Günün Sözü
Bir insaný tanýmak istiyorsanýz, onu en büyük bir mevkie getiriniz. Pittacus
Tarihte Bugün
Takvimler 20 mayýs tarihini gösterdiði zaman...1481 yýlýnda, II. Bayezit tahta çýktý. 1622 yýlýnda, Sultan II. Osman öldürüldü 1933 yýlýnda, Türk Hava Yollarý kuruldu.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satýþ tarihinden iki gün sonra internete aktarýlmaktadýr. |
Keyman'ýn Radikal Ýki yazýlarý
Fuat Keyman iç, dýþ politika, küreselleþme ve sosyal demokrasi üzerine yazýlarýyla 'kamusal entelektüel'in iyi bir örneði. Keyman þimdi de yazýlarýný 'Deðiþen Dünya, Dönüþen Türkiye' adlý kitapta topladý
15/07/2005 (572 defa okundu)
HASAN BÜLENT KAHRAMAN (ArÅŸivi) DEÐÝÞEN DÜNYA, DÖNÜÞEN TÜRKÝYE
E. Fuat Keyman, Ýstanbul Bilgi Üniversitesi Yayýnlarý, 2005, 296 sayfa, 15 YTL.
Koç Üniversitesi Uluslararasý Ýliþkiler Bölümü Öðretim Üyesi Prof. Fuat Keyman büyük bir bölümü Radikal 2'de yayýnlanan yazýlarýný Deðiþen Dünya Dönüþen Türkiye adýyla kitaplaþtýrdý. Son derecede önemli, üzerinde düþünülmüþ yazýlardan oluþan bu kitabý asýl aðýrlýk taþýyan yanýyla, yani siyaset bilimi baðlamýnda ele almazdan önce bizzat Keyman'ýn da Sunuþ yazýsýnda deðindiði çok farklý bir açýdan, kamusal entelektüellik yönünden deðerlendirmek istiyorum. Daha sonra iþin kuramsal yanýna eðileceðim.
Kamusal aydýn ve sorumluluðu
Anglosakson dünyada 'kamusal aydýn' (public intellectual) denilen bir aydýn türü vardýr. Bu aydýn, temel görevi yazý alanýnýn dýþýnda olan insandýr. Üniversitede hoca, bir bürokrat veya baþka bir meslek adamý olabilir. Ayýrt edici özelliði görevinin gerektirdiði alanlarda, bazen de sorumluluk ve ahlâk duygusu etrafýnda, güncel oluþumlar hakkýnda belli bir derinliðe sahip düþünce üretmektir. Ardýndan bu düþünceleri yazacak, yayýnlayacak, kamuyla paylaþacak ve öylelikle de bir kamu oyu duyarlýlýðý yaratacaktýr. Bana kalýrsa aydýn olmanýn en önemli özelliklerinden birisi budur. Kuþkusuz baþka formlar içinde de aydýný tanýmlamak mümkündür. Fakat kamusal aydýn diðerlerinden sorumluluk duygusu itibariyle önemli ölçüde ayrýlan insandýr.
Öte yandan gene Batý'da akademisyenlerin içinde çalýþtýklarý üniversitelere karþý bilimsel dergilerde, bilimsel makale yayýnlamak yükümlülüðü vardýr. Ne var ki, bu bir akademisyenin tek baþýna aydýn olma sorumluluðunu yerine getirmesine yetmez. Bu nedenle akademisyen, hele sosyal bilimlerle uðraþýyorsa, düþünce dergisi (opinion journal) denilen mecrada yazý yazmak, yayýmlamakla yükümlüdür. Bunlar, yayýnýn yapýldýðý derginin de önemi oranýnda bir akademisyenin hanesine yazýlan en güçlü ürünleri arasýndadýr. Edward Said, Erich Hobsbawm, Noam Chomsky gibi akademikler bu cümleden olarak akla ilk gelen isimler arasýnda. Kýsacasý, belli bir konuda uzman olan kiþinin toplumsal düþünce üretme eylemi öyle yabana atýlacak bir þey olmanýn tersine gerçek mânada aydýn olmanýn ayrýlmaz bir parçasýdýr.
Türkiye ne üniversite çevresinde ne de basýn dünyasýnda bu gerçeðin farkýndadýr. Üniversitelerde bu tür iþler daha ziyade de fen bilimleri ile uðraþanlar tarafýndan, küçümsenir demeyeyim de, 'tahfif edilir' diyeyim. Bu iþlerle uðraþan kiþinin kapasitesini boþa harcadýðý, gene 'ucuz' dememek için, 'basit' bir iþ yaptýðý diyeyim düþünülür. Bu zavallý muhakeme aydýnlar arasýnda da yanký bulur. Yakýnda bir baþka dergide girdiðim bir tartýþma sýrasýnda ortaya çýktý ki, güzel sanatlarla da uðraþan bir yazarýmýz 'kamusal aydýn' kavramýný henüz bilmemektedir. Bilmemenin doðallýðý bir yana bu bilmediði varlýðý küçümsemek, onunla alay etmek cehaleti içindedir ve bu derece derece bu konuya muhatap herkese yayýlmýþ bir durumdur.
Bu hâl karþýsýnda Fuat Keyman'ýn akademik birikimi ve teorik gücü ortada birisi sýfatýyla iki yýldýr her iki haftada bir Radikal 2'de güncel politika ve dýþ politika konularýnda yazmasý, þimdi de onlarý zamana tanýklýk edecek bir belge olsun diye ortaya bir kitap olarak çýkarmasý önemsenmesi, vurgulanmasý gereken bir durumdur. Bilgi Üniversitesi Yayýnlarý'nýn da akademik bir yayýnevi olarak bu olanaðý saðlamasý, son zamanlarda yayýncýlýk alanýnda gösterdiði olaðanüstü baþarýyla birlikte, onu destekleyen bir husus olarak kutlanmasý gereken bir giriþimdir.
Kamusal entelektüel
Keyman, kitabýn giriþinde yazdýðý yazýda neyin kamusal entelektüel duruþ olduðunu þöyle tanýmlýyor: "hýzla deðiþen dünya içinde demokratikleþen bir Türkiye'nin hem kendi ekonomik ve sosyal adalet sorunlarýna çözüm bulabileceðini hem kendisini Avrupa'nýn geleceðinde önemli bir oyuncu konumuna yükseltebileceðini, hem de kendi bölgesi içinde 'kilit konumunda bir ülke' olacaðýný savunan 'kamusal entelektüel' bir duruþ". Bu taným gerçi yukarýda söylendiði üzere 'entelektüel duruþ'un nasýl kamusallaþtýrýldýðýný açýklamýyor, sadece doðrudan doðruya kendi kamusal entelektüelizminin sýnýr koþullarýný belirliyorsa da elimizdeki kitabýn genel çerçevesini çizmesi açýsýndan önemli. Çünkü, böylelikle Fuat Keyman kitabýn hangi dürtülerle 'Deðiþen Dünya Dönüþen Türkiye' baðlamýna oturduðunu da belirliyor.
Deðiþen dünya dönüþen Türkiye'nin
Keyman, bunu on yýllýk bir süreçte ele alýyor: 1995-2005. Fakat bunu da kendi içinde ikiye ayýrýyor: 1995-2000 ve 2000-2005. Bu ayrýmý saðlayan unsurlarý kabaca þu deðiþkenlere baðladýðýný söylemek mümkün: 1995-2000 arasýnda siyasal istikrar, demokrasi eksikliði, ekonomik kriz, kimlik temelli çatýþma, bireysel hak ve özgürlük kýsýtlamasý sorunlarýnýn yaþandýðý, yolsuzluk ve rüþvet sorunlarýnýn yapýsallaþtýðý, dýþ politikasýnda içe kapanýk, iç politikasýnda milliyetçi ve devlet merkezci bir modele sahip Türkiye söz konusudur (s. 1). Türkiye söz konusu beþ yýlý bir siyasal çýkmaz içinde yaþamýþtýr. Bu yapý 2000'le birlikte deðiþmeye baþlamýþtýr. Küçük ve çözümlenmeye muhtaç bir takdim-tehir sorununu atlayacak olursak, Keyman'a göre yeni durumun en önemli nedeni 3 Kasým seçimleriyle birlikte ortaya çýkan siyasal istikrardýr. (Yazýlardan anlaþýlýyor ki, Keyman, AKP'nin baþarýsýný kitlelerin, diðer nedenler yanýnda, bu beþ yýlýn sorunlarýný aþmak istencine baðlamaktadýr.) Türkiye bu dönemde yasal reformlarý gerçekleþtiren, ekonomik istikrar için kurumsal reformlara giden, dýþ politikasýnda aktif ve çok boyutlu bir yaklaþým izlemeye çalýþan, demokratikleþme ve sürdürülebilir ekonomik kalkýnma ve güvenlik sorunlarýný iliþkisel düþünen bir ülke niteliði kazanmýþtýr (s. 2). Deðiþen dünya içinde Türkiye böylelikle seküler ve demokratik yapýsý, jeopolitik konumu ile 'alternatif modernite'ye sahip bir 'kilit ülke' olarak algýlanmaktadýr (s. 2).
Keyman kitabýný üç bölüm hâlinde düzenliyor. Bu bölümler Keyman'ýn genel sorunsallarý açýsýndan da erken bir fikir sahibi olmamýza olanak saðlýyor: dýþ politika ve demokratikleþme, Türkiye'de demokratikleþme ve kimlik, Türkiye'de iktidar, muhalefet ve sosyal demokrasi.
Buna bakarak Türkiye'deki dönüþümün iç politika deðil dýþ politika momentumlu olduðunu, demokratikleþme ve kimlik politikalarýnýn bu sürece etki ettiðini ve nihayet sosyal demokrasinin bu deðiþimin izlenmesiyle üretilecek potansiyelütopik bir varlýk ve dýþ deðiþken olduðunu söylemek mümkün. Nitekim, Sunuþ yazýsýnda bu algýlamayý somutlaþtýracak bir tasnife giderek yazar dönüþümün beþ unsurla bütünleþtiðini ifade ediyor: Türkiye-AB iliþkileri, Türkiye-IMF iliþkileri, 3 Kasým seçimleri, Türkiye-ABD iliþkileri, sivil toplumun geliþmesi. Yazara göre, AB iliþkileri demokratikleþme, IMF iliþkileri kurumsal yeniden yapýlanma, 3 Kasým seçimleri siyasal istikrar, ABD iliþkileri güvenlik, sivil toplumun geliþimi demokratik toplum yönetimi üstünde müessirdir (s. 3-7).
Keyman sadece iç/ulusal politika temelli bir siyasal model/yapýlanma deðil, onu aþacak biçimde dýþ politika baðýmlý bir model önermektedir. Bu da kitaba yayýlmýþ çok sayýda yazýnýn alt ve arka planýný oluþturan küreselleþmenin getirdiði bir sonuç. O anlamda da Keyman baðlam baðýmlýlýðý metodolojisini hareket noktasý yapýyor. Gerçekten de kitabýn en önemli katkýlarýndan birisi küreselleþmeyi ulus-ulus üstü-ulus altý modellerle olan etkileþimi baðlamýnda çözümlemesidir. Yazýlarýn hangi konuyu ele alýrsa alsýn sahip olduðu derinlik boyutunu bu baðlam baðýmlý yaklaþýmýn bir sonucu olarak görmek gerekir.
Keyman'ýn kitabýný tanýtan bu yazýda son olarak üzerinde durmak istediðim bir husus var. Yukarýda da deðindiðim üzere, bu kitabýn sosyal demokrasiyi ele alýþ biçimi. Kitabýn üçüncü bölümü bütünüyle bu konuya ayrýlmýþ durumda. Keyman, sosyal demokrasiyi bugünkü hâliyle yetersiz bir siyaset olarak nitelendiriyor, haklý gerekçeler öne sürerek. Buna göre, Türkiye'deki sosyal demokrasi, içinde yaþanýlan, deðiþen dünyayý ve dönüþen Türkiye'yi algýlamakta, anlamakta yetersizdir. Oysa, özellikle sürdürülebilir ekonomik kalkýnma, demokratikleþme ve sivil toplum baðlamlarýnda bu hareketin yapabileceði çok þey 'hâlâ' vardýr. O yanýyla da bir sosyal demokrasi inþasýna ihtiyaç duyulmaktadýr. Keyman'ýn bu kýsýtlamayý aþmak için getirdiði öneri bir 'sosyal-liberal sentez' kurmaktýr. AKP'nin temsil ettiði 'muhafazakâr liberal' senteze karþý 'sosyal-liberal' sentez Keyman'ýn temel önermesidir. Bu baðlamda ben iki noktaya deðinmek istiyorum: kitaptaki yazýlar bir bütün olarak okunduðunda, kiþisel olarak, Keyman'ýn AKP'ye kendi gerçekliðini aþan bir önem atfettiðini ve o anlamda da sosyal-liberal sentez baðlamýnda getirilen sosyal demokrasi önerisinin farklý düzeylerde biraz daha iþlemesi gerektiðini düþünüyorum. Fakat bu deðerlendirme Keyman'ýn her iki konuda da yazdýklarýnýn önemini ve derinliðini etkilemez. Kaldý ki, o da bu yöndeki çabalarýný sürdürmektedir. Ben kitabýn bu bölümünün diðerlerine nazaran hacim olarak daha küçük olduðunu düþünerek bu deðerlendirmeyi yapýyorum.
Keyman'ýn kitabý, dilinin yer yer Ýngilizce düþünmekten kaynaklanan gerek ifade gerek yazým gerekse terim düzeyindeki bazý çapaklarý ve bana kalýrsa yer yer biraz fazla didaktikleþen üslubu dýþýnda çok güçlü teorik altyapýsý, sorunlarý kavradýðý çok geniþ açý, metodik irdelemeleri, ideolojik önermeleri nedeniyle gerçekten de bize, deðiþen dünya ve dönüþen Türkiye'yi anlamak, tartýþmak için büyük olanaklar getiren son derecede zengin ve güçlü bir kitap.
"Amerikan Yüzyýlý" ve Türkiye
"Tarihi insanlar yapar, ama kendi seçtikleri koþullar altýnda deðil." Karl Marx'ýn yaptýðý bu önemli yöntemsel saptama, Marx öðretisinin sadece siyasal ekonomi deðil, ayný zamanda sosyoloji, antropoloji, siyaset kuramý ve tarihi gibi önemli bilim alanlarý içinde de merkezi bir konuma oturtulmasýný saðlamýþtýr. Marx bu saptamasýnda bize þu ikazda da bulunuyor: tarihsel geliþmeler ve deðiþimler aktörlerin (devletlerin, siyasal seçkinlerin, liderlerin) kararlarý temelinde oluþur, ama bu kararlar aktörlerin seçmedikleri ama içinde yaþadýklarý sistemden, sistemsel dönüþümlerden baðýmsýz deðillerdir. Daha da önemlisi, sistemi ve sistemsel dönüþümleri doðru hesaba katan kararlarý alan aktörler tarihsel geliþim içinde baþarýlý olurken, bunu yapamayanlar baþarýsýz olurlar.
Türkiye'de devlet-merkezci ve neoliberal görüþler, aralarýndaki farklara raðmen, uluslararasý sistemi ve sistemsel dönüþümleri doðru okuyamamakta veya salt güvenlik temelli gücü abartýlmýþ bir Türkiye vizyonunu, ya da salt serbest pazar temelli ve zayýflýðý abartýlmýþ bir Türkiye vizyonunu savunmaktadýrlar. Bu durum Türkiye'yi sürekli korkular, cezalandýrmalar, yalnýzlaþmalar ve krizler içinde yaþan bir ülke konumuna sokuyor.
Kitaptan
|
| Okuyucu yorumlarý |
| Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamýþ. Ýlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen týklayýn ve tüm okurlarýmýzla paylaþýn!
|
Þu ana kadar deðerlendirmeye katýlan 1 üyemizin puan ortalamasýný yanda görebilirsiniz. Puan verme iþleminden yalnýzca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 5 |
'Kitap' ekimizdeki diðer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #140
"Ayakkabýlarýmýn özel tabanlarý beni daha uzun deðil ama dik gösteriyor. Topuk sistemi yürüyüþü kolaylaþtýrmak, duruþu biraz daha dik göstermek ve asil kýlmak için özel tasarlanýyor." Bakýnýz Özcan Deniz'in ayakkabýsý nelere kadirmiþ. Ucundan asilzade bile oluyor kendileri...
Haber Arama
Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.
|