Radikal-çevrimiçi / Kitap / Eğlendirirken eğitmek için
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  23 Ekim 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Herhangi bir eğitim, cesaret ve mutluluğu yitirirse bir işe yaramaz.
Pestalozzi
Tarihte Bugün
Takvimler 23 ekim tarihini gösterdiği zaman...

2000 yılında,
Adana E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu ve hükümlüler eylem başlattı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Eğlendirirken eğitmek için

İlklerin yazarıdır Ahmet Mithat. Züppe tipini Türk edebiyatında ilk kez o işlemiş, romana ekonomiyi ilk o sokmuş, esaretin ilk tenkitini o yazmış, romanın milli meselelere açılması gerektiğini ilk o söylemiştir

18/04/2008 (706 defa okundu)

A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi)

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ın yayımlanmasından kısa bir süre sonra, sahneye Ahmet Mithat Efendi çıkar. Başlı başına bir edebiyat olayıdır bu olağanüstü üretken yazarımız. Diğer bütün Tanzimat romancılarından farklı olarak, özellikle yazarlık kariyerinin ilk döneminde eğitirken eğlendirmeyi, hoşça vakit geçirtmeyi yeğlemiş, başlıca eğlendirici motif olarak da aşk ve cinselliği kullanmıştı. İlk telif roman onun kaleminden çıkmamıştı belki, ama Osmanlı-Türk romanının serpilip gelişmesini sağlayan Ahmet Mithat Efendi'dir. Sadece romanla yetinmemiş, tam teşekküllü aydın tipinin ilk örneği olarak, Osmanlı toplumunu aydınlatması için yazılı edebiyatın her türünde ve ayrıca her konuda -makale, eleştiri, çeviri, gezi, anı, hikâye, piyes, roman türlerinde edebiyat, tarih, felsefe, dil, din, coğrafya, astronomi, fizik, matematik, müzik, ekonomi, askerlik konularında- iki yüzden fazla eser vermişti. Hikâye ve romanlarında ilgi alanı aşklardan evliliklere, kıskançlıklardan boşanmalara, kadının iffetinden kadınların eğitimine, dinsel tartışmalardan Doğu-Batı karşılaştırmasına, insan psikolojisinden sosyal meselelere, görgü kurallarından zengin-fakir ayrımına kadar genişler.
Hikâye yazmaya devlet göreviyle gittiği Bağdat'ta (1870), romancılığa ise sürgüne gönderildiği Rodos'ta Hasan Mellah'la (1874) başladı. Alexandre Dumas'nın Monte-Cristo'sunun adaptasyonu muhtemelen bir adaya sürülmüşlüğün esiniyle yapılmıştı. Ancak sonuçtan memnun olmalı ki Ahmet Mithat'ın Batı edebiyatından esinlenmeleri ve adaptasyonları hiç bitmedi. Macera konusunda Alexandre Dumas'dan, seyehat ve bilim kurgu alanında Jules Verne'den yararlanmış, onların temalarını ve anlatım tekniklerini yerlileştirmeye çalışmıştır. Mesela Batı romanındaki anlatıcı vazifesi gören üçüncü tekil şahıs yerine daha etkin bir anlatıcı konumunu benimsemiştir. Olaylara bizzat dahil olup okuyucuya seslenen, tavsiyelerde bulunan, sorular sorup cevaplar veren, ansiklopedik bilgiler aktaran bu geveze anlatıcı meddah geleneğinin uyarlanmasıdır.
Ahmet Mithat Efendi'nin -ya da halk dilinde Efendi Baba'nın- ilk romanlarında Fransız romantiklerinin, sonrasında yine Fransız natüralistlerinin ve gerçekçilerinin etkisi görülmekle birlikte, bu etki akımların felsefi boyutlarını kapsamaz. Her ne kadar felsefi kitaplar yazsa da, iş edebiyata geldiğinde onun asıl meselesi topluma yarar sağlayacak hikâyeler üretmek, güzelliği sevdirmek, eğlendirirken eğitmektir. "Romanın realisti, natüralisti olmaz; roman romandır" şiarından hareketle kalemi eline alır ve son derece serbest bir üslup, rastlantılara dayalı bir kurguyla her türden hayali romanlaştırır. Ahmet Mithat'a göre aslolan hayaldir ve roman muhayyel olan şeyi tasvir etmektir. Kendi hayalleri yetmediğinde dönemin çok okunan romantik, realist, natüralist yazarlarından faydalanmaktan tereddüt etmeyecektir.
Sonuçta yazar ve okuyucusu buluşmuş; Mısır Çarşısı'nda aktar çıraklığı yaparak hayata atılan Ahmet Mithat, ilk halk romancısı payesiyle, özellikle seyehat, macera ve esrar romanlarıyla, çağının en çok satan ve etki yaratan yazarı olmuştu.

Efendi Baba'nın kadınları
Ne var ki Felsefe-i Zenan, Efendi Baba'nın eğlendirmek maksadıyla yazdığı romanlardan değil. Yirmi beş cüzlük Letaif-i Rivayat serisinin üçüncü ve en önemli cüzü olan Felsefe-i Zenan'da, genellikle kadın-erkek ilişkileri üzerinden ele aldığı toplumsal meseleler işleniyor. Basit bir hikâye; Fazıla hanımın evlatlıkları Akile ve Zekiye, annelerinin verdiği mükemmel eğitimle yetişmiş, özgürlüklerinden ödün vermemek için evlenmeyi bile reddeden iki genç kız. Zekiye'nin Mısır'da görevli bir Osmanlı paşasının çocuklarına ders vermeyi kabul etmesi, kızları birbirinden ayırır. Ablası Akile'nin mektuplarla yaptığı bütün uyarılara rağmen evlenen Zekiye, felaketini de hazırlamıştır...
Edebiyatımızda mektup formunda yazılan bu ilk uzun hikâyede ilk ince hastalık vakasıyla karşılaşırız. Zaten hep ilklerin yazarıdır Ahmet Mithat; züppe tipini Türk edebiyatında ilk kez o işlemiş, romana ekonomiyi ilk o sokmuş, esaret meselesinin ilk tenkiti onun kaleminden çıkmış, romanın milli meselelere açılması gerektiğinden ilk o söz etmiştir... 1870 tarihli bu hikâyede iki ana tema ele alınıyor; ilki kadın-erkek eşitliği, ikincisi toplumsal özgürlük için ekonomik özgürlüğün zorunluluğu. Her iki temayı hikâyenin ilk satırlarıyla vurgulamış Ahmet Mithat;
"Büyük Ayasofya mahallesinde ikamet eden bayanlardan Fazıla Hanım, pederi Bedrettin Efendi'nin hayatta olduğu süre boyunca kendisinden gramer, mantık, ilahiyat gibi kimi temel bilgileri aldıktan sonra hadis, tefsir ve buna benzer diğer ilimleri de sırf kendi gayretiyle çalışıp öğrenmiş, pederinin ölümünden sonra dahi felsefeye merak sararak, ele geçirebildiği kitaplarla haşır neşir olmuş ve söz konusu ilimce de bir hayli bilgi edinmişti. Kendisinin ilim tahsil etmeye ve bu yolda bir ilim sahibi olmaya o kadar istek ve gayreti var idi ki pederinden kalan iki evden, Büyük Ayasofya'da bulunan iki odalı evceğizi alıkoyup babasının yaşadığı zamanlarda oturdukları sekiz on odalı bir büyük evi, gerekli gereksiz birçok eşyasıyla beraber satmış ve bu parayla mevduat sertifikası almıştı. Bu sertifikalardan kazandığı yıllık on bin kuruş kadar gelire kanaat etmiş ve böylelikle olanca vaktini de öğrenmeye ve ilim sahibi olmaya adamıştı."
O dönemde erkeklere özgü ilgi ve becerilerle donanımlı Fazıla hanım hiç evlenmeyecek, evlatlıklarını da kendisi gibi ilim ve irfanla yetiştirecek, onlar da geçimlerini annelerinin mirası mevduat sertifakalarıyla temin edecekler, bu sayede özgürlüklerine halel gelmeyecektir. Evlilikte bir erkeğin zulmüne maruz kalmaktansa evlenmemeyi yeğlerler. Efendi Baba'nın kadınlardan beklediği nitelikler hikâyedeki kadın karakterlerin isimlerinde gizlidir; toplumsal yaşamda kadının hangi nitelikleriyle ön plânda olması gerektiğini eserindeki dört kadın karakterin adlarıyla imler: Fazıla, Akile, Zekiye ve Kamile. Lakin Zekiye, iradesi zayıf bir Divan Efendisi'yle evlenecek, eve alınan güzel cariye ile aldatılacak ve üzüntüden ince hastalığa yakalanacaktır. Zekiye'nin, kocasını zina halinde yakaladığında sarf ettiği sözler, yine kadın erkek eşitliğine vurgu yapar; "Ne olacağım? Sen beni bir erkekle bulmuş olaydın ne olur idiysen ben de aynıyla öyle oldum!"
İlk hikâye ve romanlarında kadınların çektiği sıkıntılara hassaslık gösteren, okuyucunun erkekler kadar kadınlar olduğunu bilen, kadınların da âşık olabileceği, cinsel hazlar arayabileceği konusunda duyarlıdır. Elbette sınırları çiğneyecek kadar değil; rehber yine İslam ve erkek, kadının okutulmasındaki gaye yine iyi bir eş iyi bir anne yetiştirmek ihtiyacındandır. Ancak hakkını teslim etmek gerekirse, kadınları, kadın cinselliğini hem en iyi o yansıtmıştır edebiyata, hem de dönemin koşulları elverdiği kadar kadın-erkek eşitliğini savunmuştur; Ahmet Mithat Efendi, 1875'te yazdığı Yeryüzünde Bir Melek romanında, evli bir müslüman kadını -temiz de olsa- evlilik dışı bir ilişkiye sokunca zamanın gazetelerinde tenkit edilmiş ve bir daha metinlerine müslüman kadının ihanetini işleyememiştir. Onun, -Henüz On Yedi Yaşında'daki gibi- bazı romanlarında dürüst fahişelerden söz etmesini ise ikinci karısı Hafize Melek hanımın eski bir fahişe olmasına bağlayanlar vardır.
Aşk ve serüven ağırlıklı ilk dönem romanlarında kimi zaman sonu ölümle biten ilişkilere yer vermekle beraber, yaşam doludur Ahmet Mithat'ın hikâyeleri. İronik ve mizahi uslubunu hiç elden bırakmaz. Mesela Felatun Bey ile Rakım Efendi romanında araya kendi görüşlerini katıp "O şehvet denen şey yok mu? Pek murdardır, ama gerçekten murdardır. Aşk denilen hayali şeyin temiz eteği, murdar şehvet ile kirlenince tadı kaçar" tarzında sözler sarfeder, ama roman kahramanı Rakım Efendi'nin cinsel duygu ve ilişkilerini sevimli ve 'temiz' bir atmosferde canlandırır. Karı Koca Masalı ise romandan çok yazarın okuyucu ile kadın-erkek ilişkileri üzerine sohbeti biçiminde kurgulanmıştır. Kadınları över, bir erkek gibi bir kadının da beklentileri olabileceğini savunur ve eşitlik bahsinin merkezine yine cinselliği yerleştir...
Ne var ki, çoğu Osmanlı aydını gibi ikirciklidir. Yenilikçiliği ile gelenekçiliği arasındaki gergin dengede gelenekçiliği ağır basacak, II. Abdülhamit'e biat etmesinden sonra diğer aydınlarla ilişkisi bozulacaktır. Özellikle Servet-i Fünün'cuları suçlayan Dekadanlar makalesinden sonra büyük tepki toplamış, yazarlığı bırakmasına neden olmuştur (Felsefe-i Zenan'da yüksek edebiyatı eleştiren satırlara rastlamak mümkün). Bu süreçte kadın özgürlüklerine bakışı da değişmiş, tutuculaşmıştır. 1908'de yazdığı Jöntürk romanında kadın bedeni iyilik ve kötülük çatışmasının simgesidir artık.
Gerek içeriği gerek biçimiyle romanları bugünkü edebi beğenimize cevap verecek nitelikte değil. Ancak bunu dert edecek hali yoktu Ahmet Mithat'ın. Misyon adamıydı. Ve üstlendiği misyonu bayrağı Ahmet Rasim ve Hüseyin Rahmi'ye devrederek başarıyla tamamladı.

  • FELSEFE-İ ZENAN
    Ahmet Mithat Efendi, Sel Yayıncılık, 2008, 158 sayfa, 10 YTL.
  • Okuyucu yorumları
    Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

    (Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » BİR KİTAP KAPAĞI - SELİM İLERİ
    » Zor okunan metinler - SEMİH GÜMÜŞ
    » 'Ayçöreği' hizmetinizde... - ÜMİT CAN SESSİZ
    » Kumdan buhranlar - AYŞE SAĞLAM
    » Adam olmaz bunlar! - BİGE TURAN
    » Kıyamet Doğu'dan kopar - AYSEL SAĞIR
    » Ve 'Çark' dönmeye devam ediyor - ESİN COŞKUN
    » İhtişam ve sefalet - AYÇA AKARSU
    » Daima sürgün yaşamak - ABİDİN PARILTI
    » kitabın daha içi - MEHMET ULUSEL
    » Klasisizm'in dönüşü... - HİKMET TEMEL AKARSU
    » Bir dönemin tanığı olmak - MUSTAFA EROĞLU
    » Sözün sihirli işlevi - IRMAK ZİLELİ
    » Alev yalnız, ben yalnız - OSMAN ÇAKMAKÇI
    » Direnmek mi? Evet ama nasıl? - MEHMET ALİ GÖKAÇTI
    » 'Guevara Kardeş'in savaşı - SABRİ GÜRSES
    » Bu ülkeyi bir yerlerden tanıyoruz ama... - EFNAN ATMACA
    » KAPAK - ORHAN KAHYAOĞLU
    » İsveçli kuzenlerimiz... - SADIK USTA
    » Osmanlı'nın kolera günleri - SENEM ONAN
    » Yeni bir dünya kurulmalı - AKIN EVREN
    » Taşlar arasındaki eğreltiotu - AHMET YOSMAOGLU
    » Eleştirmen, yazar ve akademisyenler için - AYŞE ECE
    » Uzak olmuş ne çıkar? - HALUK HEPKON
    » Söz ve desen el ele - EYLÜL YILMAZ
    » Ansiklopedi gibi bir sanat kitabı - AHU ANTMEN
    » 25 yüzyıldır sahnede... - SERAP ÖZGÜR
    » ÇİFT YUMURTA - BUSE NAZ/ BERK CAN
    » Karabiberlik Binası'nda olanlar - ASLI TOHUMCU
    » Mo soyunu hâlâ duymadınız mı? - GÖNÜL KOCA
    » KABORÜKO - GÖRKEM YELTAN
    » Koy verin gitsin! - ORHAN MERİÇ
    » Edebiyat uyarlamaları testi
    » YENİ ÇIKANLAR
    » Ege'de şairler geçidi

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #479
    "Evlenmeden önce de hayatım iyiydi. Üniversiteyi kazandığımda babam bana son model BMW hediye etti. Tabii evlilikle birlikte Ferrarim ve Jaguarım oldu."
    Şimdi bu Günaydın'da yayımlanan 'Modern Çağın Külkedileri' başlıklı bir dizi, sevgili okuyucular. Bu seferki özlü söz de işadamı Shery Şahnavaz'ın karısı Ceyla Şahnavaz'a ait.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.