Radikal-çevrimiçi / Kitap / Sosyolojik büyüler kitabı
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  23 Eylül 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Doymak bilmeyen bir alev gibi kendimi yakıyor ve kemiriyorum. Tuttuğum ateş, bıraktığım kor oluyor.
Nietzsche
Tarihte Bugün
Takvimler 23 eylül tarihini gösterdiği zaman...

1939 yılında,
Altın ve gümüşten yapılmış süs eşyaları da 'İhracatı Yasal Mallar' kapsamına alındı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Sosyolojik büyüler kitabı

Reşat Çalışlar, 'Beni Kalbimden Vuranlar Var Ya'da büyülü güçlere sahip bir genci anlatıyor. Zaten ülke de büyücü kaynıyor

18/03/2005 (586 defa okundu)

HAKAN BIÇAKÇI (Arşivi)

  • BENİ KALBİMDEN VURANLAR VAR YA
    Reşat Çalışlar, Okuyanus Yayınları, 2005, 504 sayfa, 9.95 YTL.


    Gazete, dergi ve internet sitelerinde yayımlanan zihinaçıcı popüler kültür yazılarından tanıdığımız Reşat Çalışlar, ilk romanı Beni Kalbimden Vuranlar Var Ya ile karşımızda. Roman, Emre Sağlav'ın hem sıradan hem de sıradışı olan yaşantısını konu alıyor. Emre'nin hayattaki amacı, dünyanın hakimi olmak. Daha çok gürültülü çizgi filmlerde ve tatsız bilimkurgu öykülerinde rastladığımız bu klişenin Emre için çok daha yüzeysel ve orijinal bir anlamı var. Emre, dünyanın hakimi olmayı ve bu sayede kadınların, çirkinliğine rağmen, ona ilgi duymalarını sağlamayı arzuluyor. Yani dünyanın hakimi olmak için bu kadar naif ve hastalıklı bir motivasyonla çıkıyor yola. Bu dev projeyi hayal etme cesaretiniyse, büyü yapma yeteneğinde buluyor.
    Daha kitabın ilk cümlesiyle ("Her şey kontörün bitmesiyle başladı.") popüler, güncel ve farklı bir romanla karşı karşıya olduğumuzu hissediyoruz. Evet, her şey Emre'nin kontörünün bitmesiyle başlıyor. Daha sonra Emre, üzerinde antidepresan etkisi yapan, ona bambaşka dünyaların kapılarını açan porno filmlerden almak için Selimpaşa'da porno VCD satan bir dükkâna gidiyor. Dükkânın üst katında bir kenara bırakılmış 'büyülü bir iksir' buluyor. Emre, bu iksir sayesinde bütün hayatının değişeceğini hissediyor. Daha sonra 'tanriyainanmiyorumamabirgucvar@tanri.coM' adresinden, konu başlığı 'Büyü Kullanma Kılavuzu' olan bir 'mail' alıyor. Bu, bir tür vahiy... Böylece Emre büyüler konusunda elektronik bir danışmana kavuşmuş oluyor. İleriki günlerde Emre bu tekno-bilge şahısla yazışmayı ve fikir alışverişinde bulunmayı sürdürüyor.
    Merkezinde büyü yapan bir kahraman var diye, romandan size Harry Potter masalsılığında, apolitik ve dertsiz bir dünya sunmasını beklemeyin. Zorla gizem yaratma peşinde koşan köhne bir büyü hikâyesi de yok karşımızda. Emre'nin yaptıkları klasik anlamda büyüler değil. Bunlar belirli bir senaryo çerçevesinde gelişen, popüler kültürle kan bağı olan, sosyolojik ve kelimenin tam anlamıyla tuhaf büyüler. Emre'nin büyü sisteminin temeli, kendi kaderiyle Türkiye'nin kaderi arasındaki ortaklığa dayanıyor. Üstelik büyü yapabilen yalnızca Emre değil. Kitapta anlatılan Türkiye'nin dört bir yanı büyücü kaynıyor. Büyücüler medyada boy gösteriyor, haberlere konu oluyor, tartışıyor, bozuşuyor, işbirliği yapıyor.

    Bir antikahraman olarak Emre
    Çalışlar, ilk romanıyla Türk edebiyatına önemli bir antikahraman kazandırıyor: Emre Sağlav... Emre melankolik, abazan, entellektüel, arabesk, takıntılı, mazoşist, ezik ve ezikliğiyle fena halde barışık bir karakter. Emre'nin tüm zaafları roman boyunca fotoğraf gerçekliğinde ve tuhaf örneklerle anlatılıyor. İç gıcıklayıcı ve sanatsal anlamda rahatsız edici arızalı ayrıntılarla zenginleşen Emre kişiliği, sayfalar çevirildikçe okurun zihninde genişliyor. Çalışlar, çirkin ve çirkinliğine bağlı olarak reddedilme manyağı olmuş, cinsel ve duygusal açlığını otomatik pilota bağlamış genç bir adamın abazan ruhunun derinliklerinde fantastik, depresif ve eğlenceli bir seyahate çıkarıyor okurlarını. Emre'nin en baskın duygusu olan 'cinsel adaletsizlik takıntısı'ysa satırlar arasında bir çığ gibi büyüyor. Emre en iyi arkadaşı Şahin'le sık sık kafa kafaya verip adeta abazanlığın manifestosunu yazıyor. Yerli klip kanallarındaki VJ'lere bakıp mastürbasyon yapıyor. İçine hapsolduğu aşksız ve sekssiz hayattan yine abazanlığı, abazanlığının içinde yarattığı müthiş enerji kurtarıyor.
    Kitap, bir büyülü güçler anlatısından çok, büyülü güçlere sahip olmanın bir tür parodisi. Üstün zekâsına ve yaratıcılığına rağmen, son derece abazan ve asosyal olan bir Türk gencinin potansiyelini kullanamayışı, böylece içinde, asla dışına çıkamayan büyük bir güç olduğunu hissetmesi gerçeği fantastik bir kıyafet giyerek büyü kılığında karşımıza çıkıyor. Enerjisini boşaltamaması, onun kendisini dünyayı değiştirecek büyüler yapmaya aday bir büyücü olarak algılamasını anlaşılır kılıyor. Yani Emre'nin büyü gücü, içinde biriktirdiği olumsuz duygularla doğru orantılı olarak gelişiyor. Emre, yaşadığı eziklikleri, haksızlığa uğramışlık duygularını, aşağılanmışlıkları, yenilgileri temel alarak büyü üstüne büyü yapıyor. Böylece, dezavantajını çılgınca bir yöntem izleyerek avantaja çevirmeyi deniyor.

  • Okuyucu yorumları
    Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

    (Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » KAPAK - EROL KÖROĞLU
    » 'Çanakkale literatürümüz tam anlamıyla bir felaket' - CEM ERCİYES
    » Anzaklar savaş makinesine alıştı - KAMİL YILMAZ
    » Türklerin inatçı savunması
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » YENİ ÇIKANLAR
    » Yalnız aşklar mı, yazarlar da... - ALİ ARİF SAY
    » Türkiye'nin 'ruhu'na yolculuk - ZEKİ COŞKUN
    » Galaksinin son şakası - BARIŞ MÜSTECAPLIOĞLU
    » 45 yıllık yeni - SENNUR SEZER
    » 'Kitap, tüketim maddesidir artık' - PINAR ÖĞÜNÇ
    » Kartal kanatlı melekler - EFNAN ATMACA
    » 'Tavrım net: laikliği savundum' - SAADET ÖZEN
    » 'Dil temizse vicdan da temizdir' - NECMİYE ALPAY
    » Zamanın müziğiyle dans - STEPHANİE MARRİTT
    » Yitirişin o buruk hüznü - HAMZA AKTAN
    » Şairler... 'keder'li ve 'gezgin' - ORHAN KAHYAOĞLU
    » Hiç yoktan iyidir - OSMAN ÇAKMAKÇI
    » Küresel köyün sefaleti - EBRU KILIÇ
    » 'Barış' mı hayal etmeli? - ERTAN KESKİNSOY
    » 'Bu bir soygundur' dedi... - KENAN MENDEKLİ
    » Ömür geçip gidiyor... - AYLİN ÇELİK
    » Bu hançer can yakmıyor - ALTAY ÖKTEM
    » Şifresiz Da Vinci - ESİN COŞKUN
    » Sinematografik muamma - ERMAN ATA UNCU
    » İngilizcenin sonu geliyor mu?
    » Kötüler anlatıyor - FİGEN TURNA
    » Balıklı, kelebekli denemeler - ECE ARAR EMENER

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #499
    "Mümkün olmayan insanlarla bile oynadım. Bunlar Türk sinemasının dört kadınıdır. Allah böyle belâları Türk sinemasının başına bir daha nasip etmesin. Beni Allah onlarla çalışmaktan korusun ve alıkoysun. Kifayetsiz muhterisler."
    Fikret Hakan'ın, sinemanın dört 'as'ına giydirmesi ayıplandı, anlam verilemedi filan da biz daha çok 'mümkün olmayan insan'a takıldık. Bu görünmez adam gibi bir şey mi?

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.