Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir. Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...1921 yılında, Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu. 1995 yılında, Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır. |
Üçüncü sayfa haberi
Flaubert, 'Madame Bovary'de bir küçük burjuva kadınının çöküşünü, manevi acılarını ve bu kadının dramının arkasında yatan bayağı, önemiz ve küçük dünyayı anlatmıştır
21/07/2006 (655 defa okundu)
A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi) Sadece 19. yüzyıl romanının değil, roman tarihinin en başarılı örneklerinden biri olan Madame Bovary, Gustave Flaubert'in ilk romanıydı. Flaubert, 1821'de Fransa'nın Rouen bölgesinde doğmuştu. Babası tanınmış bir doktordu. Hukuk tahsili için on sekiz yaşında Paris'e gitti, ama ısınamadı bu mesleğe, Rouen'e dönerek ailesine ait kent dışındaki bir eve yerleşti. Bundan sonraki yaşamı boyunca iki kez Fransa dışına yolculuk yapması ve arada bir Paris'teki edebiyat çevrelerini ziyaret etmesi dışında hep yalnız yaşadı ve ibadet edercesine edebiyatla ilgilendi. Madame Bovary, 1857 yılında 'Revue de Paris' dergisinde tefrika edildiğinde hükümet tarafından kamunun ahlak ve dini duygularına hakaret edildiği gerekçesiyle yasaklandıysa da dava beraatle sonuçlandı. Flaubert, ününü romanı kadar bu davaya da borçludur. Sonraki yıllarda Salammbo(1864), Duygusal Eğitim (1872), Üç Hikâye (1877) ve Bilirbilmezler (1880) adlı diğer önemli eserlerini tamamladı ama maddi sıkıntılarından kurtulmasına yetmedi yazdıkları; üstelik sağlığı da bozulmuştu. 1880 yılında geçirdiği felçten kısa bir süre sonra öldü...
Hükümetin 'kamunun ahlak ve dini duygularına hakaret' kabul ettiği Madame Bovary, Emma Bovary adlı taşralı genç bir kadının mutsuz evliliği ve karşılıksız aşkları üzerinde yükselen bir trajedidir. Bu şablonda yazılmış pek çok hikâye sayabiliriz ki hiçbiri de hükümetleri rahatsız etmemiştir. Flaubert'in gördüğü tepki Emma'nın şahsında, 19. yüzyıl Fransız kadınının kıstırılmış hayatının, evlilik müessesesinin insan doğasına aykırılığının ve toplumsal değer yargıları ve ahlak ölçülerinin ikiyüzlülüğünün teşhir edilmişliğindendir. Flaubert, burjuva yaşamını, insanı tüketen, çabalarını ve umutlarını silip götüren bir bataklık olarak görerek Madame Bovary'de bir küçük burjuva kadınının çöküşünü, manevi acılarını ve bu kadının dramının arkasında yatan bayağı, önemiz ve küçük dünyayı anlatmıştır.
Altbaşlığı 'Taşra Töreleri' olan romanda, taşrada doktorluk yapan bir adam ve güzel karısına odaklanır hikâye. Charles pasif, silik, karısının isteklerini karşılamaktan uzak, hayatının her kazanımını annesi sayesinde elde etmiş bir adam. Kendisinden, karısından, hayatın sıradanlığın mutlu mesut yaşayan kocasının aksine kadın bir boşluk hissine kapılmıştır. Doğrusunu söylemek gerekirse boşluk hissini yatan önemsizliktir. Başlangıçta adlandıramadığı duyguları Vikont'un evine davet edildiklerinde yerli yerine oturacaktır. Flaubert, Emma'nın 'uyanışını', o uyanışı tetikleyen bütün ayrıntılarla aktarırken insan psikolojisinin derinliklerine ulaşır...
Bundan böyle sadece soyluların salonlarında gördüğü o parıltılı hayat vardır zihninde. Kadın gazetelerinden 'Corbeille'e, kibar çevrelerin hayatından söz eden 'Sylphe des Salons' dergisine abone olur. Tek satırı bile atlamaksızın, ilk temsillerin ayrıntılarını, at yarışlarıyla, eğlentilerle ilgili haberleri yutarcasına okuyacak, yeni modaları, iyi terzilerin adlarını, Boulogne Ormanı ile Opera'ya hangi günler gidildiğini ezbere sayacaktır. Ve elbette romanlarla zenginleştirir düşlerini. Artık romanlardaki uydurma kişilerle Vikont'un davetindeki kişiler arasında yakınlıklar, benzerlikler kurmaya çalışacak, kendisini bir roman kahramanına benzetecektir. Benzerliği sağlamanın yolu önce bir âşık sonra da zenginlerin kullandığı eşyalardır; kocasını aldatır, en sonunda da borca gömülmüş, mahvolmuş halde kendi canına kıyar.
Gazetelerin üçüncü sayfasında sıklıkla rastladığımız bir hikâye bu. Kadınlı erkekli binlerce Madam Bovary, magazin haberlerinde Lailaları Reinaları izleyerek, o insanlarla özdeşleşerek, onlar gibi olmak uğruna banka kartı borçları altında ezilerek yaşamıyor mu ülkemizde? Borçların yükünü taşıyamayan, tatmin edilmemişliklerini evlilik dışı ilişkilerde doyurmaya çalışan insanların intihar ya da cinayet vakalarına zaten alışık değil miyiz? Öyleyse Flaubert'in daha 19. yüzyılda öngördüğü bu 'alelalade' vakayı çekici kılan ne? 'Madame Bovary'i neden alkışlıyoruz?
İlk çağdaş roman
Sadece gerçekleşmiş bir kehaneti dillendirmesi, burjuva toplumunun yumuşak karnını çok önceden sergilemesi değil Madame Bovary'e büyük roman niteliği kazandıran şey. Flaubert, o zaman dek romancıların çözemediği pek çok teknik sorunu da yanıtlamıştır. Hayatın düzensiz, alakasız anlarını yan karakterler aracılığıyla göstermekte, ayrıntı seçiminde, kusursuz kurgusuyla, değişen bakış açıları, tasvirleri ve özellikle de titiz diliyle pek çok edebiyat eleştirmeni için ilk çağdaş romandır.
Romanda yer alan her karakterin hakkını verilmiş, dönemin hemen her karakteristiği bir karakterle temsil edilmiştir. Kalabalıklar karşısında çaresiz kalan, yalnızlaşan ve yabancılaşan bireyin iç dünyasına kolaylıkla uzanır Flaubert. "Kadın kahramanın manevi dramı, yani romantik düşlerin yitimi, aşk acıları, yaptıklarından duyduğu korku ve pişmanlık, yüce duygulardan aniden silkinip küçük burjuva hesaplara geçişi, hem duygusal bakımdan hem de Flaubert'in bunlara verdiği önem, hikâyenin ardındaki bencil toplumsal çerçeveye nazaran ağır basar". Emma Bovary'nin başka bir hayata duyduğu ihtiras, çok büyük düş kırıklıklarına sebep olur. Toplumdaki yozlaşma, Emma Bovary karakterleri üzerinden okuyucuya iletilir. Toplumsal olayların sözcüsü ise eczacı Homet'tir. Bu karakter, Fransız Devrimi'nin 'kutsal' ilkelerini ikiyüzlü bir biçimde ağzından düşürmeyen ama pratikte asla onlara sadık olmayan liberalizmin temsilidir.
Flaubert, gerçekçiliğe olan tutkusuyla roman kahramanlarının hiçbirine yakınlık duymadan yazmıştır metnini. Bağlandığı Doğalcılık gereği 'bilimsel' bir yaklaşımı vardır. Her karakteri ve her olayı titizlikle inceler, kişilerin ve olayların nedenlerini araştırır ve bütün bunları mükemmel bir dille okuyucuya aktarır. Bu nedenle, kahramanları ile duygusal bağlar kurmaz, onları haklı çıkarmağa çalışmaz, araya girip yargılamada da bulunmaz. Toplumsal düzene de doğrudan saldırmayacaktır. O sadece seçer, ayıklar ve gösterir, ama olan biten her şeyi gösterir; zenginlik ve yoksulluk farklarını, paranın gücünü, eşyanın kamçıladığı arzuları, Paris'le taşranın karşıtlığını, kısacası daha başlangıcında yozlaşan burjuva düzenin insan doğasına yaptığı yıkıcı etkileri öyle karakteristik sahnelerle tasvir eder ki, bu 'cepheden savaşıp küçük burjuvalara cafcaflı nutuklar çekmekten' çok daha moral bozucudur.
Kendinden kısa bir süre sonra yazmaya başlayan Zola tarafından sistematize edilen Naturalizm akımının ilk yazarıydı Flaubert. Romanını biraz da manifesto olarak görmüş ve Fransa'da o yıllara kadar egemen edebi akım olan romantizme saldırmayı görev edinmiştir. Romantizm hareketinin prensip ve duygularına kapılan ve onları ciddiye alan boş kafalı bir kadının nasıl felakete sürüklendiğini göstermeyi amaçlayan Flaubert'in romanın tamamına yayılan hicvi, en çok Emma'nın okuduğu eserler aracılığıyla romantizme yöneliktr.
İletişim Yayınları'nın titiz edisyonuyla okuyucuyla buluşan Madame Bovary, özellikle Geoffrey Wall'ın Önsöz ve Julian Barnes'ın Sonsöz yerine geçen kapsamlı inceleme yazılarıyla önem kazanıyor...
MADAME BOVARY
Gustave Flaubert, Çeviren: Samih Tiryakioğlu, İletişim Yayınları, 2006, 426 sayfa, 17.5 YTL.
|
| Okuyucu yorumları |
| Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 2 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 4 |
'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #89
"... Ve aileyle birlikte bütün televizyon kanallarında
arzu endam ediyor. (Ayşe Arman)" 'Arz-ı endam' olmasın?
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|