Günün Sözü
Öyle sitemler vardır ki, bir övüştür ve öyle övmeler vardır ki, kötülemedir. La Rochefoucauld
Tarihte Bugün
Takvimler 06 eylül tarihini gösterdiği zaman...1909 yılında, Mustafa Kemal, Selanik'te 3. Ordu Piyade Subay Talimgahı Komutanı oldu. 2000 yılında, Kuşadası'na gemiyle gelen ABD'li 850 eşcinselin kenti ve Efes'i gezmesine izin verilmedi. Karar tepkiyle karşılandı. Turistler, ertesi gün gittikleri İstanbul'da, kırmızı halı ve lokumla karşılandılar.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır. |
Kapı aralığından...
'Bambaşka Hayatlar', Cem Uçan'ın ilk öykü kitabı. Uçan, sanatçı kumaşı olan bir kalem sahibi ve onu ileride bir öykü ustası olarak görmemiz olası
31/03/2006 (305 defa okundu)
DİNÇER SEZGİN (Arşivi) Akıp gitmekte olan yaşamın bir yerinden bir kesit alın, kameranızı çevirin o kesite; zoom yapın, iyice yaklaşın, detaylar da belli olacak biçimde hâkim olun görüntüye ve gördüğünüzü, gördüklerinizi anlatmaya başlayın. Kaleminizin ucu tutun ki objektifiniz; görüntüyü o dile getiriyor, yani kâğıda geçiriyor. Fotoğraf kâğıdına değil de yazı kâğıdına yapıyor kaydı. Cem Uçan'ın Bambaşka Hayatlar adlı öykü kitabı için yapılabilecek en kesin, en kestirme yargı bu olabilir diye düşünüyorum. On üç öykünün bulunduğu yüz on dokuz sayfalık kitabın ilk iki öyküsünü ('Senin İçin' ve 'Bırakır') çok zorlanarak okudum. Adını hiç mi hiç duymadığım bu genç kalem için, kara bulutlar doluştu yüreğime. Ama ne olduysa oldu, üçüncü öyküden sonra öykülerin dili birden bire çözülüverdi, tutukluklar bitti, tıkızlıklar ortadan kalktı, doğallık tümüyle yerleşti satırlara, özentili anlatım son buldu, konuşur gibi bir söyleyiş çıktı ortaya. Cem Uçan anlattı, ben de dinledim son öykünün, son satırına kadar. Kitabı kapatıp bir kenara koymadan önce yeniden başa döndüm, zorlandığım o iki öyküyü yeniden okudum. İlk okuduğumda yaşadığım soğukluk, yabancılık, özentili anlatım bu kez çıkmadı karşıma. Onlardan sonra okuduğum on bir öykünün etkisiyle mi böyle bir izlenime kapıldım? Yoksa gerçekten, her yazarda olduğu gibi, onun diline de alıştığım için mi ilk etki yok olmuştu, bilemiyorum? Cem Uçan imzasını hiç anımsamadığımı söyledim. Yanılıyor muyum diye düşündüm uzun uzun, gerçekten anımsamıyordum. Ama yazımın en sonunda söyleyeceğimi şuracıkta söyleyivereyim; henüz otuz üç yaşında olan Cem Uçan öyküyü sürdürürse, öyküye böyle sıkı sarılırsa, dili üzerinde biraz daha dikkatlice durursa, gelecek yıllarda öykü defterinizin 'C' harfinde, şimdiden ona bir yer ayırın derim.
İnternet aşkları
Bambaşka Hayatlar ilk kitabı Uçan'ın. Anlatımda, kurguda, dilin rengine uygun görülen ağırlıkta, olaylar arası bağlantılarda, bağlantılardaki 'merak öğesi'nin dozunun ayarlanmasında, yeni bir söyleyiş bulma rahatlığında, konuşur gibi, doğallığı hiç yitirmeden yazma hünerinin yakalanmasında, şimdiden usta demekte sakınca bulmayacağımız bir kalem sahibi İzmirli yazarımız. Örneğin bir 'Ev' öyküsü var. Bir evin, uzun süre ortalıkta görünmeyen sahibini nasıl özlediğini anlatıyor bize. Şu daracık yere, o öyküden birkaç satır almadan edemeyeceğim; "Evin seni özlediğini düşünürsün. Bunca zaman yalnızlıktan sıkılmış olduğunu, karanlıkta, bin bir ürkütücü tıkırtının arasında hep seni beklediğini, kapının açılmasıyla birlikte sona eren hasretin coşkusunu düşünürsün. (...) Özlemiştir seni, ama aynı zamanda üzgündür, biraz da küskün. Onca zaman boyunca beklemiştir seni, aynen bıraktığın gibi bulabilmen için. Bekleyiş sürdükçe sabırsızlığı artmıştır." (s. 110).
İnternet aşklarından esinlenerek (sanıyorum) yazılan bir 'Kablodaki Mesaj' öyküsü var. İlk cümlemdeki "akıp giden yaşamın bir yerinden alınan bir kesit", sözüme 'cuk' oturan bir öykü. Kısacık ama, çağrışımı zengin, birkaç sayfada, şu an yaşanmakta olan internet sarasını ve yozlaşmayı çok güzel simgeleyen, tadına doyulmaz bir öykü. 'Korkunun Düşündürdükleri', 'Başka Bir Hayat', 'Bir Mektup Yaz', 'Bir Akşam' bu güzellik zincirinin öteki halkaları. Kitabın arka kapağında bu öyküler için "Sıradan bir şeyden hikâye çıkarmak, merak saikimizi yükseltip, aniden yarım bırakmak... Bambaşka hayatlardan, bitmemiş hikâyelere." deniliyor. Doğru bir saptama. Sanırım yazarlık, sanatçılık da bu. Herkes için sıradan olanın (görünen yüzün), herkese görünmeyen yüzünü ayrımsamak ve oradaki dramı yakalayıp, yazabilmek. Ondan bir öykü, bir roman çıkarabilmek. Cem Uçan, sanatçı dokusu, kumaşı olan bir kalem sahibi. Onu ileride bir öykü ustası olarak görmemiz elbette olası. Ama dilimizi çok seven biri olarak, söylemekte yarar görüyorum. Dil savrukluğundan kurtulacak, bu dili sevecek, iyi bilecek, örneğin yukarıdaki sözü 'merak saiki' söylemini yazdırmayacak kitabının arka kapağına. Örneğin ilk öykünün ('Senin İçin') ilk satırında "Daha önce defalarca kez söylemek istediklerimi..." gibi bir tümce ile çıkmayacak okurun karşısına. Sayılamayacak kadar çok noktalama yanlışı olmayacak, bu güzel öykülerde. Bambaşka Hayatlar'ı, bambaşka yazarlar yazar, sıradan olanlar değil. Hoş geldin Cem Uçan.
BAMBAŞKA HAYATLAR
Cem Uçan, Sel Yayıncılık, 2005, 119 sayfa, 7 YTL.
|
| Okuyucu yorumları |
| Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
|
(Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)
'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #275
"Ufak yıpratma oyunları bunlar. Bana engel olamaz. Konserlerimi dolduran binlerce insan, 7'den 70'e herkes benimle tek yürek olmuşlar. Dürüstlük tek anahtardır. Apaydınlık yarınlara, dostlarım ve ailemle hızla yürüyorum." Gülben Ergen, bu ve benzeri söylemleriyle ünlü bir marş yazarı/bestecisi olma yolunda hızla ilerliyor.
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|