Radikal-çevrimiçi / Kitap / Yeni Çıkanlar
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  3 Eylül 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Gerçek duyguları gizlemek, duygulu görünmeye çalışmaktan daha zordur.
La Rocheoucauld
Tarihte Bugün
Takvimler 03 eylül tarihini gösterdiği zaman...

1939 yılında,
İngiltere ve Fransa, Almanya'ya savaş açtı.
1943 yılında,
II.Dünya Savaşı sırasında mütefiklerin istilası üzerine İtalya, koşulsuz teslim oldu.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Yeni Çıkanlar

Yeni Çıkanlar

09/12/2005 (3842 defa okundu)

  • SİYAH ÖFKE
    Mustafa Demirci, Çizgi Kitabevi Yayınları, tarih, 299 sayfa

    Aşağı Mezopotamya'nın bataklıkları içinde çalıştırılan zenci kölelerin M.S. 869-883 yılları arasında Abbasilere karşı isyanı üzerine yapılan araştırmanın bir ürünü olan 'Siyah Öfke' adlı kitap, 'Ortaçağ İslam Dünyası'nda Zenci Kölelerin İsyanı' alt başlığını taşıyor. Basralı büyük toprak sahipleri tarafından bataklığın ortasındaki güherçile ocaklarında, şekerkamışı ve pirinç tarlalarında çalıştırılmak için Doğu Afrika'dan getirilen zenci köleler, beş bin, on bin kişilik gruplar hâlinde çok ağır şartlarda çalıştırılıyorlardı. Kitap, bunlardan üç yüz bininin Ali Muhammed önderliğinde çıkardığı büyük isyanın ayrıntıları, yankıları, milyonlarca insanın öldüğü çatışmaları ve sonuçlarını inceliyor.

  • KARKOT DERESİ
    Rauf R. Denktaş, Remzi Kitapevi, anı, 206 sayfa

    'Karkot Deresi', "Tayyareci yapacak çocuğunu babalar,/Düşman!Bu küçük tayyareciyi tanı/Kanatları altında saklayacak vatanı" dizelerini haykırırken K.K.T.C'nin Cumhurbaşkanlığına oturan Rauf Denktaş'ın, 'Karkot Deresi'nde geçen çocukluğundan başlayarak Kıbrıs Türklerinin varolma savaşıyla devam eden anılarını konu alıyor. Yaşamı savaşlarla, mücadeleyle geçen Denktaş bu kitabında ailesine, küçüklüğündeki İstanbul'a, Londra'daki eğitim yıllarına bir bir değiniyor. Kitapta Denktaş'ın Londra'da tek kuruşsuz kalışını, Kıbrıs'a gizlice girme girişimini, ölümle burun buruna gelişini ve Türk toplumuna ilişkin ilginç anekdotları da bulabilirsiniz.

  • AHLAN VE SAHLAN KAHİRE
    Turgay Tuna, MB Yayınevi, gezi, 284 sayfa

    'Yolculuk' teması üstüne, edebiyat ve edebiyat dışı kitaplar çıkarmak üzere yeni kurulan MB Yayınevi, 'Meleklerin Krallığı Bangkok'tan sonra ikinci kitabı 'Ahlan Ve Sahlan Kahire'yi yayımladı. Yıllarını geçirdiği Kahire'de Eski Mısır tarihini etüt edip, Mısır'ı karış karış gezen Turgay Tuna'nın kaleme aldığı kitap, yazarın bölgenin önemli yerlerinde çektiği onlarca fotoğrafla zenginleştirilmiş. Mısır'ın tarihini, Kahire'nin tarihi ve coğrafi güzelliklerini okuyarak keşfetmek isteyenler için hazırlanan kitap, oraya gidecekler için de açıklamalı bir cafe, restoran, eğlence mekânı dizini ve yerli halk arasındayken uyulması gereken belli başlı geleneklerle kuralları sunuyor.

  • PARA (OUT)
    Pierre Rey, Erko Yayıncılık, Çeviren: Atilla Tokatlı, roman, 447 sayfa

    Pierre Rey'in yazdığı 'Para', mafya - polis - aşk üçgeni üzerine kurulu bir roman. Yazar, İsviçre'nin Zürih kentinde geçen bir hikâye anlatıyor. Romanın baş kahramanlarından biri, mafyanın kendisine, ailesine ve bankasına yaptığı saldırılara şaşırtıcı bir inatçılıkla direnen Trade Zürih Bank'ın başkanı Homer Kloppe. Kitabın diğer kahramanlarından, yeraltı dünyasının acımasız ismi Itallo Volpone'nin bir trende bulunan kopuk bacağı, tüm dünyaya yayılacak serüvenin başlangıcı oluyor. Mafya aileleri, önemli kişiler arasındaki hassas ilişkiler, el değiştiren kirli paranın ölümcül sonuçları, aşk, cinayet ve intikamlar üzerine heyecanlı bir roman okumak isteyenlere duyurulur.

  • METRİS'TEN MUNZUR'A BİR FİRARIN ÖYKÜSÜ
    Halil Gündoğan, Eti Yayıncılık, anı, 460 sayfa

    Yıl 1988. Aylardan Mart. Büyük bir kaostan çıkan Türkiye ve 12 Eylül sonrası siyasi mahkûmlarla adından sıkça söz ettiren cezaevlerinden biri Metris. 'Metris'ten Munzur'a Bir Firarın Öyküsü', Halil Gündoğan'ın, yirmi sekiz arkadaşıyla Metris Cezaevi'nden firarını ve devamında Munzur'a kadar uzanan yolculuğu anlattığı bir anı kitabı. Bomba etkisi yaratan bu olayın birinci dereceden kahramanı Gündoğan, o anları bütün ayrıntılarıyla okuyucuyla paylaşıyor. Kitapta, azim, sabır ve kararlılığın yanı sıra, zaaflara ve yapılan hatalara da dürüstçe yer verilmesi oldukça dikkat çekici.

  • POSTKOLONYAL AURA: KÜRESEL KAPİTALİZM ÇAĞINDA ÜÇÜNCÜ DÜNYA ELEŞTİRİSİ
    Arif Dirlik, çeviren: Galip Doğduaslan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, inceleme, 372 sayfa

    Oregon Üniversitesi'nde tarih profesörü olan Arif Dirlik'in Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi tarafından Türkçeye çevrilen yapıtı 'Postkolonyal Aura: Küresel Kapitalizm Çağında Üçüncü Dünya Eleştirisi', üçüncü dünya aydınları üzerinde özellikle duran, bir postkolonyalizm eleştirisi. Kitapta yer alan denemeler, Çin'deki kültürel temsil meseleleri ve Pasifik bölgesinin yapılandırılmasında karşılaşılan sorunlardan küresel ilişkilerin, çağımız koşullarına uygun olarak yeniden kavramlaştırılması gibi problemlere dek geniş bir alana yayılmış

  • CUMBALI AŞKLAR
    Serkan Özburun, Mavi Ağaç Yayıncılık, derleme, 133 sayfa

    "Efendim! Sizi çoktan beri pençe-i zaliminde inlemekte olduğum aşktan haberdar etmek için bu mektubu yazarken düçar olduğum helecanı kabil değil, tarif edemem".Aşk üzerine yaptığı araştırma ve derlemelerle tanınan Serkan Özburun, bu kez tarihimizin tozlu sayfalarından bulup çıkardığı aşk hikâyelerini derleyerek sunuyor. 'Cumbalı Aşklar' adlı kitapta fırıncı Amed ile mercimeği fırına sürmeyi bahane edip onunla buluşan Kezban'ın hikâyesini, kırk yıllık Kâni Efendi'nin nasılda Yâni'ye dönüştüğünü, Osmanlı'da yaşanan ilk recmin ayrıntılarını kısacası tarihin, içinden aşk, geçen sokaklarını arşın arşın gezebilirsiniz. 'Cumbalı Aşklar', tarih okurlarının yanı sıra aşk okurlarının da severek okuyabileceği bir kitap.

  • ELEĞİ DUVARDAN İNDİRELİM
    Doğan Hızlan, Dünya Kitapları, deneme, 212 sayfa

    "İyi okuyan, edebiyatı izleyen bir arkadaşım, gülümseyerek, çok satan kitaplara karşı tavırları iki kelimede özetledi: "Entelektüel hasedi". Beni düşündüren, çok satanlara yeni bir bakış açısı getiren bu saptamanın üstünden uzun bir süre geçmeden Mina Urgan'la yaptığım bir telefon konuşması, arkadaşımın haklılık payını arttırdı. Mina Urgan kısaca diyordu ki, benim birçok kitabımı övenler, bilimsel kitaplarımda gizli bir roman tadı bulanlar, anılarımdan tek kelimeyle söz etmediler. Hiç kuşkusuz Mina Urgan'ı iyi tanıyanlar, bunun bir övgüye çağrı olmadığını bilirler. Söyledikleri, çok satanlar karşısındaki sinameki tutumumuza bir sitemdi. Çok satmakla kalitesizlik doğru orantılı değil. Nerdeyse gizli gizli bu görüş yayılıyor." 'Eleği Duvardan İndirelim' adlı kitap Doğan Hızlan'ın şimdiye dek yazdığı denemelerden oluşuyor.

  • SEVGİLİ ÖLÜ KOCAM
    Claude Pujade-Renaud, çeviren: Aslı Açan, Everest Yayınları, roman, 324 sayfa

    Fransız yazar Claude Pujade-Renaud 'Sevgili Ölü Kocam'da, on dokuzuncu yüzyılın beş ünlü merhum yazarının, kendilerine özgü renkli kişiliklere sahip karılarının portrelerini çiziyor. Bu kadınlar Jules Michelet, Robert Louis Stevenson, Marcel Schwob, Jules Renard ve Jack London'un hayat arkadaşları. Bu yazarların eşlerinin her biri kendilerini aynı problemle karşı karşıya hissediyorlardı; geride kalan olmanın zorluğu altında bu büyük adamların günlükleri, elyazmaları, defterleri ve hatıralarıyla baş başa kalmak. Bu kadınlar, kocalarının edebiyat dünyasının kelepçeleri arasında kendi profesyonel hayatlarında bir atılım yakalayabilmişler miydi? Gerçekten onları sevdiler mi, yoksa sadece büyük ve usta yazarların efsanelerine boyun mu eğdiler? Roman bir kurgu içerisinde olsa da, bu derin ve can yakıcı sorularla baş başa bırakıyor okuru.

  • BALIM KIZ DALIM OĞUL
    Ceyhun Atuf Kansu, Bilgi Yayınevi, deneme, 168 sayfa

    Özellikle Kurtuluş Savaşı ve Atatürk üzerine yazdığı şiir ve yazılarla hatırlanan, Cumhuriyet döneminin önemli şairlerinden olan Ceyhun Atuf Kansu, Türkiye radyolarında yayınlanması amacıyla hazırladığı 'Anadolu Albümü' ile karış karış Anadolu'yu anlatıyor. 'Balım Kız Dalım Oğul' adlı kitap, Muş Ovası'ndan Konya'ya, İzmir'den Karadeniz'e değin Balım Kız ile Dalım Oğul'a şiirlerle, türkülerle anlatılan bir uzun Türkiye anlatısı. "Bağın suyu Avanos testisinden, çobanın suyu dağ çeşmesinden gelir hey güzel Balım Kız, Dalım Oğul! Bu topraklar susuz komaz insanı. Ben bu toprakları testisiyle, çeşmesiyle, üzümüyle bu yüzden severim. Kayası peri, damında sevi güvercini ve kurutulan altın zerdali serili olan bu toprağın insanı sevilmez mi hey kızım, hey oğlum?" Özellikle çocuklara Anadolu'yu tanıtmak, sevdirmek ve güzel Türkçenin sesini duyurmak adına faydalı bir kitap.

  • ÖZGÜRLÜK ÇİÇEKLERİ
    Hüseyin Yurttaş, İmbat Yayınevi, deneme, 208 sayfa

    "Genel olarak iyimser bir yapım var ama zaman zaman tümden karamsarlaşıyorum. Çünkü karamsar olmak için her türlü neden var. İşte ülkenin hâli, işte dünyanın hâli! İnsan düşündükçe bunalıyor. Hani darda kalan insanlar duaya sığınırlar ve Tanrı'dan yardım isterler ya, ben de öyle zamanlarda şiire sığınıyorum" diyen şair Hüseyin Yurttaş, Nevzat Üstün, Ömer Faruk Toprak, Ceyhun Atuf Kansu, Yunus Nadi, Cevdet Kudret ödüllerine sahip bir edebiyat adamı olarak, şiirlerinin yanı sıra diğer edebi türlerde de eserler ekliyor yazınına. Yurttaş'ın son kitabı 'Özgürlük Çiçekleri', İmbat Yayınevi tarafından yayımlandı. Kitapta yer alan Yurttaş'ın anılarından ve okumalarından süzdüğü denemeler arasında ilerlerken, kâh bir şiir dizesinden genlerin insanların davranışlarına etkisine, kâh bir tren ile Anadolu'ya yolculuk yapmak mümkün.

  • MAVİ TRENİN ESRARI
    Agatha Christie, çeviren: Çiğdem Öztekin, Altın Kitaplar Yayınevi, roman, 288 sayfa

    "Adam Concorde Meydanı'ndan geçtiği sırada saatler gece yarısına yaklaşmaktaydı. Zayıf bedenini örten görkemli kürküne rağmen temelde kılıksız ve düşkün bir görünümü vardı. Yüzü fareye benzeyen ufak tefek bir adam. Hiçbir zaman herhangi bir olayda önemli bir rol oynayacağına, herhangi bir yerde ön plana çıkabileceğine inanılmayacak bir adam. Ancak bu sonuca varan kişinin kesinlikle yanıldığını söyleyebiliriz. Çünkü bu adam, her ne kadar düşkün ve önemsiz görünse de dünyanın kaderinde önemli bir rol oynuyordu. O farelerin yönettiği bir krallıkta, farelerin kralıydı." Polisiyenin kraliçesinden solukkesici bir roman daha: 'Mavi Trenin Esrarı'.

  • FEYZ-İ SIBYAN'DAN IŞIK'A FEYZİYE MEKTEPLERİ
    Mert Sandalcı, araştırma, 120 sayfa

    14 Aralık 1885 tarihinde Selanik'te açılan Feyz-i Sıbyan, Balkan Savaşı nedeniyle önce Koska'da bir binaya, sonra da İstanbul Teşvikiye'ye taşınıp 1934'te Işık adını alarak yüz yirmi yılda sayısız öğrenci yetiştirmiş bir kurum. Kuruluşunun 120. yılında okulun tarihini kitaplaştıran Mert Sandalcı, üç yıllık süreçte hayatta olan bir çok okul mezunu ile görüşüp, Selanik ve İstanbul'da yaptığı çeşitli arşiv taramaları sonucu Atatürk'ün öğretmeni, ilk özel okulun kurucusu Şemsi Efendi'den Halide Edip Adıvar'a dek pek çok önemli ismin anısına ulaşmış. Yeni adıyla Işık Lisesi'nin tarihi, anılarını canlandırmak isteyen okul mezunları ve özel öğretim tarihi ile ilgilenen okurların ilgisini çekebilir.

  • HAYALET SAVAŞLARI
    Steve Coll, çeviren: Enver Günsel, Truva Yayınları, roman, 664 sayfa

    Çağımızın süper gücü Amerika, stratejik planları doğrultusunda, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde istihbarat faaliyetleri yürütüyor. Amerika'nın CIA yönetiminde yürüttüğü bu faaliyetler sonucunda gerçekleştirdiği askeri operasyonlar, yabancı topraklarda aldığı canların dışında, kendi askerlerinin önemli bir kısmını da kaybetmesine neden oldu. Peki ne oldu da Amerika bu kadar hatalı operasyonlar gerçekleştirdi? Birleşik Devletler'in milyonlarca dolar harcadığı istihbarat raporları yanlış mıydı? Bu soruların yanıtını arayan 'Hayalet Savaşları' adlı kitap, Washington Post Gazetesi editörü Steve Coll'a 2005 Pulitzer Ödülü'nü kazandırdı.

  • İŞARETLER
    Abdülkadir Budak, Toroslu Kitaplığı, şiir, 112 sayfa

    "Dudakta bir öpüşün soğurken sıcaklığı/Yalnızlık odadan çıkar ve sığmaz alanlara/Orman çok uzakta, ama dal burada kırılır/Nehir çok uzak, ama burada yıkılır köprü/Her tabut yanlışlıkla bu eve getirilir/Omuzlayacak olanlar ölüden daha ölü/Anılara ne oldu? Madenden çabuk soğuyor/Yaş elli mi oluyor, ki balkon çiçekleri/Bahçe düşlerine nokta koyuyor./Bir arkadaş sesi gibi sıcaktım düne kadar/Her kilidin üzerinde anahtar vardı/Nehir demiştim dördüncü dizede/Düşen köprü mü sulara/zaman mı?" Türk şiirine otuz beş yıldır dize veren şair Abdülkadir Budak'ın şiirlerinden kendi yaptığı seçki, Toroslu Kitaplığı'nın 'kendi seçtikleri' serisinden 'İşaretler' adıyla yayımlandı.

  • EREĞLİ YOKKEN ARMUDUN ADI NEYDİ?
    Ali Püsküllüoğlu, Can Yayınları, sözlük, 92 sayfa

    Kırk yılı aşan bir sürede yirmiden fazla sözlüğü yayımlanan, söz ustası, şair Ali Püsküllüoğlu, sözlük çalışmaları sırasında rastladığı bazı sanatlı söz dizilerini bir kenara not etmiş, bu sözler atasözü ya da deyim olmayan ancak artık kalıplaşmış bir takım esprili sözler. Püsküllüoğlu, 'Çalımlı Sözler Kitabı'nda yayımladığı her söze kendisi de neşeli bir yanıt vererek sözlüğü daha da eğlenceli hâle getiriyor. "'Denize düşse götüyle balık tutar'-Öylesine şanslı kerata. 'Hocanın vurduğu yerde gül biter'-O zaman sana vursun da gül bitiyor mu görelim. 'Ne şiş yansın, ne kebap'-Ama lütfen kebap iyi pişsin." Kitap, Türkçenin en neşeli söz kitaplarından biri sayılabilir.

  • PARDAYANLAR BABA VE OĞUL
    Michel Zevaco, çeviren: Lizet Deadato, Erko Yayıncılık, roman, 368 sayfa

    Pardayan, saf ve temiz Loise'e âşıktır. Fakat babasının bir günahı nedeniyle aşkını itiraf edemez. Ancak bu durum aşkı Loise'i uzaktan da olsa korumasına engel değildir. Pardayan fakirdir, ama sonradan kendisine amansız bir şekilde düşman olacak olan Dük de Guise'in ve Catherine de Medicis'nin önerdiği büyük zenginlikleri elinin tersiyle iter. Bu tutumu sonucu, kızdırdığı Catherine de Medicis tarafından Bastille hapishanesine atılır. Onurun, bağımsızlığın, iyiliğin ve dostluğun temsilcisi şövalye Pardayan'ın maceraları 'Erko Yayıncılık'ın yeniden yayımlamaya başladığı 'Pardayanlar' serisi, 'Baba ve Oğul' adlı kitapla başlıyor.

  • TUHAF BİR KADIN
    Leyla Erbil, Okuyan Us Yayınları, roman, 264 sayfa

    Türkiye PEN Yazarlar Derneği tarafından 2002 ve 2004 yıllarında iki kez Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen Leyla Erbil, yayımlanan her kitabıyla Türk edebiyatında kalıcı bir roman daha bırakıyor. Onun 'Tuhaf Bir Kadın' adlı romanı ilk kez 1971'de yayımlanıp, çeşitli yayınevlerinde baskısını tükettikten sonra yedinci baskısını Okuyan Us Yayınları'ndan yaptı. Kitap her ne kadar bir roman olsa da, Mustafa Suphi Olayı'nı konu aldığından Erbil, her baskıda M.Suphi hakkındaki yeni araştırma ve bulguları da kitaba ekleme titizliğini göstererek "tersi, yanlı davranmak sayılır ki bir romancının da baş düşmanı odur" diyor. Roman, "M.Suphi'yi kim öldürdü?" sorusu etrafında ilerliyor.

  • ŞAFAK PORTRELERİ
    Erdal Şafak, Merkez Kitaplar, deneme, 385 sayfa

    Usta gazeteci Erdal Şafak, 2004 Sonbaharından itibaren önemli bulduğu isimlerin portrelerini yapmaya başlamış her gece. "Emmanuel Karasu, Selanik'te doğup büyümüş bir Yahudi'ydi. 400 yıl önce, 1492'de İspanya'dan sürülmüş ve Sultan II. Beyazıt'ın izniyle Selanik'e yerleşmiş Sefarad'lardan. Hukuk öğrenimi görmüştü. Avukatlık yapıyordu ve meslektaşlarının cesaret edemediği garip davaları alıp müvekkillerine kazandırmasıyla ün yapmıştı. 1900'lerin başından söz ediyoruz. Bir ayağı İtalya'daydı o sıralar. İtalyan vatandaşlığına geçtiği çok yıllar sonra ortaya çıktı. Roma ama özellikle Venedik'te kurduğu dostluklar onun bir 'ilk'e imza atarak tarihe girmesini sağladı: Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk mason localarını o örgütledi." Bu ilk 'Şafak Portreleri' kitabında Rice, Putin, Soros, Piriştina, Agassi, Theodorakis gibi siyasetçisinden tenis oyuncusuna her iş alanından otuz yedi ismin portreleri yer alıyor.

  • DENİZ İPEĞİ
    Şükran Kozalı, Bilgi Yayınevi, roman, 360 sayfa

    'Deniz İpeği' adlı roman, Atıf Yılmaz tarafından filme çekilip dikkatleri üzerine toplayan 'Eğreti Gelinler' romanının yazarı Şükran Kozalı'nın ikinci kitabı. Yazar bu kez bilim-mitos-kurgu-teknolojinin yan yana, iç içe geçtiği bir kitap sunuyor. Aşkları filme alınan iki sevgili, sinemanın en arka koltuğunda el ele kendilerini seyrederler. Fakat yaşamakta oldukları sevgi, bağlılığın, beyazperdenin saniyede yirmi dört fotoğraf gösteren hızında gerilimli, kuşku dolu bir seyir sürecine dönüşmesiyle irkilirler. Aşk içinde yaşarken farkında olmadıkları birtakım gerçekler, mahremiyetleri doğum-yaşlanma-ölüm gerçekleri içinden geçerken göze gelir, kırılırlar. Yazar sevgi üzerine anlattığı hikâyeyi etkileyici ve sağlam bir kurguyla okura sunuyor. Şükran Kozalı'yı 'Eğreti Gelinler' vasıtasıyla tanıyanlar, 'Deniz İpeği'ini de severek okuyabilirler.

  • POLİTİK KÜLTÜR VE TOPLUMSAL HAREKETLER
    Leyla Sanlı, Alan Yayıncılık, inceleme, 200 sayfa

    Leyla Sanlı, farklı toplumsal kesimlerin çıkar ve taleplerini dillendiren, alternatif bir gelecek projesinin kuruluşuna katkıda bulunma isteğini ifade ederek kendini tanımlayan toplumsal hareketlerin ve örgütlerin çalışma tarzlarını, örgütlenme anlayışlarını, geçmiş deneylerini, devraldıkları ve değiştirme çabasını sürdürdükleri politik kültürlerini değerlendirdiği 'Politik Kültür ve Toplumsal Hareketler' adlı kitabında konunun günümüzdeki durumunu inceliyor. Ağırlıklı olarak uluslararası örnekler ve tartışmalar kapsamında ele alınan toplumsal hareket incelemelerinin ana hedefi toplumsal hareketlerin kimi öğelerinin politik değişim süreciyle etkileşim tarzlarını analiz etmek. Kitap, konu odağından uzaklaşmadan yeni kültürel kodlardan alt kültürlere, ideolojilerden siyasal katılıma dek pek çok konuya değiniyor.

  • KARŞILIKSIZ AŞK HİKÂYELERİ
    Derleyen: Halil Gökhan, Agora Kitaplığı, öykü, 245 sayfa

    "Seni de sevmiyorum artık. Anlamsız bir ölümle ölmüş olmalısın, şimdi ise bir yerlerde çürüyorsun, artık sevemem seni, çirkin, soğuk bir cesetsin. O yüzden dün, dokunulmamış sandığından eski, Afrikalı bebeğini çıkardım annemin, sonra oydum gözlerini, kırmızı boyalar döktüm göz bebeklerine, sonra ağladım, ağladım. Perdeleri de ışıkları da kapadım, Davis'in o çılgınlığını, bitc-hes brew'u koydum pikaba, sonuna kadar açtım sesini, sonra dolaptan yorganı çıkardım, seviştim bebekle -artık görmüyordu beni, o anlamlı gözleriyle bakmıyordu bana-, sabaha dek trompet çığlıkları..." Nedim Gürsel'den Knut Hamsun'a Maksim Gorki'den Selim İleri'ye yirmi bir yazardan alınmış dokunaklı yirmi bir öyküden oluşan kitapta aşka tek taraftan, platonik âşığın tarafından bakılıyor. Yalnızlıktan kalbi üşüyenleri, kavuşamadıkları sevgilileri değil ama bu kitap anlar.

  • CERRAH
    Tess Gerritsen, Doğan Kitap, çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu, roman, 296 sayfa

    "Polis geldiğinde orada olmak isterdim, ama aptal değilim. Yakınımdan geçen her arabayı, sokakta toplanan kalabalığın içinde göze batan herkesi inceleyeceklerini biliyorum. İçimdeki buraya dönme arzusunun ne denli güçlü olduğunun farkındalar. Şimdi Starbucks'ta oturmuş, pencerelerin dışındaki günün aydınlanışını izlerken bile, o odanın beni geri çağırdığını duyabiliyorum. Oysa ben gemimin direğine sıkıca bağlanmış, Sirenlerin şarkılarını bekleyen Odisseus gibiyim. Kendimi kayalara fırlatmayacağım: O hatayı işlemeyeceğim..." Kendini yazıya vermek için tıbbi kariyerini noktalayan dahiliye uzmanı Tess Gerritsen'den heyecanlı bir polisiye-gerilim.

  • İLİŞKİLERİNDE İLETİŞİM
    Nursel Telman/Pınar Ünsal, Epsilon Yayınevi, kişisel gelişim, 244 sayfa

    Prof. Nursel Telman ve Doç. Pınar Ünsal'ın birlikte yazdıkları 'İnsan İlişkilerinde İletişim' adlı kitap, iletişim kurmanın teorik yöntemlerini anlatarak, okurunun yaşamını insanlarla ve kendisiyle iletişimin inceliklerine göre yeniden düzenlemesini sağlamayı amaçlıyor. Kitaptaki 'Çatışma Yönetimi', 'İş Yaşamında İletişim', 'İletişimde Kültürün Rolü', 'Komşuluk İlişkileri', 'Öfke ve Üstesinden Gelme', 'Kazan/Kazan İlişkileri' gibi bölümlerin her biri günlük hayatta çok işe yarayacak fikir ve yöntemler içeriyor. İki akademisyenin yazdığı 'İnsan İlişkilerinde İletişim', konuyla ilgili öğrencilerin yanı sıra hayatın her alanında iyi iletişim kurmak isteyenlere.

  • TEK KİŞİLİK DEVLET SIRRI
    Feyzeddin Alpkıray, Neden Kitap, roman, 206 sayfa

    Feyzeddin Alpkıray'ın 'Onlar(?) Zihinlerimizi Kontrol Edebilirler mi?' altbaşlığıyla yayımladığı romanı bu soruya yanıt arıyor. Kitabın baş kahramanlarından Necati, Bilgi Güvenliği Ajansı'nın ortaklarındandır. Ajans bilgi doğrulama sistemine sahiptir. Sistem kurulduktan sonra bilgilerin birçok noktada değişikliğe uğradığını fark ederler. Sistemin güçlendirildiği sıralarda Necati toplantı için Samsun'a gider. Samsun'a geldiğinde gizli bir örgütün adamlarınca kaçırılır. Kaçıranlar Necati'yi 'Uzaktan Zihin Kontrolü' konusunda eğitmek istemektedirler. Feyzeddin Alpkıray, Tek Kişilik Devlet Sırrı'nda 'Zihinlerimiz Kontrol Edilebilir mi?' sorusuyla okurların merakını cezbediyor.

  • TOMAS MÜNZER VE KÖYLÜLERLE SAVAŞI
    Maurice Pianzola, çeviren: Jale Reyhan İdemen, Evrensel Basım Yayın, roman, 204 sayfa

    Feodal yapının bozulduğu, ilerleme hareketlerinin önüne geçilemez olduğu on altıncı yüzyılda, özellikle Almanya'daki köylü hareketleri derebeylik sistemini tehdit etmekteydi. İşte bu dönemde Almanya üç büyük gruba ayrılmıştı. Bunlardan ilki, tutucu-katolik grup; düzenin devam etmesini isteyen ikinci grup onlara göre biraz daha ılımlı davranan burjuva grubu. Üçüncüsü ise istek ve arzuları Thomas Münzer tarafından dile getirilen köylüler ve halk yığınlarından oluşan devrimci partiydi. Maurica Pianzola, 'Thomas Münzer ve Köylülerle Savaşı' kitabında 1525 köylü ayaklanmasını oluşturan etkenlere ve o dönemin koşullarına ışık tutmayı hedefliyor.

  • HAREKETLİ ÇOCUKLAR DAHA KOLAY ÖĞRENİRLER
    Ursula Oppolzer, çeviren: Arzu Yarbaş, İlya Yayınları, sağlık, 182 sayfa

    Günlük okul hayatında, ilgisini toplayamayan, motivasyon eksikliği yaşayan, fazlasıyla huzursuz, huysuz ve hatta saldırgan öğrencilerin gitgide arttığını belirten Ursula Oppolzer, böyle bir ortamı olumlu hâle getirmenin yolu olarak çocuklara yaptırılabilecek egzersizleri 'Hareketli Çocuklar Daha Kolay Öğrenirler' adlı kitabında gösteriyor. 'İlk Ve Orta Öğretimde Uygulanabilecek Hareket Modelleri' alt başlığıyla yayımlanan kitap, hareketleri gösteren fotoğrafları ve ayrıntılı açıklamalarıyla sadece konunun uzmanları ve öğretmenler için değil, aynı zamanda çocuklarından muzdarip ebeveynler için de faydalı bir kitap olabilir.

  • ELEKTRA UÇURUMU
    Gülseli İnal, Telos Yayıncılık, şiir, 146 sayfa

    "Yeniden doğuyorum/Göl kapısında kendimi karşılarken/Su aynanın aksi/Beyazlaşıyor yankıda/İç çekişler yakarışlar arasında/Yine ben/Kemik balmumu kireç/Karışırken/Yüzümün yeni dairesine/Yoklukla değirmi beden/Ses ışık/Dokunup geçerken bahçe kapısına/Asmalar dokunur ruhuma/Öteki ruhuma ansızın/Ansızın bir yıldız/Evrene ulaştığında/Anlıyor asırlardır ölü olduğunu/Geride ne ışık ne toz/Ne hava yaprakları/ Yalnızca bahçe kapısında beni/Karşılayan/Ben/Tam orta noktasından/Geçen parabol'le/Bölünmüş bedenim renklere..." Son dönemin başat kadın şairlerinden Gülseli İnal'ın on ikinci şiir kitabı 'Elektra Uçurumu' Telos Yayıncılık tarafından şiir okurlarının beğenisine sunuldu.

  • EVREKA! BİLİMİN DOĞUŞU
    Andrew Gregory, çeviren: Emine Ayhan, Güncel Yayıncılık, bilim, 152 sayfa

    Bilim Tarihi öğretim görevlisi Andrew Gregory, bilimin temellerinin atıldığı ortamı ve bilimin doğuşunu 'Evreka! Bilimin Doğuşu' adlı kitabında anlatıyor. Yazar kitabını hazırlamasındaki asıl amacının bilimin temellerini atan Yunanların bu başarısının özünü, ruhunu ve Yunanlı düşünürler arasındaki tartışmanın heyecanını okurlara kavratabilmek olarak açıklıyor. Modern bilim, Öklid, Pisagor, Arşimet, Aristoteles, Galen ve diğerlerinin; matematik, astronomi, tıp, felsefe gibi bilimin pek çok ana disiplinine oluşturdukları temeller üzerine yükselmiş. Dolayısıyla modern bilimin nasıl ortaya çıktığı öğrenmek için 'Evraka! Bilimin Doğuşu' adlı kitap okunabilir.

    Topla şu eşyalarını!

  • DAĞINIKLIKLA BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI
    Rita Emmett, çeviren: Tuba Şahin, Kariyer Yayıncılık, 2005, 173 sayfa.

    Dağınıklık nedir, ne ifade eder, neden bunca insanı rahatsız eder? Rita Emmett, Dağınıklıkla Başa Çıkmanın Yolları'nda dağınıklığı oldukça ciddiye alıyor. Dahası stresin, baş ağrısının, sıkıntının ve kaygının en büyük sebebi olduğunu bile düşünüyor. Eğer siz de kendinize sık sık büyük bir tükenmişlikle 'ben bunca şeyi nasıl biriktirdim?', 'bu kadar çok eşyayı neden aldım?', 'neden hep bir şeyleri arayıp duruyorum?' sorularını soruyorsanız dağınıklık gibi bir sorununuz var demektir.
    Ancak 'evet ben dağınık bir insanım, böyle de bir sorunum var' deyip bu işten sıyrılmak da Rita Emmett'in kitabında yazmıyor. Kitap, 'Yeteri kadar, çok fazlaya dönüştüğü zaman' ve 'Dağınıklıktan kurtulun ve onu hep uzakta tutun' adlı iki bölümden oluşuyor. Başlığından da anlaşılacağı üzere ikinci kısımda dağınıklıktan kurtulmanın püf noktaları veriliyor. Başlangıç için dağınıklıkzedelerin hayat felsefesi olması gereken kurallar var. "Giyiniyorsan as!, düşürdüysen kaldır!, içinde yemek yiyorsan yıka!, döktüysen temizle!, açtıysan kapa!, kapattıysan aç!, yerinden kaldırdıysan yerine koy!, kırdıysan tamir et!, boşalttıysan doldur!, çalıyorsa cevap ver! mızıldanıyorsa yemeğini ver!, ağlıyorsa onu sev!" Rita Emmett'in ilk tavsiyesi eşyalarınızın nereye gideceğine karar vermek. Satmak mı istiyorsunuz yoksa bağışlamak mı istiyorsunuz eşyalarınızı? Satmak, artık üzerinde hiç de durmadığınız bir 'şey' sayesinde para kazanmak; bağış yapmaksa, ihtiyacı olan insanların yüzünü güldürerek bir tür terapi yapmak anlamına gelebilir. Kitap sizin nerelere bağış yababileceğinizi bile belirtmiş, yeter ki siz o dağınıklıktan kurtulun. Örneğin yerel bir tiyatro grubuna, bir lisenin meslek sınıfına, hayata yeniden başlayanlarla bağlantısı olan kurumlara fazlalıklarınızı vermek sizi her anlamda rahatlatır. Rita Emmett, eğer biz vakit bulamazsak dağınıklığı ortadan kaldırmanın sonrası olmayacağını ve hiçbir zaman dağınıklığı toparlamak için otuz saniye ayıramayacak kadar meşgul olmayacağımızı bilmemizi istiyor.
    Kitabının sonunda insanın içini rahatlatan duyguyu; 'dağınıklıktan uzak yaşamanın keyfi'ni dile getirmiş Rita Emmett. Dağınıklıktan Kurtulmanın Yolları'nda verilen tavsiyeleri göz ardı etmezsek, kitabı kapatırken hissettiğimiz derin rahatlamayı günlük hayatımızda da hissedeceğiz gibi görünüyor.

    Meltem Yılmaz

    Maket dünyasına bir bakış

  • MAKET DÜNYASINA İLK ADIM
    Abdullah Turhal, Altar Yayınevi, 2005, 111 sayfa.

    Maket yapmak günümüzün en rağbet gören hobilerinden biri. Gün geçtikçe hem bu hobiyle uğraşanların sayısı hem maket çeşitleri artıyor. Abdullah Tural'ın Maket Dünyasına İlk Adım adlı kitabı bu hobiyle uğraşanlar için iyi bir kaynak. Çünkü kitapta maketin tarihçesinin anlatımının yanı sıra ucuz maliyetle evde nasıl maket yapılabileceğine dair örnekler veriliyor.
    Anne babalara maket yapmanın el becerileri ile yeteneğini geliştirmenin yanı sıra öğrenmenin de yolunu açtığı ve bu nedenle çocuklara bu konuda destek olunması gerektiğini öğütleyen bir yazının ardından kitapta maketin tarihinin eski çağlarına kadar uzandığı anlatılıyor. Kitaba göre günümüzden 7755 önce Çatalhöyük'te bulunun Ana Tanrıça ilk maketlere verilebilecek en güzel örneklerden biri. İnsanların tarih öncesinden bu yana gerek tapınmak gerek çocuklarına oyuncak yapmak amacıyla yarattıkları küçük ölçekli figürlerin de maketlere örnek olabileceğinin söylendiği kitapta, bugünkü maketçiliğin şeklini 20. yüzyılda gelişen teknolojilerin belirlendiği anlatılıyor. Ve maketçiliğin bugünü anlatılırken tıpkı film ve yayıncılık sektöründe de olduğu gibi üretici firmaların siyasi gündem çerçevesinde üretim yaptıkları söyleniyor. Yani dünyada meydana gelen herhangi bir operasyon, savaş, teknolojik buluş gibi önemli gelişmeler sonrasında, o konu hakkında film çekilip, kitap yazıldığı gibi maketlerinin de üretildiği anlatılıyor. Ve bunun ülkelerin kendi üstünlüklerini yayma politikasına hizmet etmek olduğu öne sürülüyor. Tüm bunlardan sonuçla maketçiliğin aslında derinine inildiğinde masum bir hobiden çok daha fazlası olduğu ortaya çıkıyor. Birkaç sayfada özetlenen bu teorik bilgiler maket yapmakla hiç ilgilenmeyen birinin bile iştahını kabartıyor açıkçası. Ama kitabın eğlenceli tarafı bu değil. Çünkü birkaç sayfada özetlenen bu bilgilerin ardından maket yapmak için gerekli malzemeler, montaj, boyama ve temel teknikler detaylı bir şekilde okuyucuya sunuluyor. Kitabın büyük kısmını ise 'Adım adım bazı örnek çalışmalar' ile 'Altar'ın Figür ve Diorama Çalışmaları' adlı bölümler oluşturuyor. Bu bölümde Turhal'ın 1986'dan beri yaptığı maketlerden örnekler sunuluyor. Model kitlerinini, üretici firmaların, kullanılan boya ile diğer malzemelerin açıklaması yapılıyor. Maket Dünyasına İlk Adım hem renkli maketlerin yaratıcı dünyasında bir gezinti hem de dünya tarihine küçük figürler ışığında bir bakış vaat ediyor. Kitabın yayıncısının, yazarın adını taşıyan Altar Yayınevi, ait olduğu dizinin de 'Altar Maketçilik Kitapları No:1' olduğunu da not düşersek yakında maketçilik hakkında ciddi sayıda bir başvuru kitabının raflardaki yerini alacağı haberini de verebiliriz.

    Merhaba balıkçı

  • 'MERHABA' HALİKARNAS BALIKÇISI
    İ. Hatice Orman, Bilgi Yayınevi, 2005, 186 sayfa.

    Sabahattin Eyüboğlu "Anadolu gibi yurdun olsun, Balıkçı gibi dostun" demiş onun için. Bahsi geçen Balıkçı kim mi? Halikarnas Balıkçısı. O, Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olmakla birlikte, Anadolu tarihini ete ve kemiğe büründüren bir yazar olarak da edebiyatımızda farklı bir yere sahip. Öyle ki Azra Erhat "Anadolu cennetinin kapılarını Halikarnas Balıkçısı adlı altın anahtarla açtık" der. Ve şimdi elimizde Balıkçı'nın yaşamı ve yapıtları hakkında derli toplu bilgi edinebileceğimiz bir kitap var.
    'Merhaba' Halikarnas Balıkçısı, 17 Nisan 1890'da Girit'te bir Osmanlı paşasının oğlu olarak dünyaya gelen Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın, nam-ı diğer Halikarnas Balıkçısı'nın hayat hikâyesi ve yapıtlarının anlatıldığı bir biyografi kitabı.
    13 Nisan 1925'te Resimli Hafta dergisine yazdığı 'Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile İdama Nasıl Giderler' öyküsü nedeniyle Bodrum'a sürgüne gönderilmesi belki de Balıkçı'yı Balıkçı yapan olaydı. "O, pembe sabahlar, mavi öğleyinler, altın ikindiler, menekşe akşamlar diyârı" dediği Bodrum'da yirmi beş yıl kalan Balıkçı, buraya hayatını adadı.
    İ. Hatice Orman kitabında Cevat Şakir'in Halikarnas Balıkçısı'na nasıl dönüştüğünü anlatıyor. 'Merhaba' Halikarnas Balıkçısı, Balıkçı'nın yaşamı, sanatı, kişiliği, yapıtları hakkında yazılanlar ve yapıtlarından seçmelerle toplam altı bölümden oluşuyor. Balıkçı'nın Anadolu uygarlıklarına ve mitolojiye duyduğu ilgiyi bilmeyen az kişi vardır. Hatice Orman bu duruma da epey yer veriyor hâliyle. Yazarın on altı yapıtından anlatılara da yer veriliyor. Bizlere doğanın güzelliklerini anlatan ve onu sevmeye özendiren Balıkçı'nın Türk edebiyatındaki yeri apayrı. Yaşar Kemal'in "Bizden Nobel'e aday gösterilse ilk aklıma gelen Halikarnas Balıkçısı olurdu" sözleri bunları doğrular nitelikte. Bir anı, altı roman, beş öykü, on bir tane de denemesi olan yazarı genç kuşaklara çok iyi tanıtacak bir kitap 'Merhaba' Halikarnas Balıkçısı.
    Eserlerindeki kişilerin, ekmeğini denizden çıkaran, vurgun yiyen, ölen, deniz sevdalısı insanlar olmasının sebebi kendini bu kişiliklerle anlatmasıdır. Bilgi Yayınevi'nden çıkan bu kitap bir sürgünün ardından başlayan yeni bir hayatın, kendi hayatının mimarı Halikarnas Balıkçı'sının çarpıcı yaşamöyküsü. Biraz nostalji biraz da doğa isteyenler bu kitabı kaçırmamalı.

    Burak Soyer
  • Bu haber için okuyucularımızın yorumları
    Aşağıda bu haber için okuyucularımızın yaptığı yorumları görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
  • Siyah isyan  (Yazan: Ali Serdar Çolakoğlu)
  • Benim önerim  (Yazan: Volkan ÇİLİNGİROĞLU)
  • Metris Munzur  (Yazan: dara hasankeyf)
  • köle  (Yazan: çetin yılmaz)

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 2 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » KAPAK - BÜLENT SOMAY
    » Gösteri çağının açlık ustaları - HANDE ÖĞÜT
    » İnancını yitiren Adem - ERKAN CANAN
    » Binbir Buenos Aires masalı - AYŞE BENGİ
    » Biraz King biraz Greene - Z. HEYZEN ATEŞ
    » Denizler üstünde bir Don Kişot - A. ÖMER TÜRKEŞ
    » 'Mutluluktan önceki an' - ZEYNEP BERİK
    » 'Hayatımın fragmanları bu kitapta' - ASLI ÖRNEK
    » Öykünün ince sesi - FATİH BALKIŞ
    » İhanete elmas müthiş gerekçedir - BAKİ KOŞAR
    » Tomris Uyar'ın gözünden... - SENNUR SEZER
    » Kızı, Ataç'ı anlatıyor - YELDA DÖNMEZ
    » 'Yavaş yavaş Türk oluyorum' - ÜMİT BAYAZOĞLU
    » Download erkeklikler - HAMZA AKTAN
    » Gözyaşıyla yazılan... - KOSTA SARIOĞLU
    » Buralar eskiden dutluktu - ÖZLEM KÜÇÜK
    » Batılı gözüyle Osmanlı - EFNAN ATMACA
    » Yaşamak için soluklan... - AKIN SARI
    » Hep destek tam destek - HALUK HEPKON
    » Yoksulluğun karanlık portresi - ZEYNEP AKSOY
    » İlk hedefimiz Kapadokya - ECE ARAR EMENER
    » 2b?n2b?=???
    » Yurtsuz bir yazar - ÖZGÜR DURGUN
    » DİL MESELELERİ - NECMİYE ALPAY
    » Sonrası kime kalır? - SEMİH GÜMÜŞ

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #206
    "Gerek yok ki... Dikiz aynası, arka koltuktaki müşterileri kontrol etmeye yarar. Aileler filan rahatsız oluyor. Bazı şoförler bayanları dikizliyor. Çıkarttım ben de. Arkadaki arabaları görmek için de sağ ayna yeter yani, tabii..."
    Dikiz aynası olmayan taksi şoförüne "Neden?" diye sorduğunuzda bakın nasıl bir cevapla karşılaşacaksınız?

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.