna iş arayanlar İrfani Bey'e başvururdu(...)"
    Sonraki yıllarda kamyon, dikiş makinası, transistörlü radyo gibi pek çok şeyin ticaretini yapan Aydın Doğan bu kez başarılı olur: "Anadolu'dan gelen neredeyse herkes benden mal alırdı, güvenirdi bana. (...) Başlangıçta kendi bölgemin çok büyük desteğini gördüm. Yani şimdi bakıyorum da çok mu akıllıydık? Yoo... Zaman da bize yardım etti, o zamanın şartları da..." Ardından Aydın Doğan sanayiye, bankacılığa girer, işleri büyür ve 1979 yılında, arkadaşı İnan Kıraç'ın aracılık etmesiyle Ercüment Karacan'dan Milliyet Gazetesi'ni 120 milyon liraya satın alır.
    Kitabın bundan sonraki bölümleri, başlangıcı kadar ilginç ve akıcı değil. Aydın Doğan özellikle Milliyet'i, oradaki çalışmalarını, gazetinin iç düzenini, yaşanan değişimleri anlatıyor. Kitapta Hürriyet Gazetesi'nin alınma süreci ayrıntılarıyla var, ama o kadar. Aydın Doğan'ın sahibi olduğu Radikal, Posta, Finansal Forum gibi diğer gazetelerin, Kanal D gibi bir televizyon kanalının neredeyse isimleri bile geçmiyor kitapta. Keza, Doğan Grubu'nda çok önemli görevler üstlenen birçok gazetecinin de...
    Aydın Doğan, diğer medya patronlarıyla giriştiği ortaklıkları ya da rekabeti ayrıntılarıyla anlatıyor. Tabii bu konuda karşıt görüşlere hiç yer verilmemesi de kitabın bir başka eksiği. Aydın Doğan'ın nelere cevap verdiği bile anlaşılmıyor. Milliyet Gazetesi'nin Korkmaz Yiğit'e satılması ve geri alınması kitapta önemli bir yer tutuyor. Emin Karaca'nın bu bölümde aktardıkları, Aydın Doğan'la yapılan söyleşileri ve medya konulu haber, açıklamaları iyi takip eden birisi için yeni bilgiler içermiyor. Oysa Aydın Doğan'ın çok önem verdiği aile hayatı ve yakınları hakkında anlattıkları, tavla tutkusu gibi gündelik yaşamına ilişkin ayrıntılar daha ilgi çekici duruyor.


    'Çok bilinenler, bilinmeyenlerdir'
    Kitabın sunuşunu "genellikle sol siyasi tarih, basın tarihi, Nâzım Hikmet konulu; bir çoğu birden fazla baskı yapmış 15 kitabın yazarı olarak, öküz altında buzağı aramaya kalkışacak olan bazı münafıklara da bir çift söz söylemek isterim. (...) Bu kitapta da sadece bu ülkedeki 'Aydın Doğan olgusu'nun anlaşılmasını istemekten başka niyetim olmadı..." sözleriyle bitiren Emin Karaca'yla kitap hakkında konuştuk.
    Aydın Doğan biyografisi fikri nereden doğdu?
    Benim yazarlık kulvarımda bir alan da basın tarihidir. Günümüzde basın eşittir medya diyebildiğimiz için medya patronları da bu alanın içine giriyor. 1994'te Cumhuriyet'in 1995'te Milliyet'in monografilerini yazmıştım. Milliyetin monografisinde Aydın Doğan'la yaptığımız bir iki konuşma yer almıştı. Zaman içinde Aydın Doğan'ın Hürriyet'i de alması, tekelci ithamlarıyla diğer yayın kuruluşları tarafından hedef haline getirilmesi açısından olayın çapı büyüdü. 2000 yılı Milliyetin 50. yıldönümüydü, gazete yönetimi benden bir 50. yıl monografisi istemişti. Onu hazırlarken 95-2000 arasındaki gelişmeler üzerine Aydın Bey'le birkaç konuşma daha yaptık. Milliyet'in Korkmaz Yiğit'e satılması, geri alınması, Hürriyet'in alınması, bankaların kuruluşu gibi konuları konuştuk. Ancak bilemediğim bir nedenle 50. yıl projesi iptal edildi, kitap yayımlanmadı.
    Ben yayınevi değiştirip Karakutu'ya geçince, Cumhuriyet olayını güncelleştirip, Milliyet'i de Aydın Doğan'ı mercek altına alan bir çalışma olarak düzenleyip yayınlama kararı aldık. Önceki iki çalışma ve bu yaz Bodrum'da Aydın Doğan'ın konuğu olarak geçirdiğim bir hafta boyunca kendisine yönelttiğim sorularla elimizdeki kitap oluştu.
    Kitabı okuyanlar Aydın Doğan hakkında neler öğrenecekler?
    Bizde çok bilinenler, hiç bilinmeyenlerdir. Burada da son yıllardaki medya patronları arasındaki şiddetli kavgada Aydın Doğan'a haklı ya da haksız birçok itham yöneltildiği için biliniyor sanılıyor ama aslında bir şey bilinmiyor. Mesela bir kitapta yazar saf saf 70'li yılların ortasında Marmara Bölgesi'nde arsa spekülasyonu yapan birini, sırf isim benzerliğinden dolayı Aydın Doğan sanıyor.
    Burada medya patronu Aydın Doğan kadar insan Aydın Doğan'ı da sergilemeye çalıştım. Bir 24 saatini, çocuklarıyla, torunlarıyla ilişkisini anlattırdım. Olabildiğince bilinmeyenleri sergilemeye çalıştım. Oldukça rahat okunan bir kitap oldu. Sanırım Türkiyeli okuyucu bildikleri sandığı Aydın Doğan'ı bu kitapla öğrenecek.
    Yazamadığınız şeyler oldu mu?
    Her üç konuşmada da Aydın Doğan'ın bana teybi burada kapatalım dediği bölümler oldu. Ama bunlar yüzde bir diyebilirim, kimi küçük sırlar ve söylenmemesi gerekiyor.

  • Bu haber için okuyucularımızın yorumları
    Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Aydın DOĞAN  (Yazan: )

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 16 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    6

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » Başkalarının hayatları - A. ÖMER TÜRKEŞ
    » Cumhuriyeti yeniden okumak - FEZA KÜRKÇÜOĞLU
    » Hilmi Yavuz'u yazmak - SEVENGÜL SÖNMEZ
    » Yeni 'insan'a yeni sanat - ŞEBNEM BİNGÜL
    » Kadınlar nasıl var olur? - SEMA ULUDAĞ
    » KAPAK - ÜMRAN KARTAL
    » Eksik yazılmış bir ömre dair... - MURAT BATMANKAYA
    » 'Bu hayat gerçek mi?' - FATİH ERDOĞAN
    » YENİ ÇIKANLAR
    » DİL MESELELERİ - NECMİYE ALPAY

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #61
    "Arkadaşınıza vurmadım. Otelin önünde sabuna bastı, düştü. Ben içerideydim, o dışarıda, nerede adalet?"
    Hyatt Regency Otel'in önünde gazeteci Selim Genç'e okkalı bir kafa atan Nouma'nın tercümanı Can Koru, suçu gayet mantıklı bir şekilde sabuna atıyor. Canım sabun da otelin önünde dikilmeseymiş yani, nerede adalet?

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.