Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


... Ve karnaval başlar

... Ve karnaval başlar
Markar Esayan'ın ödüllü romanı 'Şimdinin Dar Odası', azınlık edebiyatı açısından büyük önem taşıyor. Esayan, tartışacak yeni konular sunuyor

11/03/2005 (513 defa okundu)

NAZAN AKSOY (Arşivi)

  • ŞİMDİNİN DAR ODASI
    Markar Esayan, İnkılâp Kitabevi, 2005, 279 sayfa, 14 YTL.


    Geçen yıl İnkılâp Kitabevi'nin düzenlediği roman yarışmasında birincilik ödülü Markar Esayan'ın Şimdinin Dar Odası adlı romanına verildi. Kitap, uzunca bir süredir Agos gazetesinde yazan Esayan'ın ilk romanıydı. Romanı basılmadan önce okumuş ve çok beğenmiştim. Bu arada Karşı Sanat Galerisi'nde yüz yıl önce Türkiye'de Ermeniler sergisini gezmiş, Avukat Fethiye Çetin'in büyük acılar çekmiş bir Ermeni olan anneannesinin hayat hikâyesini anlattığı Anneannem adlı kitabını okumuştum. Gördüklerim, okuduklarım geçmişi bir şekilde bugüne taşıyordu, ama geçmiş bugünümüzden ayrı, kopuk bir şey de değildi.
    'Muhtedi' (din değiştirmiş) kişiler olarak nüfusa kaydedilen bu insanlar yeni ailelerinin onlara sunduğu yaşamları kabullenmişler ve ebediyen sessiz kalmayı seçerek, yeni kimliklerinde hayatlarını sürdürmüşler. Çok sonraları az bir kısmı hikâyelerini çocuklarına, torunlarına anlatıp 'sırtlarında bir kambur gibi taşıdıkları geçmişlerini' yok olmaktan kurtarmaya çalışmışlar. Çetin'in anneannesi Heranuş da, Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri. Çetin anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrenir ve onun ölümünden sonra gerçek kimliğinin ardındaki sırları aralar. Heranuş, öteki adıyla Seher Hanım acılarla dolu geçmişini karanlığın içinden bir nebze de olsa kurtarmaya çalışırken "O günler bitsin, bir daha gelmesin" diye anlatıyor çektiklerini. Son zamanlarda Esayan ve öteki yazarlar yavaş yavaş bu unutturulan geçmişin perdesini aralamaya, belleklerden silinmeye çalışılanları yeniden diriltmeye başladılar.
    İşte Esayan'ın romanı da, Heranuş'un ve ismi yok olup gitmiş daha nicelerinin dünyalarını anlatmakla başlıyor, yazar kaybolmuş geçmişi, roman sanatının türlü olanaklarını kullanarak yeniden canlandırıyor gözümüzün önünde, kimi zaman saçmanın, kimi zaman hüznün, kimi zaman acının, kimi zaman mizahın rengine boyayarak geçmişi rengârenk bir resim çiziyor zihnimizde. Bu bir anı ya da tarih kitabı değil, hayal gücümüze seslenen bir roman.
    Roman, 3 Kasım 2002'de başlıyor, o pazar Türkiye'de genel seçimler yapılmaktadır ve seçimleri Avrasya Partisi yeniden kazanmak üzeredir, ama genç anlatıcının seçim sevinci Kilyos karakolundan gelen bir haberle uçup gider; Uğur'un cesedi Kilyos sahilinde bulunmuştur ve anlatıcıdan gelip cesedi teşhis etmesini isterler. Kimdir Uğur? Neden ölmüştür? Hatıralar, geçmişten gelen birçok ölmüş tanıdıklar, akrabalar Nişan Amca, Uğur'un dedesi Artin Efendi, Madam Hırispine, Korkut Ağabey, Zeki Dayı, Madam Aliki anlatıcının odasına doluşurlar bir anda, ondan geçmişi, ortak geçmişlerini anlatmasını isterler. "Geçmişi olmayan bir insan olmak... Bu takıntı yeni değil... İsteyerek ve bilerek edinilmiş değil bu hastalık. Biz Ermeniler, biz Doğulular, biz Anadolular, daha çok Şimdinin Dar Odası'nda yaşar, farenin kediden, kedinin köpekten korktuğu kadar korkarız geçmişten. Belirli olan geleceğin belirsizliğidir, ama adı 'geçmiş' olan o kara dulun utanmazca belirsiz kalması, biz sahipsiz Ademoğullarının taşıyacağı bir yük olmamıştır asla... Şimdinin Dar Odası'nda yaşayanlar, olması gerekenlerle gerçek arasındaki derin uçuruma yuvarlanmış talihsizlerdir, tarihsizlerdir."

    İlk görüşte aşk
    Romanda, Artin Efendi'nin ve ailesinin hayatı anlatılmaktadır. Artin Efendi 1883 yılında Süzmeciyan ailesinin oğlu olarak Adana'da dünyaya gelmiş, çıkan ayaklanmalardan sonra İstanbul'a sığınmış ve burada kâtiplik mesleğine intisap edip kısa zamanda piyasada sevilen ve sayılan bir muhasebeci olmuştur. Sevgili eşi Hırispine ile Pera'da yaşamaktadır. Bu hali vakti yerinde, çevresinde sayılıp sevilen adamın ileri bir yaşta Filomen adlı bir kızı olur. Dünyalar güzeli Filomen el üstünde büyütülmüştür, ne var ki çocukluğundan getirdiği bir sinir hastalığı vardır, anası ve babası kızın üzerine titremektedirler. Bir gün aslen bir Kürt ailenin oğlu olan Eşvak, Diyarbakır'dan İstanbul'a hukuk okumaya gelir. Delikanlı ile genç kız ilk görüşte birbirlerine âşık olurlar, Artin Efendi, dinleri ve ırkları farklı olduğundan değil kızının sinirlerinin bir evliliği yürütemeyeceğine inandığı için evlenmelerine karşı çıkar. Nitekim Artin Efendi'nin itirazlarına karşın evlenen gençlerin Serpil ve Uğur adında iki çocukları olur. Ama Filomen ev hayatının zorluklarına dayanabilecek midir? Doğuştan zihinsel özürlü olan Uğur'u nasıl bir gelecek beklemektedir?
    Öte yandan Filomen'in bir de genç ve yakışıklı kuzeni Dikran vardır. Aşk uğruna Akademi'deki resim tahsilinden vazgeçecek kadar hayalperest biridir Dikran. Sevgilisi Dimitra 6-7 Eylül olaylarından sonra ailesiyle Türkiye'yi terk etmek zorunda kalınca, Dikran bir siyasi partiye katılır.
    Markar Esayan, Artin Efendi'nin hayatını anlatırken arka planda Ermeni ve Rumların İstanbul'la iç içe geçmiş yaşantılarını, yaşadıkları semtleri, günlük yaşamlarını, iş alışkanlıklarını içeriden ve çok gerçekçi bir dille anlatır. Romanda kahramanlar İstanbul Ermenilerinin şivesiyle konuşurlar, bazı yerleşik sözcükleri Türkçe cümlelerin içinde kullanırlar.
    Romandaki en çarpıcı bölümlerden biri 6-7 Eylül olaylarının anlatıldığı 'Zor Yıllar' bölümüdür. Artin Efendi ve bazı komşuları bu kanlı olaylar sırasında sağduyusunu koruyabilen Zeki Dayı, damadı Eşvak ve onun arkadaşları Korkut ve Ekrem beyler gibi bazı Türk dostlarının yardımıyla büyük zarar görmeden bu korkunç milli cinneti atlatırlar: "Eşvak çantayı çatı aralığındaki sandukaya gizledi. Bu kadar sürede yaşamının bu denli değişmesine şaşıyordu. Kısa bir süre evveline kadar hiç tanımadığı, bilmediği yaşamların ortasında bulmuştu kendisini. Evet, kendisi bir Müslümandı, ama artık bir Ermeni, bir Rum gibi düşünmek zorundaydı. Hayatında ilk defa azınlık olmanın yakıcı ezikliğini, çaresizliğini deneyimliyordu."
    Nitekim Nişan Usta'nın çevresinde örgütlenmeye başlayan bir hareket yeni bir bilinçle hayata bakan Türkleri, Kürtleri, Ermenileri, Rumları, yeni bir demokrasi anlayışı çerçevesinde bir araya getirecektir.

    Resmi ideolojiyi alt edenler
    Fantastik metinlerde okura bir kararsızlık deneyimi yaşatılır. Anlatılan olaylar gerçek midir, yoksa yanılsama mı? Anlatılan şeyler bildiğimiz dünyanın yasalarıyla açıklanabilir mi, yoksa büsbütün bir başka gerçeklik düzeyine mi aittir? Dikran'ın ruhu sık sık vücudundan çıkıp kötü niyetli ya da kararsız kişilerin zihinlerine girmekte ve onları doğru kararlar vermeye yöneltmektedir. Bir arada yaşamanın yolu yerleşik davranış kalıplarından vazgeçmekten, yeni bir vatandaşlık anlayışını geliştirmekten geçmektedir, bu da hiç şüphesiz uzun yıllardır belletilen kuşku ve düşmanlıkların zihinlerden silinmesini gerektirmektedir. Esayan uzun uzun siyasi tahlillere girmek yerine fantastik bir yoldan zihinleri tazelemeyi dener. Adeta doğaüstü bir güçle donanan Dikran yanlış düşünenlerin, zihinlerine dalar ve onların düşüncelerini yönlendirir. Sihirli bir el her şeyi eğlenceli bir biçimde yola koymaktadır. Esayan'ın romanında yeni bir anlayışın temsilcisi olan ve Türkiye'de yaşayan herkesin yönetiminde yer aldığı Avrasya Partisi seçimi kazanır. İnsanlar sokaklara fırlar. Her yerde bir karnaval coşkusu sürmektedir. Ortaçağ karnavallarındaki gibi, insanlar kısa bir süre için de olsa baskıdan kurtulur, resmi ideolojiyi alt ederler. Acı ve gözyaşı yerini gülmeye ve kahkahaya bırakır, dışlananlar ve yok sayılanlar kısa bir süre için de olsa başa geçerler. Daha adil, daha mutlu bir dünyadır karnavalların dünyası.
    Şimdinin Dar Odası azınlık edebiyatı açısından büyük önem taşıyor. Siyasi bir ütopya bir açıdan, perde, gerçeküstü bir sahneyle iniyor, yazar da bir çıkış noktası bulamıyor belli ki, ama tartışacak, konuşacak çok şey bırakıyor bize. Anlattığı hikâyeler ne söylüyor? Kullandığı dil, roman tekniği nasıl? Bütün bu öğeler nasıl bir ahenk içinde okura sunulmuş?
    Okumaya değer şüphesiz.
    NAZAN AKSOY: Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi

  • Bu haber için okuyucularımızın yorumları
    Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • harika bir roman  (Yazan: )

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    10

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » KAPAK - A. ÖMER TÜRKEŞ
    » Yaşadığım hayat tam da 'Acemi Eğitimi'nde yazdığım gibiydi - DERVİŞ ŞENTEKİN
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » YENİ ÇIKANLAR
    » Kentler, yüzler, izler
    » Kafkasların sürgün halkı - DİNÇER SEZGİN
    » İnsanlıktan çıkma 'oyun'u - BETÜL ÇAVUŞ
    » Rönesans'ın gizemi - HALUK HEPKON
    » 'Şah'ına mat olmayanlar - SEVİNÇ ÖZARSLAN
    » Aşk... bir incelik sanatı - HAYDAR ERGÜLEN
    » Aşk olsun ki hem de nasıl - ADNAN ÖZER
    » Batı karşısında çözülen zihniyet - SEFA KAPLAN
    » Tutsaklık, edebiyat ve bellek - ERKAN CANAN
    » 1002. gece de bitince... - KADİR AYDEMİR
    » Siyah özgürlüğün savaşçıları - MAHMUT HAMSİCİ
    » Erkeğin kadın korkusu - HANDE ÖĞÜT
    » 19'uncu yüzyılda keyifli bir gezinti - ERKAN AKTUĞ
    » Unutulmuş bir medeniyet - TURGAY NAR
    » Amargi'den bir hediye - PINAR SELEK
    » 37. strategem! - ENDER HELVACIOĞLU
    » Aykırı bir düşünür - OSMAN ÇAKMAKÇI
    » Mafya babalarının meydancısı - EFNAN ATMACA
    » Harekete 'içeriden' bakış - MEHMET ALTUN
    » Bir test yaptım, hayatım değişti! - ADEM ÖZBAY
    » Çıplak gerçeklerin devrimi
    » Osmanlı Sarayı'nın ağız tadı - TİJEN İNALTONG
    » Gençliğin taşlı yolları - ECE ARAR EMENER
    » DİL MESELELERİ - NECMİYE ALPAY

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #221
    "Sinirinizi bağırıp çağırarak yenemeyeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Ama emin olun hiçbir şey elinize geçenleri yere fırlatmaktan, etrafı yumruklamaktan daha çok rahatlatamaz sizi."
    Günaydın'da, sizi terk eden sevgilinizden arta kalan üzüntüyle nasıl başa çıkacağınız anlatılıyor. Saldırın!

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.