Radikal-çevrimiçi / Kitap / Hidayet romanları
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  28 Kasım 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Az konuşmaktan pek az, çok konuşmaktan sık sık pişman olunur.
Confucius
Tarihte Bugün
Takvimler 28 kasım tarihini gösterdiği zaman...

1912 yılında,
Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.
1958 yılında,
Türkiye-Fransa ve Türkiye-Belçika arasında mali yardım antlaşmaları imzalandı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Hidayet romanları

'Bellekteki Huriler', hidayet romanlarının İslamcı siyasal kriterlerini ve bu romanların popüler kültürün değişiminde taşıdığı rolü gün ışığına çıkarıyor

08/09/2006 (1232 defa okundu)

ORHAN KAHYAOĞLU (Arşivi)

Bellekteki Huriler- İslamcı Popülist Kültüre Eleştirel Bakış, 1970'li yıllarla birlikte hızla gelişen ve değişimler yaşayan İslamcı söylemlerin edebiyata özellikle de romana nasıl yansıdığını, konusunun ana merkezi alan bir inceleme-deneme kitabı. 'Hidayet romanları' olarak adlandırılan, fıkhın açıklayıcısı gibi yazılan bu romanların, kurgudan uzak, edebi olmaktan çok İslami inançları yayma amacıyla yazıldığı aşikârdır. Kitabı kaleme alan Ahmet Sait Akçay, başarılı öykü ve denemeleriyle bilinen bir isim. Yazarın bu akademik merkezli çalışması, yalnız hidayet romanlarının anlam dünyasını, inanç ve ideolojilerine dair tasavvurlarını eleştirmiyor; aynı oranda İslamcı siyasal kriterlerini ve bu romanların popülist ve popüler kültürlerin yaşadığı değişim ve etkileşim içinde taşıdığı rolleri gün ışığına çıkarma çabasında. Hidayet romanlarının, 1990'lı yıllarla itirafçı romanlara tüm iç çelişkileriyle nasıl dönüştüğünü de örnekler düzeyinde tartışıyor, değerlendiriyor. İnancın kutsandığı; karton tiplemeler, karton duygulardan oluşan bu romanların, yazarların kendi iç sorgulamaları sonucu popülerleşmeye doğru nasıl yol aldığını da kitap boyu tespit etme imkanı buluyor okur.

Mücahit tipler
'Epikten Fantaziye İslamcı Söylemin Şarkısı' adını taşıyan ilk uzun inceleme, hidayet romanlarının yaşadığı evrimi, üretim sürecini örnekler düzeyinde ele alıyor. Yazara göre, İslamcı popüler edebiyat, öncelikle öğretici, didaktik ve savunmacı kimliğiyle ortaya çıkmakta. Öte yandan bu romanın, köy romanı veya sol ideolojiyle direkt bir hesaplaşması olmadığını vurguluyor. Romanlarda daha çok, inançsızlarla mücadelenin ana eksen olarak alındığını anımsatıyor. Bu romancıları büyük ölçüde fıkhın açıklayıcısı İslamcı öğretmenler olarak düşünüyor. Tabii ki bu bakışı, yazar ürünler ve örnekleri düzeyinde de ele alıyor.
Bu romanları, İslami hareketin 1950'li yıllarda yükselişe başlaması, İslamcı siyasal hareketlerin 1960'larla gelişmesinin bir tezahürü, uzantısı olarak ele alıyor. 'Gerçekçi' olmaktan çok natüralist karakter taşıyorlar. İdealize edilen hayatlar ve roman kişileri bu yapıtların en karakteristik özellikleri arasında. Akçay'ın bu ve benzeri önemli tespitleri yanında yazarın incelemede ilginç ve paradoksal bir tespiti de var. Köy edebiyatıyla söylem ve politika açısından gözle görülür ve bir hesaplaşma romanlarda gözükmese de tiplemelerdeki zıtlık gerçekten dikkate değer. Köy edebiyatındaki beyefendi, düzenli ve özellikle dini inançları dikkate almayan 'aydın' kahramanlar yerine, hidayet romanlarında yakışıklı, kuvvetli, istikrarlı, güçlü, tabiri caizse 'mücahit tipler' kahramanların vazgeçilmez özellikleri. Tüm bu tipler, hadislere ve surelere uyduruluyor. Yani, köy edebiyatıyla özel bir hesaplaşma yaşanmasa da, tiplemeler düzeyinde bu ideolojik zıtlığın romananlarda altı çiziliyor.
Hidayet yazarlarının edebi derinlikle, dil arayışlarıyla hemen hiçbir akrabalığı yok. Tek hedefleri okuyanın hayatını değiştirmek. Dönemin İslami anlayışları bu kitapların ana felsefesi oluyor. Son yıllarda yaşadığı değişim ve itirafçı romanın ağılığını koyduğu süreç sayılmazsa, bu romanların önemli kadın yazarları da, kitaplarını erkek söylemiyle yazmışlar. Köy romanları gibi, hidayet romanları da büyük ölçüde 'halkı bilinçlendirme' hedefinde oldukları için yazar bu iki akımı da 'güdümlü edebiyat' kategorisi içinde ele alıyor. Bunun elimizdeki kitaptaki en ilginç ve önemli tespitlerden biri olduğunu söylememiz gerekiyor.

Onlarca baskı yapan kitaplar
Akçay, bu romanın gelişimini örnekler düzeyinde de analiz ediyor. Hekimoğlu İsmail'in Minyeli Abdullah kitabı hidayet romanlarının ilk örneklerinden. Hüseyin Karatay'ın Kıbrıslı, Şule Yüksel Şenler'in Huzur Sokağı'ysa az önce andığımız romanla birlikte, hidayet romanlarının ilk üç klasiğini oluşturuyor. O günlerden bu yana onlarca baskı yapan bu kitapların İslamcı kültürün pekişmesinde üstlendiği ilginç rolleri yapıtları ele alarak değerlendiriyor. Bu yapıtların ortak özelliği büyük ölçüde kadınları 'hidayete erdirme' misyonları. Erkek kahramanları az önce de söylediğimiz gibi zaten inançlı ve kusursuzlar. Tıpkı masallardaki gibi. Görevleri de İslamı, çoğu kez de kadınlar özelinden yayma. Bu romanların ilk dönem örneklerinde epik yapı fazlasıyla belirleyici. Daha sonraki süreçte dramatik romanlarla da tanışılıyor. İlk dönem epik romanlarında konuların Mısır, Kıbrıs, Afganistan gibi İslami karakterleri olan ülkelerin hayatlarında geçmesi de dikkat çekici. Daha sonraki bazı romanlardaysa, Kurtuluş Savaşı'na İslami perspektifle ve yeniden bakan yine Hüseyin Karatay'ın Çalınan Savaş romanı oldukça ilginç. Önemli bir Müslüman şair de olan Cahit Zarifoğlu'nun Savaş Ritimleri ve yine ciddi bir edebiyatçı diyebileceğimiz Rasim Özdenören'in Gül Yetiştiren Adam adlı romanlarının bu çizgi içinde yine özgün denebilecek yanları olduğu anımsatılıyor. Yazarların çoğu belli tarikatları da temsil ederken, süreç içinde 'tarikat karşıtı' bir İslami söylemi içeren örneklerin de kapısı aralanıyor. Ekmel Ali Okur'un Azgın romanıyla birlikte hidayetin edebi derinliği olmasa da kendine has bir kurguya nasıl yöneldiği, 'ötekini ehlileştirme' çabaları da Akçay tarafından ele alınmakta. Bildiğimiz anlamda olmasa da fantastik kurgunun bu romanlarda nasıl şekillendiği, popülist kimlikten popüler kültürün bir parçası haline nasıl dönüştüğünü görüyoruz.
İlk uzun incelemenin ardından gelen 'Bellekteki Huriler-Kapak Kızları' adlı görece kısa denemedeyse, popülerleşen hidayet romanlarında kapaklarda yer alan kızların yazarlar açısından nasıl bir içsel çelişkiyi de işaretlediğini sorguluyor. İlk dönem romanlardaki gibi, görece ilerleyen popülerleşen romanlarda içerikte yine takvadan söz edilmekte. Ama, kapaktaki süslü püslü, alımlı, boyalı kızların varlığı yazarca bir çelişkiyi temsil ediyor. Bu kapaklar, bilinçdışındaki 'huri' imajının su yüzüne çıkmasını sağlıyor. Bunun, Müslümanların yaşanan değişimler sonucu burjuva özlemlerini mi bu sembolle yansıttıkları sorusunu beraberinde getiriyor. Yazar, bunda doğruluk payı olduğuna inanıyor. Hatta, bu kapak kızlarının yazarların arzusunu da simgelediğini düşünüyor. Bu romanlardan birçok örnek veriyor. Bunun sıradan bir popülerleşme hedefi olmadığını tespit ediyor araştırmacı. Kadın, bir anlamda hidayetin nesnesi olarak düşünülebiliyor. Yani son dönemlerinde bu hidayet romanları, yaşanan modernleşme, popülerleşme ve piyasa zihniyetine de yavaştan eklemleniyor. İnanç ve ticaret içiçeleşiyor. Bu da bir tür günümüzün ruhuna ayak uydurma çabası. Hidayete başka türlü yollarla ermeye doğru yöneliyorlar.
'Kutsalın Popüler Kültüre İndirgenmesi' adlı denemeyse tüm bu andığımız bağlamları, edebiyatın kriterlerini alarak ayrıntılıyor yazar. Erkek egemen söylemin altı özenle çiziliyor. İslam bilincinin nasıl uyumsuzlaşıp yeniden resmedildiğinin ayrıntılı üstünde duruyor. Önceki metinlere sıkça geri dönüşler de var bu denemede. 'Mahremiyetin Aşınması: Kamusallıktan Özele' adlı denemeyse, bu romanların ilk dönemlerindeki kamusal alan mücadelelerinden özel alana nasıl evrildiğini, dolayısıyla da 'itiraf romanları'nın nasıl ve neden ortaya çıktığını tespit ediyor. En önemlisi de kadının mahremiyetinin çözülüp, adım adım özel hayata nasıl taşındığını konu alan romanların da bu bağlamda özel bir yer tutması. Artık İslamcı kadın eve hapsolan bir kadın imgesinden sıyrılıp, gündelik hayatın da kopmaz parçası oluyor. 'İslamcı Popülist Müziğe Kuşbakışı' adlı denemeyse, edebiyat gibi müzikte de uzun yılar sonra İslamcıların azıcık da olsa yaşamaya başladığı değişimlerin ipuçlarıyla karşılaşılıyor. Bu popülerleşmede arabeskin etkisi ve rolünden de dem vuruluyor.
Evet, hedefi en başta 'Kadını hidayete erdirmek' olan bu romanlar, son döneminde, yani itirafçı edebiyata dönüştükçe kadının iç sorgularını, ikilemlerini de içinde barındırmaya başlamış. Erkek yazarların bilinçdışı eğilimleri, ticari kaygıları belirginleşmiş. Erkek yazarlar ve kapak kızları arasındaki zıtlık ve içiçelik öne çıkmış. Evet bu romanlar yine fetva içeriği taşımaya çalışıyor, ama özellikle birtakım kadın yazarlar yoluyla da bu tavır zedelenmeye, kendi hakikiliğini bulmaya başlıyor. Ama yine de bu yapıtların çoğunu edebi karakterlerinden çok popüler kimlikleriyle izliyor İslamcı okur. Bu kitap aslında, İslami radikal kimliklerin, tüketim zihniyetine romanlar vasıtasıyla nasıl katıldığını belgeliyor. Ahmet Sait Akçay'ı benzerine az rastlanan bu incelemesinden dolayı bize yalnız kutlamak kalıyor. Popüler kültüre özel ilgi gösterenler için de çok önemli bir ürün bu.

  • BELLEKTEKİ HURİLER
    İslamcı Popülist Kültüre Eleştirel Bakış
    Ahmet Sait Akçay, Selis Kitapları, 2006, 128 sayfa, 5 YTL.
  • Okuyucu yorumları
    Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

    (Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » Jack London mı, Martin Eden mi? - A. ÖMER TÜRKEŞ
    » Portofino'da bekâr gezelim... - Z. HEYZEN ATEŞ
    » Tehlikeli ilişkiler - BERİL YALÇIN
    » ... Ve bir gün her şey değişirse - AYSEL SAĞIR
    » Özgürlüğün provası olmaz - ROZERİN BOLLUK
    » Kışkırtıcı, kara ve karamsar - TUĞBA BENLİ GÖNENÇ
    » Yemek, hayatı paylaşmaktır - SEMA ULUDAĞ
    » Anlatacak bir hikâyesi olanlar - GÖKTUĞ HALİS
    » KAPAK - FAİK BULUT
    » Kırık ama incelikli - ABİDİN PARILTI
    » Toprak üretenin, iş çalışanın! - HAKAN GÜLSEVEN
    » Yeni başlayanlar için 'Latin'ce - MAHMUT HAMSİCİ
    » 'Büyük insanlığın' siyaseti - AHMET BEKMEN
    » Fazladan depresif yük - ZEYNEP ELİF
    » Ruh şahmerdanı - ENDER ÖZKAHRAMAN
    » Özünü arayan tiyatro - ZEYNEP KAÇAR
    » Biyografilerin savaşı - CEM AKAŞ
    » Bu sınavdan kimse kaçmaz - CEMİLE YILDIRIM
    » YENİ ÇIKANLAR
    » DİL MESELELERİ - NECMİYE ALPAY
    » Yayıncılık: Bir adım ileri bir adım geri - SEMİH GÜMÜŞ

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #488
    "Ağzından çam balı damlıyor kraliçem, konuşşş!"
    Savaş Ay, Esin Maraşlıoğlu'na 'soruyor.'

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.