Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Şubat 2010 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kötümserlik, delilik haline gelmiş bir gururun en tatsız biçimidir.
Franc Nohain
Tarihte Bugün
Takvimler 09 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1921 yılında,
Gaziantep, bir anlaşma imzalanarak Fransızlara teslim oldu.
1995 yılında,
Zorunlu trafik sigortası için ödenecek yıllık prim yüzde 20 ile yüzde 189 oranında artırıldı.

Radikal gazetesinin ekleri bayi satış tarihinden iki gün sonra internete aktarılmaktadır.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla Radikal2 


Tikilik ve tiki karşıtlığı

23/06/2002 (967 defa okundu)

REŞAT ÇALIŞLAR (Arşivi)

'Ben tanrıya inanmıyorum ama yaratıcı gücün varlığını da kabul etmek lazım dii mi' diyen örnekleri de, her Ramazan'da oruç tutan örnekleri de vardır. Şımarıklıkla karışık bir özgüveni vardır. "Kim kimle çıktı, kim kimden hoşlanıyo" ve arabalar konusunda derin bir birikime sahiptir. Tekkesi solaryum, dini dış görünüştür.
Tiki (ya da bir diğer ifadeyle ciks ya da copcop), 12-25 yaş arası bir insan tipini tanımlayan bir kavram. Merkezleri, özel üniversiteler, Bağdat Caddesi ve Akmerkez... Tiki deyince ilk akla gelen şeyler para ve marka. Özellikle de DKNY(Donna Karan New York). Standart tiki, aykırı ve asi eğilimlerden uzak durur. Bu kalıbı zorlayanları (altertiki) da vardır.
Tiki, kendini tikiliğin dışında görenler tarafından ortaya atılmış, olumsuzlayıcı bir kavram. Türkiye'de gençliğin gençliği tanımlamak için ürettiği kavramların en yaygını. Bazı tikiler, tikiliği üzerlerine almak istemedikleri için, kendilerini tikiliğin dışında tutan tiki tanımları geliştirmeye çabalıyor. Bazıları da, tikiliği
itirazsız kabul ediyor. Tikilere karşı takıntısı olanlara antitiki deniyor.
Antitiki:
Antitiki, tiki dünyasındaki ilişkilerin sahte ve yapay olduğu görüşündedir. Tikinin yüzeyindeki modern cilanın altında ortalama bir Türkiye insanının saklı olduğunu düşünür. DKNY'ye 'Donuna Kadar New York' der. Antitikilik, ülkemizde olağanüstü yaygın. Tikilerin aleyhinde bu kadar çok konuşulması, tikiliğin kendisinden çok daha tuhaf bir olgu. Antitikiliğin merkezi Taksim.
İki türünden söz edilebilir. Marjinalist (alternatifçi) antitiki: Ya, tikinin,
"trend"lerden hiç haberdar olamayacak kadar dar bir popüler kültür ortamında yaşadığını düşünür. Ya da, tikinin, yapay ve zorlama bir şekilde ve büyük ölçüde karşı cinsten insanları etkileme ve tavlama
hedefiyle trendlerin peşine düştüğüne inanır. Tiki kadar, hatta ondan daha züppe olabilir. Kendisini zeki, tikiyi de kendisine kıyasla çok salak bulur.
Marjinalist antitiki, markalardan kaçar ve giyime tikiye kıyasla genelde az para harcar. Aykırı ve sıradışı bir imaj (örn:grunge) seçer. Çok pahalı markalardan kıyafetler satın alıp, onları, markalarını sökerek ve kıyafetleri yırtarak giydiğine de rastlanmıştır. Marjinalist antitikilerin bazılarının ekonomik düzeyleri tiki olabilecek kadar yüksektir, bazıları da orta hallidir. Tiki de marjinalist antitiki de imaj yoluyla prim yapmaya çalışır. Tiki bunu 'dürüst' bir şekilde markayla(örn:üstünde kocaman DKNY yazan sweatshirtlerle) yapar. Marjinalist antitiki ise aynı şeyi daha karmaşık ve belki "daha sahtekarca" bir şekilde yapar.
Marjinalist antitikinin, aykırılık,
"bohem"lik ya da "aşmış"lığını bir cila olarak görmek de mümkün. Cilanın altında ortalama Türkiye insanının saklı olduğu ve cilayı karizma yapmak için çektiği söylenebilir. Yani, antitikinin tiki için düşündüğü şeyi, antitiki için düşünmek de mümkün.
Gençlik içinde, "standart tiki"leri marjinalist antitikilere kıyasla nisbeten masum sayan bir bakış açısı giderek güçleniyor. Marjinalist antitikinin, tikinin kültürel birikimini ya da zeka düzeyini küçümseyişi, tikinin sıradan insanı küçümseyişinden çok daha masum değil.
Politik antitiki: Tiki düşmanlığını bir zenginlik ve züppelik karşıtlığı olarak yaşar. Yerelci bir (sol) çizgiye yakındır. Marjinalist antitikiye çok sıcak bakmasa da, onu kesinlikle tikiye tercih eder.

Büyükşehir gençliği parasız tiki
Tikilik olgusu, son yıllarda, ağırlığını yitirme sürecinde. Marjinallik ve tikilik arasındaki sınır, giderek daha tartışmalı hale geliyor. Clubberlık olgusu, bu iki eğilimin bir şekilde ortasına yerleşiyor. Tablo karmaşıklaşıyor. Ama, gençliğin tikinin
yerine yeni bir kavram koyamayışı, tiki kavramının geçerliğini koruduğunu gösteriyor.
Tikinin birçok temel özelliği, büyükşehir gençliğinin genelinde de var. Örneğin: Dış görünüşü, sosyal statüyü ve parayı takıntılı bir şekilde önemsemek. Biçimi, içerikten daha çok önemsemek. Trendleri ve kültürel akımları, sivrilme aracı ya da bir ortama girme aracı olarak algılamak. Apolitiklik. En yakın arkadaşlara inceden inceye uyuz olmak ve onları rakip olarak görmek. Belki, neredeyse bütün büyükşehir gençliğimiz "özünde tiki ama parasız" olarak görülebilir.
Gençliğin tikiye bu kadar kafayı takması ve onu küçümsemekten bu kadar hoşlanmasının açıklamalarından biri, tabii ki kıskançlık (ekonomik kıskançlık kadar, tikilerin cinsel çekiciliğinin yol açtığı cinsel kıskançlık da önemli). Diğer bir açıklama şu olabilir: Tiki, büyükşehir gençliğimizin genelinin gerçek yüzünü abartılı bir şekilde gösteren bir aynaya benziyor. Gençlik, gerçek yüzünü görmekten huzursuz oluyor. Tikilerin içinde bulunduğu düşünsel darlık ile antitikilerin içinde bulunduğu düşünsel darlık arasında büyük benzerlik görülüyor.
Not: İtalik yazılı bölümler, ya doğrudan Ekşi Sözlük'ten alıntılandı, ya da Ekşi Sözlük'teki fikirlerden yararlanılarak yazıldı. (http://www.sourtimes.org)

Okuyucu yorumları
Bu haber için henüz hiçbir okuyucumuz yorum yapmamış. İlk siz olmak ister miydiniz? Yorumunuzu yazmak isterseniz lütfen tıklayın ve tüm okurlarımızla paylaşın!

Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 38 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
7

 'Radikal2' ekimizdeki diğer haberler
» On parmağında on marifet
» Hollywood'un soylu damarı
» Entelektüel olmadan sanat olmaz - ASU MARO
» Cazın gözde kadın davulcusu yine gündemde
» Tiyatro kendini yenilemeli, ama nasıl? - SEVDA ŞENER
» Arzu'dan nağmeler - NAZAN ÖZCAN
» O'nda "duende" var! - DENİZ TÜRKALİ
» Mezunum... mezunsun... mezun - SEMA ÖĞÜNLÜ
» Kimi Doğulu kadınlar - LALE MÜLDÜR
» Bedenimiz bize mi ait? - ÖZLEM EZER
» Yahudi eleştirmeni öldürmek - ESMAHAN AYKOL/Berlin
» İki paralık düşünceler
» Seçmenin umuda yolculuğu - TANJU TOSUN: Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi
» Siyasetsiz bir siyasetçi - METİN SEVER
» Yazı araç mı, amaç mı? - GÜRSEL KORAT
» Geçenlerde Antarktika'daydım! - CİHAN DEMİRCİ
» Nippon mu dediniz? - CÜNEYT ÖZDEMİR/Tokyo
» Elitlere karşı hocamızı savunuruz! - ORAY EĞİN
» Kavramlar solcularla eğleniyor - AHMET ÇAKMAK
» Yolda çakılmak mı, yeni bir yol aramak mı? - ÖMER LAÇİNER
» AB kapısı kapanırken - AHMET İNSEL
» SEÇMELER

Haberi YazdırHaberi Yazdır Haberi YollaHaberi Yolla

ÖZLÜ SÖZ #549
"Mesela gece yarısı alakasız bir saatte uyanıyorum. Bakıyorum Cem de aynı anda gözlerini açıyor."
Tuğba Ünsal, kocası Cem Cantaş'la ne kadar uyumlu olduğunu anlatıyor. Fesatlık gibi olmasın ama kocası, o bir yere gitmesin diye tilki uykusuna yatıyor olmasın...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.