Günün Sözü
Hiçbir zaman çýktýðýn kapýyý hýzla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin. Don Herold
Tarihte Bugün
Takvimler 23 mayýs tarihini gösterdiði zaman...1915 yýlýnda, Ýtalya, Avusturya-Macaristan’a savaþ ilan etti 1938 yýlýnda, Ýstanbul Elektrik Þirketi devletleþtirildi 1969 yýlýnda, Su Ürünleri Kanunu kabul edildi.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satýþ tarihinden iki gün sonra internete aktarýlmaktadýr. |
Osmanlý'nýn mimari kültürü
Gülru Necipoðlu, Sinan'ýn mimarisini Osmanlý kültürü içinde inceliyor; yapýtlarý tek tek sipariþ eden 'hami'ler baðlamýnda ele alýyor. Böylece yapýlarýn sahip olduklarý görsel, biçimsel ve iþlevsel kategori, mimarinin içinde yer aldýðý 'adap' saptanmýþ oluyor. Bu, hiç kuþkusuz Sinan çalýþmalarýnda bir ilk
17/03/2006 (2445 defa okundu)
HASAN BÜLENT KAHRAMAN (ArÅŸivi) Mimarlýk tarihi ve genel olarak mimarlýk bir toplumsal yapýyý anlamanýn en önemli araçlarýndan birisi. Yapý denilen olgu, ortaya çýktýðý günden beri kendisini aþan özelliklere sahip olmuþ. En geniþ tanýmla söylemek gerekirse yapý, kültürün bünyesi içinde yer alýyor ve ancak onunla birlikte deðerlendirildiðinde anlam kazanýyor; veya var olan anlamýný kendi dýþýndaki alanlarýn yorumlanmasýna aktarýyor. Baþtan beri bir ölçüde bilinen bu gerçek 20. yüzyýlýn son çeyreðinde baþlý baþýna bir anlayýþa ve sistematik bir çalýþma alanýna dönüþmüþ durumda. Kimlik, bellek (hatta beden) politikalarý olduðu kadar, özellikle toplumsal kuram mimarlýk alanýnýn içinden görülüp yorumlanýyor. Osmanlý'ya gelince; uzun Ýmparatorluk tarihi içinde diðer sanatlardan tartýþmasýz daha fazla aðýrlýk taþýyan bu alanýn incelenmesi, önemli 'duyuþlarý'ný ortaya çýkarabilecektir. Meselenin gelip dayandýðý son nokta Mimar Sinan. Egli'nin, Goodwin'in, Abdullah Kuran ve Doðan Kuban'ýn kitaplarý bu geniþ konuyu ancak çeþitli yerlerinden kavrýyor, ama temel bir yapýt, çalýþma yok.
Bugün, Ankara'daki Dil ve Tarih Coðrafya Fakültesi'nin bahçesinde yer alan bir Sinan heykeli var. Yanlýþ hatýrlamýyorsam, üstünde de Atatürk'ün 'Sinan'ýn heykelini dikiniz' sözü yer alýyor. Türk mimarlýðýnýn en önemli tartýþma konularýndan birisi, dolayýsýyla da tartýþýlmayan bir konu Sinan. Modernitenin baþladýðý dönemden bugüne kadar geçen zamana Sinan ne katmýþtýr, meçhul. Sinan'ýn bir parçasý olduðu, anýtsal mimarlýk birçok kaynakta belirtildiði gibi zaman aþan 'modern' bir içeriðe sahipse bugünkü mimarlýðýn içinde o birikimden ne var, o da meçhul. Çünkü, Sinan'ý baðlamlaþtýracak kapsamlý bir çalýþma ne yazýk ki yakýn zamana kadar yoktu. Fakat þimdi böyle bir çalýþma var.
Daha önce Topkapý Sarayý hakkýnda yazdýðý, Mimari, Seramonyal ve Ýktidar: 15 ve 16. Asýrda Topkapý isimli kitabýndan ufuk açýcý bilgiler edindiðimiz mimarlýk tarihçisi Gülru Necipoðlu'nun önce Reaktion Books tarafýndan Ýngiltere'de yayýmlanan Sinan'ýn Çaðý: Osmanlý Ýmparatorluðunda Mimari Kültürü baþlýklý kitabý bu defa Amerika'da Princeton Üniversitesi Yayýnlarý tarafýndan basýldý. Hiç abartmaksýzýn söylemek gerekirse Necipoðlu'nun bu yapýtý dev bir çalýþma. Ýlk kez 1993-94'te tasarlanan kitap þimdi on yýlý aþkýn bir süre sonunda okurun önüne geliyor. 'Dev' nitelendirmesini bu emek birikimi kadar yapýtýn 'fizik' boyutlarý da hak ediyor. Kitap büyük boy 600 sayfadan oluþuyor. Haydi onu da söyleyeyim, yapýtta 550 adet çizim, fotoðraf, ilüstrasyon yer alýyor. Yapýtýn mimari çizimleri Arben N. Arabi tarafýndan yapýlmýþ, Sinan'ýn yapýtlarýnýn fotoðraflarýnýn Reha Günay tarafýndan çekilmiþ. Kýsacasý, neresinden bakýlýrsa bakýlsýn özgün bir yapýt var elimizde.
Kimlik ve bellek
Hemen belirteyim: Necipoðlu'nun bu kitabý sadece Sinan'ýn yapýtlarýna veya Sinan'la ilgili özgül bir noktaya odaklanmýyor. Kitap geniþ ölçüde, alt baþlýðýnda vurgulandýðý gibi Osmanlý toplumundaki mimari kültürü sorguluyor. Daha önce Topkapý Sarayý'yla ilgili çalýþmasýnda da gördüðümüz üzere Necipoðlu konuyu tarihsel bir baðlam içine yerleþtiriyor. Böylece, ortaya, sosyal ve entelektüel açýlardan da kuþatýlmýþ, kapsamlý ve bize salt bir mimarlýk kültürünü anlamakta deðil, bir bütün olarak Osmanlý toplumunu kavramakta olaðanüstü deðerli katký saðlayan bir çalýþma çýkýyor. Necipoðlu kitabýn baþýnda Sinan'la ilgili çalýþmalarýn daha ziyade bir form deðiþimi çerçevesi içinde veya Sinan'ý örneðin Mikelanj'la mukayese ederek kaleme alýndýðýný belirtiyor. Bu yaklaþýmlarýn söz konusu mimarlýðýn 'baðlam' sorunlarýný ihmal ettiðini vurgulayarak kendi yapýtýnýn özellikle bu açýdan kurgulandýðýný anlatýyor. Babinger'in tarihçilerle mimarlýk tarihçilerinin birlikte çalýþmasý gerektiði yolundaki saptamasýnýn böyle bir kurgu için zorunlu olduðunu iþaret ediyor Necipoðlu. Böylesi bir muhakemeden hareket etmesi nedeniyledir ki, kitap, baþlangýçta belirttiðim gibi, mimarlýk kültürünü aþacak biçimde Osmanlý yönetim yapýsýnýn da toplumsal dinamiklerinin de kültürel zihniyetinin de hem bir bütün olarak kuþatýlýp kapsanmasýný hem de o olgularý farklý bir perspektiften görmemizi saðlayabiliyor. Sinan'ýn Çaðý (belki buna Sinan Çaðý demek daha doðru olabilir) Osmanlý tarihiyle uðraþanlarýn da çok çeþitli meseleleri irdelerken baþvurmasý zorunlu olan bir yapýt, kýsacasý.
Necipoðlu'nun Sinan'ýn ele alýnýþ biçiminin ayrýntýlý bir dökümünü yaparak baþlýyor. Sinan'ýn, daha çok Wittkower'in Rönesans mimarlýðýný deðerlendirirken getirdiði kurgu içinde ele alýnmasý özellikle bu mimarlýðýn mekânla olan baðýný tarih dýþý bir noktaya taþýmýþ ve dönemin koþullarýný, süslemenin anlamýný yok sayarak bu büyük mimarýn yapýtýný kýsýtlý bile denebilecek yapýsal bir ussallýk baðlamýna yerleþtirmiþtir. Kuban, bu ve diðer Oryantalist yaklaþýmlarý aþmak maksadýyla daha evrenselci ve tarihsel bir çerçeve çatmýþ fakat bunlarýn tümü bu mimarlýk anlayýþýnýn kendi içinde ve 'kendi terimleriyle' kavranmasýný engellemiþtir (s. 15). Burada ilginç olan nokta, Necipoðlu'nun saptamasýyla, söz konusu yaklaþýmlarýn 'seküler' boyutunun bu yapýtýn arkasýnda yer alan dinsel, sosyo-politik ve kültürel baðlamý yok saymasýdýr (s. 15). Buna mukabil dinsel boyutu içeren modellerde de mesele 'kubbe' ve 'tevhid' kavramýna indirgenmiþtir (s.16).
Buna mukabil, Necipoðlu, yaklaþýmýný þöyle somutlaþtýrmaktadýr: "Baþlý baþýna özerk bir alan olmaktan öte, mimarlýk, birbiriyle içten içe baðlý çok sayýda temsili pratiklerle kesiþir. Sinan, hamileri ve izlerçevresi bu alana gömülüdür". Sinan'ýn yapýtlarý tek müdahale edenin padiþah olduðu sanatsal bir deneyimle sýnýrlý deðildir. Yapýtlar oluþturulurken ilk aþamasýndan son evresine kadar çeþitli müdahalelere açýk olmuþ ve bu yapýtlar kültürel olarak kimlik ve bellek tanýmlarýndan da etkilenmiþtir (s. 20). Fakat burada daha etkili olan bir faktör bu yapýlarý yaptýran kiþinin toplumsal hiyerarþi içindeki konumudur. 'Selatin' (Sultani) camilerle diðerleri arasýndaki farkta olduðu üzere yapýtlar onu yaptýran kiþinin (toplumsal) konumundan da etkilenecektir. Dolayýsýyla Necipoðlu'na göre Bourdieu'nün 'fark' (distinction) kavramý Osmanlý toplumsal yapýsýnda oynadýðý rol ölçüsünde Sinan'ýn yapýtlarý üstünde de etkilidir.
Necipoðlu, bu anlayýþ içinde bu büyük kitabý iki kesimde oluþturmuþ. Ýlk kesimde Sinan'ýn yapýtlarýnýn üzerine oturduðu temel çerçeveyi büyük bir dikkat ve yukarýda deðindiðimiz yaklaþým içinde irdeliyor. Ýkinci kesimde ise Sinan'ýn yapýtlarýný teker teker ele alarak yorumluyor. Fakat bunu yaparken, yukarýda saptadýðýmýz genel anlayýþla hareket ederek, bu yapýtlarý sipariþ eden 'hami'ler baðlamýnda ele alýyor. Böylece yapýtlarýn sahip olduklarý görsel, biçimsel ve iþlevsel kategorinin içinde yer aldýðý 'adap' (decorum) çerçevesi saptanmýþ oluyor. Bu, hiç kuþkusuz, Sinan çalýþmalarýnda bir ilk. Bununla birlikte, ben özellikle ilk kesimin üstünde durduðu sorunsallarý biraz daha ayrýntýlý olarak ele almak istiyorum.
Sinan'ýn gizli kodlarý
Kitabýn ilk kesiminin birinci bölümü 'Yasal Araç ve Bellek' baþlýðýný taþýyor ve iki temel alt baþlýktan oluþuyor. Bunlar 'Cami Ýnþasýnýn Dinsel, Yasal Baðlamý' ve 'Zafer ve Þan Andaçlarý olarak Dini Vakýflar'. Bölüm, Ýslam ve Osmanlý dinsel sistemleri içinde ve namaz baðlamýnda cemaat olgusuna nasýl yaklaþýldýðýný, seremonyal ve ritüel yapýnýn kitle, nüfus ve kültürel çevreyle olan iliþkisini ele alarak Sinan'ýn selatin camilerde ortaya koyduðu üslubun kökenlerini irdeliyor. Bölümün ikinci alt baþlýðý ise 'vakýf' veya 'hayrat' gibi amaçlarla ortaya çýkarýlmýþ olan yapýlarýn, yasal-dinsel boyutlarýný ve gene bu olgularýn Sinan'ýn mimarlýðý üstünde oynadýðý açýk ve kapalý rolleri ortaya çýkarýyor.
Ýkinci bölüm 'Mimarlýk ve Adab Kültürü' baþlýðý altýnda 'Kentsel Geliþme Politikalarý', 'Ýslami Doðuda ve Rönesans Ýtalya'sýnda Mimarlýk', 'Yeni Cami Estetiði ve Sinan'ýn Ýstanbul'u', 'Adabýn Kodlarý' alt bölümlerinden oluþuyor. Konu baþlýklarýndan anlaþýlacaðý üzere bu bölüm bir yandan Sinan'ýn ve genel olarak Osmanlý mimarlýðýnýn yapýsal anatomik, bir anlamda da 'dýþsal' sýnýr þartlarýný belirlerken bir yandan da bu mimarlýðýn toplumsal/kültürel planda oynadýðý rolün Ýtalya'daki mimarlýkla mukayesesini yapýyor. Bu, iki nedenden ötürü ayrýca önemli. Bir, Sinan söz konusu olduðundan sürekli gönderme yapýlan Aya Sofya olgusunu Necipoðlu irdeliyor; iki, Sinan irdelemelerinde çok ele alýnan 'evrensel', zaman ötesi mimarlýk kavramýný ayaklarý üstüne oturtuyor. Etkileþimler, benzeþimler kadar ayrýþmalar da önemli ki, Necipoðlu'nun bu yönde heyecan verici bir yorum geliþtirdiðini geçerken belirtelim. Tabii, cami estetiðindeki dönüþümün anlamlar dünyasý ve ortaya çýkan yeni estetiðin kendi dýþýndaki kültürel bileþenlerle kurduðu diyalektik etkileþimin bu bölümdeki çözümlemesi ufuk açýcý.
'Bir Birey ve Kurum Olarak Baþ Mimar' adýný taþýyan kýsmýn ilk bölümü 'Ebedi Ustanýn Portesi'ni çiziyor. Bu bölümün çizdiði Mimar Sinan portresi gene iki önemli olguyu iç içe geçirerek veriyor. Bir, tarihi yapan kiþi kadar tarihin yaptýðý kiþi olarak Sinan; iki, Osmanlý toplumsal/kültürel yapýsýnda bir mimarýn, çok kendisine özgü koþullarda biçimlenmesi. Kuþkusuz bu tür irdelemelerde çok aranan sübjektif/artistik deðerlerle objektif/kültürel-toplumsal deðerler arasýndaki diyalektik gerilim ve etkileþimi Necipoðlu büyük bir incelikle temellendirmiþ bulunuyor. Bütün bunlarla birlikte bakýnca kitap, Sinan'ýn mimarlýðýný genel bir morfolojik genetin kendi içindeki dönüþümü olarak irdeliyor. Türk-Osmanlý-Ýslam sanatsal dil öðeleriyle dönemin farklý coðrafya ve kültürlerinden gelmiþ etkilerin bir karmaþasý Sinan'ýn yapýtý. Ayný zamanda da salt kendisine özgü olan bir gerçeklik taþýyor. Bu özelliði de ait olduðu kültürel/yönetsel yapýnýn bir sonucu. Dolayýsýyla bu kitap sadece Osmanlý'nýn çokkültürlü bir yapý olarak Sinan'ý ve mimarlýðý nasýl belirlediðini deðil, Sinan'ýn yapýtýna gizli anlam kodlarýyla bu olguyu nasýl etkilediðini gösteriyor.
Nihayet Sinan yapýlarýnýn irdelendiði son kesimden önce 'Mimari pratiðin Kurumsal Çerçeveleri' baþlýklý bölüm geliyor. Osmanlý saray ve yönetim düzeni içinde mimarlýðýn anlamý ve iþlevsel olabilmesinin olanaklarý bu bölümde, diðer bölümlerde olduðu üzere, müthiþ bir araþtýrmaya dayalý olarak irdeleniyor. Ardýndan gelen büyük kesim, benim 'adab' diye çevirdiðim 'decorum' kavramýna ve bu kitapta oynadýðý role koþut olarak Sinan'ýn yapýtlarýný 'sipariþ edenleri'ne göre ele alarak ve teker teker bu yapýtlarýn çok ayrýntýlý, çok kapsamlý irdelemelerini gerçekleþtirerek tamamladýktan sonra kitap, Necipoðlu'nun Epilog bölümündeki, 'Sinan'ýn Mirasý'ný tartýþmasýyla sona eriyor.
Ýngilizcede kendi alanýný neredeyse geriye dönüþü olmaksýzýn etkileyen ve ondan sonraki baþlangýçlarý oluþturan temel yapýtlar için kullanýlan kavram 'definitive'dir (kesin, son). Necipoðlu'nun kitabýnýn Sinan konusunda böyle bir yapýt olduðunu söylemek malumu ilam kabilinden olacak. Sadece bir tek bölümü bile yayýmlanmýþ olsaydý, Necipoðlu'nun yapýtý büyük katkýlar saðlayacaktý... Bu açýdan elimizdeki yapýt, bir daha söyleyelim ne salt bir Sinan kitabýdýr ne de salt bir mimarlýk tarihi kitabý. Kitap, ayný zamanda bir Osmanlý toplumsal/kurumsal tarihi metnidir ve bu nedenle Osmanlý'nýn en önemli bir devrini anlamanýn baþyapýtlarý arasýndadýr. Kýsacasý bir dönem, bir kurum ve kimlik baðlamý içinde olanca ayrýntýsý ve kapsamýyla bir Sinan var karþýmýzda, teker teker tüm yapýtlarý irdelenerek ve yorumlanarak, üstelik... O nedenle, bu kitabý Sinan'dan Necipoðlu'na uzanan zincirin son halkasý diye nitelendirmek gerek!
THE AGE OF SINAN
Architectural Culture in The Otktoman Empire
Gülru Necipoðlu, Arben N. Arapi, Reha Günay, Princeton University Press, 480 sayfa, 2005, 99.5 $
|
| Bu haber için okuyucularýmýzýn yorumlarý |
| Aþaðýda bu haber için okuyucularýmýzýn yaptýðý yorumlarý görüyorsunuz. Siz de yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen týklayýn ve tüm okurlarýmýzla paylaþýn!
Koca Sinan (Yazan: Volkan ÇÝLÝNGÝROÐLU) |
Þu ana kadar deðerlendirmeye katýlan 1 üyemizin puan ortalamasýný yanda görebilirsiniz. Puan verme iþleminden yalnýzca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 5 |
'Kitap' ekimizdeki diðer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #561
"Manken Deniz Akkaya'nýn Allah'ý var: Tanrý kendisini yaratýrken epey uðraþmýþ. Standartlara uysun diye eksik býraktýðý bir-iki yerini de estetik cerrahlarý tamamlamýþ. Ortaya bir 'hilkat ilahesi' çýkmýþ." Yalçýn Pekþen...
Haber Arama
Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.
|