Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Yeme içme coğrafyası

Yeme içme coğrafyası
Singapur ve Japonya 'da şarabın önemli bir sosyal farklılık göstergesi olduğunu, en çok çikolata tüketen ülkenin kişi başına yılda 10.3 kg ile İsviçre olduğunu biliyor muydunuz?

26/10/2007 (632 defa okundu)

TİJEN İNALTONG (Arşivi)

Siz de çocukluğunuzda Dünya Atlası'nın sayfalarını çevirip hayallere dalar mıydınız? Her renkten, her kökenden insanın yaşadığı ülkeler, başkentler, kıtalara yayılmış sıradağlar, binbir canlı türünün yaşadığı nehirler, kıtaları birbirinden ayıran okyanuslar, yüzlerce tür canlının yaşadığı topraklar... Bugün dahi atlasın sayfalarını çevirdikçe çocukluk rüyalarımı hatırlar; dünyada görülmedik, ayak basılmadık ne çok coğrafya var diye düşünür, hayıflanırım.
Eskiden "yediğin, içtiğin sana kalsın, gezip gördüğün yerleri anlat" derdik seyahatten dönen dostlarımıza. Galiba artık gezip gördükleri yerlerden çok yiyip içtikleriyle ilgiliyiz. Gidilen ülke halkı neler yiyor, çarşısında pazarında neler satılıyor, alışageldiğimizin dışında neler tüketiliyor... Bunları sorup duruyoruz eşe dosta. Sadece başka ülkelere değil, başka kentlere gidenleri de benzer sorularla karşılıyoruz sanki. Böylece nerenin nesi meşhur, öğreniyor, hatta şanslıysak kimi özel lezzetleri tadıyoruz.

82 sayfaya neler sığmış neler
Sorbonne Üniversitesi kültürel coğrafya doçenti Gilles Fumey ve Angers-ESTHUA Üniversitesi beslenme coğrafyası doçenti Olivier Etcheverria'nın birlikte hazırladığı Dünya Mutfakları Atlası, üzerinde yaşadığımız dünyanın gastronomik zenginliklerini gözler önüne seren önemli bir çalışma. Doğrusunu isterseniz atlası elime alıp sadece 82 sayfa olduğunu görünce hayal kırıklığına uğramıştım. Kocaman, ciltli bir eser bekliyordum, niyeyse. Önce Artun Ünsal'ın önsözünü okudum ve ona hak vermeden edemedim. Atlasın yararlı bir mutfak ve gastronomi rehberi olacağı inancını belirtmiş ve "Türkçe'nin yanı sıra öteki dillerde yayınlanan geniş kapsamlı bir 'Türkiye Mutfak Atlası' beklentisinin" artacağından emin olduğunu söylemiş Artun hoca. Hayali bile güzel Türkiye mutfak atlasının ya dileğimizi bir kenara bırakıp Dünya Mutfakları Atlası'nda neler var neler yok, buna bakalım isterseniz.
Artun hocanın da belirttiği gibi, bu atlas "insanlığın toplayıcılık, avcılık ve balıkçılık evrelerinden başlayarak, geçmişten günümüze pişirme tekniklerindeki gelişmelere kuş bakışı bir göz atmamızı" sağlıyor. Bir ilköğretim öğrencisinin dahi anlayabileceği şekilde, basit bir dille ve görsel malzemeyle, grafik ve istatistiklerle zenginleştirilmiş olan atlasın sayfalarında dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu besleyen tahılların nerelerde tarıma alınıp dünyaya nasıl yayıldıklarını; sadece insan tarafından tüketilen tek hububatın pirinç olduğunu; buğdayın 1970 yılında dünya nüfusunun yüzde 35'inin temel gıda maddesi iken bu oranın 2002 yılında ufak da olsa düşüş yaşadığını, buna karşın pirincin oranının yüzde 52'den 58.2'ye yükseldiğini; mısırın bir zamanlar Amerika yerlilerince sadece gıda maddesi olarak değil, para olarak da kullanıldığını, bugün ise 400'ü aşkın ürünün kökenini oluşturduğunu; en çok çikolata tüketen ülkenin kişi başına yılda 10.3 kg ile İsviçre olduğunu; dünyada en çok şeker tüketen ülke Hindistan iken kişi başına tüketim listesinin liderliğini Singapur'a kaptırıp ilk ona bile giremediğini; Meksika'da, MÖ 8. binyıldan kalma bir mezarda biber familyasından bir türün tohumlarının bulunduğunu, ancak biberin kıtalararası yolculuğunun ancak 16. yüzyılda başladığını öğreniyoruz.
Dünya Mutfakları Atlası'nda başka bilgiler de var. Avrupa'da bir zamanlar bozulmasın diye haşlanan etlerin kızartılmış halinin lezzet peşinde koşan aristokratları daha çok memnun ettiğini, 20. yüzyılda sakatat tüketiminin iyice düştüğünü, yağsız etlerin daha çok tercih edilmeye başlandığını; bağ çubuklarının 16. yüzyılda Avrupa'dan başlayan hareketinin Yeni Zelanda'ya bile bu kıtadan ulaştığını; Singapur ve Japonya'da şarabın önemli bir sosyal farklılık göstergesi olduğunu öğreniyoruz. Peynirden sıvı ve katıyağlara, çaydan kahveye, kolalı içeceklerden suya daha nice bölüm var Dünya Mutfakları Atlası'nda. Sanırım atlası dikkatli bir şekilde okuyan herkes gastronomi konusunda ahkam kesmeye başlayabilir. Hiç değilse sağlam bir dayanağınızın olacağı kesin. Böylece dünya mutfaklarına ve yiyeceklerin dolaşımına dair bilgilerinizle herkesi şaşırtabilirsiniz.

Sofra kurmak
Ayakta durulsun, çömelinsin ya da bağdaş kurulsun, sofrada tabaklar, ellere yakın bir yerde, bedenin ortasına yakın bir yerdedir. Sofranın kökeni dini törenler ve kurbanlar için kullanılan sunaklardır. Sofra örtüsü sunağı kaplayan kumaşın mirasıdır. İlkçağ'dan beri yerleşik halklar tarafından kullanılan yuvarlak ya da dikdörtgen biçimli yüksek masa sosyal hiyerarşiyi temsil eder ve eşitsizliği gösterir. Buna karşılık Çin yuvarlak masası, sunulan yemekleri herkesin eşit biçimde yemesini sağlar. Avrupa'da, XIX. yüzyıla kadar sofra çoğu zaman sadece dört ayaklı sehpaların üstüne konmuş bir tahtadan ibaretti. Çin'de, uzun süre, sandıklar masa işlevi görmüştür. Günümüzde yüksek masalar mobilya özelliği taşırlar: Hareketli (zigon masalar, uzatma tahtaları) ya da sabit sınırları olan yüzeylerdir bu masalar. Ayakları sabittir. Bu masalar banklardan, iskemlelerden ya da koltuklardan ayrılamaz.
Alçak, yuvarlak (İslam dünyası ve Birmanya) ya da kare (Japonya ve Kore) ve boyutları kısıtlı masa eşitliği sergiler. Göçebe halklar tarafından kullanılan masa taşınabilir ve çadır yaşamına uyarlanmıştır. Japonlar ve Koreliler ise ayaklı tepsilerle birleştirilmiş alçak masalar kullanırlar.
Bugün ayaküstü bir şeyler atıştırılan restoranlarda çok yüksek masalar yaygınlaşmaktadır, zengin toplumlardaki sandviççilerde ve çörekçilerde yeni, ayakta yeme alışkanlıkları gelişmektedir; masa, alçak masaya alışkın olan toplumlarda toplumsal düzeyle birlikte yükselmektedir.
Kitaptan


  • DÜNYA MUTFAKLARI ATLASI
    Gilles Fumey & Olivier Etcheverria, Çeviren: İsmail Yerguz, NTV Yayınları, 2007, 82 sayfa, 15 YTL.
  • Okuyucu yorumları
    Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

    (Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » BİR KİTAP KAPAĞI - SELİM İLERİ
    » En yakın dostum bir kâse - BAHAR GÜLER
    » Amerikan suçları - A. ÖMER TÜRKEŞ
    » Ustanın dönüşü - Z. HEYZEN ATEŞ
    » Yenilikçi bir okuma serüveni - HİKMET TEMEL AKARSU
    » Yürekteki karanlık - GÖKTUĞ HALİS
    » Ölüm pornografisi - HANDE ÖĞÜT
    » Dinmeyen bir nefret - BURCU ÜNLÜTABAK
    » 1968'den 1980'e bir yolculuk - IRMAK ZİLELİ
    » Gece yarısı buluşalım! - CİHAN ERKEN
    » Yeryüzünün zayıf yanları - SEDAT DEMİR
    » Camların ardındakiler... - MÜNEVVER SOYLU
    » Hayatın kıyısında yaşayanlar - ERKAN CANAN
    » Cevdet Kudret için bir sergi - CEVHER KARLI
    » Denemecinin klasik olanı - SEZER ATEŞ AYVAZ
    » Hiçbir okuma masum değil - MAHMUT TEMİZYÜREK
    » Birinci elden Abdülhamid - MEHMET ALİ GÖKAÇTI
    » Uçuşan anılar - NECMİ DADAY
    » Karanlıkta bir yolculuk - MUSTAFA EROĞLU
    » salyangoz - MEHMET ULUSEL
    » Yanlış yer ve zamanda...
    » 'Ernestito... hasta siempre'
    » Karışık günler
    » Komplo teorilerinin siyasal içeriği - BURCU AKTAŞ
    » KAPAK - BEHZAT MİSER
    » 'AKP'yle bu badireyi atlatamayız' - EFNAN ATMACA
    » Krallara kafa tutan kadın - BEKİ L. BAHAR
    » Yeni düşünme sahaları - SÜREYYYA EVREN
    » Çatlak açmak isteyenler için - BURAK DELİER
    » İstilaya karşı koymak için - BERAL MADRA
    » 'Özgün bir düşünür' olarak Ömer Laçiner - METE ÇUBUKÇU
    » Bir film neleri değiştirebilir? - ÇAĞLAR DEMİRBAĞ
    » Kadının tarihi yenilgisi - FİKRET BAŞKAYA
    » 'Sinir bozucu' sosyolog - LEVENT TATAR
    » Bildiğiniz gibi değildi Osmanlı - BEYAZIT H. AKMAN
    » Esrimenin gücü ve doğası - ORHAN KAHYAOĞLU
    » Ses ya da nefesin önemi - ARZU HAKSUN GÜVENİLİR
    » Nerde böyle doktorlar! - GÖNÜL KOCA
    » Anlatılmamış hikâyelerin yönetmeni - ABİDİN PARILTI
    » A'dan Z'ye yazarlar - FATMA BÖLEK GÜREL
    » Misafiri bol bir fuar
    » Bu kahramanlarla arkadaş olun - Aslı Tohumcu
    » YENİ ÇIKANLAR

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #262
    "Peki abi, bütün dünya kötü, bir tek sen mi sütten çıkmış ak kaşıksın ya?"
    Zaman'dan Nuriye Akman'ın Cem Uzan'la söyleşisinde son soru... Röportaj boyunca siz'li-biz'li olduklarını da belirtmekte fayda var...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.