Radikal-çevrimiçi / Kitap / Aşk doktorunun çaresizlik yazıları
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  27 Kasım 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Gerçeğe ancak tek yoldan gidilir, ama ondan uzaklaştıran binlerce yol vardır.
La Bruyere
Tarihte Bugün
Takvimler 27 kasım tarihini gösterdiği zaman...

1923 yılında,
Tosya, Osmancık, Erbaa, Vezirköprü, Ladik ve Havza'da meydana gelen deprem sonucunda 5.000 kişi öldü, 40 bine yakın bina yıkıldı.
1970 yılında,
İstanbul Kültür Sarayı (bugünkü AKM) yandı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Aşk doktorunun çaresizlik yazıları

Posta gazetesinin Aşk Doktoru Mehmet Coşkundeniz'in denemeleri, insanın aşk karşısında düştüğü çaresizliğe dokunuyor

15/10/2004 (4985 defa okundu)

HALİM BAHADIR (Arşivi)

  • SEN GİT AŞK BANA KALSIN Mehmet Coşkundeniz, Neden Kitap, 2004, 160 sayfa, 2 milyon 900 bin lira.

    Ne zaman aşkı yazmaya kalksam, elim ayağım tutulur. Bir süre öylece bakakalırım bilgisayar ekranına. Ve düşünürüm. Ne yazmak gerek aşk için? Ya da artık yazılmayan ne kaldı? Yoksa yazılanların tümü hiçbir anlam ifade etmiyor mu? Aşk anlatılmaz olduğu için mi aşk? Yüce bir duygunun adı mı yoksa insanın doğasına karşı verdiği bir savaş mı? Ten tutkusu mu? Kaybedeceğini bile bile savaş meydanındaki yerini almak mı? Bu dünyada sadece bir kişi için acı çekmek mi yoksa?
    Aşkın kitabını yazan insanları düşünürüm bazen de. Pek az insanın yaşadığı hazları yaşadıklarını da. Ve de büyük acılar çektiklerini. Hayatlarının darmadağın olduğunu, bittiklerini. Ancak hiçbir zaman bunu kabule yanaşmadıklarını. Acaba aşk yüce gönüllerin işi miydi, yoksa sevilenle birlikte kendini de ortadan kaldırmaya cesaret edebilen delilerin marazi ruh hallerinin adı mı? İkisi birden olabilir miydi aşk?
    Bir süre sonra yazı akmaya başlar. Sözcükler birbirine eklemlenir. Demek istediklerinin çoğunu diyemeyeceğini anlarsın. Ve biraz duralarsın. Ve şöyle bir yoklama çekersin kendi anılarına. Ey yazı yazan insan diye seslenirsin kendine. Sen ne yaşadın? Senin de aşkların vardır kuşkusuz. Ne oldu onlara. Senin aşklarının başına ne geldi? İlk kıvılcım nerede düştü ve nasıl? Âşık olduğun karakterler kimlerdi? Bir eksiğe mi gelip oturdu aşkların, yoksa kendi kopyana mı âşık oldun sen? Gemileri yaktın mı âşık olduğunda? Bir tane bile bırakmadın mı, ne olur ne olmaz diye? Başını kaç kez soktun bu derde? Pişmanlıkların var mı? Kayıplarına üzülüyor musun hala? Ve anlıyorsun ki soruların sonu gelmeyecektir. Anılara dalıp dalıp gitmenin de bir anlamı yok...
    Ve sadete gelirsin bir süre sonra...
    Masamın üzerinde bir kitap duruyor. Daha doğrusu sayfalarında uzun bir gezintiye çıktıktan sonra önüme koydum onu. Posta gazetesinin Aşk Doktoru Mehmet Coşkundeniz'in aşk üzerine denemeleri, 'Sen Git Aşk Bana Kalsın.'
    Bazen insanı gökyüzüne, yıldızların yanına çıkaran bazen de yere indirip ayaklar altında paspas eden aşkla boğuşuyor Mehmet kitabında.
    İnsanın aşk karşısındaki çaresizliğine dokunuyor. Bazen anılara doğru yolculuğa çıkıyor, bazense hiç bitmeyecek bir kara gecede sevgilinin özlemiyle parçalanan ruhuna ilaç arıyor.
    'Ama'larla sevmeye kalkan sevgiliye sitem ediyor. Aşkın insanın kendi içinde filizlendiğini ve karşılıksız olduğunu haykırıyor. Aşkına karşılık arayanları değil, o aşka hiçbir şey beklemeden elini uzatacaklara sesleniyor.

    Tanıdık, bildik sözcükler
    Aşkın labirentlerinde dolaşıp duruyor yazar. Çıkmak istemiyor oradan. Dışarıdakileri de kışkırtıyor labirentlere dalmaları için. Hayatın gizlerinin oralarda hissedilebileceğine vurgu yapıyor.
    Yalın bir dille anlatmaya çalışıyor aşkı Mehmet. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği satırlar akıp gidiyor kitabı okurken. Hepimizin, herkesin tanıdığı, bildiği, kullandığı sözcükler. Kısa kısa. İnsanın aşk karşısındaki halleri işte..
    Ve sonunda bir yere varıyor sevgili Mehmet.
    "Sen git" diyor, "aşk bana kalsın."
    Ve doğru da söylüyor.
    Aşkı hak etmeyen sevgiliye söylenmesi gerekeni söylüyor çünkü.
    Aşka düşmüş, düşmeyi bekleyen ve o büyük acıyı yaşayanlara iyi gelecek bir kitap 'Sen Git Aşk Bana Kalsın'...
    Efendim, denilecektir ki, bu bir edebiyat eseri midir?
    Valla, aşkla başını sürekli derde sokmuş biriyim ve aklım henüz başıma gelmedi. Geldiğinde ona da bakarız. Bu arada kitabın ilk baskısı 50 bin ve de aşka talep çok iyi...

  • Okuyucu yorumları
    Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

    Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 16 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    7

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » 'Hayatta her şey çöptür' - GAYE ŞAHİN
    » Avukatlığın yan etkileri - ONUR GÜLEN
    » Kadın doğulmaz, olunur - PINAR ÖĞÜNÇ
    » Siyasi ve insani bir tarih kitabı - ERTUĞRUL KAYSERİLİOĞLU
    » KAPAK - HANDE ÖĞÜT
    » Derrida: Her okuduğuna güvenme
    » İncir kahvesi içip kaktüs balı yedik - ECE ARAR EMENER
    » Nobel'i almaya gitmeyecek - Ümran Kartal
    » Türk usulü NLP kitabı - ADEM ÖZBAY
    » YENİ ÇIKANLAR
    » DİL MESELELERİ - NECMİYE ALPAY

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #375
    "Akademi ödülleri iğrenç, kirli ve güzellik yarışmasından daha kötü bir şey."
    Oscar vesilesiyle Dustin Hoffman

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.