Günün Sözü
Kuþku, mutluluðun olduðu kadar iyi yeteneklerinde düþmanýdýr. Samuel Johnson
Tarihte Bugün
Takvimler 26 mayýs tarihini gösterdiði zaman...1959 yýlýnda, Türkiye-Amerika Atom Enerjisi Ýþbirliði Antlaþmasý imzalandý. 1962 yýlýnda, Çekmece Nükleer Araþtýrma ve Eðitim Merkezi (ÇNAEM) açýldý.
|
 |
 |
 |
| Radikal gazetesinin ekleri bayi satýþ tarihinden iki gün sonra internete aktarýlmaktadýr. |
Hidayet romanlarý
'Bellekteki Huriler', hidayet romanlarýnýn Ýslamcý siyasal kriterlerini ve bu romanlarýn popüler kültürün deðiþiminde taþýdýðý rolü gün ýþýðýna çýkarýyor
08/09/2006 (1197 defa okundu)
ORHAN KAHYAOÐLU (ArÅŸivi) Bellekteki Huriler- Ýslamcý Popülist Kültüre Eleþtirel Bakýþ, 1970'li yýllarla birlikte hýzla geliþen ve deðiþimler yaþayan Ýslamcý söylemlerin edebiyata özellikle de romana nasýl yansýdýðýný, konusunun ana merkezi alan bir inceleme-deneme kitabý. 'Hidayet romanlarý' olarak adlandýrýlan, fýkhýn açýklayýcýsý gibi yazýlan bu romanlarýn, kurgudan uzak, edebi olmaktan çok Ýslami inançlarý yayma amacýyla yazýldýðý aþikârdýr. Kitabý kaleme alan Ahmet Sait Akçay, baþarýlý öykü ve denemeleriyle bilinen bir isim. Yazarýn bu akademik merkezli çalýþmasý, yalnýz hidayet romanlarýnýn anlam dünyasýný, inanç ve ideolojilerine dair tasavvurlarýný eleþtirmiyor; ayný oranda Ýslamcý siyasal kriterlerini ve bu romanlarýn popülist ve popüler kültürlerin yaþadýðý deðiþim ve etkileþim içinde taþýdýðý rolleri gün ýþýðýna çýkarma çabasýnda. Hidayet romanlarýnýn, 1990'lý yýllarla itirafçý romanlara tüm iç çeliþkileriyle nasýl dönüþtüðünü de örnekler düzeyinde tartýþýyor, deðerlendiriyor. Ýnancýn kutsandýðý; karton tiplemeler, karton duygulardan oluþan bu romanlarýn, yazarlarýn kendi iç sorgulamalarý sonucu popülerleþmeye doðru nasýl yol aldýðýný da kitap boyu tespit etme imkaný buluyor okur.
Mücahit tipler
'Epikten Fantaziye Ýslamcý Söylemin Þarkýsý' adýný taþýyan ilk uzun inceleme, hidayet romanlarýnýn yaþadýðý evrimi, üretim sürecini örnekler düzeyinde ele alýyor. Yazara göre, Ýslamcý popüler edebiyat, öncelikle öðretici, didaktik ve savunmacý kimliðiyle ortaya çýkmakta. Öte yandan bu romanýn, köy romaný veya sol ideolojiyle direkt bir hesaplaþmasý olmadýðýný vurguluyor. Romanlarda daha çok, inançsýzlarla mücadelenin ana eksen olarak alýndýðýný anýmsatýyor. Bu romancýlarý büyük ölçüde fýkhýn açýklayýcýsý Ýslamcý öðretmenler olarak düþünüyor. Tabii ki bu bakýþý, yazar ürünler ve örnekleri düzeyinde de ele alýyor.
Bu romanlarý, Ýslami hareketin 1950'li yýllarda yükseliþe baþlamasý, Ýslamcý siyasal hareketlerin 1960'larla geliþmesinin bir tezahürü, uzantýsý olarak ele alýyor. 'Gerçekçi' olmaktan çok natüralist karakter taþýyorlar. Ýdealize edilen hayatlar ve roman kiþileri bu yapýtlarýn en karakteristik özellikleri arasýnda. Akçay'ýn bu ve benzeri önemli tespitleri yanýnda yazarýn incelemede ilginç ve paradoksal bir tespiti de var. Köy edebiyatýyla söylem ve politika açýsýndan gözle görülür ve bir hesaplaþma romanlarda gözükmese de tiplemelerdeki zýtlýk gerçekten dikkate deðer. Köy edebiyatýndaki beyefendi, düzenli ve özellikle dini inançlarý dikkate almayan 'aydýn' kahramanlar yerine, hidayet romanlarýnda yakýþýklý, kuvvetli, istikrarlý, güçlü, tabiri caizse 'mücahit tipler' kahramanlarýn vazgeçilmez özellikleri. Tüm bu tipler, hadislere ve surelere uyduruluyor. Yani, köy edebiyatýyla özel bir hesaplaþma yaþanmasa da, tiplemeler düzeyinde bu ideolojik zýtlýðýn romananlarda altý çiziliyor.
Hidayet yazarlarýnýn edebi derinlikle, dil arayýþlarýyla hemen hiçbir akrabalýðý yok. Tek hedefleri okuyanýn hayatýný deðiþtirmek. Dönemin Ýslami anlayýþlarý bu kitaplarýn ana felsefesi oluyor. Son yýllarda yaþadýðý deðiþim ve itirafçý romanýn aðýlýðýný koyduðu süreç sayýlmazsa, bu romanlarýn önemli kadýn yazarlarý da, kitaplarýný erkek söylemiyle yazmýþlar. Köy romanlarý gibi, hidayet romanlarý da büyük ölçüde 'halký bilinçlendirme' hedefinde olduklarý için yazar bu iki akýmý da 'güdümlü edebiyat' kategorisi içinde ele alýyor. Bunun elimizdeki kitaptaki en ilginç ve önemli tespitlerden biri olduðunu söylememiz gerekiyor.
Onlarca baský yapan kitaplar
Akçay, bu romanýn geliþimini örnekler düzeyinde de analiz ediyor. Hekimoðlu Ýsmail'in Minyeli Abdullah kitabý hidayet romanlarýnýn ilk örneklerinden. Hüseyin Karatay'ýn Kýbrýslý, Þule Yüksel Þenler'in Huzur Sokaðý'ysa az önce andýðýmýz romanla birlikte, hidayet romanlarýnýn ilk üç klasiðini oluþturuyor. O günlerden bu yana onlarca baský yapan bu kitaplarýn Ýslamcý kültürün pekiþmesinde üstlendiði ilginç rolleri yapýtlarý ele alarak deðerlendiriyor. Bu yapýtlarýn ortak özelliði büyük ölçüde kadýnlarý 'hidayete erdirme' misyonlarý. Erkek kahramanlarý az önce de söylediðimiz gibi zaten inançlý ve kusursuzlar. Týpký masallardaki gibi. Görevleri de Ýslamý, çoðu kez de kadýnlar özelinden yayma. Bu romanlarýn ilk dönem örneklerinde epik yapý fazlasýyla belirleyici. Daha sonraki süreçte dramatik romanlarla da tanýþýlýyor. Ýlk dönem epik romanlarýnda konularýn Mýsýr, Kýbrýs, Afganistan gibi Ýslami karakterleri olan ülkelerin hayatlarýnda geçmesi de dikkat çekici. Daha sonraki bazý romanlardaysa, Kurtuluþ Savaþý'na Ýslami perspektifle ve yeniden bakan yine Hüseyin Karatay'ýn Çalýnan Savaþ romaný oldukça ilginç. Önemli bir Müslüman þair de olan Cahit Zarifoðlu'nun Savaþ Ritimleri ve yine ciddi bir edebiyatçý diyebileceðimiz Rasim Özdenören'in Gül Yetiþtiren Adam adlý romanlarýnýn bu çizgi içinde yine özgün denebilecek yanlarý olduðu anýmsatýlýyor. Yazarlarýn çoðu belli tarikatlarý da temsil ederken, süreç içinde 'tarikat karþýtý' bir Ýslami söylemi içeren örneklerin de kapýsý aralanýyor. Ekmel Ali Okur'un Azgýn romanýyla birlikte hidayetin edebi derinliði olmasa da kendine has bir kurguya nasýl yöneldiði, 'ötekini ehlileþtirme' çabalarý da Akçay tarafýndan ele alýnmakta. Bildiðimiz anlamda olmasa da fantastik kurgunun bu romanlarda nasýl þekillendiði, popülist kimlikten popüler kültürün bir parçasý haline nasýl dönüþtüðünü görüyoruz.
Ýlk uzun incelemenin ardýndan gelen 'Bellekteki Huriler-Kapak Kýzlarý' adlý görece kýsa denemedeyse, popülerleþen hidayet romanlarýnda kapaklarda yer alan kýzlarýn yazarlar açýsýndan nasýl bir içsel çeliþkiyi de iþaretlediðini sorguluyor. Ýlk dönem romanlardaki gibi, görece ilerleyen popülerleþen romanlarda içerikte yine takvadan söz edilmekte. Ama, kapaktaki süslü püslü, alýmlý, boyalý kýzlarýn varlýðý yazarca bir çeliþkiyi temsil ediyor. Bu kapaklar, bilinçdýþýndaki 'huri' imajýnýn su yüzüne çýkmasýný saðlýyor. Bunun, Müslümanlarýn yaþanan deðiþimler sonucu burjuva özlemlerini mi bu sembolle yansýttýklarý sorusunu beraberinde getiriyor. Yazar, bunda doðruluk payý olduðuna inanýyor. Hatta, bu kapak kýzlarýnýn yazarlarýn arzusunu da simgelediðini düþünüyor. Bu romanlardan birçok örnek veriyor. Bunun sýradan bir popülerleþme hedefi olmadýðýný tespit ediyor araþtýrmacý. Kadýn, bir anlamda hidayetin nesnesi olarak düþünülebiliyor. Yani son dönemlerinde bu hidayet romanlarý, yaþanan modernleþme, popülerleþme ve piyasa zihniyetine de yavaþtan eklemleniyor. Ýnanç ve ticaret içiçeleþiyor. Bu da bir tür günümüzün ruhuna ayak uydurma çabasý. Hidayete baþka türlü yollarla ermeye doðru yöneliyorlar.
'Kutsalýn Popüler Kültüre Ýndirgenmesi' adlý denemeyse tüm bu andýðýmýz baðlamlarý, edebiyatýn kriterlerini alarak ayrýntýlýyor yazar. Erkek egemen söylemin altý özenle çiziliyor. Ýslam bilincinin nasýl uyumsuzlaþýp yeniden resmedildiðinin ayrýntýlý üstünde duruyor. Önceki metinlere sýkça geri dönüþler de var bu denemede. 'Mahremiyetin Aþýnmasý: Kamusallýktan Özele' adlý denemeyse, bu romanlarýn ilk dönemlerindeki kamusal alan mücadelelerinden özel alana nasýl evrildiðini, dolayýsýyla da 'itiraf romanlarý'nýn nasýl ve neden ortaya çýktýðýný tespit ediyor. En önemlisi de kadýnýn mahremiyetinin çözülüp, adým adým özel hayata nasýl taþýndýðýný konu alan romanlarýn da bu baðlamda özel bir yer tutmasý. Artýk Ýslamcý kadýn eve hapsolan bir kadýn imgesinden sýyrýlýp, gündelik hayatýn da kopmaz parçasý oluyor. 'Ýslamcý Popülist Müziðe Kuþbakýþý' adlý denemeyse, edebiyat gibi müzikte de uzun yýlar sonra Ýslamcýlarýn azýcýk da olsa yaþamaya baþladýðý deðiþimlerin ipuçlarýyla karþýlaþýlýyor. Bu popülerleþmede arabeskin etkisi ve rolünden de dem vuruluyor.
Evet, hedefi en baþta 'Kadýný hidayete erdirmek' olan bu romanlar, son döneminde, yani itirafçý edebiyata dönüþtükçe kadýnýn iç sorgularýný, ikilemlerini de içinde barýndýrmaya baþlamýþ. Erkek yazarlarýn bilinçdýþý eðilimleri, ticari kaygýlarý belirginleþmiþ. Erkek yazarlar ve kapak kýzlarý arasýndaki zýtlýk ve içiçelik öne çýkmýþ. Evet bu romanlar yine fetva içeriði taþýmaya çalýþýyor, ama özellikle birtakým kadýn yazarlar yoluyla da bu tavýr zedelenmeye, kendi hakikiliðini bulmaya baþlýyor. Ama yine de bu yapýtlarýn çoðunu edebi karakterlerinden çok popüler kimlikleriyle izliyor Ýslamcý okur. Bu kitap aslýnda, Ýslami radikal kimliklerin, tüketim zihniyetine romanlar vasýtasýyla nasýl katýldýðýný belgeliyor. Ahmet Sait Akçay'ý benzerine az rastlanan bu incelemesinden dolayý bize yalnýz kutlamak kalýyor. Popüler kültüre özel ilgi gösterenler için de çok önemli bir ürün bu.
BELLEKTEKÝ HURÝLER
Ýslamcý Popülist Kültüre Eleþtirel Bakýþ
Ahmet Sait Akçay, Selis Kitaplarý, 2006, 128 sayfa, 5 YTL.
|
| Okuyucu yorumlarý |
| Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamýþ. Ýlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen týklayýn ve tüm okurlarýmýzla paylaþýn!
|
(Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiþtir)
'Kitap' ekimizdeki diðer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #54
"Bu genetik. Bunun eski ismi evham, týptaki ismi hipokondriya, halk dilinde de hastalýk hastalýðý. Annem o kadar evhamlýydý ki... Avustralya'ya gidiyordum, koskoca adamým artýk, helallik almaya anneme gittim, 'Avustralya'ya gidiyorum,' dedim, 'Yavaþ git,' " Müjdat Gezen anlatýyor.
Haber Arama
Site içinde aradýðýnýz habere ait anahtar kelimeleri aþaðýya yazýp 'Ara' düðmesine basýnýz.
|