Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Zeytinler, elmaslar gibi parlıyor

Zeytinler, elmaslar gibi parlıyor
Monet, Picasso ve Dali zeytinin büyüsüne kapılmış, onu resmetmiş. Sadece ressamlar değil, şairler ve yazarlar da etkilenmiş Akdeniz'in bu en kutsal ağacından. Chaucer onu barış ağacı olarak tanımlarken Shakespeare bir şiirinde zeytin ağaçlarının yaşının belirsiz olduğunu ve barışı ilan ettiğini söyler

19/10/2007 (532 defa okundu)

TİJEN İNALTONG (Arşivi)

Sırtını o bilge bedene yaslayıp oturmadan, meyvesini toplamadan, dallarının türküsünü dinlemeden, yağına ekmek banmadan zeytin ağacını seviyorum demek mümkün mü? "Yeterince zamanım ve resim yeteneğim olsaydı, birkaç yılımı sadece zeytin ağaçlarının resmini yapmaya adardım. Bir tek konu üzerine bu ne çeşit zenginliği" diyor Aldoux Huxley. Van Gogh'un ona olan hayranlığını yazdığı mektuplardan biliyoruz. St. Remy'de yaşadığı dönemde 'karakteristik' bulduğu zeytin ağaçlarını resmetmekte zorlansa da 'gümüş rengiyle çalışma fikri'ne karşı koyamayan Van Gogh, gümüşi renkli yapraklarıyla kutsal zeytin ağacını tuvaline aktaran tek ressam değil. Çalışma odasının önündeki zeytin ağacına hayran olan Renoir, "Zeytinlerdeki ışığa bakın. Elmaslar gibi parıldıyor. İşte pembe, işte mavi ve ışığına oynaşan gökyüzü; insanı deli etmeye yetiyor" demekten alamıyor kendini.
Sadece Renoir ve Van Gogh değil, Monet, Picasso, Velasquez, Chagall ve Dali de zeytinin büyüsüne kapılmış, onu resmetmiş. Sadece ressamlar değil, şairler ve yazarlar da etkilenmiş Akdeniz'in bu en kutsal ağacından. Chaucer onu barış ağacı olarak tanımlarken Shakespeare bir şiirinde zeytin ağaçlarının yaşının belirsiz olduğunu ve barışı ilan ettiğini söyler, Seferis toprağın derinliklerine ulaşan kökleriyle yaşama sımsıkı tutunan zeytinin ölümsüzlüğünden dem vurur, Nazım ise " Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamı,/Yetmişinde bile,/Meselâ, zeytin dikeceksin/Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,/Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,/Yaşamak, yani ağır bastığından" diyerek gösterir ona olan sevgisini.

A'dan Z'ye zeytin
"Yalnızca zeytin dalına değil, zeytin tanesi, zeytin yaprağı ve genel olarak zeytin ağacına da çok eski zamanlardan beri benzer sembolik anlamlar yüklenmiştir. Zeytin barışın, bolluğun, ölmezliğin, yeniden doğuşun ve bazen de zaferin sembolüdür" diyor Zerrin İren Boynudelik ve Mahmut Boynudelik, Zeytin Kitabı 'nda. Yılın bir kısmını Kazdağları'nda, Adatepe köyünde, zeytinlikler arasındaki evlerinde geçiren çift, Adatepe Zeytinyağı Müzesi'nin de kurucularından. Mahmut Boynudelik zeytin üreticiliği ve zeytinyağı imalatı yapar, zeytinyağı müzesini zenginleştirmek için araştırmalarını sürdürürken, Zerrin Hanım YTÜ'deki öğretim üyeliği görevini sürdürüyor. Zeytin, hayatlarının ortak imgelerinden biri Boynudelik çiftinin. Sahir Erdinç'in resimleri ve tasarımıyla, tarihten günümüze yerli ve yabancı sanatçıların resim ve fotoğraflarıyla zenginleşen kitapta, zeytin ağacının tarihten bugüne yolculuğu, ağacın bakımından ürünün hasadına, zeytinyağı üretiminden kullanımına pek çok konuda eğitici bilgi yer alıyor. Çok zengin bir kaynakçası olan kitabın sonunda bir de zeytin sözlüğü var. Soframızdaki zeytin ve zeytinyağının tadına varmanın öneminden dem vurulan bölümlerde zeytinyağını saklama koşullarını ve Antik Roma'da zeytinyağının nasıl sınıflandırıldığını öğreniyor; zeytinyağının kullanım alanlarının anlatıldığı bölümlerde soframıza gelmeden önceki dönemlerde ilaç olarak, bedene sürülerek ve aydınlatma aracı olarak kullanıldığını okuyor; sayfa aralarında gezinirken kumaşlardan fresklere, tablolardan tabaklara, rölyeflerden seramiklere zeytini konu alan sanat eserlerini görüyorsunuz. Belli ki kitap uzun bir araştırma ve çalışmanın ürünü. Belli ki zeytini çok seven insanlar tarafından yazılmış. Belli ki sayfalarının arasında dolaşmak bile zeytin ve ağacına verdiğimiz önemi artıracak, sofralarımıza gelen bu mucizevi meyve ve suyunun bir kez daha kutsanmasını sağlayacak. Bunca sanat eseri arasında beni yine de kitabın kapağında ve sayfalar arasında rastladığım Anadolu kadınının yüzü etkiledi ya, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.

  • ZEYTİN KİTABI
    Zeytinden Zeytinyağına
    Mahmut Boynudelik, Zerrin İren Boynudelik, Oğlak Yayıncılık, 2007, 176 sayfa, 20 YTL.


    * * * * *

    Antik Roma'da zeytinyağı sınıflandırması
    Olei Floris-Yağın çiçeği: Roma İmparatorlarının en üstün yağı. Zeytin hamurlarının ilk kez sıkılmasıyla elde edilir.
    Olei Sequentis-Takip eden yağ: Torbaların ikinci kez, üzerine sıcak su dökülerek, daha fazla güç kullanarak sıkılmasıyla elde edilen yağ.
    Olei Cibari-Halk yağı: İkinci baskıdan çıkan hamurların üçüncü kez ve kaynar su verilerek sıkılmasıyla elde edilen yağ. Olei Cibari bazı Romalı yazarlar tarafından bozuk dip zeytinlerinden elde edilen yağ olarak tanımlanmıştır.

  • Okuyucu yorumları
    Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

    (Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » Vicdanlı bir tanrı: Ahmet Ümit - DERVİŞ ŞENTEKİN
    » Şairin hayatı - SELİM İLERİ
    » O 'barbar' hangi coğrafyadandı? - SEMA ASLAN
    » Felsefeyle aşkın düeti - SELİM ÜNAL
    » Sömürgenin aksak gölgesi - HİKMET TEMEL AKARSU
    » 'Ölü Canlar'ı hatırlayın! - EMRE ERBATUR
    » Prada değilse giymem - ZEYNEP ELİF
    » Hüseyin Alemdar vakti - ONUR CAYMAZ
    » İlk günah devam ediyor - ERKAN CANAN
    » Şiirimizin evrim süreci - ADNAN ÖZYALÇINER
    » Sevgili edebiyatçılar - GÖKSUN YAZICI
    » Lili ile Mayakovski - MAHMUT TEMİZYÜREK
    » KAPAK - A. ÖMER TÜRKEŞ
    » 'Yazdıklarımdan yapılma bir adanın üzerinde yalnız...' - SEMA ASLAN
    » Derin devletin resmidir - EYÜP TATLIPINAR
    » Goethe'nin öğütleri - IRMAK ZİLELİ
    » 'Kötülüğün kökeni yazıdır' - AYSEL SAĞIR
    » Aykırı sayıklamalar - RENGİN ARSLAN
    » 33 Gün Savaşı'nın anatomisi - FOTİ BENLİSOY
    » Edebiyatla antikçağı tanımak - FURKAN AKDERİN
    » Kimim ben? Ben, benim! - CEM UÇAN
    » Başkaldıran karakterlerin yazarı - Z. HEYZEN ATEŞ
    » ABD'de bir tabu: İsrail lobisi - KILIÇ BUĞRA KANAT
    » Kütüphanede şenlik var... - Hazırlayan: Aslı Tohumcu
    » Çocuk zihninin incelikleri - YÜKSEL IŞIK
    » YENİ ÇIKANLAR
    » Ulusal ve halkçı edebiyat kaygıları - SEMİH GÜMÜŞ

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #151
    "- Sen de kimsin?
    - Asıl sen kimsin?"
    Arabasını çalmak üzere kontak anahtarına davranan hırsıza soru soran Ebru Şallı ve kendini ezdirmeyen hırsız...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.