Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir. Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...1921 yılında, Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu. 1995 yılında, Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır. |
Warning: getimagesize(veriler/ekler/kitap/2001/06/15/06.gif) [function.getimagesize]: failed to open stream: No such file or directory in D:\Webroot\Radikal\ek_haber.php on line 109
Bir romanın öyküsü
|
|
Yılmaz Güney, 'Boynu Bükük Öldüler'in ilk baskısı için günümüzün tanıtım kampanyalarını fersah fersah aşan bir proje hazırlamıştı.
|
15/06/2001 (211 defa okundu)
Salim Şengil... Türk Dil Kurumu Basım Dil Ödülü sahibi, çok yönlü bir kültür adamı: Muhabir (Tan gazetesi), tiyatro sanatçısı (Ankara Radyosu), dergici (Seçilmiş Hikâyeler [66 sayı], Dost [102]), öykü yazarı (Kafasını Törpüleyen Adam, Es Be Süleyman Es, Penceredeki Işık)...
Ne ki ben onu değil, 1991 yılında Cem Yayınevi tarafından yayımlanan "Anılarda Kalan Portreler"de sözünü ettiği olaydan yola çıkıp, bir kitabın hikâyesini anlatacağım. Yılmaz Güney'in ödüllü romanı "Boynu Bükük Öldüler"in macerası, hem reklamcılık hem de yayıncılık açısından ilginç ayrıntılar içeriyor.
Hikâye, 1965'te TİP'in en parlak döneminde, Arif Keskiner ve o zamanki eşi Alis'in Demirtaş Ceyhun'u ziyaret etmesiyle başlıyor. Keskiner, o günlerde Yılmaz Güney'in menajeri... Yılmaz Güney Niğde'e hapis, Konya'da sürgünde iken bir roman yazmış... Tefrika edilmesini istiyor; ancak o günlerin en çok satan gazeteleri Akşam ve Hürriyet, romanı tefrika etmeye yanaşmıyor. Akşamüstü rakısının coşkusuyla olsa gerek, yayınevi kurup kitabı basmayı düşünüyorlar. Ceyhun ve Keskiner'in bütçeleri yetmediği için de mimar İlban Öz'ü ikna edip bu işe soyunuyorlar.
Öz, ayrıca bir jest yaparak Cağaloğlu'ndaki bir bodrum katını düzenletip yayınevine veriyor.
Satışı garantili kitap
Kitabı bu kadar basmak istemelerinin nedeni şu: Güney, hem telif ücreti istemiyor hem de romanın satışını artıracak şeyler vaad ediyor. Ne mi? Roman numaralandırılarak piyasaya çıkacak, bir süre sonra noter huzurunda çekiliş yapılacak ve kazanan 10 kişiye Güney'in filmlerinde rol verilecek... Güney'in oynadığı ve gösterime girdiği her filmin galasında imza günleri düzenlenecek...
Güney, romanı tanıtan bir reklâm filmi çekecek, yapacağı tüm sözleşmelere de bir madde ekleterek, bu reklâm filminin asıl filmden önce gösterilmesini sağlayacak... Film çekmeye gittiği yerler önceden bildirilip oradaki kitapçılarda imza günleri düzenlenecek.... Kitabın çıktığı gün, büyük bir kokteyl verilecek ve bütün film yıldızlarının gelmesi sağlanacak... Böylelikle magazin basının ilgisi çekilecek vs. vs.
Kollar sıvanır. Anadolu Yayınları kurulur.
"Boynu Bükükler" adlı kitap dizgiye verilir. Bedri Koraman'a kapak resmi yaptırılır. Ceyhun tarafından övgülü bir arka kapak yazısı yazılır. On bin adet basılır. Güney'in şart koştuğu gibi Suavi Barutçu ve Selahattin Hilav'ın ortaklaşa kurduğu KiDa tarafından dağıtımı yapılır.
Ama sonuç fiyaskodur. Çünkü... Ceyhun'un ağzından dinleyelim: "Yılmaz Güney bize verdiği sözlerden yalnızca bir tanesini yerine getirdi, o da kokteyl.... Gerçekten görkemli bir kokteyl verdi kitabın çıkışı onuruna. Bütün Yeşilçam geldi neredeyse kokteyle. Magazin basını da fotoğraf altı yazılarıyla romanı güya tanıttı. Ama, meğer magazin basını okuyucusu, kitap okumazmış."
Derken Özdemir İnce -o muhteşem Uykusuzluk'un şairi- "Boynu Bükükler"i okuması için Salim Şengil'e verir. Şengil, "Nesini okuyayım, biliyorum." dese de İnce'nin diretmeleri sonucu romanı okur. Çok beğenir. İnce'ye "Yayınlayabiliriz." der. Bunun üzerine İnce, "Roman otuzaltıbin liraya çıkar. Yirmibin lira Yılmaz katkıda bulunsun. Onaltıbin lira ile emeğimizi biz koyalım. Kitap tutar, satılırsa, yirmibin lirasının geriye verir, her bir dörtbin baskı için beşbin lira de telif hakkı öderiz." Önerisinde bulunur. Güney, telif almama konusunda önceleri ısrarcıysa da sonra ikna olur. Payına düşen parayı belli periyotlarla vermeyi taahhüt eder. Aksamalarla da olsa taahhütlerini yerine getirir.
Kitap, "Boynu Bükük Öldüler" adı ile çıkar. Gazetelere, radyolara bol bol ilan verilir. Ancak kimse Güney'i 'yazar' olarak kabullenmek istememektedir. Üç ay sonra satışta kıpırdanmalar olur. Roman Orhan Kemal Roman Ödülü'nü alır. Arkasından Yılmaz Güney'e Altın Koza'da ödül verilip bir gün sonra da bu karardan vazgeçilir. Tüm bunlar romanın satışını artırır. Satış arttıkça hem Güney'in verdiği para hem de telif hakları pey pey ödenir.
"Boynu Bükük Öldüler"in üçüncü baskısı yapılacağı sırada Yılmaz Güney'in avukatı Doğan Tanyel gelir. Şengil'e yazılı bir anlaşma olmamasına rağmen yaptığı tüm ödemelerden ötürü teşekkür eder. "Size itimadım var. Yalnız bir sözleşmeye bağlayalım, böyle olmaz!.." der ve sözleşme düzenlenip imzalanır.
Dost'ta "Boynu Bükük Öldüler"in üçüncü baskısı henüz tükenmemişken, Bilgi Yayınevi kitabın yeni baskısını yapar. Şengil, elinde kalan 2500 adet kitap için üzülse de haklarını hukuki yolla aramak istemez. İşi, oluruna bırakır. Ne ki bir süre sonra Yılmaz Güney'den protesto gelir. Güney, romanın üç basımda 72 bin basıldığını, dolayısı ile 200 bin lira telif hakkı olduğunu, mümkün olan en kısa zamanda bu miktarın kendisine ödenmesini ister. Şengil ise romanı
72 bin değil, 12 bin bastığını, bu nedenle sözü edilen telifi ödemesinin imkansız olduğunu söyler...
Yine Şengil'den öğrendiğimize göre bu olay Özdemir İnce ile Yılmaz Güney'in arasını açar. Güney'e bir mektup yazan İnce, ölünceye kadar bir daha onunla görüşmez...
"Boynu Bükük Öldüler" de eğer hafızam bir oyun yapmıyor ise- Bilgi'den Cem'e, oradan da Güney Filmcilik'e geçer.
|
| Okuyucu yorumları |
| Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 18 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 8 |
'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #102
"Beni yardın be adam." Berlin Film Festivali'nde Solaris için "Çok sıkıcı," diyen Ahmet Boyacıoğlu, George Clooney'yi çileden çıkartıyor. Bu arada Clooney, argoyu da iyi sökmüş.
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|