Radikal-çevrimiçi / Kitap / İlk düşünsel kaynaklar
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  18 Nisan 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Haksızca edinilmiş servet, üzerine sıcak su dökülmüş kara benzer.
Çin Atasözü
Tarihte Bugün
Takvimler 18 nisan tarihini gösterdiği zaman...

1906 yılında,
Sabaha karşı saat 05:13'te San Francisco depremi oldu.
1943 yılında,
Varşova gettosundaki Yahudiler, Almanlar'a karşı ayaklandı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


İlk düşünsel kaynaklar

Yusuf Akçura
Türk Yurdu dergisi ve Yusuf Akçura'nın öncelikli amacı, 'bir Türk orta sınıfı, bir milli burjuvazi yaratmak'tı ki, bunun Osmanlı toplumsal hayatının o dönemi için benzersiz bir ileri adım olduğu kuşkusuzdur

02/11/2007 (1306 defa okundu)

SEMİH GÜMÜŞ (E-mektup | Arşivi)

Ulusal ve halkçı bir edebiyat düşüncesini eyleme geçirecek, sonunda ülkenin kültür ve edebiyat dünyasını önce düşünsel, sonra ideolojik bir şemsiye altında toplayacak edebiyat düşünürlerine sahip olmak, Cumhuriyet edebiyatının daha başlangıç döneminde kendine sağlam bir temel oluşturmasını sağladı.
İkinci Meşrutiyet'in 1908'de ilanından sonra, denebilir ki ilk kez bu genişlik ve derinlikte düşünce üretimiyle karşılaşan Osmanlı kültürü, toprak altında filizlenen Türkçülük ve Türk milliyetçiliği düşüncesinin özgürlük koşullarında günışığına çıkıp alabildiğine tartışılmasının yollarını açtı. 1911'de yayımlanmaya başlayan Türk Yurdu dergisi, bu istekliliğin kararlılık çizgisindeki en köktenci adımı yerine geçer. Mehmed Emin, Ahmed Ağaoğlu, Yusuf Akçura'nın inisiyatifine Celal Sahir, Halide Edib, Ispartalı Hakkı, Bursalı Mehmed Tahir'in yanı sıra, Köprülüzade Mehmet Fuat ile Genç Kalemler grubundan Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin ve Ali Canib de katılmıştı.
Türk Yurdu dergisi ve özellikle Yusuf Akçura'nın öncelikli amacı, "bir Türk orta sınıfı, bir milli burjuvazi yaratmak"tı ki, bunun Osmanlı toplumsal hayatının o dönemi için benzersiz bir ileri adım olduğu kuşkusuzdur. Ardından bu kez Yusuf Akçura, Ziya Gökalp ve Fuat Köprülü'nün girişimiyle Halka Doğru dergisi yayımlandı.
Halil Berktay, Cumhuriyet İdeolojsi ve Fuat Köprülü kitabında, Yusuf Akçura'nın Marx'ın sınıf savaşımı tezlerinden de yararlanan, Türk tarihine maddeci bir yorum getirmeye çalışan, Türkiye'nin ulusal kimliğini kazanmasını sağlayacak bir 'inkılab-ı içtimai' düşüncesi geliştirdiğini belirtiyor. Akçura sıra dışı bir tarih yorumcusu, döneminin düşünce ufkunu genişleten bir düşünürdü. Elbette döneminin genç düşünürlerini etkiledi.
Orada Ziya Gökalp bir gereksinime karşılık geldi (ya da o, beklenen karşılığı verdi): Osmanlı'nın serbestlik ilanlarının ertesinde, 1908-1923 arasında, Osmanlı olmanın yetmediği, Türklük düşüncesinin ve bilincinin büyük boşlukları doldurmaya aday olduğu koşullarda, o düşünce ve bilince düşünsel bir derinlik kazandırma gereksinimine bireysel bir karşılık oldu. Hem yaşanan düşünce atmosferini pozitivizmin olanaklarıyla yorumlamaya çalışıyordu, hem de Marksçılık ve sosyalizme karşı önyargıları sonraki elli yıl boyunca görülenden çok daha azdı.
Zamanla güçlenen egemen anlayışın temelini de oluşturacak, toplumsal uyum için uzlaşmayı öne çıkaran, kamu çıkarlarını ve toplumsal dayanışmayı bireysel haklardan üstün tutan, görevci ve idealist düşünceleri, Ziya Gökalp için Türkçülük düşüncesinden önce geliyordu. Türkçülük düşüncesi daha sonra ne kadar etkili olmuşsa, bu saydıklarım da ondan az etkili olmamıştır. Bunun içindir ki, Ziya Gökalp'in, Mustafa Kemal'in CHP'sinin halkçılık ve milliyetçilik ilkelerinin kurulmasındaki düşünsel katkısı, ulusal ve halkçı düşüncelerin oluşmasında çimento işlevi görürken, dönemin edebiyatçıları üstünde de elbette etkili olmuştur.
Şevket Süreyya Aydemir, tam da Cumhuriyet edebiyatının kimliğini kazanma sürecinin tırmanışa geçtiği yıllarda, 1932'de, "Bugünkü neslin görüş ufku normal inkişaf etmiş her münevverin tahteşşuurunda, Ziya Gökalp'ten muhakkak bir eser vardır," diyordu ki, doğruydu.
Burada ilkin şunu saptayalım: O dönemde, Ziya Gökalp'in Türkçülük, milliyetçilik ve halkçılık düşüncelerinin karşılık görmemesi olanaksızdı ve onları Yusuf Akçura üstattan sonra en kapsamlı ve derli toplu dile getiren düşünce adamı oydu.
İkincisi de şu: Ziya Gökalp'in bu etkisi uzun ömürlü olamazdı ve olmadı; çünkü düşüncelerini İslam ağırlık noktasında mistisizme dayıyordu, bu yüzden neden sonra yalnızca adı yürüdü, etkisi azaldı.

Edebiyatın yapıtaşları
Ziya Gökalp, İttihat ve Terakki'den başlayıp kadroların dışına, topluma kayan etkinliğini pozitivizmden alıyordu; ama düşüncelerinin zamana dayanıksız çıkmasının nedeni de gene pozitivizmden ötesini görememesi, kullandığı kalıbın hep aynı sonucu üretmesiydi. Döneminin düşünce dünyasının önünde, öncüsüydü, ama bu yetmeyecekti; yetişkin bir kadroydu Ziya Gökalp, ama yaratıcılıktan uzaktı.
Belki şu saptanabilir: dönemin düşünsel ortamı öylesine yalnız, Batı'nın zenginliğini içselleştirmekte öylesine yetersiz ve zaman zaman primitif özellikleri yüzünden öylesine naif kalıyordu ki, Ziya Gökalp, Fuat Köprülü gibi düşünürlerin önemi, değeri ve işlevi yeri doldurulmaz bir önem kazanıyordu. Milliyetçi ve halkçı düşüncelerin toplumsal ve tarihsel temellerini, bazen gerçekçi ve tamamıyla doğru, bazen zorlayarak oluşturan bu iki düşünürün etkisi, İttihat ve Terakki kadrolarından sonra toplumsal hayatı de biçimlendirmeye başlamış, 1930'lara kadarki edebiyatımızın kendini arama ve bulma sürecine belirleyici katkı ve yönlendirmeler yapmıştı. 1930'lardan sonra bu temelin üstüne yeni yapılar kurulması zorunluluğu anlaşılmaya başladıkça onların etkisi azalmaya başladı.
Azımsanacak gibi değildir: Türkleşmek (içerde ve dışarda verilen savaşımın ideodlojisi olduğu sürece anlamlı geliyordu), modernleşmek, Batılılaşmak, laisizm, adalet ve toplumsal eğitim alanlarında tekçilik, toplumu değiştirerek ilerleme düşüncesi, Anadolu köylüsünün kalkındırılması gibi bir dizi ilke, Ziya Gökalp'in bir yurt inşası düşüncesi için ne denli önemliyse, yeni bir edebiyat için de kurulacak dünyanın yapıtaşlarını belirliyordu. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin ya da Refik Halit Karay'ın böyle bir düşünsel dünyanın öncü edebiyatçıları oluşunda sadık izleyiciler olmalarının payı büyüktür.
Üstelik Yeni Lisan'dan bu yana, "milliyetin temeli" (ulusun temeli olarak okunmalı) dildi o düşünce dünyasında. Hilmi Ziya Ülken, Ziya Gökalp kitabında bunu adım adım şöyle belirtir:

Milliyetin temeli dildir
"Gökalp'e göre, milliyetin temeli dildir. Çünkü dil bütün değerlerin zarfıdır. .... Gökalp, suni dilin aleyhindedir. Kökü Türkçe bile olsa, yaşamayan kelimeleri dile sokmak manasızdır. Dil içtimai bir müessesedir, kendine mahsus kanunları ve gelişimi vardır .... Ancak, aynı manaya gelen çok kelime varsa, yabancılarını bırakmamızı tavsiye eder: Şiirde aruza aleyhtardır..."
Ziya Gökalp'in en önemli katkısı, toplum eğitimiyle ilgili düşünceleri yanında, somut olarak liseden üniversiteye kadar, okul eğitimine yeni düşünceleri ve dersleri sokmasıydı. Bu düşünce ağırlığının edebiyata yansımaması olanaksızdı. Kurduğu düşünce dünyası Cumhuriyet edebiyatının ülkenin ana edebiyat akımı olarak oluşmasında katkılar yaptığı gibi, Yahya Kemal başta olmak üzere, geçiş dönemi şiirini de düşünsel bakımdan etkiledi.
Cumhuriyet edebiyatının bir ana akım olarak oluşmasında özellikle üç düşünürün payı başlangıç noktasının saptanmasında belirleyicidir: Ziya Gökalp, onun ardılı Mehmet Fuat Köprülü ve bu iki düşünürün yarattığı hareketin ardılı düşünceleriyle Yahya Kemal.
Halil İnalcık, Fuat Köprülü'yü, "bugün dünya ilim âleminde Türk edebiyatı tarihi üzerinde bir otorite sayılmaktadır" biçiminde anlatıyor. Halil Berktay da Cumhuriyet İdeolojisi ve Fuat Köprülü kitabında, "Biz daha ileri giderek," diyor, "modern Türkolojinin en önde gelen ismidir diyeceğiz..."
Köprülü asıl etkinliğini elbette Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura'nın çizdiği çerçeve içinde yetişip o çerçeveyi de aşarak getirdiği tarih yorumlarından alıyordu. Ama Cumhuriyet edebiyatının gereksinim duyduğu ilk barutu da Köprülü verdi. İlgi alanının genişliği ve daha da önemlisi derinliği, Ziya Gökalp'in ötesindeydi.
Cumhuriyet edebiyatının başlangıç döneminde Ziya Gökalp ile Fuat Köprülü, arandığı zaman bulunan ilk kaynakların en güçlüsü ve en donanımlısıdır. Edebiyatımızın kendi içinde bir kast dayanışmasıyla değişegelmesinde bu başlangıcın payı çoktur. Yahya Kemal ise, edebiyattan çok tarih ve milliyet kavramlarıyla oluşmuş bu düşünceyi, doğrudan edebiyata taşıyan en güçlü düşünür oldu. Onu yalnızca Osmanlı çöküşünden yeni Cumhuriyet'in kuruluşuna giden yolun üstünde bir köprü olarak görmek yetmez; elbette bir köprüdür Yahya Kemal, kulağı geçmişte, yüzü gelecekte; ama asıl önemlisi, edebiyatımızı sarsacak kertede etkili, yüzyıllık bir çınar gibi, gölgesinden kurtulunamamış bir şiirin yaratıcısı, kendinden sonra gelen çağdaş Türk şiirinin çıkış kaynağı oluşudur. Bunun üstünde bugüne dek durulduğundan daha çok düşünülmesinin büyük yararları var...

Okuyucu yorumları
Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 1 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
8

 'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
» YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
» Kasabadaki hayalet - A. ÖMER TÜRKEŞ
» Göz kamaştırıcı Ahmet Haşim - SELİM İLERİ
» Katil doğuran topraklar - ERKAN CANAN
» Ruhun gizemli kâşifleri - FATİH BALKIŞ
» Gençlerin iç dünyası - HÜLYA SOYŞEKERCİ
» Bu coğrafyanın topal Ulysses'i - BÜLENT USTA
» Şüpheli ölümler ve şahitler - Z. HEYZEN ATEŞ
» Adınız bu listede olabilir - AYSEL SAĞIR
» Türkülerin bilinmeyen hikâyeleri - ARZU HAKSUN GÜVENİLİR
» Yeni bir şiir dili - YÜCEL KAYIRAN
» Derin sularda yüzebilmek - IRMAK ZİLELİ
» Dünyanın ucunda bir gül açılmış - RENGİN ARSLAN
» KAPAK - SEVİN OKYAY
» Brigitte Labbé: 'Çocuklar dogmaları sorgulamalı' - ASLI TOHUMCU
» Çabaya saygı göstermek gerek
» alice - MEHMET ULUSEL
» Academie Julian'da öğrenci olmak - MAHMUT TEMİZYÜREK
» Anarşist kitap fuarına bak! - SÜREYYYA EVREN
» 'Kanuni'yi hocalardan dinlemek - HİKMET TEMEL AKARSU
» Gerçekçi ol, imkânsızı iste! - TÜLİN ER
» Punk'ın şeceresi - ERMAN ATA UNCU
» Çizdiklerim bir tür belgeseldir - DİLAY YALÇIN
» YENİ ÇIKANLAR

Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

ÖZLÜ SÖZ #408
"Otobüş hareket halindeyken inip binmeyiniz."
Halk otobüsünde, kapının tepesindeki uyarı.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.