Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Kitap 


Halıyla, sahil sesi çıkartmak

Halıyla, sahil sesi çıkartmak
Cevdet Erek'in BAS'ta basılan kitabı 'Sahil Sahnesi Sesi' meraklısına 'ellerini halı üzerinde gezdirerek sahili ya da doğayı taklit etmeyi' anlatıyor

25/04/2008 (273 defa okundu)

AZRA TÜZÜNOĞLU (Arşivi)

Banu Cennetoğlu'nun Taksim Tünel'de yer alan inisiyatifi BAS'ın 2006 yılından beri sürdürdüğü sanatçı kitapları serisinde sıra Cevdet Erek'e geldi. Sanatçı kitaplarını odağına alan, basılı malzemeleri seçip, toplayan, gösteren, yayan ve üreten kar gütmeyen bir oluşum olan BAS'ın, Türkiye'deki sanatçı kitapları üretimini temel alan BENT projesi de bulunmakta. Masist Gül ile başlayan BENT serisi, Aslı Çavuşoğlu'nun Takip, Emre Hüner'in distopik şeyleri topladığı atlas/sözlüğü ile devam etmişti. 90'larda tanışıp on yıl ayrı kaldığımız Nekropsi grubunun bateristi, İTÜ MİAM'da eğitimci, sanatçı Cevdet Erek'in tesadüfi bir deneme olarak başlayıp, bir kullanma/yapıp-etme kılavuzuna dönüşen Sahil Sahnesi Sesi kitabıyla ilgili konuştuk. Bu, sahil sesinin bir halı yardımıyla nasıl taklit edeceğini, detaylarıyla anlatan ilk sanatçı kitabı.
Bize müzikle ilgili ilk öğretilen teoriler, müziğin bir doğa taklidi olarak ortaya çıktığına yönelikti. Oysa, sonra baktık ki, müzik, insandan önce var. Şimdi senin kitabını okuduğumuzda, 'sahil sesi'nin birçok ortamda gerçeklenebileceğini görüyoruz. Üstelik öyle teknik teferruatları da aradan çıkaran bir biçimde, sadece insan yaratısı bir halının yardımıyla.
Doğrusu, bir kitap için yola çıkmamıştım. Deney dediğin şeyi, yani SSS'i bir süredir çeşitli yerlerde ve durumlarda yapıyordum. SSS'i yapmak dediğim de iki eli bir halı üzerinde gezdirerek denizin sahilde çıkardığı sssss, şşşş, tıssss'ları taklit etmek, yani kitapta tarif edilen eylem. Bunu yapmaya başlamam da tesadüfen oldu biliyor musun? Yani 'hadi bir doğayı taklit edeyim, ama hangisini?' ya da deniz kenarındayken havaya girip 'bunu taklit etmeliyim' diyerek değil. Tesadüfen eli sürterken çıkan sesi duyarak, sonra da kasıtlı olarak taklit etmeye çalışarak. Önce birisinin sırtında, sonra tahtada, sonra bir masa üzerinde bulunan halıda, sonra evdeki halıda, sonra koridor halısında, sonra duvara asılmış halıda. Bir video çekerek, başka bir tane çekerek, bir gösteri yaparak, bir video daha deneyerek, kaliteli bir kayıt yaparak, bir gösteri daha yaparak. Sonra sonra, BENT'çilerle konuştuk, kitap fikri kabul edildi. Yani o deney bitti, yeni bir deneme başladı. İşin içeriğini, bütün sırlarını, başkasının anlayıp uygulayabileceği şekle nasıl getireceğiz? (tabii ki bu başkası 'herkes değil', elleri olduğunu, duyabildiğini, bu baskı için Türkçe veya İngilizce okuyabildiğini vs. varsayıyorum) Şöyle bir yöntem denemeye karar verdim: 'Ne yaptığımı ve ne düşünce, tecrübe, hisle yaptığımı tespit edeceğim, yeni bir araştırma yapmayacağım. Yazarken çizerken hatırlayacağım, ya da bildiklerimi idrak edeceğim. Bu da basılı malzeme formlarından bir ikisine uğrayarak biçim bulacak, müzik kitabı, rehber, bilimsel kitap gibi.
Müzik, tüm sanatlar içinde hem en istemsiz ulaşılabilen, hem de kültür endüstrisi tarafından müdahale edilmemiş olanına ulaşması en güç olanı. Bu anlamda senin deneyin, kişinin kendi kişisel müziğini yapmaya olanak tanıması açısından çokça fazlalıklarından arınmış bir öneri. Kişinin evinde de, bir konferans salonunda bu sesi duyabilmesine yönelik farklı önerilerin var. Profesyonel olmaya da gerek yok bu ses için. Kitabın dilinde de, profesyonel olmayan bir dili tercih etmişsin. Oysa senin hem Nekropsi'deki hem de İTÜ'deki çalışmalarından müziğin ne kadar içinde olduğunu biliyoruz. Bu kitabı, müziğin bir gösteri haline gelmesine yönelik bir eleştiri olarak okuyabilir miyiz?
Kitap halıyla yapılacak işi ikiye ayırıyor. Tema: Ellerini halı üzerinde gezdir ve sahili, ya da doğayı taklit et. Çeşitleme: Doğadan esinlenerek, ya da tamamen bağımsız, halıdan çıkan sesi dinle ve istediğini yap. Bildiğimiz müzik tanımlarıyla bu iki işi karşılaştırıp bir sonuç çıkartabiliriz, ama ben hâlâ bu tanımdan önceki yerle ilgiliyim: Yani, duy, hatırla, taklit et, uydur gibi. Ses sanatı işi müzikçinin, ya da 'sound artçı'nın elinde ya hani. Ve de genelde ulaşmak için bir bilet, davetiye en azından internet bağlantısı gerekiyor ya. Ses icrasına gelince, ilkokuldaki flüt dersinden başka birşey yapmamış olanlar, istese de müzik okuyamayanlar, alet alamayanlar var ya, çok ya. Ama hayatını bu işe adamış büyük besteciler, sanatçılar vesaire de var. Kitap okuyan herhangi kökende bir insana kendi müziğini yap demiyor, bir iki egzersiz öneriyor. İşe yarar mı? Evet, çoğu kişi bir kez elini bir yüzeye sürter, bu kadar.

  • SAHİL SAHNESİ SESİ
    Halı İçin Tema ve Çeşitlemeler Cevdet Erek,2008, 63 sayfa.
  • Okuyucu yorumları
    Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

    (Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)

     'Kitap' ekimizdeki diğer haberler
    » YERYÜZÜ KİTAPLIĞI - CELÂL ÜSTER
    » Sebald'ın gösterdiği yol - FATİH BALKIŞ
    » Korkunun coğrafyası - A. ÖMER TÜRKEŞ
    » BİR KİTAP KAPAĞI - SELİM İLERİ
    » Unutulmuş anlatılar çağı - ERKAN CANAN
    » Tolstoy'un mirası - SEDAT DEMİR
    » İmparatorluğun sancılı evlatları - SENEM KALE
    » On iki adımda özgürlük - ÇAĞLAR DEMİRBAĞ
    » Bir kadın masalı - ŞEHMUS AY
    » Başrolda cani var - ZEYNEP HEYZEN ATEŞ
    » Suyu da yakar aşk - HÜLYA SOYŞEKERCİ
    » Perde açılsın, ışıklar yansın - MÜGE KARAHAN
    » Dünyanın tüm 'Leylâ'ları... - TUĞBA BENLİ ÖZENÇ
    » 'Bir kere, kere daha hasretle' - RENGİN ARSLAN
    » Siz 'karambol' deseniz de... - ERTUĞRUL MAVİOĞLU
    » Solun en büyük ihtiyacı - SEYFİ ÖNGİDER
    » Modern mimariye adanmış bir ömür - KENAN KOCATÜRK
    » Dada Dada dan - OSMAN ÇAKMAKÇI
    » KAPAK - SENEM ONAN
    » Tarihe yolculuk - ALİ GÜLTEKİN
    » Keleş Osman ve tayfası - ASLI TOHUMCU
    » KABORÜKO - GÖRKEM YELTAN
    » KAHRAMANIM BENİM - BURCU AKTAŞ
    » ÇİFT YUMURTA - BUSE NAZ/ BERK CAN
    » Kumbarada birikenler - HİKMET TEMEL AKARSU
    » Sizin kitapçınız hangisi?
    » Eve ev demem 'ev canavarı' olmayınca
    » YENİ ÇIKANLAR (Çocuk)
    » Adadan gelen lezzetler - GÖNÜL KOCA
    » Vapurlar geçerdi Haliç'ten - FATMAGÜL DEMİREL
    » YENİ ÇIKANLAR
    » İş başa düşünce
    » Herkes kendi portresini çizer - CEM ERCİYES
    » İki şehrin hikâyesi - MAYA JAGGI

    Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

    ÖZLÜ SÖZ #137
    "Ben başkalarının fikirlerine değer vermiyorum. Sonuçta bu iş benim işim, en iyi ben bilirim. Ben nasıl seviyorsam ve değerlendiriyorsam... Diğer albümlerim gibi bu albümü de kendim için yaptım."
    Biliyoruz değer vermiyorsun ama keşke hep Kemancı'da U2 söyleseydin Teoman!

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.