Radikal-çevrimiçi / Kitap / Tolstoy'un mirası
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  23 Temmuz 2014 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Hayranlık duymaktan yoksun olmak, basit zekaya en büyük işarettir.
Honore de Balzac
Tarihte Bugün
Takvimler 23 temmuz tarihini gösterdiği zaman...

1908 yılında,
İkinci Meşrutiyet ilan edildi.
1939 yılında,
Hatay Anavatan’a katıldı.
1991 yılında,
Yeni Günaydın gazetesi kuruldu.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Tolstoy'un mirası

Kendi dünya algısında kırılmaz, bükülmez yasalarını gerçekleştirmiş Tolstoy'un hayatının bir bölümü, hem de hayatının en can alıcı dönemi, biyograf Jay Parini tarafından romana çevrildi: 'Son İstasyon'

25/04/2008 (677 defa okundu)

SEDAT DEMİR (Arşivi)

Adlarının belirginliğiyle, okurun artık zihninden değil de, dilinden çıkıveren büyük yazarlara yaslanarak anlatı çatma ya da biyografi oluşturma düşüncesi daima parlaklığını korumuştur. Onları yazma eylemi, onlarla aynı evreni en üst düzeyde paylaşma fırsatı verir. Bu yüzden cazip görünür bu düşünce, tahrik edicidir. Bu karşılaşma, okur için de oldukça heyecan vericidir. Nabokov'un, çağdaşlarından ayrı tuttuğu Gogol'ün biyografisini hazırladığını duyurduğunda, sözü edilen çalışma okurların hemen dikkatini çeker. Ya da Dostoyevski'ye Berdyaev'in, Suares'in, Gide'in yapıtlarında rastlamanın, onun izini bu isimler aracılığıyla sürmenin veya Dostoyevski'nin Puşkin hakkında üç kere konuşmasını okumanın ayrıcalığını yaşarlar.
Öte yandan Coetze'nin, Del Castillo'nun, Tsipkin'in Dostoyevski'yi roman kahramanı olarak seçmeleri, anlatılarının merkezinde tutmaları biyografi yazma çabasından çok daha çetrefilli bir iştir. Edebiyat dünyasında birçok kez yinelenen bu eğilim, yanında önemli riskleri de getirir. Takip edilip gözlemlenen edebiyatçının ismi ne kadar büyükse tehlike o düzeyde artar. Altından kalkılması güç olan bu uğraşı, hakkı verilerek yapıldığında, elbette kitaplıkların en gözde bölmesinde yer alır.

Kont'un son bir yılı
Bu kitaplara, doksanların başında bir yenisi daha eklendi: Son İstasyon. Yurttaşları Gogol gibi, Dostoyevski gibi, kendi dünya algısında kırılmaz, bükülmez yasalarını gerçekleştirmiş Tolstoy'un hayatının bir bölümü, hem de hayatının en can alıcı dönemi, biyograf Jay Parini tarafından bu isim altında romana çevrildi. Herkesin birkaç yapıtını okuduğu, en azından mutlaka adını duyduğu Tolstoy'la kendi ölümünün randevu yeri olan Astapovo noktasından adını almış, yakın zaman içinde de Türkçeye aktarılmış Son İstasyon, ünlü yazarın son bir yılıyla çok yakından ilgileniyor. Doğrusu bu zaman dilimi, onun uzun ömrünün varsıl bir göstergesi, nitelikli bir özeti gibi görünüyor.
Uzun bir yaşam sürmesi Tolstoy için bu büyük bir şanstı, onun okurları için de. Evet, uzun bir yaşam sürdü Tolstoy. Gençlik yıllarından itibaren din, felsefe ve sanat gibi birbirine pek yüz vermeyen alanlarda soluk almaksızın yapıtlar verdi. Bu türleri en yalın halleriyle kurcalarken, onları en temel sorularla karşı karşıya bıraktı. Yanıtları herkesi ilgilendiren, kolaymış gibi görünen 'Sanat Nedir?', 'Din Nedir?' gibi sorularla gerçeği kucaklamaya çalıştı. Var olan inanç biçimlerini soruştururken Hıristiyan anarşist olarak tanımlandı ve şu an gerçekçi edebiyatın en önemli temsilcilerinden birisi olarak anılıyor. Fakat Son İstasyon okunurken, hakkında kaleme alınan diğer yapıtlar da düşünüldüğünde Tolstoy'un edebiyat ve etik algısıyla yaşayış biçiminin uyum içinde olmadığı, onun tüm çabalarının arkasında kişisel hırsıyla bütünleşen Tolstoyvari ölümsüzlük isteğinin, handiyse nefes aldığı sürece taşıdığı ölüm korkusunun yattığı, başka bir bağlamda da toplumsal ve kültürel düzeyde baskın olma iddiası kesinlik belirten dil yapısıyla hissediliyor. Bunlar, sanat dünyasında yer alan isimler için oldukça tipik dursa da, Tolstoy'un dehasının gücünü hesaba kattığımızda çelişki büyüyor.
İşte Son İstasyon, böylesine bir yükü sırtlıyor, başından sonuna değin belgelere dayanılarak yazılmış yeni bir anlatı örneği olarak kendisini inşa ediyor. Olaylar aktarılırken anlatı birinci tekil şahıs ağzından duyuluyor; Tolstoy'un karısı Sofya, büyük kızı Saşa, genç sekreteri Bulgakov, doktoru Makovitski, yanı sıra çeşitli ülkelerde Tolstoy'u edebi ve fikri takipçilerini idare eden en yakın dostu Çertkov'un iç sesleri kullanılıyor. Özellikle Bulgakov'un günlüklerinden alınan verilerle kahramanların olası bütün duyguları yansıtılırken, aralarındaki konuşmalar da onun bellek işleyişi üzerinde kuruluyor. Ancak bugüne kadar hazırlanan Tolstoy biyografilerinde atıfta bulunulan ya da artık okurunun zihnindeki haliyle edebiyatçı Tolstoy yerine, yirminci yüzyıl başlarında kaynayan Rus toplumun ortasındaki soylu bir Rus ailesini imleyen bir yapıya bürünüyor anlatı, yer yer. İçerikte işleyen bu yapı, edebi şöhretin üzerindeki efsunu kaldırarak, bütün yoğunluğuyla aile içinde oluşan açmazları, peşi sıra gelişmeleri sürüklüyor, ama yazarın macerasını sıradanlaştırmadan.
Filme çekileceği söylenen kitabın içinde çarpıcı anlar, özellikle Tolstoy'un sadece huysuz bir ihtiyara benzediği, öfke nöbetleri geçirdiği sahneler var. Artık üretmeyen yaşlı yazarın öncelikle karısının sesiyle onun gençliğinden dem vuran, evliliklerinin nasıl gerçekleştiğini betimleyen ve yazar, sevgili, koca, baba olarak Tolstoy'un görevini nasıl yerine getirdiğini anlatan karelerle dolu bu kitabın gerçekten sinema için uygun olduğu söylenebilir. Ne ki okuyan, karısı Sofya'nın sarf ettiği sözlerin yer yer küçümseyici olmasına şaşıracaktır, özellikle onun cinsel yaşamına dair sırları dinlerken. Ayrıca, kitabın içinde Tolstoy'un birçok çocuğunun arasında söz sahibi olan kızı Saşa ile Bulgakov'un aşklarına dair ayrıntılar sıklıkla vurgulanıyor, çoğunlukla sekreter Bulgakov'un kendisi tarafından. Bütün bu sırların arasında, Tolstoy'un dönemin iki görkemli insanı, Gandhi ve Bernard Shaw ile mektuplaşmalarını okumak oldukça keyifli. Bu arada, yazışırken kullandığı biçem Tolstoy'un, Rusya dışında da, kültürel anlamda ne kadar etkili olduğunun bir kanıtı.
Tolstoy, aradığı gerçeği, dünyanın farklı kentlerine içinden rahatlıkla bakabildiği Yasnaya Polyana'da da bulamamıştı. Çevresinde, onun düşünce birikiminin sarsılmaz bekçileri olan Tolstoy tarikatının müritleri, yayınevleri, gazeteciler arasında tahmin edilebileceği gibi ortaya nerden çıktığı belli olmayan çıkarcılar vardı. Tabii evinden uzakta ölümü tercih etmesinin en önemli nedeni karısı. Kronik bir yazar meselesi olan eş durumundan en fazla etkilenenlerden olan Tolstoy, karısı ve onun haklarını gözettiği aile mirasçıları ile yayınevlerinin, kendisini seven müritlerinin ortasında kalmak istemedi. Yalnızlığa, kim bilir, günlüklerinde bahsettiği, Tanrı'ya ulaşmanın tek yolu olan yalnızlığına kaçtı.

Sofya Andreyevan'nın gözyaşları
Yirmi yıllık bir yazma sürecine yayılan Savaş ve Barış'da, Anna Karenina'da Sofya'nın itici gücünün etkili olduğu sürekli dillendirilir. Tolstoy'un son bir yılı, Sofya Andreyevna'nın etkisinin kesinliği artıyor Parini'ye göre. Romanın belgeselliğinde gezinirken, Tolstoy'un aile içindeki anlaşmazlıklardan ve ailenin dış dünyayla çekişmelerinden uzak, insan sesinden yalıtılmış bir ölüm arzuladığı fark ediliyor. Bütün dişil donanımıyla kitaplarının telifinden gelecek parayı varisleri için kullanılması gibi ölçülü bir isteğin karşısında, aralarında 'Sanat Nedir?'i basan ünlü editör Aylmer Maude, artık Sofya'nın gözünde kötücüllüğü sabitlenmiş Çertkov ve bütün dünya vardı. Jay Parini bu kavgayı sonuna kadar takip ediyor, ardından Tolstoy'un dehasının aslında kendisine ve Sofya'ya ait, iki kişilik olduğunu satır aralarında vurguluyor. Zweig, unutulmaz Tolstoy anlatısının sonuna doğru Sofya'nın hırsın ve aşkın acısıyla yanan gözlerinden dökülen yaşları tasvir ederken, Parini o gözlerin arkasında, yani Sofya Andreyena'nın dünyasında olup biteni anlatıyor, onun sesiyle.
Açıkçası Son İstasyon'da önemli olan, bir yazarın bir diğer yazarı gözlem aracı olarak seçmesi, okura da bu yazarın izlenmesi için olanak tanıması ve yaşam öyküsünün belgeselden daha çok bir kurmaca sanatı olarak karşımıza dikilmesi. Jay Parini'nin bu türde ilk çalışması Son İstasyon değil aslında. John Steinbeck, Robert Frost, William Faulkner gibi isimlerin biyografilerini yazdı ve Son İstasyon'a benzer bir çalışma olan 'Dar Geçitteki Aydın'la Walter Benjamin'in Nazi Almanya'sından kaçış serüveninin romanını gerilimli kalemiyle ele aldı. Son İstasyon'da okuru için benzer bir hız bekliyor.

  • SON İSTASYON
    Tolstoy'un Son Yılı
    Jay Parini, Çeviren: İlknur Özdemir, Merkez Kitaplar, 2008, 304 sayfa, 18 YTL.
  • Okuyucu yorumları
    Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

    (Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » Sebald'ın gösterdiği yol - FATİH BALKIŞ
    » Korkunun coğrafyası - A. ÖMER TÜRKEŞ
    » BİR KİTAP KAPAĞI - SELİM İLERİ
    » Unutulmuş anlatılar çağı - ERKAN CANAN
    » İmparatorluğun sancılı evlatları - SENEM KALE
    » On iki adımda özgürlük - ÇAĞLAR DEMİRBAĞ
    » Bir kadın masalı - ŞEHMUS AY
    » Başrolda cani var - ZEYNEP HEYZEN ATEŞ
    » Suyu da yakar aşk - HÜLYA SOYŞEKERCİ
    » Perde açılsın, ışıklar yansın - MÜGE KARAHAN
    » Dünyanın tüm 'Leylâ'ları... - TUĞBA BENLİ ÖZENÇ
    » 'Bir kere, kere daha hasretle' - RENGİN ARSLAN
    » Siz 'karambol' deseniz de... - ERTUĞRUL MAVİOĞLU
    » Solun en büyük ihtiyacı - SEYFİ ÖNGİDER
    » Modern mimariye adanmış bir ömür - KENAN KOCATÜRK
    » Dada Dada dan - OSMAN ÇAKMAKÇI
    » KAPAK - SENEM ONAN
    » Tarihe yolculuk - ALİ GÜLTEKİN
    » Keleş Osman ve tayfası - ASLI TOHUMCU
    » KABORÜKO - GÖRKEM YELTAN
    » KAHRAMANIM BENİM - BURCU AKTAŞ
    » ÇİFT YUMURTA - BUSE NAZ/ BERK CAN
    » Kumbarada birikenler - HİKMET TEMEL AKARSU
    » Sizin kitapçınız hangisi?
    » Eve ev demem 'ev canavarı' olmayınca
    » YENİ ÇIKANLAR (Çocuk)
    » Adadan gelen lezzetler - GÖNÜL KOCA
    » Vapurlar geçerdi Haliç'ten - FATMAGÜL DEMİREL
    » YENİ ÇIKANLAR
    » İş başa düşünce
    » Herkes kendi portresini çizer - CEM ERCİYES
    » Halıyla, sahil sesi çıkartmak - AZRA TÜZÜNOĞLU
    » İki şehrin hikâyesi - MAYA JAGGI

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #159
    "Size ne kardeşim? Ne yapacaksınız? Açık kalp ameliyatı mı yaptıracaksınız kıza? Gemi maketi mi çizdireceksiniz? Köprü mü inşa ettireceksiniz? Logaritma problemi mi çözdüreceksiniz? Altı üstü, dünya barışı üzerine yuvarlak bir cümle sarf edecek, sonra da b"
    Gazeteci Ebru Çapa, güzellik yarışmalarında sorulan sorulardan pek hoşlanmıyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.